Arşiv | Aralık, 2008

Etikete bakıp Yanılgıya Düşmeyelim-UEFA’da Geri Sayım: Son 32

uefa_cup_logo13

Çarşamba ve Peşiembe yapılan 16 maç sonunda UEFA gruplarında son sıralamalar belli oldu. Gruplardan çıkmayı başaran takımlar gruptaki sıralamalarına göre aşağıdaki gibidir.
A Grubu: M.City, Twente, PSG
B Grubu: Metalist Kharkiv, Galatasaray, Olympiakos
C Grubu: Standard Liege, Stuttgart, Sampdoria
D Grubu: Udinese, Tottenham, NEC Nijmegen
E Grubu: Wolfsburg, Milan, Braga
F Grubu: Hamburg, Ajax, Aston Villa
G Grubu: St. Etienne, Valencia, Kopenhag
H Grubu: CSKA Moskova, Deportivo, Lech

Galatasaray’ın grubunu 1. bitirmesini elbette istiyorduk. Biraz prestij meselesi tabi ki ve ayrıca da son 32’de UEFA gruplarından 3. olan takımlarla eşleşmeyi, Şampiyonlar Ligi’nde takımlarla eşlemeye tercih ettiğimizdendi.. İstanbul’da Metalist’e yenilerek grup birinciliğini tehlikeye soktuk. En azından bir beraberlik bizi birinci yapıyordu. Son maçta hepimiz Benficalı olduk. Maçı pek izlemedim ama Benfica’nın direkten dönen iki topunu ve Nuno Gomes’in kaçırdığı golü gördüm. Metalist’in ise tek atağını gördüm. O da gerçekten güzeldi. Benfica yarı sahasında  çapraz toplar yaparak defansın dengesini bozdular ve Benfica’nın sol bekindeki kademe boşluğundan yararlanıp düzgün bir şutla golü buldular. Metalist’in şansıyla buraya geldiğini iddia edenler olabilir. Ama Beşiktaş maçları şans mıydı? Gruplarından hiç yenilmeden bir takım olmaları şans mıydı? Hala inatla şans olduğunu söyleyenlere hak verebilirim. Ama bu takımın şansını zorladığını iddia edemez miyiz? Şans onlardan yanaydı direkten dönen toplarda, Servet’in kaptırdığı topta… Ama Benfica maçında direkten dönen toplara vuran adamları rahatsız etmeleri yüzünden o adamlar toplara rahat vuramamış olamazlar mı? Servet’in geride tek olduğunu ve topu ıskalama ihtimalini ya da şansını düşünüp pres yapıp topu kapmaları şanslarını zorlamak değil midir ki? Metalist hakkıyla birinci oldu,şansıyla değil..

Grubumuzu ikinci bitirmenin çok büyük bir talihsizlik olduğunu düşünenler var. “Eyvah Şampiyonlar Ligi’nden gelenlerle eşleşeceğiz mahvolduk” diye düşünenler var. Etikete bakıp yanılgıya düşmeyelim. Bu konuda küçük bir araştırma yaptım.

Gruplu şekilde 2004’ten beri oynanmaya başladı UEFA Kupası.Bu statüyle oynanan kupanın ilk sahibi CSKA Moskova olmuştu. Şampiyonlar Ligi’ndeki grubunda 3. olan takım şanslı kurasıyla şampiyon olabilmiş diyebiliriz. İlk turda eledikleri Benfica bu yıl UEFA grubunda sonuncu old. Mesela Parma şimdilerde Serie B’de. Partizan hep figüran. Auxerre de dengesiz bir ekip. Bir var bir yok. Finali az çok hatırlıyorum. İkinci yarıda 1-0’dan 3-1 yaparak enfes bir maç çıkarmışlardı. Sanırım ardarda iki kontra atakla bitirmişti Sporting’i kendi evinde. Sporting ise o yıl grubunda sonuncu olmuş.. Feyenoord,M.Brough,Newcastle ve AZ’yi eleyip finale çıkmış. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.

Sonrasında Sevilla şampiyon oldu. Beşiktaş’ın da bulunduğu  grupta averajla ve sadece 7 puanla birinci olmuş. Yani Galatasaray’dan 2 puan az toplamışlar. Grubun ikincisi ise son şampiyon Zenit. Finalde karşılaştığı Middlesbrough da grubunu birinci bitirmiş.  Son dörde kalan Steaua da grubunu 8 puanla 1. bitirmiş. Son dörde Ş.L.’den sadece bir takım kalabilmiş o da Schalke 04. Alman takımı çok ilginç bir şekilde bu sene UEFA’ya veda etti.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.

Ertesi yıl yine kupaya uzanan Sevilla bu sefer grubunu 2. bitirmiş. Ş.L.’den gelen Steaua ve Shakhtar’ı ardarda elemişler. Ardından yine Beşiktaş’ın grubunda bulunan ve birinci olan Tottenhamımı elemişler. Sonra da grubunu ikinci bitiren Ossasuna’yı elemiş. Finalde de grubundan birinci çıkan Espanyol’u elemiş. Bu sene ise Sevilla gerçekten dramatik bir şekilde gruplara veda etti.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.

Son şampiyon Zenit ise grubundan tek puan farkla ve neredeyse mucize ile çıkmayı başarmış. AZ son maçında 3-3 berabere kalsa puanları, averajları, attığı ve yediği gol sayıları eşit olacaktı. Öyle olsaydı UEFA nası bir uygulama yapardı bilinmez.. O derece bir mucize.. Zorlu gruptan birinci çıkan geçen yılın flaş takımı Villareal’i elemişler ilk turda. Sonra Şampiyonlar Ligi’nden gelen Marsilya’yı, Skibbe’nin Leverkusen’ini ve Bayern’i eleyip finale çıkmışlar. Finalde ise Ş.L.’den gelen Rangers’ın Fatih Tekke’nin yıldızlaştığı maçta yenerek kupayı aldılar. Son şampiyon bu yıl Galatasaray’ın muhtemel rakibi.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan bu sefer 5’i son 16’ya kalabilmiş.

Yani istatistiki bir veri var yukarıda ve Ş.L.’den gelen sadece bir takım şampiyon olabilmiş gruplu statüye geçildiğinden beri. O da CSKA Moskova.. Daha önceki statüde sadece Şampiyonlar Ligi’nden gelip kupayı kazanan Galatasaray,Feyenoord’un şampiyonluğu var.. Yani bu kupayı kazanma şansı UEFA’dan gelen takımların daha yüksek..

Ayrıca Ş.L’den gelen Bordeaux, W.Bremen, Shaktar Donetsk, Marsilya, Aab Aalborg, Fiorentina, Dinamo Kiev, Zenit ile UEFA gruplarının 3.’leri PSG,Olympiakos,Sampdoria,NEC Nijmegen,Braga,Aston Villa,Kopenhag,Lech takımları arasında çok büyük farklar olduğunu iddia edebilir miyiz?

Galatasaray ‘ın grubunu ikinci bitirmesinin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bir kere “çok güçlü” olduğu iddia edilen takımlardan birini eleyecek ve “çok güçlü” rakiplerinden birini saf dışı edecek. 8’den biri gidecek. Galatasaray, son haftalarda sunduğu 10’ar dakikalık resitalleri tüm maça yaymayı başarabilirse “çok güçlü” rakiplerinden hangisini yenemez? Son haftalarda maçların son 10 dakikalarında oynadığı futbolu oynarsa hiç birini eleyemez orası ayrı bir yazı konusu..

Peki grubu birinci bitirip “Ş.L.’den geliyorlar yandık, çok güçlüler” dediğimiz takımlarla eşlememiş olduğumuzu düşünelim. Ve hepsinin de “çok güçlü” oldukları için son 16’ya kaldığımızı düşünelim. 8 tane “bela gibi, çok güçlü” takımın karşımıza çıkma ihtimali olacaktı. Öyle daha mı iyi mi olacaktı ki acaba?

Kuradan kim çıkarsa çıksın hiç bir şekilde şüpheniz olmasın Galatasaray Ş.L.’den gelen 8 takımı da yenebilecek güçte.. Takımın başında UEFA’da son sekize kalmayı başarmış Skibbe var. Ne çabuk unutuyoruz..

Kategorisi Genel0 Yorum

Yeni Koç Big Sam

allardyceshoutspa_468x400Bir kaç gündür konuşuluyor Tugay Kerimoğlu Blackburn Rovers’ın asistan koçluğuna getirilecek diye. Böyle bir şey gerçekleşecekse de Greame Souness’ın  yardımcısı olarak bu görevde bulunacaktı..  Greame Souness bbc’ye  aradığınız kişi ben değilim diye açıklama yapmıştı… Bu durumda Greame Souness’ın BR’ın başına geçme şansı ortadan kalktı. Hem de öyle bir ortadan kalktı ki, daha bugün takımın başına geçeceği söylenen  “Big Sam” lakablı Sam Allerdyce takımın başına geldi bile… Big Sam Bolton’dayken kulaklığı sayesinde iyi işler başarmıştı! ama Newcastle’da iken işler pek iyi gitmemişti.. Sam artık Blackburn’ün yeni menajeri, asistan koç Tugay olur mu bilinmez… Ama Tugay’ın İngiltere’de antrenörsüz kalmış bir takımın oyuncusuyken, takımı bir süreliğine de idare edeceği söylentilerinin çıkması bile onun İngiltere’deki,Blackburn’deki saygınlığını ortaya koyuyor… Bu ise hepimiz için mutluluk verici bir durum.. Bugün olmaz Ali belki yarın…

Kategorisi Genel0 Yorum

Şimdilik Sıvas

Sıvas’ın dönüşü!

Bülent Uygun’la geriye düştüğü 9 maçı çevirmeyi başardı

(Cumhuriyet Gazetesi-28.09.2008)
Sıvasspor, Bülent Uygun’la geri dönüyor… Kırmızı – Beyazlılar, genç teknik adamın takımın başına geçtiği 2006’dan bu yana oynadığı lig maçlarının 9’unda geriye düşmesine karşın 90 dakika sonunda sahadan puanla ayrılmayı başardı. Bu karşılaşmaların 5’ini galibiyetle kapatan Sıvasspor, 4’ündeyse rakibiyle berabere kaldı. Kırmızı – Beyazlıların geriden gelip puan aldığı 9 maçın 4’ünü F.Bahçe, G.Saray ve Beşiktaş’a karşı oynamış olması da dikkat çekiyor. Anadolu’nun yükselişteki temsilcisi, F.Bahçe ve Beşiktaş’ı birer kez yenip G.Saray’la berabere kalırken bu maçlardan çıkardığı puanları önceki günkü F.Bahçe galibiyetinde olduğu gibi son dakika golleriyle elde etti. Yenik duruma düştüğü maçları son 15 dakikada attığı gollerle çeviren Sıvasspor, süre tükenene dek mücadeleyi bırakmamanın semeresini aldı. Son 3 sezonda G.Saray ve F.Bahçe’nin kazandığı şampiyonluklarda son dakikalardaki gollerin önemi göz önüne alındığında, Yiğidolar bu performansıyla şampiyonluğa göz kırpıyor. Sıvasspor gibi takımların Alex’leri, Lincoln’leri, Delgado’ları olmayacak belki ama kısıtlı bütçeleri ile şampiyonun 6 puan gerisinde kaldıkları sezon bir Anadolu takımının cesur oynadığı zaman neler yapabileceğini herkese gösterdiler. Gösterdiği mücadeleyle futbolseverlere amatör ruhun ne demek olduğunu hatırlatan Yiğidolar, 2008-09 sezonunda evlerinde yenemedikleri 3 büyük takımı bu sezon alt etmeyi başarabilirse şampiyonluk hiç de uzak gözükmüyor…

2008-09: Sıvas-F.Bahçe: 2-1 (Dk. 88 Sezer Badur: 2-1), Eskişehir-Sıvas: 2-2 (Dk. 75 M.Yıldız: 2-2).
2007-08: Manisaspor-Sıvasspor: 1-1 (Dk. 87 Sezer Badur: 1-1). Beşiktaş-Sıvas: 1-2 (Dk. 83 Ilgar Gurbanov: 1-2). Sıvas-Bursa: 3-2 (Dk. 76 M.Yıldız: 3-2).
2006-07: Sıvasspor-K.Erciyes: 2-1 (Dk. 90 Mehmet Yıldız: 2-1). Sıvasspor-G.Saray: 1-1 (Dk. 90 Gürhan Gürsoy: 1-1). Sıvas-G.Antep: 2-1 (Dk. 79 Mehmet Yıldız (pen.): 2-1). F.Bahçe-Sıvas: 2-2 (Dk. 37 Servet Çetin: 1-2). sivasspor5

1,5 ay önce böyle bir manşet atmışız gazeteye. Fenerbahçe maçına kadar mağlubiyet almamışlar. İlginçtir ki tam da bu maçtan sonra Ankaraspor’a deplasmanda yenilmişler. Bir de Antalyaspor’a… O günden beridir de Beşiktaş ve Trabzonspor’a yenilmemişler. Galatasaray’la oynamadılar henüz. Evinde kral, dışarıda ise biraz talihsiz bir performansları var. Bu hafta karışmış bir Gençlerbirliği deplasmanına çıkacaklar..

İstatistiklere göre ligin ilk yarısını bitiren takımlar genellikle şampiyonluğa ulaşmışlar. Henüz ligin ilk yarısı bitmiş sayılmaz tabi ki ligin 17. haftasında Sami Yen’de oynayacakları Galatasaray maçı bu noktada çok kilit bir role sahip.. Sivasspor’lu değilim,Sivaslı da değilim fakat ligi şampiyon bitirme konusunda sonuna kadar destekçileriyim. Bu desteği vermemin tek sebebi ise, yıllar sonra anadoludan bir şampiyon çıkacak olmasının yanında her açıdan örnek teşkil ediyor olmaları.. Keşke şampiyon olsalar ve diğer anadolu takımları da onları örnek alsa…

Kategorisi Genel0 Yorum

Sıradaki Gelsin!

Son Tottenham yazımı 30 Ekim’de yazmışım.. Ben zamana yenilirken, beyaz-lacili takımım sadece iki kez yenildi.. İkisi de bence biraz süpriz sonuçlardı. Fulham’ın çok iyi oyunculara sahip değil ama iyi bir uyum içinde. Andrew Johnson da zaten tek yıldızları olarak göze çarpıyor ki Spurs’ü 2-1 yendikleri maçta da bir golü var. Everton’sa Spurs’ten daha oturmuş bir takım ama yine de evinde yenilmemesi gerektiğini düşünüyordum. Neyse bazen keybetmek güzeldir, kazanmanın kıymetini daha anlamak için..

_45295700_berba_paLiverpool’u lig maçında son dakika golüyle yendiğimiz maçı izleyemedim ama hafta içi oynadığımız Lig Kupası mücadelesi, son günlerde izlediğim en eğlenceli maçlardan biri oldu. Bu kupanın hakkını pek vermeyen büyük kulüplerden Liverpool’un yedek ağırlıklı kadroyla çıktığı maçlardandı. Rafa Benitez için gençlerini sahada görmek iyi olabilir tabi ama bu takımlar böyle yaparak taraftarlarına yazık ediyor biraz.

Fraizer Campbell’ın efsaneleştiği maçta iki golü bir de asisti falan vardı. Tamamen gidişata damgasını vuran adam oydu. Tabi Liverpool defansının hataları da sağolsun.. Tottenham Manchester’dan kiraladığı bu çocuğu takımda tutmalı. Hem altyapısı sağlam hem de çağdaş futbolun gerektirdiği hücum oyuncusunun özelliklerine sahip. Forvet sıkıntısı çeken takımda gezici (all-rounder) tipinde oynayabilecek yek pare şahsiyet.

Premier Lig maçı izlemeye hasret kalmışım. Bunu bugün anladım.. Aman ki heyecan dolu son dakikalarda gol olmadı da lig’in dört büyüğüne çelme takmayı başardı “sıcak mahmuzlar” -HotSpurs-

Manchester United maçı benim için, muhtemelen Redknapp için de çok önemli, çok kilit bir maçtı. Avrupa’nın en iyi futbolcusu takımdaydı elbette ama ilk 11’in bir hayli eksik olduğunu belirtelim. Orta sahada Scholes olmadığı zaman takımın pas hızı, oyunu yönlendirme gücü ve dikine oyundan yoksun kalıyorlar. Carrick ve Fletcher yardımcı oyuncu rolünde iyiler ama her filmde en az bir baş rol oyuncusu bulunur. Bu sefer kenarda oturuyo080517harryrdu Scholes. Rooney’siz sahaya çıkan kırmızılarda Giggs ve Scholes neden kenardaydı ben anlamadım. Harry Redknapp ManU’nun sahaya Rooney’siz çıkmasına verdiği esprili cevap da her daim hatırlanmalı: “Ufak tefek Tevez adında bir Arjantinli oynayacakmış onun yerine. Sanırım sahaya Rooney yerine bu adamla çıkmaları dünyanın sonu değil..” Ne tonton adam şu Redknapp..

Woodgate sahalara çabuk döner umuyoruz ki ama sakatlanıp oyundan çıkması takım adına bu maçlık iyi oldu. Kalın ve kısmen yavaş Corluka yerine hızlı,çarpışan, kolay geçit vermeyen Zokora’nın Ronaldo’yu savunması atak gücü portekizliye bağlı olan ManU’yu durdurma açısından kolaylaştı. Defansın göbeğinde yer alan Dawson da takımın savunma gücündeki en önemli adam oldu bu maçta..

BBC, “Kararlı-Azimli Tottenham ManU’yu durdurdu”, diye manşet atmış.. Orta sahada Manchester’dan daha etkindiler. Lennon takımı çok iyi sürüklüyor. Müthiş hızlı bir oyuncu, top hakimiyeti,tekniği çok iyi.. Son vuruşlarda biraz daha iyi olsa çok daha iyi yerlere gelir. Maç boyu Manchester Utd’nin tıfıl sağ beki Rafael Lennon’la çok iyi boğuştu…

united_report240Diğer kanatta oynayan yakışıklı David Bentley’nin tarafından fazla bindirme olmadı bugün. En azından göze batan bir pozisyon gelişmedi o bölgeden. Ama uzakça bir mesafeden serbest vuruştan kaleye gönderdiği top enfesti.. Van der sar da aynı enfeslikte topu kornere tokatladı.

Cruyff’a benzediği için yeteneği abartılan Modric’in Premier Lig’de tutunması için çok fazla çalışması gerektiğini bu maçta ben gördüm. Ama Harry’cim göremedi. Gitti takımın kaptanı, orta sahayı toparlayan adam Jenas’a maçın son yarım saatinde top oynamayı yasak etti. Aynı bölgede oynayabilen özkaynak O’Hara o dakikalar için en doğru tercihti ama çıkan oyuncu Modric olmalıydı. Henüz ne lige ne de takıma alışamamış.. Rio Ferdinand’ın yanında ufak kaldığı gibi üflediğin zaman uçuyor. Maç boyu tek hareketi 70 civarı kaleye attığı şut idi. Modric kenara gelseydi, bu maçı kazanma şansımız daha fazla olurdu.

Şansımız artardı çünkü, oyuna takımın esas forveti girmişti. Jenas’la uyumunun daha iyi olduğunu düşündüğüm Darren Bent, Modric’ten pek beslenemedi. Sonuç olarak oyuna pek fazla ısınamayınca varlık da gösteremedi. Pavlyuchenko tabi ki çok kaliteli bir oyuncu ama bu takımın hücumcusu Darren Bent’tir.dimitar-berbatov_1205495c

Telegraph da; “Berbatov Tottenham taraftarlarının yuhalamalarına sessiz kaldı” şeklinde atmış manşetini. Koca maçı tek adama indirgeyerek yoruma açmışlar. Güzel oyunu gölgede bırakan bir başlık. Ama maçın en ilgi çeken anlarıydı topun Berbatov’la buluştuğu saniyelerde tribünlerden gelen “booooooo” sesleri. Liverpool maçında Robbie Keane’e daha bir edepli davranmışlar. Bağırlarına basmışlar İrlandalıyı. Heralde transferin son dakikasında gitmiş olmasını içerlemiş Londralılar…

Güzel futbol ve güzel bir sonuçla üst sıralara doğru yürüyüşünü devam ettirdi “zambak beyazı” renkli takımım! Fakat bu takımın hücumcularını daha iyi kullanması gerek. Forvette Bent’in hemen arkasında Bentley’i kullanılırsa bu adamın uzaktan attığı mermi gibi şutlardan daha çok yararlanılır. Lennon ve Dos Santos (Gio sakat olmasa mesela) kanatları değişimli,dönüşümlü kullanarak atak bindirmeleri yaparak çok büyük tehlikeler yaratabilir. Jenas ve Zokora ortada sigorta! Beklerde Ekotto ve Corluka mevcutların en iyileri.. Tandemde ise Woodgate ve Dawson harika ikili! Kaleci Gomes dengesini bulursa bu takım ligi çok rahat ilk 10’da bitirir.

Yakında: Tottenham Hotspurs’ün 126 yıllık tarihi..

Kategorisi Genel0 Yorum

Takdir edilecek bir şey vardı da biz mi gör(e)medik?

Tek galibiyetle çenesi açılan teknik direktörlerin başında gelir Güvenç Kurtar. Kendisinin de dediği gibi kimsenin bildiği hocalardan değildir o, farklıdır, müthiş taktisyendir! He bir de son sırada aldığı takımı ligde tutmayı başararak gazete manşetlerine ismi sayesinde malzeme olabilen yegane teknik adamlardan. “Güvenç Kurtarsın” gibilerinden…

Rotasyon sevdalısı yöneticiler yedek kulübesinde bekleyen Kurtar’a ligin 10. haftasında şans tanıdı. Kimin şans tanıdığı farkeder mi? Nasıl olse sezon sonunda, onu aynı takımın başında görebilme şansımız %50!

Hiç bir şekilde nedenini anlayamadığım halde gönderildi Samet Aybaba Bursaspor’dan. Takımın başında kaldığı süre içerisinde zirveye bile çıkma başarısını gösteren takım ilk 6 haftada sadece Sivasspor’a yenilmiş. Galatasaray’ı yendikten sonra, form grafiği hafiften yükselişe geçen Eskişehir,Fenerbahçe ve Ankaraspor’a yenilmişler. 5 galibiyete karşın, 4 mağlubiyet alsa da, yöneticiler için ağır basan taraf yenilgi sayısı olmuş kanımca. Hatta belki berabersizlik canlarını çok sıkmış olabilir. Zira takımın başına getirdikleri Güvenç Kurtar, ilk maçında hemen bir beraberlik almış yönetimi rahatlatmış…

Ardından Trabzonspor maçına kadar çıktığı maçlarda ne gariptir ki hiç galibiyeti yok! Beşiktaş ve Konya’ya ne gol atabilmiş ne de yemiş. Antalyaspor ile geriye düştüğü maçta zorlanarak berabere kalmış. Unutulmayacak Denizlispor maçında ise öne geçmesine karşın son 5 dakika’da yediği iki golle karşılaşmayı 4-3 yenik bitirmiş.

kedi-kopekTrabzonspor maçını tam izlemedim. İlk yarısına bakındım diyebilirim. İlk yarım saatinde iki takımında adam akıllı bir atağını göremedim. Televizyon karşısında uyuklarken Gökhan Güleç’in şişko Sylva’yı alt ettiğini gördüm. Güzel bir goldü, tebriklerim Gökhan’a gider. Trabzonspor nasılsa alır bu maçı rehavetiyle uyudum tabi ki. Gözümü açtığımda bir Sercan sesi duydum, bir de hakemin bitiş düdüğünü…

Vay be dedim Bursa’ya helal.. Demez olaydım! Attıkları ikinci gol külliyen ofsayt! Tunç Kayacı’nın yorumladığına göre ikinci yarıda Bursaspor’un atağı bile yok, geriye yaslanmış, kaderinin çizilmesini bekleyen kurbanlık koyun gibi oyunu seyredalmış. Güvenç Kurtar’a göre ise kendisi takımını geriye yaslamamış! Sadece Emrah’ı dörtlü defans bloğunun önüne koyup 4+1 defans yapmış. Ama aslında top rakip sahadayken ileri çıkmaları gerekiyormuş..Trabzonspor’a karşı oynadıkları oyunla da takdir edilmeleri gerekiyormuş!..

Ben yılların hocasıyım diyen hocam futbolcu psikolojisi vardır bilir misin? Takımı 1-0 öndeyken kenardan gelen oyuncusun mevkisi direkt olarak futbolcuların psikolojisini dolayısıyla oyun tarzını etkiler. Sen defansını 4+1 yaparsan, rakip takım isterse sonuncu olsun illa ki kendi oyuncun geriye yaslanır.. Seni bunu bilmediğin için mi takdir edelim? Takımın başına geçtiğinden beri takımın kazandığı puan sayısının, bu maç dışında Samet Aybaba’nın takımın başında olduğu dönemin 5’te biri kadar bile olmadığı için mi takdir edelim? Yoksa ofsayttan attığın gole rağmen hiç bundan bahsetmeden  egonu şişirdiğin için mi takdir edelim? Takdir edilecek bir vardı da biz mi gör(e)medik? Ya da bırakalım sen böyle devam et, nasılsa 5 maçta bir konuşabilme şansın oluyor..

Kategorisi Genel0 Yorum

Yeni Bir Tat

serkanacar196719787cyŞimdi Fenerbahçe maçı öncesi FBTV’de efsane golcü Selçuk Yula maçı öncesi, maçla ilgili genel bir beyin fırtınası yapıyor. Şöyle olur, böyle olur vesaire..  Benim derdim başka.. Yabancı olarak ülke takım futboluna katkı yapıp sonra Türk statüsünde oynayan bir çok oyuncu var. Mert Nobre, Gökçek Vederson,Mertol Karatay nam-ı diğer Batista,  Mehmet Aurelio, bir dönem Kaan Dobra bile olmuştu Dobrowski..

Son bir kaç yıldır da İbrahima Yattara, Jaba, Tita, Pini Balili Süper Lig takımlarında sürekli oynayarak farklı bir tat yaratıyorlar ligimizde.. 2001’de Gençlerbirliği fırtınasının Ümit Karan’dan sonraki en önemli forveti Souleymane Youla idi. Beşiktaş’a kadar tırmandı bile kariyerinde.. Sonra bir ara Fransa’ya gitti geldi bir avrupa gördü yine.. 745d2f293d9d464cb9ef1a9eaTekrar ülkeye dönüş yapan Youla tekrar renk kattı ligimize. Büyüklere karşı oynadığı maçlarda çok farklı bir heyecan yaşatıyor bizlere…

Şimdi ülkede 5. yılını geçiriyor. Kanunlarımıza göre de ülkede vergisini veren her insan gibi Türkiye vatandaşı olma hakkına sahip oluyor. Acaba diyorum ki Souleymane Youla Türk vatandaşı olsa ve adını da Selçuk Yula yapsa da türk futbolunda bir nostalji yaşasak,  yeni bir tat gelmez mi? =) Ve asıl bu duruma Selçuk Yula nası tepki verir ben onu merak ediyorum..

Kategorisi Genel0 Yorum

Kanatları Olmadan Uçabilen Tek Canlı

(Cumhuriyet Spor Eki Sayı:124 / 9.12.2008)

ron-5001George Best‘in hızı ve golcülük becerisi, Bryan Robson‘ın oyun zekası, Cantona‘nın havalı gol sevinçleri, Beckham‘ın ölümcül frikikleri… Yukarıdaki oyuncular kendi içinde farklılık gösterse de, hepsinin ortak bir özelliği var. Hepsi de, Manchester United’ta giydikleri 7 numaralı formayı efsaneleştirdi. Ama Kırmızı Şeytanlar’a, şimdiye kadar yukarıda saydığım özelliklerin bir arada bulunduğu başka bir oyuncu gelmedi.
“Bir çok genç oyuncu United’ta kupa kazandı. Bunu ben neden başaramayayım ki? Daha çok gencim ve elimden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğim” sözleriyle Manchester’a ilk geldiği yıllarda bu kadar fazlasını yapabileceğini tahmin ediyor muydu bilinmez ama Ferguson ona 28 numarayı değil de, ”Manchester’da 7 numarayı efsaneler giyer” diyip 7 numarayı verirken geleceği görmüş gibiydi. Öyle ki geçtiğimiz sezon Manchester United formasıyla oynadığı 49 maçta attığı 42 golle sadece United efsanesi değil, dünya futbolunun efsanesi haline geldi. Messi,Torres,Kaka gibi yıldızları geride bırakıp, “France Football” dergisinin her yıl aday futbolcuların oylarıyla belirlediği Avrupa’nın En İyi Futbolcusu, yani “Ballon d’Or” (Altın Top) ödülünü kazandı.

cristiano-ronaldo-sporting-lisbon1Portekiz’deki özerk Madeira bölgesinin 100bin kişilik başkenti Funchal’de 5 Şubat 1985’te dünyaya geldi. Tam adı “Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro” olan futbolcu ikinci adını, babasının o dönem en çok sevdiği aktör olan eski ABD Devlet Başkanı Ronald Reegan’dan almış. Futbola doğduğu bölgenin amatör futbol kulübü CF Andorinha’da 8 yaşında başlayan Ronaldo, 2 yıl sonra ada kulübü Nacional Madeira’ya transfer oldu. Burada yetenekleri farkedilen genç oyunucu, Portekiz’in başkenti Lizbon’un yolunu tuttu.

12 yaşında altyapısına girdiği Sporting Lizbon’un A takımına 16 yaşında çıkıp 2 sene boyunca yeşil-beyazlı ekibin formasını giydi. Sporting’in Manchester United ile karşılaştığı 2003-04 sezon açılışı maçında Kırmızı Şeytanlar’ın defansını dağıtarak Alex Ferguson’ın dikkatini çekti. Ferguson daha önce hiç izlemediği bu oyuncunun takıma katılması için harekete geçti  ve çok geçmeden onu United’lı yaptı.

Takıma ilk katıldığında çöp gibi bir delikanlı olan futbolcuya, o zamanki oyunuyla birçokları tarafından “Bu şımarık,bencil,çelimsiz çocuktan hiçbir şey olmaz” yorumları yapıldı. Ferguson’ın yavaş yavaş forma şansı verdiği genç kanat oyuncusu yapılan eleştirilere karşın ilk sezonunda çıktığı 40 maçta 6 gol attı. Aynı yıl ülkesinin ev sahipliğini yaptığı Avrupa Şampiyonası’nın da altın karmasına girdi.

Ertesi yıllarda ilk 11’de oynadığı maç sayısını arttıran genç futbolcu eleştirilmeye devam etse de gol sayısı ve kazandığı ödül sayısındaki artış, Ferguson’un önderliğinde emin adımlarla ilerlediğini gösteriyordu. İlk sezonlarında oldukça savruk bir görüntü sergileyen futbolcu, takım oyununa uyum göstermekte zorluk çekiyor ve topu her zaman ayağına cristianoronaldo_juichtistiyordu. Kaptanı Giggs, bunu altyapısının eksikliğine bağlarken zamanla bunu aşacağını düşünüyordu. Bitiricilik konusunda da sıkıntı yaşayan yetenek, Ferguson’ın bitmek bilmeyen şut antremanları sayesinde kendini geliştirip, 2006-07 sezonunda şampiyon olan takımın 23 golle en çok gol atan oyuncularından oldu.

Daha 25’ine bile gelmemiş olsa da ilk geldiği yıllara göre aşırı yol kateden bu top cambazı artık düşmüyor, yorulmuyor, durmuyor, rakip defansı dağıtıyor, oyun disiplininden kopmuyor. Bencil değil bilakis oyun kurucu. Fizik gücü,tekniği, oyun zekâsı ve yaratacılığı üst düzeyde. Çalım repertuarı gördüğümüzün en genişi, hızı ve hızlanmasıyla henüz dünyada eşi benzeri olmayan falsolar alabilen şutlarıyla rakip kaleyi gole boğuyordu. Kafa vuruşlarındaki başarısı ise birçok forvette olmayan düzeyde. Bu özellikleriyle Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi’nin son gol kralı oldu. George Best’e “Yeni George Best olarak lanse edilen birkaç oyuncu olmuştu ama ilk defa Ronaldo’ya yapılan bu benzetme benim için iltifat oluyor” dedirten bu yıldız, artık sadece futbol tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden Sir Alex Ferguson’ın değil, Avrupa’nın bir numaralı futbolcusu.

Kategorisi Genel0 Yorum

UEFA’da Son Perde Kadıköy’de…

uefa_1972İlk olarak 1972 yılında ingiliz ekip Tottenham‘ın kazandığı UEFA Kupası’nın final karşılaşmaları 1998 yılına dek çift ayaklı ve final mücadelesi veren takımların stadlarında oynanıyordu. Fakat maçlardan çıkan kısır sonuçlar UEFA’nın karar değişikliğine gitmesine yol açtı. Heyecanı arttırmak için final maçlarının tek maçlı oynanmasına ve karşılaşmaların da tarafsız bir sahada oynanması gerektiği kararlaştırıldı.

Paris’teki, ‘Parc de Princes‘ stadında yapılan ilk tek ayaklı UEFA Finalleri’nde bugüne kadar Galatasaray‘ın UEFA Kupasını kaldırdığı Parken (Kopenhag), Jose Alvelade (Lizbon), Westfalen (Dortmund) stadları ev sahipliği yapmıştı. Son durak Fatih Tekke‘nin UEFA Kupası’nı kaldırdığı Manchester City’nin Stadı olan ‘City of Manchester‘dı. Şimdi sahne İstanbul Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın.

Slovenya’nın Ljubljana kentinde 2006 yılında yapılan kurulda UEFA Kupası’nın 2008 ve 2009 yılları finallerinin ev sahipliği için, Arena Hamburg (Almanya), City of Manchester Stadium (İngiltere), National Stadium (Bükreş, Romanya), Ramat-Gan Stadı (Tel-Aviv, İsrail) stadlarıyla yarışan Şükrü Saracoğlu Stadı, güçlü adayları arasından sıyrılmayı başarmıştı.
b_b9e534582e15af297569b385442a8008
Stadın yapım aşamasında Aziz Yıldırım’a “Çok güzel bir stat oluyor. Burayı bitirin, güzel bir final alın” sözü veren Şenes Erzik‘in büyük baskısıyla oylama yapılmadan bu hakkı kazanan İstanbul, böylece 4 yıl içerisinde iki büyük organizasyona böylesine kısa aralıklarla ev sahipliği yapan nadir şehirlerden biri oldu.

Şampiyonlar Ligi’nin İstanbul’da organize edilmesinin ardından bu tür organizasyonları başarıyla kaldırabileceğini gösteren Türk Futbolu ına önemli bir adım olacak bu organizasyon’un logo ve bilet tasarımının tanıtımı 2 Aralık’ta Kadıköy Süreyya Operası’nda yapıldı.

İstanbul’un tarihi mirasının ve modern yüzünün, geleneksel mozaik tekniğinin modern bir uygulamasıyla bir araya getirildiği logoda Osmanlı ve Bizans motifleri ile futbol ve stadyum ikonları yer alıyor. İstanbul’un haritası şeklinde mozaik desenle hazırlanan logoda finalin oynanacağı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı da figürüyle ayrıca belirtiliyor.

06102005stat009Aziz Yıldırım’ın büyük çabalarıyla yapılan Şükrü Saracoğlu Stadı 50.509 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük stadyumların biri olmasa da, görünüm, konfor, maç izlenebilirliği açısından birinci sırada bulunuyor. Ev sahibi ve rakip takım odalarında 14’er duş bulunan stadyum’a akredite olabilecel basın mensubu sayısı ise 240. 155 kişilik basın tribünü’nün hepsi masalı ve hepsinde güç kaynağı mevcut ve bu tribünden kablosuz ağ erişimi mümkün.

Toplamda 60 çıkış kapısının olduğu Şükrü Saracoğlu Stadı’nda 68 turnike bulunuyor ve dakikada stadı terkeden seyirci sayısı 952. Otopark sorunu olmayan stadyumun alt kısmında 1500 aracın park edebileceği alan bulunuyor.

Final Biletleri
Final biletleri 5 Aralık Cuma günü saat 12.00’den itibaren Futbol Federasyonu’nun internet sitesi www.tff.org’dan satışa sunulacak. Biletlerin fiyatları 75, 100 ve 130 avro olarak belirlendi. Talep toplama yöntemiyle yapılacak satışta, başvuru sayısı ayrılan bilet sayısından fazla olduğu takdirde 29 Ocak 2009’da noter huzurunda kura çekimiyle bilet almaya hak kazanan kişiler belirlenecek. Biletler için başvuru 23 Ocak 2009 saat 12.00’da sona erecek.

Kategorisi Genel0 Yorum

Başarı ölçüsü kupa kaldırmak mıdır?

Çok mu abesle iştigaldir bu yaptığım, çok piyasa bir hareket gibi gelse de, hatta bunlar reklam kokan hareketler olsa da naif bi sebeple bunu yaptığımı söylemek istiyorum…

Uzun zamandır bloga yazı yazamadık. (malum sınavlar,iş güç vs.) Ama blog blog gezerken beğeniyle okuduğum flyingdutchman‘in bir yorumuna aklım takıldı. “Aykut Kocaman’ın ne başarısı var kı bu adamı bu kadar büyütüyorsunuz? Bu adam iyiyse Hikmet Karaman,Samet Aybaba teknik direktörlükten anlamıyor olmalarına karşın Türkiye Kupası kaldırmış isimler. Onları yeriyorken, Aykut’un nesini övebiliyoruz? Başarısı nedir? Kupa sayısı ne ki Sepp Herberger muamelesi yapılıyor bu adama? “demiş…

1209

Bir göz attım, bu iki teknik adam kupa kaldırırken ellerinde hangi kadrolar varmış, kimleri eleyip bu başarıları elde etmişler. Kronolojik sıraya göre öncelik 2000-2001’de Gençlerbirliği ile kupayı kaldıran Samet Aybaba’nın.

Gençlerbirliği finale kadar ilerleyip kupayı kaldırdığı sezonda ilk turda ortalıktan yok olmuş Mobellaspor ile karşılaşmış. Ardından pek parlak bir döneminde olmayan Ç.Rize’yi CavCav’ın muhteşem üçlüsünün bir parçası olan Kona’nın iki golüyle geçmiş. Çeyrek finalde ise kendisinden bir sonraki yıl kupayı kaldıracak Kocaelispor’u yenerken Ümit Karan’ın inanılmaz performansı göze batıyor. O yıl Kocaeli’nin kadrosunda Kaan Dobra, Lazarov, Metin Mert, Yordanov gibi yabancıların yanında Nuri Çolak ve Cihan Haspolatlı gibi genç yetenekler de bulunuyordu.

3. Tur /GENÇLERBİRLİĞİ 7-1 MOBELLASPOR A.Ş. (Goller: PHIRI dk. 6, ÜMİT KARAN dk.13,31,38, ANDRE KONA dk. 58, TJANI BABANGIDA dk. 90)

4.Tur / ÇAYKUR RİZESPOR 1-2 GENÇLERBİRLİĞİ (Goller: ANDRE KONA 65.dk(P) ,72)

Çeyrek Final / GENÇLERBİRLİĞİ 4-2 KOCAELİSPOR (Goller:ÜMİT KARAN dk. 50,77,98, ANDRE KONA dk. 110)

56773Yarı Finalde tarihin en enteresan Beşiktaş ile karşılaşmış. Kadrosunda Fevzi Tuncay, Ali Eren, Bayram Bektaş ve İlhan Şahin’i barındıran Siyah Beyazlıların teknik direktörlüğünü yamulmuyorsam Nevio Scala yapıyordu. Gençlerbirliği ise önemli Nijeryalı oyunculardan biri olan Babangida, Thomas Zdebel ve Kone gibi kaliteli yabancıların yanında Ümit Karan, İsmail Güldüren, Tolga Doğantez gibi ileride büyük takım tecrübesi yaşayacak oyuncular kadrodaydı. Penaltılarda kazanılan yarı final maçında Beşiktaş’ın penaltı gollerini Ali Eren ve Mehmet Özdilek atmış. Ayhan’da maçta yedek soyunmuş. Gol geleceğin yıldızı Nihat’tan gelse de penaltılarla eleyebilmiş Beşiktaş’ı.

Yarı Final / BEŞİKTAŞ 1(2)-1(4) GENÇLERBİRLİĞİ (Goller: NİHAT KAHVECİ dk. 66, THOMAS ZDEBEL dk. 78)

Final maçına gelindiğinde artık kendine güveni tam bir Gençlerbirliği takımı Kayseri’de oynanan maçta geriye düşmesine karşın öne geçmeyi başarmış. Ümit Karan’ın yine başrolde olduğu maçta Andersson’un attığı golle beraberliği yakalayan Fenerbahçe’yi uzatmalara kadar durdurmayı başarmış. Penaltılarla kazanılan kupada Fenerbahçe’nin sayıca fazla teknik oyunculara sahip olmasına karşın tek penaltısını Milan Rapajc atmış.

Final / FENERBAHÇE 2(1)-2(4) GENÇLERBİRLİĞİ (Goller: SAMUEL JOHNSON dk. 6, KENNET ANDERSSON dk. 65, MARCEL MBAYO dk.13, ÜMİT KARAN dk. 54)

Fenerbahçe – 1.  RÜŞTÜ REÇBER, 3. OGÜN TEMİZKANOĞLU, 4. MUSTAFA DOĞAN, 6. ZORAN MIRKOVIC, 10. HAİM REVİVO, 11. ELVİR BALİÇ, 17. NICOLA LAZETIC, 18. ABDULLAH ERCAN, 19. KENNET ANDERSSON, 28. SAMUEL JOHNSON, 30. MERT MERİÇ

andre-konadir-umarimGençlerbirliği – 1. PATRİCK NYS, 2. PHIRI ALFRED,3. İSMAİL GÜLDÜREN,4. TOLGA DOĞANTEZ,7. MEHMET ŞİMŞEK,8. THOMAS ZDEBEL, 9. ÜMİT KARAN, 11. ANDRE KONA ,14. BEYHAN SÜMER,17. MARCEL MBAYO, 28. FERDİ TATLI

Aynı Gençlerbirliği takımı o sezonda ligi 46 puanla 10. sırada bitirmiş. 14 galibiyet 4 beraberlik 16 da yenilgi almış. Sonuç olarak, en tehlikeli Gençlerbirliği kadrolarından teknik direktörlüğünü yapan Samet Aybaba Türkiye Kupası’nın tek maçlı eleme sisteminden çok iyi yararlanmayı başarmışsa da aynı performansı ligde gösterememiş. Kupaya odaklanmış canım desek bile 5 maç oynamak için bir takımın başına mı geçti diye sormak gerekir.. Zaten sonrasında da istifa mı etmişti ne… ya da gönderilmişti… Bu muydu başarısı?

Sırada Kocaelispor’un başında Türkiye Kupası’nı 2001/02’de kaldıran Hikmet Karaman’ın bunu nasıl başarmış olduğu var…

3. Tur / KOCAELİSPOR 3-1 TÜRK TELEKOMSPOR  Goller:  (MİLAN TİMKO dk. 13, KWAME AYEW dk. 23,  SERDAR TOPRAKTEPE dk. 79)

4. Tur / KOCAELİSPOR 2-1GENÇLERBİRLİĞİ Goller: (NURİ ÇOLAK dk. 29, KWAME AYEWdk. 35)

Çeyrek Final / ERZURUMSPOR 0-1 KOCAELİSPOR Goller: (AYMAN ABDELAZİZ,dk. 110)

news_manset_resim_r1_hikmetkaraman001Yarı Final karşılaşmasında sezona teknik direktör olarak kimle başladığı meçhul olan Adanaspor’u konuk etmişler. TFF’nin sayfasında 2001-2004 arasında kimin teknik direktör olduğu konusunda bir bilgiye ulaşamadım ama bi ara Rıdvan vardı takımın başında belki de o dönem bu dönemdir. Neyse.. Kadrosunda Metin Mert, Lazarov, Cihan H., Orhan Ak, Ayman, Ayew, Kaan Dobra gibi Türkiye liglerinin en önemli yabancılarını kadrosunda bulunduran Kocaeli daha sonraları ulusal takıma kadar yükselme başarısı gösterecek Necati ve Volkan’lı Adanaspor’u zorlanarak geçebilmiş…

Yarı Final / KOCAELİSPOR 1-0 ADANASPOR Goller: (ZDRAVKO IVANOV LAZAROV,dk. 31)

“Ofensif” futbolun mimarı Arsene Wenger’in yakın arkadaşı olan Hikmet Karaman’ın oyun düşüncesini iyi bir şekilde yansıttığı bir maç gibi görünebilir eğer ki skora bakıp yorum getirirsek. Ama şöle bir hafızaları tazeleyelim bir bakalım maç nasıl geçmiş.. Kocaelispor maçın 44. dakikasında Cihan ile bir gol bulmuş, ikinci yarının hemen başındaysa “Deli” İbrahim ikinci sarı karttan oyun dışı kalmış. Ardından da ikinci golü bulunca yeşil-siyahlı ekibe bir rahatlık çökmüş… Hatırladığım kadarıyla da attıkları son iki golü de Beşiktaş’ın kaybedeceği bir şey olmadığı düşüncesiyle rakip kaleye lazarov_z_20051008_gh_railecek yüklendiği dakikalarda geride verdiği boşlukları değerlendirerek bulmuşlardı. Serdar’ın golü böleydi hatırladığımca.

Final / KOCAELİSPOR 4-0 BEŞİKTAŞ Goller: (CİHAN HASPOLATLI dk. 44, ZDRAVKO LAZAROV dk. 59, KAAN DOBRA dk. 82, SERDAR TOPRAKTEPE dk.83)

Kocaelispor – 77.  AHMET ŞAHİN, 2. FARUK SARMAN, 8. ORHAN AK, 5. NURİ ÇOLAK, 7. KAAN DOBRA, 10. ALEKSANDAR YORDANOV, 11. ZDRAVKO LAZAROV, 13. AHMET ARSLANER, 15. AYMAN ABDELAZİZ, 18. CİHAN HASPOLATLI, 33. CEM SİNAN VERGÜL

Beşiktaş – 1.  THOMAS MYHRE, 3. TAYFUR HAVUTCU, 4. AHMET YILDIRIM, 5. RONALDO GUIARO, 7. ZOUBAIER BAYA, 10. AHMET DURSUN, 17. TAMER TUNA, 18. ERMAN GÜRAÇAR, 19. İBRAHİM ÜZÜLMEZ, 20. TÜMER METİN, 26. İLHAN MANSIZ

Sonuç olarak Hikmet Karaman da teknik direktörlüğünü yapma fırsatı bulduğu bu başarılı kadroyu iyi yönetip kupayı kaldırma başarısı göstermiştir.Ligi ise Samet Aybaba’nın G.Birliği’si gibi ligi ilk 10’da bitirememiş. -15 averajla da o yıl lige veda eden Antalyaspor’dan bir sayı fazla bir gol averajı yapmış. Ayrıca 67 gol yiyip küme düşen Yozgatspor ve 61 gol yiyip yine küme düşen Antalyaspor’dan sonra 60 gol yiyerek ligin en çok gol yiyen takımı sıral1310amasında üçüncülüğü ele geçirmiş… Bu mudur başarılı Hikmet Karaman? O da mı 5 maç için Kocaelispor’un başına geçmiş yani? Kupayı aldıktan sonraki sezon Kocaelispor ligden düşerken temellerini atan Karaman, G.Birliği ve Beşiktaş’tan 5 yedikten sonra kovulmuş…

Sırada yine Samet Aybaba var. Bu sefer Trabzonspor ile kazandığı kupa yolunda neler yaptığını irdeleyelim…

2. Kademe / GAZİANTEP B.Ş. BLD.SPOR 2-4 TRABZONSPOR Goller: (FATİH TEKKE dk. 18,56 , MEHMET YILMAZ dk.30, SELAHATTİN KINALI dk.90)

3. Kademe / TRABZONSPOR 5-2 SIVASSPOR Goller: (MEHMET YILMAZ dk.9,68, FATİH TEKKE dk.12, HANS E.F.SOMERS dk.86, GÖKDENİZ KARADENİZ dk.63)

Çeyrek Final / TRABZONSPOR 7-1 ANKARASPOR Goller: (HANS E.F.SOMERS dk.11,MEHMET YILMAZ dk.14,20,63, ERMAN ÖZGÜR dk.24,44)

ts-3luYarı Finale gelene kadar tam 16 gol atan Trabzonspor, Malatya’yı da gole boğmuş. Özkaynaklarından yararlanmasını başaran bir kulüp olma özelliğine sahip takımın ilk golü günümüzde de kadroda bulunan Tayfun Cora’dan gelmiş. İlk yarı bitmeden atılan golle de skor avatajını ele geçirmenin rahatlığıyla başlanan ikinci yarının ortasında Tekke ile 3. gollerini atıp turu cebe indirmişler. Malatyaspor da o sıra güçlü bir ekibe sahipmiş. Tolga Seyhan, Mert Korkmaz, Hasan Özer, bir Denizlispor efsanesi Timuçin Beyazıt kadroda bulunan kaliteli Türk oyuncular. Yarı Finale gelene kadar da eledikleri arasında adam gibi takım diyebileceğimiz bir tek Galatasaray var.

Yarı Final / MALATYASPOR 0-3 TRABZONSPOR Goller: (TAYFUN CORA dk. 31, MEHMET YILMAZ dk. 42, FATİH TEKKE dk. 64)

O yıl son dörde hiç bir İstanbul takımı kalamamıştı. Buhran dönemlerini yaşayan büyük takımlardan Fenerbahçe daha 2. kademe maçında Konyaspor’a, Galatasaray çeyrek finalde Malatyaspor’a,  Beşiktaş da yine aynı turda efsaneleşen bir kadroya sahip Gençlerbirliği’ne, İlhan Mansız’ın üç gol attığı maçta uzatmalar sonrası 4-3 yenilmişti. Finale çıkıp Trabzonspor’un rakibi olan takım yarı finalde de Ç.Rizespor’u elemiş. Final karşılaşmasında ise yıldızlaşan Gökdeniz’in performansıyla kupayı uzanan Trabzonspor o seneyi 7. bitirmiş. Üstelik bu kadar gol silahı olmasına karşın o yıl lige veda eden Altay’dan 4 gol daha az atmışlar. Ertesi sezon Trabzonspor Şenol Güneş’le aşağıdaki kadro ile Şampiyonluğu kıl payı kaçırmıştı. Ertesi sezon Şenol Güneş’in varlığından bahsettiğimize göre Samet Aybaba yine beş maçlığına geldiği karadeniz ekibiyle yollarını ayırmış…

123452Final / GENÇLERBİRLİĞİ 1-3 TRABZONSPOR Goller: (Mehmet Yılmaz dk. 9, Gökdeniz Karadeniz dk. 31,70)

Gençlerbirliği – 99.GÖKHAN TOKGÖZ, 3. FİLİP DAEMS, 5. EL SAKA, 7. AHMED HASSAN, 8. THOMAS ZDEBEL, 14. ÜMİT BOZKURT, 17. OKAN KOÇ, 25. DENİZ BARIŞ, 26. BÜLENT KARAMAN, 30. SERKAN BALCI, 50. VEYSEL CİHAN

Trabzonspor23.  MICHAEL PETKOVIC, 18. TAYFUN CORA, 24. ERDİNÇ YAVUZ, 16. OUMAR DİENG, 13. EUL YOUNG LEE, 5. HÜSEYİN ÇİMŞİR, 15. MEHMET AURELIO, 8. HANS E.F.SOMERS, 61. GÖKDENİZ KARADENİZ, 9.FATİH TEKKE, 17. MEHMET YILMAZ

SONUÇ: Samet Aybaba ve Hikmet Karaman eğer gerçekten çok iyi teknik direktörler olmuş olsalardı kupayı kazandıkları gibi aynı sezonlarda ligi daha üst sıralarda bitirirlerdi ve gösterdikleri başarının ardından kovulmazlardı. Şu anda Hikmet Karaman işsiz. Samet Aybaba ise taze kan bahanesiyle rotasyon meraklısı yöneticiler sayesinde kendisine tekrar ve tekrar Gençlerbirliği pozisyonunda yer buldu. Takımın başına geçtiğinden beri de tek bir galibiyet bile elde edemedi.

Ellerinde Ümit Karan, Lazarov,Yordanov, Fatih Tekke,Gökdeniz, Aurelio, Mbayo, Kona, Thomas Zdebel gibi yıldızlara sahip olan bu takımlarla, Türkiye Kupası’ndaki tek maçlı eleme sistemiyle başarılı olmamak, kupa kazanamamak çok zordur. Yukarıda saydığımız (Aurelio dahil) yerel oyuncuların da türk futbolunun en önemli isimleri olduğunu hatırlatmak gerek. Biri Rusya şampiyonu, biri UEFA Kupası’nı yabancı bir takımla kaldıran ilk türk oyuncu, Aurelio Euro 2008’in önemli bir parçası, Ümit Karan ise ülkenin en iyi takımlardan birinin kaptanı en tecrübeli golcü, kimilerine göre ise en iyi forveti.

Aykut Kocaman’sa yakalayabildiği altın jenerasyon Mehmet Yozgatlı, Faruk Bayar, Ivalio Petkov,Yordanov, Uche vs. ile 2002-03 sezonuna Fenerbahçe galibiyetiyle başlamıştı. Galatasaray’a ve Beşiktaş’a ise yenilmemiş.  Türkiye news_manset_resim_lx_aykutkocaman003kupasında ise Ankaragücü,Antalya ve Gaziantep’i yenip yarı finale çıktıktan sonra finale çıkma şansını Trabzonspor’a yenilerek kaybetmiş. O dönem yaşadığı maddi zorluklar, duygusal buhranlar olmasaydı onun da, teknik direktörülüğünün ilk yıllarında bir Türkiye Kupası olabilirdi ve belki biz de kendisini daha iyi bir teknik direktör olarak nitelendirebilirdik sanırım.

Aykut Kocaman daha futbolcuyken takım çalıştırmaya başlayan bu iki teknik direktörün, -bence- hasbel kader bulundukları takımların altın jenerasyonlarına denk gelip kupa kazanmaları hiç de başarı sayılmaz. Çünkü başarı sürekli olandır. Bu iki adamın sürekli yaptığı tek şey ise takım değiştirmek başarılı oldukları tek konu bu.

Kategorisi Genel0 Yorum

Sorgulamak Güzeldir…

Bir maçtaki her pozisyonu en az bir diğer maça kadar, zaman zaman da sezon sonuna kadar konuşan “pek değerli” pozisyon yorumcularımız bu sefer 17 sene öncesini tekrar tartışmak için gündeme getirmişler.  Lig TV’de Futbol Gündemi programında yapmışlar bu işi. Nedeni yeni uygulamaya geçirdikleri piero sistemlerini test etmek olabilir. Ama benim bir kaç sorum var?!?

-Sistemlerini test ettikleri maç neden 17 sene önceki maç? Bildiğim kadarıyla bir konu hakkında hukuki bir işlem başlatmak için 10 sene içinde başvurulmak lazım. Yoksa durum hakkında zaman aşımından hukuki işlem başlatılamıyor. Bu konu hakkında hukuki işlem başlatabilme süresi geçtiği için mi bu pozisyon seçildi?

-Daha geçen haftalarda Servet’in pozisyonu var mesela. Bu pozisyonu neden seçmemişler? Takımları hukuki bir işlem yürütme şansı olduğu için mi seçmemişler? Mesela büyük bir takımın topu içerden çıkardığını tespit ederlerse o takımla ters düşmemek için mi daha önce yaşanan bu olayları seçmemişler? Ya da seçmişler mi ben programı izleyemediğim için bilmiyorum.

-Neden Ahmet Çakar’ın maçını seçmişler?

-Erman Toroğlu’nun böyle bir maçı yok mu? Varsa neden onun maçında yaşanmış bir pozisyonu seçmemişler?

-Erman Toroğlu’nun böyle bir maçı varsa ve bu maçı değil de “rakip” kanalın hakem yorumcusunun maçını seçmek ne kadar objektif?

daha bir çok soru üretebilirim, üretilebilir,üretseniz iyi olur sorgulamak güzeldir…

Sorgulanma sırası Rıdvan Dilmen’de!’

41769Bir bu adamın maç hakkındaki yorumlarını kaale alıyorum. Dinliyorum beğeniyorum. Çünkü kendisi futbol oynamış biri olarak, oyun içinde futbolcunun yaptığı bir hatayı veya güzel bir hareketi empatiyle yorumlamayı beceriyor. Örneğin Güiza’nın attığı son gol hakkındaki yorumu herkes yapamaz. Islak zeminde, ıslak, dolayısıyla kaygan bir ayakkabıyla, ıslak ve seken bir topu tek vuruşla aşırtmanın kolay olmadığını söyleyip de yiğidin hakkını bu şekilde veren bir o vardı. Ya da yine ben ona rastladım desem bile şimdi başka bir yorumcunun böyle bir yoruma kafa yoracağını bile sanmadığımdan “bir o vardı” lafımı rahatlıkla söylüyorum..

İtiraz eden futbolcuya da oldukça hiddetlenen, itirazlardan alınan sarı kartlara anlam veremeyen sevdiceğim Rıdvan gel gör ki o 17 yıl önceki maçta hakemin gol kararına, pozisyonun gol olduğunu bilmesine karşın gidip kararın değişmeyeceğine bile bile itiraz etmiş. Hem de topun çizgiyi geçtiğini gören arkadaşı Semih’in itiklemesiyle yapmış bu işi. Şimdi ben Rıdvan’ın itirazdan kart gören futbolcuya kızmasını nasıl inandırıcı bulabilirm! Bari sen yapmayaydın bunu Rıdvan.. –Şimdi senden vaz mı geçmeliiii.. diyor Hüseyin (Yalın) arka fonda

Milliyet Gazetesini de internet sitesinde yayınladığı bu haberin son satırlarındaki Rıdvan ile alakalı kısımları kesip yayınlamaması objektif yayıncılıkla ne kadar bağlantılıdır?

haber aşağıdaki gibidir. kaynak Anadolu Ajansı’dır.. Evet bir iki cümle bende attım ama gerçekten fasa fiso cümlelerdi. Kişiler ve olaylar aynen buradaki gibidir…

Fenerbahçe ile Beşiktaş futbol takımları arasında 17 yıl önce oynanan derbide, son dakikada Beşiktaşlı Mehmet Özdilek’in attığı ve uzun süre tartışmalara neden olan golde, topun gol çizgisini 4 santimetre geçtiği görüntülerden tespit edilmiş.
O maçın hakemi Ahmet Çakar’ın, yardımcısı Çetin Oytuner: ”Hayatımda o karardan sonra çok şey değişti. İşler çığırından çıktı. İnandığınız bir kararı vermişsiniz, ama her türlü tehlike senin etrafında. Telefonlarınızı kesiyorsunuz, çocuğunuzu okula gönderirken, ‘Aman benim oğlum olduğunu söyleme’ diyorsunuz, ticaret hayatınızı askıya alıyorsunuz. O pozisyondan sonra zaten hakemliği bıraktım. Benim 30 yıllık futbol hayatım vardı. Yanlış bir karar vermiş olsaydık ne olacaktı, asılacak mıydık…” diyor..
Çetin Oytuner, verilen gol sonrasında Fenerbahçelilerin tepkisini aldığını, ancak kendisinin Fenerbahçe’nin genç takımlarında kaleci olarak oynadığını söyledi.10_10_2007_ahmet_cakar1

AHMET ÇAKAR: ”BENİM 17 SENEME NE OLACAK?”(fonda Sezen Aksu’dan şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler…)

Ahmet Çakar da, maç sonrasında iki gün, Cihangir’de bir arkadaşının bodrum katında dışarı çıkmadan yaşadığını anlattı.
“15 gün boyunca İstanbul’da kılık değiştirerek dolaştım. Ailemin güvenliği için kimseye yerimi söylemedim. Aylar geçiyor, olaylar yumuşuyor. Devrin ünlü Fenerbahçelileri beni düşman ilan ediyorlar. ‘Geçti mi, geçmedi mi‘ diye bana soruyorlar. O gün bugündür Fenerbahçelilerin sevmediği, Fenerbahçe düşmanı ilan edilmiş biri olarak yaşadım. Bizler günah keçisi olduk. Geçmeseydi, karar, sorumluluk benimdi. Madem geçti, bu doğru Çetin’in doğrusudur. Yanlış olsaydı, ben çaldım, benim yanlışımdır. Doğru Çetin’in. Peki benim 17 seneme ne olacak kardeşim?

SEMİH YUVAKURAN: ”TOP BANA GELDİĞİNDE GOL OLMUŞTU”

Maçtaki o kritik pozisyonda topa kale çizgisinde müdahale eden, derbide Fenerbahçe formasını giyen Semih Yuvakuran ise telefonla bağlandığı programda, kendisinin meşin yuvarlağı çizgi üstünden çevirdiğini, ancak topun kendisine gelmeden gol çizgisini geçtiğini savundu.
Semih, ”Top bana gelmeden önce gol olmuştu. Dönerek gelen topu ben çizgi üzerinden çevirmiştim” ifadesini kullandı.
Golü atan Mehmet Özdilek de ”Kararın doğruluğunun ortaya çıkması beni de çok rahatlattı. O günkü şartlarda Ahmet 112741hoca ve yardımcısı kararını inanarak vermişti. Hamleyi yapan oyuncu bendim. Topun içeri girdiğini, içerden Semih’in müdahalesi ile çıktığını söylemiştim. 17 yıl sonra bunun gündeme gelmesi, kafalardaki soru işaretlerinin giderilmesi önemli. Şu anda tarihe herkes tanıklık ediyor. Ahmet hocayı ve yardımcısını o günkü cesaretinden dolayı tekrar kutluyorum” diye konuştu.
Bu arada, o günkü maçta Turhan Sofuoğlu’nun yerine oyuna giren Rıdvan Dilmen, yıllar sonra bir itirafta bulundu. Dilmen, pozisyon sonrası topu çeviren Semih’e gol olup olmadığını sorduğunu ve Semih’in de kendisine, ”Gol ama itiraz et” dediğini söyledi. Dilmen, bunu saklamadıklarını, maçtan sonra da söylediklerini belirtti.

Kategorisi Genel0 Yorum


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Aralık 2008
P S Ç P C C P
« Kas   Oca »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler