Arşiv | Temmuz, 2010

canımı sıkma adnan…

Hala Mustafa Sarp, Barış Özbek ve Ayhan Akman’la bir yerlere gitmeye çalışıyoruz. Bu beni çok üzüyor vallahi… Rijkaard bas bas bağırıyor bana Deco, Appiah, Kallström tadında bir oyuncu alın diye bizimkilerin ilgilendiği adamlar hala Grella! Yahu bulunmaz hint kumaşı değil ki bu Vince! Senin en büyük rakibin Dia ve Stoch gibi mükemmel iki kanat oyuncusu alsın! orta sahasında Özer ve Mehmet Topuz olsun biz hala bekleyelim…

Marquez boşa çıkmış. Koş git al gel Adnan artık şu adamı! O olmazsa Anatoly Tymoschuk satış listesine konmuş o da olur… Zaten geçen gün evdeki eski gazetelere bakıyordum 2005’ten beri Hamit Altıntıop’u alamamış hala aynı adamda da ısrar ediyoruz gereksiz yere…

Ya ben isterim ki, adına, sanına, memleketine, kariyerine göre değil de potansiyeline göre transfer yapsak. Ne güzel olmaz mı?? Mustafa Sarp’ta ne potansiyel gördü mesela Adnan Sezgin bana bunu açıklasın blogumu kapatıcam valla… Veya Ayhan hangi vefayla! takımda tutuluyor… Bunu bana biri anlatsın lütfen! canımı sıkma adnan… bihter’i ayartırım o olur…

Kategorisi Genel0 Yorum

Fasulye deyip geçme…

Manchester United her yıl öyle tonlarca adam almaz takıma… 3 bilemedin 4 oyuncu katılır takıma. Hepsi de A takıma monte edilmek üzere yapılmış transferler olur. Bu yılsa henüz 2 isim transfer ettiler. Fulham’dan İngiliz defans oyuncusu Chris Smalling ve Guadalajara’dan forvet oyuncusu Javier Hernandez.

Meksika’lı forvet Hernandez 22 yaşında ve Dünya Kupası’ndaki performansıyla göze girdi. Hızı sayesinde ofsayta takılmadan defansın arkasına harika kaçışlar yapabiliyor. Giggs, Scholes gibi ara pas ustalarıyla oynayacağı için bu yıl gole daha yakın olacak. Babası da eski bir futbolcu olan Javier Hernandez’in lakabı “Chicharito” yani “Küçük Fasulye”. 1986 Dünya Kupası’nda forma giyen baba Javier Hernandez’in lakabı da yeşil gözleri nedeniyle Meksika’nın geleneksel yemeği fasulye yani “Chicharo” imiş… Manchester yeni Solskjaer’i olarak nitelendirilen J. Hernandez Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Salvador Guti

Real Madrid’in genç! Semih’i Guti…

Futbolun hırsla pazarlanmaya evrildiği döneme denk geldi en parlak yılları. Bu “talihsiz” dönem yüzünden adı hiç bir zaman Real Madrid denince akla gelen ilk isim olamadı bir türlü. Florentino Perez’in “Galacticos” dönemlerine kurban gitti hep. Buna karşın Madrid ekibinin kendi bahçesinden yetiştirdiği en nadide meyve idi Jose Maria Gutierrez.

Real Madrid’in altyapısına 8 yaşında katıldı. Forvet olarak başladı. Orta saha olarak devam etti. Bunda en büyük etken ise çok güçlü olan gol sezgisinin yanında rakip oyuncularca kestirilemeyen ara paslar verebilme yeteneğiydi. Bu bölgede tüm yaş seviyelerinde kanıtlayıp ve 1994 yılında Real Madrid’in C takımına yükseldi. Ulusal Takım formasını da bu yaşlarda üstüne geçirden Guti, 1995 yılında bir de gol attığı 18 yaşaltı Avrupa Şampiyonası finalinde Totti’li, Buffon’lu, Pirlo’lu İtalya’yı 4-1 mağlup eden takımın önemli bir parçasıydı.

Zaferlerle dolu bir kariyer

Bu kupa Guti için daha başlangıçtır. Artık A takımda kendini gösterme vakti gelmiştir. Real Madrid’in o zamanki teknik direktörü, Jorge Valdano, genç takımda da hocalığını yaptığı Guti’yi A takıma çağırıp gözü kapalı A takım formasını verdi. Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Halı Saha Günlüğü #3 – Ruhsuz deli bekir

Hayatımda oynadığım en kötü halı saha maçıydı. Mükemmel derecede! oyundan düştüğüm ayrıca da takım olarak oyundan koptuğumuz rezalet bir maçtı. Rakip takım bizden daha da kötüydü buna karşın kazandılar. Ve gerçekten hak edilmiş bir galibiyet aldılar diyemiyorum. Dilim varmıyor. Çünkü rakip olarak karşılarında yenebilecekleri bir rakip yoktu…

Maça fena başlamadık. Ancak devamını getiremedik. Kalecimiz özellikle bizi maçın başında ayakta tutan önemli bir parçamızdı. Çizgiden çıkardığım top belki skor 2-1 iken maçı kazanmamız için bir işaret olur diye ümitlendik. Zira olabilecekti de… Skor 4-2 iken kaçırdığımız golün ardınan rakibin 5. gölünü atması bizi bozdu. Her şeye karşın bu maçı kaybedecek olsak da  maça ortak olabilme ümitlerimiz o golle artabilirdi. Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Kaderimden Kaç!!

Bence; bir blog futbol bloguysa futbol blogu olarak kalmalıdır. İçeriğinde sadece futbola dair içerik olmalıdır… Ağırlıklı olarak futbol içerip, arada sinema, güncel olaylar, ruhsal sıkıntıların yazıya dökümü gibi içerikler varsa o blogda o kişisel blogdur… 23 aydır bu bloga böyle bir yazı yazmadım. Yazmak istemedim. Çünkü burası bir futbol blogu. (böyle yazılar yazmam konusunda talep olursa çaresine bakarız) Ama -her zaman bir ama vardır ya…- Haziran ayına kadar buraları-çobansalatayı- boş bırakmak zorunda kaldım. Üstelik bir sürü de vaatler vererek. Bu yüzden izleyicilerimin-okuyucularımın bunun nedenini bilmeye hakkı var. İşte bazen hayat bir çok önceliğinizin yerini değiştiriveriyor.

Gecenin bir körü şimdiki sevgilimle “arkadaşça” mesajlaşıyorduk. Final dönemi yaklaşmıştı ve bir vizemin sonucu açıklanmamıştı. Aklıma takılmıştı ve üşenmedim kalktım bilgisayarı açıp notuma baktım. İkinci kez aldığım dersten, geçen yıl vizesinden ne aldıysam yine aynı notu almıştım! 28 ya da öyle bir şey… Tarih de 28 Aralık 2009 bilemedin 29 Aralık 2009’du… Artık daha fazla zorlamanın anlamı yok, zorla güzellik olmuyor! Üniversite sınavına tekrar gireceğim bu sefer istediğim bölümü okuyacağım diye mesaj attım “özlem”ime… Her zamanki yumuşacık tavrıyla dur bakalım hemen karar verme bir daha düşün gibisinden bir cevap vermişti… Kararlıydım ve yapmalıydım aynen söyledim bunu ona mesajımda. Ve her zaman içimi ısıtan o sıcaklığıyla “peki o zaman ben seni istediğin zaman çalıştırırım, kitaplarımı getiririm, sen iste yeter ki” dedi ve tüm desteğini hissettirdi bana. Ailemden gizli olması gereken bu karar ve süreç o gün “günışığım”ın bana verdiği destekle başladı. Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Çarşı’ya Quaresma Afyonu

haberVS

Türk futbolu son yıllarda kariyerinin zirvesi ya da kariyerinde ikinci bir patlama yapmak isteyen futbolcuların adresi olmaya başladı. Avrupa futbol piyasasında  önemli yerler bulabilecekken Türkiye’yi tercih eden oyunculara son olarak da Portekizli Quaresma eklendi.

Bu transferler kulüplerde “sihirbaz” olarak görülen yöneticilerce gerçekleştiriliyor. Fenerbahçe’de bir dönem Hakan Bilal Kutlualp şimdi ise Cihan Kamer, Galatasaray’da ise bir dönem Adnan Polat (1992-1996) son yıllarda ise Haldun Üstünel bu rolleri üstlendi. Beşiktaş’ta ise “son büyü” Quaresma transferinin arkasında Serdal Adalı ismi karşımıza çıkıyor. Peki kulüplerimiz bu transferleri hangi parayla yapıyor? Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Kartalı izlerken terli-Yorum!

Dünya Kupası biter bitmez -benim için bu blog için henüz bitmedi ammaaa- resmi maçların hemen başlamış olması herkesi bir boşluğa düşmekten kurtarmıştır şüphesiz… İlk ciddi ve resmi maça çıkan takım Beşiktaş oldu.

Rakibi ciddiye almak gerekmiş bir maçta daha bunu anladık. Gerçi rakip Vikingur çok mühim bir iş yapamadı. İki yarıda da yarımşar pozisyondan bir pozisyon üretebildiler ancak. O pozisyonları da içine Rüştü girmiş olan Hakan Arıkan kurtarıverdi yürekleri ağza getirerek.

Beşiktaş takımı gole dönük bir ilk 11 ile çıktı sahaya. Baklava dizilimi vardı. Ernst geride Tabata, Delgado ve Quaresma değişmeli Nihat ve Bobo da ileri ikilide… Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Jackson 5+1

Brezilya’da göze batan bir başka isim de yine bir bek oyuncusu Michel Bastos’tu. O. Lyon’daki yarım sezonluk muhteşem sıçrayışla Fenerbahçe’li milyon avroluk! Andre Santos’u bir anda kesiverdi. Dunga da bu anı bekliyormuş gibi Santos’un yüzüne bile bakmadı. Bense Michel Bastos’un yüzüne bakakaldım. Sanki rahmetli Michael Jackson yıllardır kayıp olan 6. bilemedin 7. kardeşini görmüş gibidyim…

Kategorisi Genel0 Yorum

B-rezil-ya!

Dünya Kupası süresince yazamadım. Binbir türlü nedenim vardı yazamamak için. Bunla alakalı bir yazı da yazacağım. Hatta yazamadığım süreçte futbolla ilgili fantastik şeyler ürettim. Yazacağım onu da… Ama Dünya Kupası’nı izledim. İzleyebildiğimce vakit bulabildikçe. Ve aklıma geldikçe kupa hakkında yazdıkça yazacağım… Tazeliğini korur hem kupa böylece ligler başlayıncaya…

Hollanda maçlarını kaçırmadım dediğim gibi. Brezilya’nın çok sıkıcı geçen Portekiz maçı dışında karşılaşmalarını izledim. Turnuva sonrası en çok göze batan ve bahsedilen şey de, Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

İspanya – Hollanda finali hakkında

Maç öncesi ne yazdıysam onu izledim. Şaşırmadım böyle bir final izlediğime. Şaşırdığım anlar da oldu ama onların çoğu da hakemin verdiği kararlara dair anlardı. Maç boyu Hollanda’nın geride beklemesini eleştirenler şunu unutmasın. Hollanda gücünü biliyordu. Van Bommel ve De Jong ile İspanya’nın yaptığını yaparak onu durduramazdı. Rakibi “döverek” durdurmak da gerekmezdi ama biraz diş gösterip rakibi yıldırmak her maçta olabilecek bir şey. Faul olmadan biten kaç futbol maçı olmuş ki dünyada? Yeri gelince -halısahada- “futbol bu erkek oyunu” diyip bacak kıranlar izlediği maçta iki fazla faul görünce çok faullü oynadılar demeyin…

Maçın ilk 20 dakikası süper baskılı ve hızlı bir şekilde başlamıştı. İspanya sürekli pas yaparak rakiplerinin sinirsel ve fiziksel direncini kırmak isteğindeydi. Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Temmuz 2010
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler