Arşiv | Temmuz, 2011

Fenerbahçe şike yaptığını kabul etmiştir

Herkes şike konusu hakkında bir şeyler atıp tutuyor, yazıp duruyor. Bende yaptım bu dediklerimi az buçuğundan.. Sonuçta ne olup bittiğini bilemiyoruz ne yazık ki. Elalem News of the World’u canlı yayında sorguluyor, bizimkiler içeriden yalan yanlış belgeler sızdırıyor.. Düpedüz bir saçmalığın içerisinde devam ediyor bu şike soruşturması.

Doğruluğundan emin değilim ama Fenerbahçe etrafında başlatılan ve devam eden soruşturmanın adımlarını takip ettikçe Fenerbahçe’nin şike yaptığına inanıyor insan. Ben adımları takip ediyorum sadece ve vardığım nokta bu..

Fenerbahçe maçı öncesi Emenike’nin transfer söylentileri çıktı. Sakat olduğu için oynatılmayacağı falan söylendi. Sonrasında sezon biter bitmez Emenike Fenerbahçe’ye transfer oldu. Şike operasyonu başlar başlamaz ifadesine başvurulan ilk isimlerden biriydi Emenike. Bugün ise Spartak Moskova’nın yolunu tutmak üzere. Pürüzler giderilince Moskova’ya gidebilir hem de 10 milyon Euro’ya. Emenike’nin 7+2 Milyon Euro edip etmediği tartışması bir yana dursun, Fenerbahçe’nin oynatmadan satmak “zorunda” kaldığı Emenike transferi hakkında yapılan yorumlara bir bakalım.

Kimi diyor ki; Fenerbahçe düşme ihtimaline karşın elinden yabancıları çıkarmaya başladı. Düşerse maddi yükü çok olan yerli oyuncularının parasını veremeyecek. Bu transfer bu yüzden gerçekleşti. Bir de Fenerbahçe’nin hisseleri çok düştü, nakit sıkıntısı da var, nasıl olduysa Fenerium para basıyordu?, hazır parayı buldu sattı.

Transferin para için yapıldığı çok net. Zaten bir transfer para için yapılmıyorsa neden yapılır? Ama nakit elde etme nedeni “ya düşersek maddi durumumuz ne olur?” refleksiyle yapılmış bir B planı ise Fenerbahçe yönetimi düşme ihtimalini göz önünde bulunduruyorsa, böyle bir şeye olanak tanıyorsa şike yaptığını kabul etmiş bile çoktan. Bu çok açık ve nettir. Eğer ki biri birine bir itham da bulunuyorsa ve bunun karşısında dimdik durup, “Bunların hepsi yalan”  diyemiyorsa, ki Fenerbahçe hiçbir zaman çıkıp da şike yapmadık demedi, diyemedi, şike yaptığını kabul etmektir bu. Operasyon başlar başlamaz taraftar grupları “bizler şike yapmadık” demesine karşın FB yönetimi bekleyip duruma göre açıklama yaptığına göre yaptığı açıklamalarda da “biz şike yapmadık” diyemediğine göre şu anda Fenerbahçe düştükten sonra neler yaşanacağının planlarını yapmakta. İsim değişikliği dedikoduları da bunu göstermiyor mu?

İlk günlerden bu yana Kulüpler Birliği’nin desteğini almaya çalışan, hatta Bank Asya Kulüplerini bile etki altına alan, hatta taraftarı galeyana getiren yönetim bunların hepsini zaman kazanmak için yaptı belli ki. Şu açıklamasını da hiç unutamam Fenerbahçe’nin. “Yapılanlar kişileri etkiler. Fenerbahçe camiasını bağlamaz” (bunun gibi bir şeydi.) Yani Aziz Yıldırım şike yapmış olabilir ama Fenerbahçe’ye bir şey yapamazsınız demektir bu.. Ama o kişi kulüp başkanıysa ve kulübü etkileyen bir şey yapmışsa kişi de kulüp de gider..

Bana kalırsa şu yaşananlardan verdiğim kısa kesitlere bakınca Fenerbahçe şike yaptığını kabul etmiştir.

Kategorisi 1-Futbol, Fenerbahçe, Manşet, Türkiyeden Futbol0 Yorum

Taraftarlık böyle mi olmalı?

Aradan günler geçmesine rağmen hala aynı şiddetle ve taraflılıkla şike olayını değerlendirmeye devam ediyoruz. Bir davanın aylar sürdüğü bir ülkede nedense(!) aylar, yıllar geçse de bu iş böyle sürüp gidecek gibime geliyor, umarım yanılıyorumdur. Bu işi günlerdir takip eden biri olarak kafam hakikaten çok karışık ve aslında bir çok yönden eleştirilerim var. Dalga geçmek ve eğlenmek adına Fenerbahçe taraftarını prim vermeden isyana teşvik eden diğer takım taraftarlarına, aynı şekilde ‘’Fenerlinin, Fenerliden başka dostu yoktur. Biz büyüğüz, tanrıyız,öyleyiz böyleyiz” diyen Fenerbahçe taraftarlarına, biz adaletimize güveniyoruz diye başlayıp ama şöyle böyleyle devam eden  adaleti, hukuğu aynı cümlede hem yüceltip hem aşağılayan yöneticilere ve fanatizme…

Söze Fenerbahçe’yle adı geçen şike olayının, aslında Fenerbahçe’yi yıpratma çalışması olarak yorumlayanlarla başlayalım. Bana göre, aynı şey Galatasaray ya da Beşiktaş’ın başına da gelseydi farklı şeyler olmayacaktı. Adnan Polat’ından, birçoğumuzun yeni tanıdığı Ünal Aysal’ına,  Beşiktaş’ta Yıldırım Demrören’ine  dek herkes şu anda Yıldırım konumunda olabilirdi. Bu basının Fenerbahçe’yi karalama kampanyası ya da Fenerbahçe üzerinden oynanan bir oyun değildir bana göre. Basın haber değeri zirvelerde olan herşeyi böyle sömürür. Aziz Yıldırım’ın, her türlü fotoğrafını haber diye insanların önüne koyar. Şu anda Aziz Yıldırım’ın tuvalette fotoğrafını bulsalar, Yıldırım 12.55’te Beşiktaş adliyesinde tuvalete girdi . Şok gelişmeler anbean yansımaya devam edecek” diye habercilik yapmaya devam edecekler. Bizde de sorun var. Takip etmeyelim kardeşim. Banane Aziz Yıldırım tuvalete gidiyorsa, terasta çay içiyorsa. Bu ve bunun gibi haberlerin şike operasyonuna ne gibi bir katkısı olabilir, ya da o malüm fotoğrafı (eşkal tespit fotoğrafını kastediyorum) görmekle benim elime geçen şey ne?  Amaçları kamuoyuna ‘’Vay be Aziz Yıldırım bile ne hallere düştü, onu bile böyle yaptılar ‘’ diyerek  insanlara gözdağı vermekse suçlu da olsa masum da olsa bence insan haklarına aykırı. Biz de o fotoğrafları gazetede görünce alıp okuyoruz.Güçlü konumdaki birinin güçsüz bir şekilde fotoğraflandığını görmekle mest oluyoruz. Mentalite değişmedikçe bugün bu konumda olan yarın herhangi bir takımın yöneticisi ya da başka bir takım olacaktır. (Henüz birkaç hafta Bursaspor başkanı İbrahim Yazıcı’nın ve Bursa yönetiminin ”Usulsüzlük ve zimmete para geçirme” iddiasıyla yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınması , olay basına yansıdıktan sonra, daha suç kesinleşmeden Bursaspor İbrahim Yazıcı’nın yaşadıkları iyi bir örnek olabilir. Yazıcı serbest bırakılınca da her şey birden normale döndü. Ama o dönemde yapılan haberleri bir araştırın dilerseniz. Zor durumda bulunan önceden güçlü konumdaki medyatik bir insanı yerden yere vurmaya, dalga geçmeye bayılıyoruz medyasından, taraftarına kadar .

Fanatik taraftarları zaten hiç anlamıyorum. Yıllardır futbol oynamış, altyapılarda krampon eskitmiş, yatırım yapılmadığı için toprak çamur sahalarda kendini defalarca sakatlamış sakatlanan onlarca arkadaşına tanık olmuş ve toplum baskısından futbolu bırakmak zorunda kalmış, belli bir yaşıma kadar futboldan başka bir gelecek düşünemeyen bir insan olarak ben bile hayatım boyunca fanatik bir taraftar olmadım, olamadım. Futbol oynadım çünkü oynamayı seviyordum. Takımımı tuttum çünkü o takımda futbol oynuyordum. Şimdi de o takımı destekliyorum. Çünkü yıllarca o takımda futbol oynadım ve futbol izlemek hoşuma gidiyor. Şampiyonluğun desteklediğim takıma gitmesini ister, onu destekler , maçlarını izler heyecanlanırım. Arada ’’ulan ben de şuan  orada olabilirdim’’ der, yenilirsek üzülür,  yenersek sevinirim. Belki bu üzüntüm ya da sevincim duruma göre 2-3 gün sürer ama sonra geçer gider. BU KADAR.

Anlayamadığım şey şu: Neden bir takımı hayatta her şeyin önüne bu kadar koyabiliyoruz? Nasıl oluyor da “Uğruna ölürüm” diye besteler yapıp hakikaten de stadlarda ve civarlarında bıçaklarla, baltalarla birbirimizi öldürüyoru?.. Rakip takım taraftarını nefretimizden dolayı şehre sokmadan olaylar çıkartıp (en son Bursa taraftarının Beşiktaş maçı öncesi Bursa’da çıkardığı olaylardan bahsediyorum), Fenerin Fenerli’den başka, Bursanın Bursalı’dan başka , Galatasaray’ın Galatasaraylı’dan başka dostu yok diyecek kadar taraftar milliyetçiliğine soyunmaya iten şey ne bizi? İstanbul’a geldiğim ilk sene üstümde sadece o gün giymek istediğim için giydiğim Bursaspor logolu yeşil bir tişört ile Beşiktaş’ta dolaşırken , üç-beş Beşiktaş taraftarı ne hakla ve neyi düşünerek ve hatta kimden güç alarak “üstündekini çıkar yoksa senin ağzını burnunu kırarız” diyor? Neden Fenerbahçe şampiyonluğunu kutlarken Beşiktaş ‘ta eli sopalı 50-60 kişi Fenerbahçe bayrağı ya da formasıyla kutlama yapan insanları durdurup saldırıyor, o meydandaki çocuğuyla Fenerbahçe forması giymiş bir anneyi üstündeki çıkart diye tehdit ediyor? NE GEREK VAR?

Gerçekten anlayamıyorum. Ortada bu kadar büyük paralar dönüyor, ben maça gitmek için cebimden bir dünya para veriyorum; futbolculara , yöneticilere ,başkanlara belki de hak etmedikleri ve hayal edemeyecekleri kadar yüksek bir itibar, konum, maddi olanak sağlıyorum, onları fanatikliğe varacak şekilde destekliyorum, onlarsa bu kadar para itibar kazanmalarına rağmen bir de haksız kazanç elde etmeye çalışıyorlar. Yıllardır kanıtlansa da kanıtlanmasa da ‘’bu maçta kesin şike vardır heralde’’ korkusuyla ben bir futbolsever olarak maçı izlerken,  daha önceden sonucu belli bir maçı heyecanla seyretmeme sebebiyet veriyorlar. Bunları yapıp, yapmadıklarını bilmiyorum ama daha önceki yazımda da belirttiğim gibi kanıtlanana kadar kimseyi suçlayamam ve savunmaya geçmeden önce de susmayı ve neticenin ortaya çıkmasını beklerim. Bana göre şu anda Fenerbahçe’ye “siz şöylesiniz , böylesiniz” diyenlere en iyi cevap, cevap vermemektir. Bir cevap verilmesi gerekiyorsa da daha kanıtlanmadı, kanıtlanırsa da düşsün diyebilmektir. Ama eğer “Biz Fenerbahçe Cumhuriyetiyiz, bizi yıkmaya çalışıyorlar. Kim yapmıyor ki şike” şeklinde burada en masum ve küfürsüz şekillerini yazdığım, bana göre anlamsız ve takım milliyetçiliği yaparak kendini savunmaya çalışmak, en az o yargısız infaz yapanlar kadar gereksiz. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi eski bir fubolcu ya da sıradan bir izleyici ,taraftar, sporu destekleyen sıradan birisi ya da futboldan anlamayan sadece tesadüfen maç izleyen biri bile olsam, isterse en çok kıymet verdiğim şey olsun kimsenin beni kandırmaya hakkı yok.  Şike kanıtlanırsa üzüntüm de, sevincim de tamamen objektif olabilecek. Çünkü fanatik değilim,taraflı tarafsız herkesin yorumunu kendimce tutarlı bir şekilde değerlendirebiliyorum. Üzüntüm safça, heyecanla izlediğim maçların sonuçlarının önceden belli olması  yüzünden Türk futbolu adına, sevincim de gene Türk futbolu adına olacak. Herkesten de öyle yapmasını beklemek de bu milliyetçi  ve fanatik ruha sahip taraftar kitlesiyle ne kadar mantıklı bilemiyorum.

konuk yazar: emre ünal

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, Konuk Yazar, Manşet0 Yorum

Almanya – Japonya maçönü/K.D.K.

Grup maçlarının bitmesinin ardından çeyrek final mücadeleleriyle devam edecek Kadınlar Dünya Kupası’nda günün ikinci maçı ise Almanya ve Japonya’yı karşı karşıya getirecek. Almanya’nın Wolfsburg kenti’nde TSİ 21:45′te başlayacak mücadele Eurosport’tan canlı izlenebilir. Mücadeleden galip çıkan taraf İsveç-Avustralya maçının galibiyle çeyrek finalde karşılaşacak.

Şampiyonanın ve A Grubunun da favorisi olan Almanya, Brezilya ve İsveç ile 3 maçını da kazanabilen takımlardan. Zaten 4 takım 3’te 3 yapabiliyor maksimum. Ve favori bir takımın da bunu yapması kadar doğal bir şey olamazken bu cümle sadece el alışkanlığından yazılmıştır. Fakat yine de 3 maçını da kazanarak gruptan çıkmak önemlidir. Bari 7 gol atan iki takımdan biri diğelim de değeri anlaşılsın şu takımın yaptığının. Japonya ise bir tek İngiltere’ye kaybetti grubundaki maçlarda ve ikinci olarak çeyrek finale geldi.

Dünya Kupaları tarihinde Almanya sadece 1 kez, o da 1999 yılında, yarı final göremedi. Japonya ise tam tersine yalnızce 1 kez yarı finale çıkabildi daha önce, o da 1995 yılında. İki takım arasında oynanan maçlara bakınca süpriz olmayan bir şekilde bu akşamki maçta da Almanya öne çıkıyor. Zira aralarındaki maçlara bakınca 8 maçın 7’sini Almanya kazanmış. 2009’da oynanan son maç ise 0-0 sonlanmıştı.

Japonya Kadınlar Dünya Kupası’nda daha önce de 3 kez karşılaştığı Almanya’ya yenilirken gol atma başarısı gösteremedi. Asya’nın önemli temsilcisi turnuvada karşılaştığı Avrupalı takımlara karşı dişini de geçiremedi. Bu maçta ise en çok güvendikleri isim kuşkusuz turnuvanın tek hat-trick’ini yapan Homare Sawa olacak. 5. kez dünya kupası oynayan Sawa ayrıca bu maçta oynaması halinde Japonya’nın ikinci en çok forma giyen oyuncusu olacak. Alman Ligi’nde forma giyen Kozue Ando ve Yuki Nagasato için bu maçın anlamı ise çok farklı olacak.

Almanya dünya kupalarındaki son 15 maçta hiç yenilgi yüzü görmezken bu seride sadece 1 kez beraberlik aldı. Son mağlubiyetlerini 1999 yılında ABD’ye karşı oynadıkları çeyrek final müsabakasında 3-2 ile aldılar.

Sylvia Neid (Teknik Direktör/Almanya): “Ne pahasına olursa olsun kazanma arzumuzu Fransa maçında gösterdik. Japonya karşısında kazanıp  yarı finalde oynayacağımız konusunda da güvenimiz tam.”

 

Kategorisi 1-Futbol, A Takım, Kadınlar Dünya Kupası, Uluslararası Turnuvalar0 Yorum

İngiltere – Fransa maçönü / K.D.K

Grup maçlarının bitmesinin ardından çeyrek final mücadeleleriyle devam edecek Kadınlar Dünya Kupası’nda günün ilk maçı İngiltere ve Fransa arasında oynanacak. Almanya’nı Leverkusen kentinde TSİ 19:00’da başlayacak mücadele Eurosport’tan canlı izlenebilir. Maçın galibi çeyrek finalde Brezilya – ABD maçının galibiyle karşılaşacak.

A Grubu’nun ikincisi Fransa ve B Grubu’nun birincisi İngiltere beklendiği gibi gruplarından rahatça çıktılar. Fransa, Nijerya galibiyetiyle ilk 3 puanını aldıktan sonra özgüvenle çıktığı Kanada karşısında 4-0’lık galibiyet elde etmişti. Son maçında ise Almanya ile grup 1.’liği için mücadele eden takım  şampiyonanın favorisine 4-2 kaybetmekten kurtulamadı. Tabi maçı 10 kişi tamamlamaları da bunda etkendi. İngiltere ise ilk maçında gruptan çıkma mücadelesinde kendilerini zorlayabilecek olan Meksika’yla 1-1 berabere kaldı. Ada temsilcisinin ikinci maçını Yeni Zelanda gibi zayıf bir takımla oynamış olması işlerini biraz daha kolaylaştırdı. Son maçta ise grubun en önemli takımı olarak gözüken Japonya’yı rahat bir galibiyetle 2-0 yenerek bu tura çıkmayı başardı.

Fransa bu maça çıkmadan önce rakibine karşı daha özgüveni daha yüksek bir durumda. Zira “Maviler”in “Dişi Aslanlar”a karşı 10 maçtır kaybetmemiş olmaları bunun bir nedeni. Ayrıca izleyebildiğim kadarıyla İngiltere’ye nazaran daha kolektif bir futbol oynuyorlar. Siyahi oyuncuların çokluğu da fiziki bir avantaj sağlıyor. Şampiyonlar Ligi’ni kazanan Olympique Lyon’dan 10 oyuncuya sahip Fransa tecrübe ve özgüvenin birleşmesiyle İngiltere’yi eleyecek gibi duruyor. Bir anda iddia yorumu yapmam da bir acayip oldu. Fransa’da Camille Abily, Marie-Laure Delie ve Gaetane Thiney dikkat edilmesi gereken isimler.

Bruno Bini (Teknik Direktör/Fransa): “Oyuncularım başarıya aç ve sahaya çıkıp kazanmak için hazırlar. Yarı finale çıkarsak bizi kimse tutamaz.”

Kategorisi 1-Futbol, A Takım, Dünya Kupası, Kadınlar Dünya Kupası, Uluslararası Turnuvalar0 Yorum

Fotospor’un düşündüren kıyağı

Güne erken başladım. Malum şu şike operasyonlarını takip edelim, toparlayalım, ne olmuş, ne bitmiş öğrenelim. Gazeteleri karıştırıp, internet sitelerini gezinirken twitter’daki Fotospor’un “kıyağını” gördüm tabi ki. Twitter’dan takip ettiğim Fenerbahçeli arkadaşlarımın hoşuna gitmiş bu durum tabi ki. Çünkü bu durumdan duygusal açıdan en çok zarar gören kişiler de onlar. Onların da soracağı şeyler var. Ki twitter’dan ve muhtemelen de birçok forumlarından bu sorularını dile getiriyorlar. Onlara mikrofon ya da ses kayıt cihazlarını da uzatan yok. RadyoVesaire’de Utku Gökerküçük ile icra ettiğimiz Efektifpas Radyo Programında eski bir Unifeb üyesi sağlam bir Fenerbahçeli Burcu Oy’u konuk ederek iyi bir iş yaptığımızı da kanıtladık böylece. (programın bant kaydı için tıklayınız)

Gelelim Fotospor’a… (yok yok Yılmaz Özdil gibi yazmayacağım. =) ) Fotospor bugünki manşetiyle Fenerbahçeli taraftarların merak ettiği 23 tane soru sormuştur. Her şeyden önce Fotospor bunu yaparak Fenerbahçe taraftarının yanında durduğunu göstermektedir. Fakat gerçekten Fenerbahçeyi savunduğu için mi bunu yapmaktadır? Yoksa bunu bir pazarlama ve tirajını arttırma amaçlı mı yapmaktadır? Hepimiz biliyoruz ki Fenerbahçe’nin 20 milyon civarı taraftarı var bu ülkede. Fotospor ise 20bin-40bin civarı satabilen bir gazete.. Tüm Fenerbahçelilerin oturup bir kez daha düşünmesini rica ediyorum. Acaba Fotospor bu manşeti gerçekten Fenerbahçeli taraftarların haklı olduğunu göstermek için mi yoksa tirajını arttırmak için mi yapmıştır? Benim tirajını arttırmak için yaptığına şüphem yok. Zira başarılı da oldular. İki gencfborg arasındaki twit’e göre belki hayatında Fotospor almamış biri gidip 10 tane Fotospor alacakmış…

Fenerbahçeli taraftarların bu konuda ne düşündüğünü yazmak önemli bir habercilik işidir. Bu soruların hepsinin kuşkusuz bir cevabı vardır. Olmalıdır da. Bir cevabı mutlaka olduğu için soru da kendini var edebilmekte. Sorulan soruların hepsine katılmam mümkün değil. Zira sorulan soruların bir kısmı Trabzonspor ve Fenerbahçe taraftarlarını birbirine düşürebilecek cinsten. Fotospor bunu yazmasa da bu sorular varlığını sürdürecek, iki takımın taraftarı birbirine düşebilecekti elbette. Fakat bir basın kuruluşunun işi midir bu soruları bu şekilde arkasında Fenerbahçe logosuyla vermek?

Fotospor bu sorulara yer verirken bu soruların varlığını yeniden üretiyor ve olaylara da ister istemez de yeni bir boyut katıyor. Bu derece önemli bir soruşturma sırasında bir basın kuruluşunun bunu yapması doğru mudur? Değildir. Bu iş mahkemelerin işidir. Eğer bir basın kuruluşu elinde bir kanıt yoksa Fenerbahçelilerin belki de anlık sinirle sorduğu soruları bu şekilde yayınlayarak soruşturmanın sağlığına zarar getirmektedir. 4. soruyla da farkında olmadan çelişmektedir. Fenerbahçe taraftarı haklı olarak Deniz Feneri davasına gelen yayın yasağının neden şike soruşturmasına gelmediğini sormaktadır. Fotospor da bu soruşturmanın gizli devam etmesinde hem fikir olacak ki bu soruya da yer vermiş. Fakat diğer sorulara ilk sayfasında yer vererek hassas olduğunu anladığımız basın yasağı konusunda kendiyle çelişmektedir.

Bu sorulara söyleyecek daha çok sözüm var fakat sağ altta yer alan kırmızı kutuya da dikkat çekmem lazım. Güzel bir manifesto gibi dursa da yine ve tabi ki kendiyle çelişiyor Fotospor. “.. yalan yanlış bilgilerle toplumu kirletmeyelim..” derken yıllarca attıkları yalan yanlış transfer haberleriyle toplumun zihinlerini kirlettikleri unutuyorlar sanırım. (Foto-2) “Ne krallık, ne de kralcılık yapalım.. Hele hele kendisini kral sananların soytarılığını hiç yapmayalım.” sözü ne kadar muhteşem olsa da yine unutuyorlar eskiden yaptıklarını. (Foto-3) Kendi görüşlerimizi dikte etmek yerine objektif olalım mesajını veriyorlar en sonunda ama Fotospor attığı bu manşetle ne kadar objektif olmuş bana bi’ açıklasınlar… Fenerbahçe taraftarı da bu gibi basın kuruluşlarının oyununa gelmesin lütfen rica ediyorum kendi ahlak  süzgecinizden geçirin olayları ve tepkinizi bu şekilde verin. Başkalarının gazına gelerek yapmayın bu işi. Ben Fotospor’a kendi yaptığı haberle cevap vererek bu yazımı bitirmek istiyorum. (Foto-1/NAH)

(Foto-1)

(Foto-2 — bakınız fotomontaj ve yalan yanlış haberler. Neyse ki R.Carlos geldi…)

(Foto-3 / Bakınız “Hırsız” başlığıyla objektiflik duruşuna bağlılık ve kralcılığa, kralların soytarılığına örnek olacak hareketler…)

 

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, Yorumlar0 Yorum

Fotospor FB taraftarının yanında

Mevzu hakkındaki yorumumu okumak için tıklayınız.

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 1-Futbol, Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig, Türkiyeden Futbol, Yorumlar0 Yorum

Almanya 2-3 Meksika U-17 yarı-final (goller-video)

Kategorisi 1-Futbol, 17 Yaş altı, 2011 Meksika, 6-EfektifpasTV, Dünya Kupası, Erkekler Dünya Kupası, Uluslararası Turnuvalar0 Yorum

Brezilya 0-3 Uruguay U-17 yarı-final /(goller-video)

Kategorisi 1-Futbol, 17 Yaş altı, 2011 Meksika, 6-EfektifpasTV, Dünya Kupası, Dünyadan Futbol, Erkekler Dünya Kupası, Uluslararası Turnuvalar0 Yorum

Radyo-Efektifpas’ta Söz Taraftarda

Şike operasyonu gündeme çok fena oturdu. Fenerbahçe taraftarları da bu durumdan en çok etkilenenlerden oldu. Sevgili program yoldaşım Utku Gökerküçük ile sunduğumuz Efektifpas radyo programına taraftarın hislerini bir taraftardan duymak için mikrofonu yanımızdaki, yamacımızdaki eski bir UNIFEB’li Burcu Oy’a uzattık. Çok güzel ve verimli bir program oldu. Tabi ki bu kısmı programın daha ilk bölümü..
İlk bölümü dinlemek için linke tıklayınız..
Efektifpas-Radyovesaire-Sike-Operasyonu(25-bölüm1)-06-07-2011.wma

Programın kapanışını da Burcu’ya söz verdiğimiz gibi Fenerbahçe marşıyla yaptık. İkinci bölümü de ayırıp bu sayfalardan sizlerle paylaşacağız. İkiye ayrılmamış halini de alttaki videodan dinleyebilirsiniz.. Videonun görünür hale gelmesi biraz zaman almaktadır.. Görünmüyorsa lütfen rapor ediniz. Ve buraya tıklayıp mail atınız. Yardımcı olalım.

Kategorisi 7-RadyoEfektifPas0 Yorum

Forma Koleksiyonu #1 – Barcelona

Sene 1994 ya da 1995 olabilir. Çok sevdiğimiz bir aile dostumuz Barselona gezisinin ardından beni unutmamış ve orjinalinden bir Barça forması kapmış getirmiş. O zaman ben Jordi’yi bilmiyordum. Romario, Laudrup, Guardiola, Ferrer, Koeman falan var aklımızda hep. Jordi adını görünce bilmediğimden biraz bozulmuştum. Gerekli açıklamayı da anlamamıştım: “Bir dönem Barselona takımının Hollandalı bir efsanesi vardı Johann Cruyff. Bu onun oğlu. Aynı 14 numarayı ona vermişler..” Kim bilebilirdi ki o gün bana hediye edilen 14 numaralı Barça formasını taşıyıp efsaneleştiren Cruyff idolüm olacaktı??.. İşte böyle de bir hikayesi var bu ilk resmi, orjinal formamın bende…

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, Koleksiyon0 Yorum

Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Temmuz 2011
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler