3 puan koparanın elinde kaldı

 

Çoğu maçın müthiş geçtiğini söyleyecek. „Aman tanrım ne tempoydu“ klişesine kaptıracaklar bunlar kendilerini. Aranızda böyle sananlar varsa uyansın hemen. Bugünkü tempo orta sahasız takımlarla yapılır. İki takımın da orta sahasının pres yapayım derken alanlarını boş bırakışı topun kanatlara hızlıca akışına neden oldu. Bunun öncelikli nedeni tabi ki Fenerbahçe’nin 4. dakikada golü bulmasıydı. Sahasında oynadığı maçta kalesinde bu kadar erken gol görmek Beşiktaş‘ı daha atak oynamaya yöneltti. Fakat bu atak oyun ilk 25 dakikada Fenerbahçe’nin oynadığı baskılı ve etkili futbola reklam arası dönemlerinde kendini gösterebildi. Sarı Lacivertli takım son haftalardaki ilk 20-25 dakika baskısını bu maçta da ortaya koyarak maçı en başından koparabilirdi de. Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Tebdil-i blog’da ferahlık var…

Tebdil-i blog’da ferahlık var… mıdır bakıp göreceğiz. Ocak ayının ortasında başlayacak taşınma şubat’a kadar sürer heralde… Bakalım neler olacak 2011’de göreceğiz. Herkese gönlünce bir yıl diliyorum…

Kategorisi Genel0 Yorum

Taciz et, döv, ayır! Bu maçı kazan!

Erkek egemen tezahürat

Son iki ay içerisinde futbol aracılığıyla gündelik hayatta kabul görmeyen bir çok söylemin ve eylemin aldırışsız dışavurumuna şahit olduk. Bir çok ülkenin yasalarında ve uluslararası sözleşmelerin içinde de yer alıp karşılığında ağır cezaları bulunan eylemlerden ve söylemlerden bahsediyorum. Tecavüz, dayak ve ayrımcılık.

Türkiye’nin en önemli yazarlarından Vedat Türkali’nin hem romanını hem de senaryosunu yazdığı “Fatmagül’ün Suçu Ne?„ eseri günümüzde dizi olarak ekranlara geldi. Türkali’nin, tecavüzün kadınları maruz bıraktığı durumun vahametini anlatarak tecavüzün bir hayatı nasıl mahvedebileceğini ibretlik örneklerle kaleme aldığı eseriyle günümüzde sadece tecavüz kısmıyla ilgilendik. Önce medya bunun promosyonunu yaptı, ardından da ataerkilliğin en çok görüldüğü ve cinsellik arsızı tribün söylemleri literatürüne yeni bir deyim ekledi.

Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Futbol endüstrisine yön veren yazı-tura oyunu

Ekonomik krizin arttığı dönemlerde yarışma programları her zaman televizyonlarda en fazla yeri kaplar ve de çok ilgi çeker. Son bomba yarışmamız da „Canlı Para“ oldu. Ne zaman bir spor sorusu çıksa, genelde de futbol soruları çıkar, kendimi yarışmacının yerine koyar ve yarışmacının ne kadar parası varsa sanki hepsi kendiminmiş gibi tüm paramı belirlediğim şıkın üstüne bırakırım. Fakat bayram esnasında yayınlanan programlardan birinde sorulan soru ben dahil evdeki tüm kafaları karıştırdı.

“Yanlış bilgi„ yarışması

Soru başlığı „Büyük Maç“tı. Bu başlığa uygun şıklar gözüktü. Soru ise „Aşağıdakilerden hangisi derbi değildir?“ idi. Şıklarda şöyle sıralandı: Fenerbahçe-Kasımpaşa, Bursaspor-Kocaelispor, Galatasaray-Trabzonspor. Cevapsa Bursaspor-Kocaelispor olarak açıklandı. Yani aslında derbi olmayan Galatasaray-Trabzonspor maçı bu kategoriye alınmıştı. „Nasıl yani?“ demeyin. Galatasaray-Trabzonspor maçı bir derbi değildir! Neden mi? Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Bir spor spikeri nasıl olmamalı sayı 1 – Lokal Şovenizm

Sayı 1 diye başladık. Sayı 2 inşallah gelmez. Ama değişim süreç gerektiren bir şey. Bu yüzden birazdan bahsedeceğim spor spikeri ve benzerlerini “azalarak bitsin” kampanyasına katıyorum.

Bu tür sabah programlarını sanırım önce radyolarda başladı. Arabada işe giderken gazetelerini okuyamayanlar için. Süper bir fikirdi. Sonrasında da spor içerikli olarak ilk LigTV’de görmüştüm sanırım böyle bir şeyi. (Çok da sallamış olmayayım) Sonrasında da NTVSpor aldı sazı eline güçlü sunucuları ve yorumcularıyla çizgisini bozmadan yükselerek devam ediyor.

Bu tür programlarda amacı çok iyi belirlemek gerek. Programın amacı, tüm gazeteleri alamayan insanlara tüm gazetelerden bakış açıları sunmak mı (bu X takım açısından bakmış, bu da Y takım açısından bakmış), her gazetede aynı haber yer alamayacağından insanları tüm gazetelerdeki haberlerden haberdar etmek mi, tüm gazetelerden bir seçki sunup onları yorumla(t)mak mı (Z gazetesi böyle diyor ama işin aslı böyle), yoksa komple bir medya eleştirisi yapmak (Medyamızda böyle söylemler çok yanlış gibi…) mı yoksa en saf haliyle gazeteleri okuyamayanlara gazete okumak mı olacak… Hangisi yapılacaksa ona göre sunucular veya yorumcular da dikkatli seçilmeli. (Mesela Mehmet Demirkol yeri geldiğinde süper bir eleştiri getirebiliyor kimseyi galeyana getirmeden. Bazen laflarını kendine saklıyor (ki bu da ayrı bir tartışma konusu olsun) ama “anlayan anlıyor”…)

Bursaspor Tv’deki görüntüleri izlemek için tıkla

Daha önce hiç izlemedim Bursaspor TV’yi. Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Söz Sanatçısının 11’i

Geçen yıl üniversiteye hazırlandığımı daha önce blogumda da yazmış hepinizle paylaşmıştım. Bu süreçte futboldan epey bir uzak kaldım. Ders çalışmak zorunda kaldım. Ancak bu oyun insanın 5-6 yaşlarından beri hayatının bir parçası olmuşsa ister istemez ders aralarında bir göz atıveriyor ona buna. Ya da ders çalışma yöntemlerine yansıyıveriyor futbola dair bilgiler, düşünceler. Böylece ezbere dayalı yapılan sınavdaki konuları futbola dair bildiğin şeylerle eşleşleştirip daha kolay akılda kalmalarını sağlayabiliyor. Ben de bunu yaptım.

Edebiyatta ezberlenmesi gereken çok fazla söz sanatı vardı. Hepsini bir düzene sokmak gerekliydi. Ayıklayınca fark ettim ki 12 tane söz sanatı “T” harfi ile başlıyor. Hiç vakit kaybetmeden birini teknik direktörlük koltuğuna oturttum, geri kalanından ise ilk 11’imi kurdum. Tabi ki bazı söz sanatlarını anlamlarına uygun pozisyonlara yerleştirdim. Ancak kurarken en önemli olan takımın dizilişi değil, aklımda yer edişini göze aldım elbette.  Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Arda ve Hedo’nun rahat tavırları: Hepimiz insanız…

Evet uzun süredir yazmıyorum bloguma. Son iki günde bu 9’uncu yazım oluyor galiba. Neyse umarım bu tempoda devam edebilirim bir süre daha… =) Yazın hem basketbol hem de gutbol milli takımlarımızın önemli maçları olmuştu. Basketboldakiler elbette daha önemli idi. Sonuçta dünyanın ikinci en iyi milli takımı olduk. Dikkat çekeceğim kısım ise daha farklı.

Arda, Galatasaray’ın kaptanı, milli takımda da kaptan adaylarından. Hidayet de basketbol milli takımının kaptanı. Arda, Belçika maçında gol attıktan sonra Başbakan Recep Bey ile canlı canlı konuşma imkanına sahip olmuştu. Belçika’ya karşı çarptıra, çurptura atabilmişti golünü. Tayyip Amca da Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Pino vs. Keita

Gidişi sonrası fazlasıyla yükseldi sesler. Geçen senenin en iyi oyuncusuydu diyebiliriz. Yırtıcı, savaşçı, bitirici, cambaz ve asistçi özelliğiyle çok şey katmıştı takıma gidişi de ekonomik açıdan az şey katmadı. Önemli tartışma gelenin ilk başlarda yeteri kadar bekleneni karşılamayışı oldu. Henüz takıma yeni gelmiş ve sisteme ayak uydurma çabasına giren Pino son iki maçta elinden gelenin en iyisini sahaya yansıtarak Galatasaraylıların gönlünde yavaş yavaş yer edinmeye başladı. Peki gerçekten Keita’mı daha iyi Pino mu? Objektif olması zor bir gözle karşılaştırmaya başlayalım bu ikiliyi.

İkisi de kanat oyuncuları oldukları için önce hızlarına bakalım. Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Özlemişim böyle takımı

Ali Sami Yen’deki son maçlardan biri daha geride kaldı. Lige iyi başlayamamıştık ancak son iki maçta oynanan futbol ve bir çok sakata karşın alınan 4 puan bir şeylerin yoluna girdiğini göstermekte sanki. Hele de orta sahada savaşan zaman zaman da dövüşen bir Galatasaray olduğunu görmek buna işaret gibi sanki.

Maçın başında Kadıköy’deki baskıyı yine gördük. Harika bir baskı kuruldu ileride ve Antalyaspor kitlendi bir şey yapamadı. İlk 10 dakika böyle geçtikten sonra biraz daha ortaya taşındı maç. Bu sırada maç öncesi dediğimiz gibi gelişmeler oldu ve Misimovic’in hızlı ara paslarına Pino ve Sabri müthiş hareketlendiler. Paslar golle sonuçlanmadı ama olsun. Pino’nun muhteşem deparlarını görmek bile heyecan kattı. Okiyim ya iyiymiş…

Kategorisi Genel0 Yorum

Bir efsane doğar

Her gün efsane doğmuyor. Her doğan efsane olmuyor. Her efsane de doğmuyor. Bazıları lafta kalıyor yani. Bu lafta kalmayanlarından. Ama yeni efsane dediği bir çok kişi var onlar da doğamayanlar oluyorlar. Doğanların bazısını da kıskanıyor belki de…

Tek başına şampiyonluk kazandıranların son parçası diyebileceğimiz biri. Napoli gibi küçük ve fakir bir şehir takımının kuzeydeki zenginlere kafa tutuşunun simgesi oluveriyor bir anda, bazen de kontrolsüz davranışlarının bağımlısı bir serseri.

Futbolculuğuna yetişemedim. Amerika’daki ’94 Dünya Kupası’nı izledim bir kaç maçı hatırlıyorum o turnuvadan ancak onun oynadığı maçlara yetişemedim. Bu yüzden en çok sevdiğim yanı saha dışındakilerden. Teknik direktörken sahaya uçarak kayarak sevinmesi, Palermo’nun sırtına çıkması. Ya da Boca Juniors tribünlerinde formasını çıkarıp sallayarak çılgınca sevinmesi. Purosu ve Che dövmesiyle de ayrı bir yerden yakalıyor hayatı ve futbolu.

Tanrı’nın ona elini dokundurduğu da çok açık. O da bunu kanıtlamak için olacak ki yeri geldi Tanrı’nın eli de oldu. Bugün Maradona doğdu. 50 yaşına girdi. Yarım asır olmuş be abi!

Ben onun futbolculuk tarzını beğenmiyorum. Tek başına topu alıp gidenlerle futbol oynamayı sevmem. Ama arada sırada lazım oluyor onun gibileri. Zira tek başına blogumun 10bin’e yakın kişinin ziyeret etmesini sağladı. Belki de yüzlerce müridinin bağlı bulunduğu dininin takipçileridir onlar da… Bir insan adına bir din yaratılmış olması ne kadar da ilginç değil mi? Hiç kimseye ya da hiç bir şeye inanmıyorsan ona inan. O, maçı sana bir şekilde kazandırır. İyi ki doğdun Maradona.

Kategorisi Genel0 Yorum

Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler