Arşiv | Eylül 15th, 2008

Ruhr Derbisi: Kırmızı kartların uçuştuğu derbi

Bundesliga’da 4. haftadaki nefesleri kesen Ruhr Derbisi’nde lider Schalke’yi Signal Iduna Park’ta konuk eden Borussia Dortmund 3-0’dan geldi, beraberliği yakaladı. Konuk ekipte gerilen sinirler sonrası Pander ve Ernst kırmızı kart görerek Schalke’yi sahada 9 kişi bıraktı. Kartların ikisinde de hakem tamamen haklıydı. İki harekette de kasıt ve sakatlamaya yönelik hareketler vardı. Ve görülen kartlardan sonra ne bir itiraz oldu ne de bir itişme… Çünkü kart gören oyuncuların kırmızı kartla hüküm giyecekleri sanki çok belliydi… Bknz…

İlk baştaki futbolcu Fabian Ernst. Direk olarak ayağa dalmaktan, direk kırmızıdan oyun dışına gönderildi. Christian Pander ise ikinci sırada ancak ilk kırmızı gören futbolcu. O da ikili mücadele sırasında kasıtlı bir tekme savurmaktan ikinci sarıyı gördü. Bu olay Fabian Ernst’in kırmızı kart görmesinden önce yaşandı. İki futbolcunun da kel ve sert oynayıp oyunun dışına atılmaları aklıma hiç izlemesem de Prison Break dizisindeki karakterleri getirdi. Onlar da agresif onlar da kel… daha ne olsun

Biraz da maça değineyim istedim. Sağolsun görsel medya her gün her türlü maçı yayınlıyor. Bu yüzden “zıplaya zıplaya” izlemek zorunda kaldığım maçı ne zaman açsam heyecan ve mücadele üst düzeydeydi. Yılların derbisi olmasının hakkını veren bir maçtı. İlk yarıda da Schalke 0-2 öne geçince sanki Petric’in gidişi yaramamış gibi gözüktü. Zira takasla gelen Mohamed Zidan varlık gösteremeyip oyundan çıkınca gelmeye başladı goller. Subotic’in yaptığı kafa vuruşu o pozisyonda yapılacak en mantıklı vuruştu. Top bir çok kalecinin öyle bir pozisyonda ulaşamayacağı bölgeye gitti. Bence ders olabilecek bir goldü.

Ah bir canlı bahis olsa da daha gol olur seçeneğine bassam da paraları kazansam diye söylendiğim anlarda Frei topu ofsayt pozisyonunda alıp, ofsayta mal edilemeyecek bir gole imza attı ki haftanın en güzel golüydü. Sol ayağıyla uzak köşeye inanılmaz bir gol atıp durumu 2-3’e getirdi. Zaten bu dakikadan sonra, doğuştan kırmızıa karta mahkum olanlar kendilerini gösterdi. 2 kırmızı kart ve Dortmund’un kazandığı penaltıyı gole çevirmesiyle 3-3 bitti maç.

Alınacak dersler var sorulacak sorular

Öncelikle düdük çalmadan maçın bitmeyeceğini gösteren ulusal takımımız gibi Dortmund da bizi örnek almışçasına galibiyeti sonuna kadar kovaladı. Beraber kalmış olabilirler ama inanarak bir şeylerin yapılabileceğine güzel bir örnek.

Subotic’in attığı gol gerçekten bir ders olmalı. Ters ayakla, kaleden uzaklaşarak falso alarak kullanılan bir kornerde nasıl yer alınmalı ve nereye vurulmalı bunun örneğini çok iyi veriyor bu pozisyon.

Topu ofsayttayken almış olsa bile “Frei‘ca” (özgürce manasında) atılan ikinci Borussia Dortmund golü ofsayta bahane edilemeyecek bir gol. Top nasıl çaprazdan sert ve düzgün bir vuruşla uzak köşeden ağlarla buluşturulur diyor bu gol.

En önemli ders ise bu golden sonra durum 2-3 Schalke’nin lehine iken hiçbir şey kaybedilmemişken iki oyuncunun birden ardarda kırmızı kart görüp takımlarını 9 kişi bırakmaları. Neyi düşünerek ya da neyi düşümeyerek yapar bir futbolcu bunu anlam veremem. Üstelik kaybedilen bu puan, her takımın birbirini yenebildiği Bundesliga’da bir çok şeye mal olabilir.

Onlarda da var bu düşüncesiz tavır, bizden farkları yok diyenler muhakkak olabilir. Ancak bizden farkları yok diyeceğimize fark yaratmaya çabalayalım ya da sadece kendi oyunumuza bakalım…

En son Arsenal-Villareal maçında karşımızda çıkmıştı bir sincap kardeş yeşil sahalarda karşımıza… Futbol sezonuna merhaba diyor gibi bizden de ona merhabalar…

Kategorisi Genel0 Yorum

3 haftada 20 kırmızı, 127 sarı kart

Turkcell Süper Lig’de ilk üç haftada hakemler rekor kırdı: 20 kırmızı, 127 sarı kart. 3 haftada hakemlerin eli toplam 147 kez cebine giderken, en çok kart kullanan Fırat Aydınus oldu. Aydınus, futbolculara 7 kırmızı 19 sarı gösterirken, Cüneyt Çakır ise 5 Kırmızı 9 Sarı çıkardı. Kartlarını en az kullanan Serkan Çınar ise sadece 1 Sarı kart gösterdi.

Gerçekten rekor gibi bir şey bu sonuçlar. Diğer liglerde çıkan kart sayılarından bir haberim ama zaten onlarla bir kıyaslamaya girmek niyetinde değilim. Daha ziyade kendimize dönüp bakalım bu kadar kartın sebebi nedir diye. Yoksa karşılaştırmaya kalkarsak sonuç belli… Eee onlarda da bu kadar kart çıkmış ne var ki bunda…

Futbol sert oyundur. Hatta faul yapmak bile bence oyunun gereğidir, bir kuralıdır. Ancak bu fauller yapılırken yapan kişi karşısındakini sakatlayacak kasti hareketlerden uzak durmalı. Yani küt diye gelip adamın alnının ortasına dirseği bindirmek yerine, koşan adamı durdurmak için ufaktan ayağına dokunsa sonuç belli faul ve yapana sarı kart… İşte bu oyunun içinde bir harekettir ve bence de bu yüzden faul yapmak oyunun bir kuralıdır.

Oyunun kuralı olmayan şey ise hakeme itiraz etmek! Bugüne kadar benim izlediğim maç sayısının bir çok katı maç izlemiş insanlara sorsak hakeme itiraz edip kararı değiştiren kaç olay vardır diye, bir emsal göstereceklerini sanmıyorum. Ama bizim futbolcumuzda var bir inat bu konuda bir ilk olmak konusunda.

En son itirazdan kartı Volkan gördü aklımda kalan. Bir sarı kart da Ayhan görmüştü hakemden rakibe kart göstermesini isteyerek. Kim bilir bu 127 sarı kartın kaç tanesi itirazdan, hakeme işini öğretme çabasından çıkartıldı merak ediyorum.

Bu kadar kart gösterilmesinin başka sebepleri de olabilir tabi ki itiraz dışında.  Futbolcu sert girebilir, düdükten sonra topa vurmuş olabilir ve tabi ki hakem haksız yönetim göstermiş de olabilir… Her yol hakemlere çıkıyor ya böyle durumlarda!

Bence eğer bu kartların gösterilme sebebi de araştırılırıp yayınlanırsa H,akemlerimiz mi çok acımasız ya da haksız kullanıyor kartlarını, yoksa futbolcular mı çok sert oynuyorlar ya da mental açıdan bazı şeyleri aşamamışlar mı daha iyi anlayabiliriz… Yani bir kere de skora bakmasak diyorum!

Kategorisi Genel0 Yorum

Delikanlı Kaleci Volkan

“Nasılı, masılı yok abi. Galatasaray golü attı. Herkes seyircisine koşuyor ve golün sevincini yaşıyordu. Ben de kaleden topu çıkarıyordum. Bir de baktım karşıma dikilmiş ve bana küfür savuruyor. Pis pis de gülerek tahrik ediyor. Ağır küfürler ediyor. Var mı böyle şey. Profesyonellik bir yere kadar. Ben ailem için varım. Adrenalinin yükseldiği dakikalar. Bir anda çıldırdım. Üzüntüden kahrolduğum anda, çileden çıkardı beni. Yaptıklarından dolayı asla pişman değilim. Bugün olsa yine aynısını yaparım. Türkiye’de örf ve adetlerimiz var. Deyin yerindeyse, bu hareket öldürme sebebidir. O yaptığı küfürler nedeniyle adam vurulur. Sıkıyorsa gelsin o küfürleri dışarıda yüzüme karşı söylesin. Sahada birşey yapamayacağımı çok iyi biliyor.

Bu sözler ulusal takımımızın kalecisine ait. Tamam, çok gergin bir maçtı. Son dakikada zorla atılan-yenen golle skor 2-1 olunca bir patlama yaşanması normaldir. Olması beklenen bir şey olsa da bu kavga, kesinlikle olması gereken değildi.

Maçtan sonra Volkan için yapılması gereken şey bence kadro dışı bırakılması iken, Fenerbahçe yönetimi ise “dışarıda dese öldürürdüm” mesajını veren futbolcusuna bir kuruş para cezası bile vermedi. Belli ki kulağını bile çekmemiş. Bir de PFDK’nın verdiği 6 maçlık ceza 4’e indirildi. Bu ne demektir; “Yaptın bi eşşeklik, suçlusun ama adam anana bacına küfretmiş kardeşim! Yerinde olsam ben de vururdum bi tane. O yüzden cezanı indirdik ağır tahrik var işin içinde. Delikanlı adammışsın be Volkan …..”

Fenerbahçe Yönetimi ve Federasyon’un bu tavrı göstermiştir kırmızı kartı Volkan’a, Çek Cumhuriyeti ve Hacettepe maçlarında. Çünkü iddialara göre Jan Koller de çok ağır sözler söylemişti Volkan’a. Volkan’ın da maşallahı varmış yabancı dilini çok geliştirmiş. Kim ne “küfür” ederse anlıyor. Acaba Türkiye hakkında sorular sorulsa güzel İngilizcesiyle anlatabilecek mi? Hacettepe maçında ne yaptı canım abartıyorsun diyenler olabilir. Ama Volkan kaçan penaltının ardından hakeme yönelip yine “bak işte penaltı değildi gördün mü yukarıda allah var” diyerek penaltı olmadığı konusunda itirazlarına devam etti. Hakeme itiraz kesinlikle sarı karttır. Bunu bilmiyorsa oynamasın.

Geçtiğimiz Şubat’ta oynanan Galatasaray maçından itibaren ben bu adamın Ulusal Takım kaleceliğini haketmediğini düşünüyorum söylüyorum. Zaten Çek maçında da ben bu kaleyi haketmiyorum Tuncay bile geçse olur demişti. Neyse ki son dakikada yemişti de kartı yine biz sırtını sıvazladık koskoca Koller’i de devirdin be koçum aslanım diyerek.

Kaleci Profili
Bir yanda Hamidou’nun yediği golden sonra yanına gidip onu teselli edip, maç sonu da bunlar futbolun içinde olan şeyler Hamidou’nun yerinde olmak istemezdim diyen Aykut… Bir yanda penaltı kurtarıp yarı finale çıkmaya hak kazanmasına karşın sevimek yerine ilk olarak Petric’in yanına yönelen Rüştü… Bir yanda da “pişman değilim bir daha olsa bir daha yaparım” diyen Volkan… Harbi adammışsın be Volkan!! Yine yaptın yapacağını…

Kategorisi Genel0 Yorum


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Eylül 2008
P S Ç P C C P
« Ağu   Eki »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler