Archive | Genel

Motorlu Sıcak Sosisler!

Amerikan Beyzbol liginde mücadele eden Millwakue Brewers maç öncesinde rakiplerinin sinirlerini bozmak için ilginç bir yöntem geliştirdi.
Harley-Davidson motorlarının doğduğu yer olarak bilinen Wisconsin eyaletine bağlı kentlerden Millwakue’nin takımı Brewers’ın Chicago Cubs ile oynadığı maç öncesinde rakiplerine bir sürprizi vardı.

Beyzbol tribünlerinin vazgeçilmezi olan sosis kılığındaki maskotlar daha öncekilerden farklı olarak bu sefer Miller Park stadında Harley Davidson motorlarla boy gösterdiler. Maça ısınmaya çalışan rakip oyuncuların yanında motorlarını çalıştırarak sahada tur attılar.

Saha içinde motorların etkisiyle artan karbon monoksit ve maç öncesi yüksek desibelde çıkarılan motor sesleri sonuca etki etti mi diye merak edenler vardır. Maçı ev sahibi Millwakue Brewers 4-3 kazandı ve fotoğrafta gördüğünüz oyuncu Jeff Samardzija da motorlu sosislerden nasibi aldı kötü bir performans sergileyerek oyundışı kaldı.

Kategorisi Genel0 Yorum

Sporda şiddeti körüklemeyin artık

13 Mayıs 2013’te 94.9 Açık Radyo’da yayınlanan Efektifpas programının tam metni aşağıdadır.
Programın kaydını ise hemen aşağıdan  dinleyebilirsiniz.

Hepinize iyi akşamlar Açık Radyo dinleyicileri. Açık Dergi’nin spor köşesi Efektifpas’a hoş geldiniz.

Bu programda sizlere her zaman sporun güzel yönlerini aktarmaya çalıştık çabaladık. Kötü bulduğumuz yönlerini eleştirdik, değişmesi gereken yönlerini sürekli dile getirdik, kimi zaman da dilimiz döndüğünce çözüm önerileri ürettik, sunduk. Bugün hepsinin tükendiği noktaya bir kez daha geldik.

Bugünkü programa hazırlanma aşamasında program arkadaşım Utku’yla gündem hazırlarken programımızın isim babası, dünya futboluna yön veren ve Manchester United’daki 27, toplamda ise 39 yıllık teknik direktörlük kariyerine son veren Alex Ferguson’a methiyeler hazırlamıştık. Türkiye Futbol tarihinin en önemli maçlarının oynandığı, futbol tarihinde adı, Mithatpaşa, Şeref Bey ya da İnönü Stadı olarak geçen mabeddeki anıları canlandırmak istemiştik. Ekonomik krizdeki Olympiakos Basketbol takımının üst üste 2. Euroleague zaferini şereflendirmek, Bursaspor’un bu hafta içi vefat eden efsane Başkanı İbrahim Yazıcı’ya saygı duruşunda bulunamak istemiştik. En çok da bizde olmayan bir kültür örneğini sergileyen Süper Lig’e çıkmayı garantilemiş Çaykur Rizespor’u alkışlayan 1461 Trabzonspor oyuncularını, yine aynı ligi şampiyon bitiren Kayseri Erciyesspor oyuncularını alkışlayan Şanlıurfaspor oyuncularını övmek arzusundaydık.

Ancak Cumartesi günü Reyhanlı’da yaşanan patlama, ardından her ay en az 2 kez gittikleri ve her gün önünden geçtikleri stadyumlarına veda etmek üzere Beşiktaş Çarşı’da bir araya gelmiş taraftarlara uygulanan polis şiddeti, Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesinde mecidiyeköy metrobüs durağında Fenerbahçe forması giydiği için dövülen, atkısı alınan arkadaşıma yapılanlar, Kadıköy’de oynanan maçta futbolun önüne geçen centilmenlik dışı davranışlar, maç içinde tribünde yaşanan ırkçılık, maç sonrası metrobüs durağında Galatasaray formalıların Fenerbahçe formalı Burak Yıldırım’ı öldürmesi, maç sonrası Kadıköy’de kalp krizine yenik düşen 41 yaşındaki Fenerbahçe taraftarı Hamza Atıcı’nın ölümü, Ptt 1. Lig’de küme düşen Göztepe’nin maçının ardından tribünlerde çıkan olaylar, yaralananlar, baygınlık geçirenler, sonrasında ise kulüp binasına saldıranlar… Bu yaşananlar konuşmak istediğimiz sporun tüm güzelliklerinin önüne geçtiler. Ne ilktiler, ne de son.

“Bir cinayeti bütün ayrıntılarıyla izledikten sonra yaşamınız eskisi gibi kalamaz. Hele bu cinayet bir futbol karşılaşmasının sonrasında gerçekleşmişse, siz farkına varmasanız da, futbol tutkunuz bu başkalaşmadan payını fazlasıyla alır. Bir kaç adım ötenizde, bir kaç dakikada olup biten dehşetengiz bir şiddet gösterisi, insanlığınızdan utandırır. Duyduğunuz çaresizlik tüm kâinatı sarsacak derecede uçsuzdur.”

1991 yılının Aralık Ayı’nda Beşiktaşlı mühendis Oktay Akdemir’in bir grup Galatasaraylı tarafından maç çıkışı öldürülmesi sonrası, olayın tek tanığı yazar Barış Tut, bu sözlerle anlatıyordu hissettiklerini. Maç çıkışı çatışmak için anlaşan iki takım taraftarından habersiz Şişli’de otobüs bekleyen Mühendis Oktay, öldürüldüğünde 30 yaşındaydı.

2004 yılında bir lise öğrencisi takımını izlemeye, İnönü Stadı’na gelmişti. Tribünde çıkan anlaşmazlık sonrası bıçaklanan Cihat Aktaş, hayata gözlerini yumduğunda 16 yaşındaydı.

2013 yılındaysa sonucu önemsiz bir Galatasaray-Fenerbahçe maçında Burak Yıldırım isimli genç, son kurban oldu. Suçu, ötekilerden farklı renklere gönül vermesiydi.

Fanatikler, futbol kulüplerinin kendileri için var olduğunu, mücadele ettiğini zanneder. Bunun bilincindeki futbol fanatiği, sevdiği renkler uğruna her şeyi yapmaya hazırdır. Ancak sevilen takımın, taraftarını her şeyin önüne koyması komple bir yalandır. Yayın ve reklam gelirleri, kombine bilet fiyatları, bahis rakamları bir futbol taraftarından daha çok şey anlatır futbol kulüplerine. Tepedekiler kendi çıkarları için kitleleri yönlendirmeye, onları yalancı sevdalarla avutmaya devam ettiği sürece, tribün terörü her renkten atkıya kan bulaştırmaya devam edecek.

Daha önce olduğu gibi bugün de yaşanan şiddet olayları bir kaç kendini bilmeze indirgenecek ve o kendini bilmezler yakalanınca da uygulanmadığına bir çok kez şahit olduğumuz sporda şiddeti ve düzensizliği önleme yasası uygulanmış gibi gösterilecek. Kulüpler baş sağlığı metinleri yayınladıktan sonra seneye, yine ilk fırsatta, kendi benliklerinin esas nedeni olan şiddetin varlığını sürdürülebilir kılmak için popülist açıklamalar yapmaya devam edecekler.

Burak Yıldırım’ın ve Burak Yıldırım gibi bir hiç yolunda canını verenlerin ölümünden Başbakan, İç İşleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, İl Spor Müdürlükleri, Emniyet Müdürlükleri, Türkiye Futbol Federasyonu, Tüm Spor Kulüplerinin Yönetim Kurulları’nı sorumlu tutuyoruz. Bulundukları makamlarda servetlerine servet katmak için değil sorumlu oldukları alanları düzenlemek için oturduklarını hatırlatıyoruz.

Bugünkü programımız, endüstriyel futbolun çarkında can vermiş ve can vermeye devam edecek 19 yaşındaki Burak ve Burak’lara ithaf edilmiştir.

Bu hafta anneler günüydü. Spor sahalarında anneler günü vesilesiyle yapılmış güzel jestler vardı. Bunları da dile getirmek istemiştik. Bu güzelliklere pek vakit ayıramasak da annelerimize tüm sevgi ve saygılarımızı göndermemize engel değil bu yaşananlar. Tüm Annelerin anneler gününü, en çok da ölümleri devlet tarafından gizlenen evlatlarının cansız da olsa bedenini 424 haftadır Galatasaray Meydanı’nda bekleyen Cumartesi Anneleri’nin Anneler gününü kutluyoruz.

Efektifpas
Volkan Ağır & Utku Gökerküçük

Kategorisi Genel0 Yorum

Süperbahis’ten süper kıyak

İnternet üzerinden yüksek oranlarla bahis yapabilme imkanı sağlayan Süperbahis sitesi, Manchester United – Galatasaray maçında yapılan bahislerin bir kısmını iade edeceğini açıkladı. Süperbahis, dün akşamki maç için Galatasaray’ın Manchester United ile Old Trafford’da 19 yıl önce oynadığı maça gönderme yaparak, “Arif’in Manchester’a gol attığı kaleye Galatasaray gol atar” bahsi açmıştı. Ancak Galatasaray’ın aynı kalede yarattığı tehlikleri yeterli görmüş. Sarı-Kırmızılı takım Arif’in gol attığı kaleye gol atılmamış olsa da, aynı kaleye atılan 2 şutun direkten dönmesi ve bir penaltının verilmemesi nedeniyle bahisçilerin hakemin haksız kararı nedeniyle mağdur duruma düşmelerini  engellemek için bahisleri geri vermeye karar vermiş. Süperbahis’in yaptığı açıklamaya göre şirket toplamda 39bin 480 Türk Lirası geri ödeme yapacak.

Bu yaptıklarını iyi bir halkla ilişkiler performansı olarak değerlendirip takdirlerimizi sunuyorum. Yaptıkları açıklama ise aşağıdaki gibi.

 

Manchester’da Kaybeden Bahisler İade

Manchester United v Galatasaray maçından önce, ’19 Eylül 2012 tarihinde oynanacak Manchester United v Galatasaray maçında, Galatasaray 90 dakikalık süre zarfında, Arif Erdem’in 20.10.1993’de gol attığı kaleye bir gol atmayı başarırsa, aşağıda yer alan marketlere yapılan kaybeden bahisleri iade ediyoruz’ demiştik.

Old Trafford’dan 1-0’lık skor ile ayrılan Galatasaray, Dünya devine çok zorlu anlar yaşattı.

Maçın daha ilk dakikasında, Vidic’in maç sonunda itiraf ettiği gibi Galatasaray’ın penaltısı verilmedi. İlerleyen dakikalarda ise Amrabat ve Hamit Altıntop’un şutları direkten dışarı çıktı. Arif Erdem’in gol attığı kalede yaşanan bu olaylar sonrasında, Superbahis ‘galiptir bu yolda mağlup’ diyor ve Galatasaray seçilen kaleye gol atmasada, seçilen marketlere yapılan ve kaybeden bahisleri iade ediyor. Tam 39,480 TL bugün üyelerin hesaplarına geri yatırılacak.

Kategorisi Genel0 Yorum

Buz Hokeyci Engin Baytar’lar..

Kategorisi 6-EfektifpasTV, Manşet0 Yorum

Super Bowl New York Giants’ın oldu

Amerikan Ulusal Futbol Ligi NFL’de dün geceki final mücadelesinde Amerikan Futbol Konferansı şampiyonu New England Patriots ile Ulusal Futbol Konferansı şampiyonu New York Giants  karşı karşıya geldi.

Tüm dünyda büyük bir ilgiyle takip edilen final mücadelesinin sonunda NFL şampiyonluğuna uzanan taraf 21-17’lik skorla New York ekibi Giants oldu. Giants 2007 yılında son şampiyonluğunu kazanırken yine Patriots takımıyla final maçına çıkmıştı.


Heyecan ve çekişme dolu geçen maçta Giants son dakikada bulduğu touchdown’la (6 sayılık gol) öne geçti ve maçı 21-17 kazanarak 46. Super Bowl’un sahibi oldu.

New York Giants böylece tarihinin 4. şampiyonluğunu kazanırken, takımın oyun kurucusu Eli Manning de 2007’de olduğu gibi Maçın En Değeri Oyuncusu (MVP-Most Valuable Player) seçildi. Manning aynı zamanda, 40 üzerinde pas oyunu deneyip %75 gibi yüksek bir isabet oranı tutturarak Super Bowl tarihine de geçti.

Dünya çapında 180 ülkede canlı yayınlanan ve 110 milyon sporsever tarafından takip edilen mücadelenin devre arasında, Madonna ile Party Rock Anthem adlı şarkıyla ünlenen LMFAO grubu etkileyici bir gösteri sundu.

Kategorisi Genel0 Yorum

Vuvuzela sesi için son uyarı

Yarın başlayacak Afrika Uluslar Kupası’nda Spor Toto Süper Lig’de forma giyen 12 futbolcu yer alıyor. Kupanın ev sahipleri Gabon ve Ekvator Ginesi. (HaberVesaire/20.01.2012)

Kıtasal kupalar arasında gözümüzü her zaman Avrupa Futbol Şampiyonası’na dikeriz. Bunda hem orada yarışabileceğimiz ihtimali hem de coğrafya olarak kendimize yakın hissetmemiz etken olabilir. Ancak eski kıtanın yeni kupası bu yıl da güzellikler vaad ediyor.

İlki 1957 yılında Sudan’da düzenlenen kupanın bu yılki ev sahipleri 17 Ağustos 1960’da Fransa’ya karşı bağımsızlığını ilan eden Gabon ve 12 Ekim 1968’de İspanya’ya karşı bağımsızlığını ilan eden Ekvator Ginesi. Kıtasının batı sahilindeki bu iki ülkeden Ekvator Ginesi’nin bu turnuvaya daha önce katılmışlığı yok. Gabon ise daha önce altı kez turnuvaya katıldı. 16 takımla oynanan şampiyonanın diğer katılımcıları ise, Mali, Gine, Zambiya, Fas, Senegal, Burkina Faso, Nijer, Fildişi Sahili, Gana, Angola, Botswana, Tunus, Libya ve Sudan.

Büyük turnuvalara özgü “süprizlere gebe olma” durumu ilk sinyallerini Güney Afrika, Mısır, Cezayir, Kamerun ve Nijerya’nın elemeleri geçememesiyle verdi. Son üç kupanın sahibi, yedi kez şampiyonluk kazanan Mısır’ın ülkede yaşanan siyasi çalkantının da etkisiyle turnuvaya gelememesi uzun süre sonra yeni bir şampiyonun çıkacağını garantiliyor.

Kupanın favorileri

Afrika’nın büyükleri olarak diyebileceğimiz bu beş takımın yokluğunda öne dört takım çıkıyor: Kolo, Yaya Toure, Didier Drogba ve Zokora’lı altın jenerasyonuyla iki kez Dünya Kupası’na katılan Fildişi Sahili. 2009’da 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonu unvanlı oyunculardan oluşan kadrosuyla Gana. Mamadou Niang, Moussa Sow ve Demba Ba’lı forvet hattıyla Senegal. Ve Eric Gerets önderliğinde eski günlerine dönmeyi uman Fas.

Mali, Gine, Tunus ve Zambiya da Avrupa’nın önemli kulüplerinde mücadele eden yıldızlarıyla isimleriyle süpriz yapması muhtemel ekiplerden.

Turnuvaya bu yıl ilk kez katılan takımlar da futbolseverler için ayrı bir cazibe nedeni. Ev sahibi Ekvator Ginesi, Nijer ve Botswana’nın bulundukları gruplar itibariyle sonraki turlara devam etme şansları yüksek görünmese de, “sıfır kilometre” yıldızları keşfetme şansı verebilir.

Genç yıldızlar

Kıtasal turnuvaların her zaman kendi yıldızlarını yarattığını da unutmamak lazım. Brezilyalı Pele (1958 Dünya Kupası), İngiltereli Michael Owen (1998 Dünya Kupası) ve bir önceki Afrika Uluslar Kupası’nın son gol kralı Mısırlı Mohamed Gedo gibi örnekler verilebilir. Bu turnuvada ise otoritelerin patlama yapması muhtemel adayları arasında Fildişi Sahili’nden Vitesse Arnhem’in forvet oyuncusu Bony Wilfried, Gana’dan Udinese’nin orta saha oyuncusu Emmanuel Agyemang Badu, Fas’ın Queens Park Rangers’ta oynayan forvet arkası yıldızı Adel Taarabt var.

Yıllardır tribünlerinde barındırdığı müzikli ve danslı renkli görüntüleri ve süpriz sonuçlarıyla futbolu yakından takip edenlerin büyük eğlence kaynağı olan turnuvayı henüz izlemediyseniz bu yıl kaçırmayın. Muhtemel vuvuzela sesleri içinse bayiinizden kulak tıkacınızı istemeyi unutmayın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Afrika Kupası’nda Türkiye

Spor Toto Süper Lig’de forma giyen ve şampiyonada yer alacak futbolcular

Jacques Faty (Sivasspor): Senegal
Issiar Dia (Fenerbahçe): Senegal
Diomansy Kamara (Eskişehirspor): Senegal
Emmanuel Eboue (Galatasaray): Fildişi Sahilleri
Jean Jacques Gosso (Orduspor): Fildişi Sahilleri
Didier Zokora (Trabzonspor): Fildişi Sahilleri
Aristide Bance (Samsunspor): B.Faso Michael Basser (Bursaspor): Fas
Nordin Amrabat (Kayserispor): Fas Wissem Ben Yahia (M.İdmanyurdu): Tunus
Hocine Ragued (Karabükspor): Tunus
Kamil Zayatte (İstanbul BB): Gine

A Grubu: Ekvator Ginesi, Libya, Senegal, Zambiya
B Grubu: Fildişi Sahili, Sudan, Burkina Faso, Angola
C Grubu: Gabon, Nijer, Fas, Tunus
D Grubu: Gana, Botswana, Mali, Gine

Kategorisi 1-Futbol, Afrika Uluslar Kupası, Dünyadan Futbol, Gabon & Ekvator Ginesi - 2012, Manşet0 Yorum

Kortların yeni çığlığı: Petra Kvitova

 

Maria Sharapova’yı ikinci sıradan indiren Petra Kvitova’nın önümüzdeki yıl yine İstanbul’da oynanacak turnuvaya ilk sırada katılması sürpriz olmayacak (HaberVesaire)

İstanbul’da düzenlenen Kadınlar Tenis Birliği (Women’s Tenis Association –WTA) Sezon Sonu Şampiyonası’nda ipi Çek Petra Kvitova (21) gögüsledi. Kvitova, sadece dünya sıralamasında ilk sekiz sırada yer alan sporcuların çağrıldığı turnuvanın finalinde Belaruslu Victoria Azarenka’yı 2-1’le geçerek kupaya ulaştı. Bu yıl altı turnuvada birincilik elde eden Çek tenisci, böylelikle dünya sıralamasında da ikinci sıraya yükseldi.
Kvitova’nın tenisin zirvesine uzanan hikâyesi, II. Dünya Savaşı sonrası -eski ismiyle- Çekoslovakya’dan sürgün edilen Almanların tutulduğu Bilovec kasabasında 8 Mart 1990’da başladı. Ailesinde spor yapan biri yoktu ve herhangi bir tenis akademisine de gitmedi. Bugünkü rakipleri günde 3-4 saat antrenman yaparken o, tenisle fazla alakası olmayan ağabeyleri ve babasıyla okuldan sonra günde 1-2 saatlik antrenmanlar yapabildi. Herşeye rağmen başarı basamaklarını teker teker ama hızlıca çıktı. Profesyonel tenise 2006’da başladı. 2007’de Uluslararası Tenis Federasyonu’nun yaptığı sıralamada 27’inciydi. Bu kayda değer bir başarı gibi görünmese de Kvitova ertesi yıl büyükler turnvalarında boy göstermeye başlayacaktı.

2008’de katıldığı Gaz de France turnuvasında ilk 50 içinde bulunan İspanyol Anabel Medina Garrigues’i eleyerek adından bahsettirmeye başladı. Sonraki turda o yılın finalisti Elena Dementieva’yı ilk sette zorlasa da elenmekten kurtulamadı. Ardından Memphis’te katıldığı “2008 Cellular South Cup”ta ilk süprizine imza attı ve o yıl ilk 10 içinde yer alan, Wimbledon şampiyonu Venus Williams’ı ilk turda eledi. Bu maçı kazandığında Kvitova henüz dünya 143’üncüsüydü. Aynı yıl Fransa Açık’a katılan 128 tenisçinin arasında son 16’ya girme başarısını gösterdi. O yıl katıldığı turnuvalarda ilk 44. Sıraya yükselmeyi başardı.

2009’a Brisbane’de Ana Ivanovic mağlubiyeti ile başladı. Buna karşın Moorilla Hobart turnuvasında Pavlyuchenkova, Bondarenko gibi önemli isimleri eleyerek çıktığı finalde vatandaşı Iveta Benesova’yı yenerek ilk birinciliğini kazandı. Fransa Açık’a sakatlığı nedeniyle katılamadı ve Wimbledon’da da sakatlığı sonraki turlara ilerlemesine engel oldu. Amerika Açık’ta dünya sıralamasında birinci sıradaki Dinara Safina’yı üçüncü turda elerken 71. sıradaydı. İkinci finaline Avusturya’nın Linz Kenti’nde gerçekleşen Generali Kadınlar turnuvasında çıktı. Daha önceki turnuvalarda da tur atlamasına engel olan Belçikalı Yanina Wickmayer’e finalde kaybetti. Ve düşüşe geçtiği 2009’u, 61. sırada tamamladı.

2010 Avustralya Açık’ta ikinci turda Serena Williams’a, “Cellular South Cup”ta da yarı finalde Maria Sharapova’ya elendi. Wimbledon’da Azarenka, Wozniacki, Zheng gibi önemli isimleri eleyerek yarı finale çıktı ancak bu turda yine Serena Williams’a elendi. Senenin en önemli turnuvasından elendikten sonra yaptığı basın toplantısında, “Serena’yı yenebileceğimi hiç düşünmemiştim. Bu yüzden kazanbildiğim kadar sayı kazanmaya baktım. Wimbledon’da yarı finale gelmek çok mutluluk verici. Bir sonraki sefer benim için daha iyi olur diye düşünüyorum” demişti. Yine de 2010’daki en büyük başarısını bu turnuvada elde etti ve ilk defa ilk 30 arasında yer buldu. Sezonu 34. sırada tamamlasa da, WTA tarafından “yılın en iyi çıkış yapan tenisçisi” seçildi. Aynı ödüle daha önceki yıllarda Williams kardeşler, Sharapova, Radwanska ve Wozniacki de layık görülmüştü.

Tenis izlemeyen şampiyon

Kvitova, artık oyununu geliştirmiş ve tecrübeli bir oyuncu haline gelmiş, S. Williams, Sharapova gibi rakiplerle karşılaşmaya alışmıştı. 2011 Uluslararası Brisbane turnuvasında 13 setin sadece üçünü kaybederek o yıl ilk kupasını kazandı. 28. sıraya yükseldi. Avustralya Açık’a ise 25. sırada başladı. Çeyrek finalde Zvonareva’ya yenildiği bu turnuvada onu 18. sıraya taşıdı. Mutua Madrid Açık’ta Alexandra Dulgheru, Chanelle Scheepers, Zvonareva, Li Na ve Azarenka’yı geçip kupayı kazandı. Böylece ilk 10’a adım attı. Fransa Açık’a dokuzuncu, AEGON International turnuvasına sekizinci sırada başladı. Zaferle ayrılacağı Wimbledon’a da aynı sırada giren Çek yıldız finalde Maria Sharapova’yı yenerek pek de alışkın olmadığı çim korta da ismini yazdırdı. Artık 5. Sıraya yükselmiş ve zirveye nefesini hissettirmişti.

Turnuvanın ardından yaptığı açıklamada “Tenisi eğlenmek için oynuyorum. Daha önce Wimbledon finallerini takip etmedim televizyondan. Çünkü tenisi izlemektense oynamayı daha çok seviyorum” diyerek tenisin kendisi için sadece bir oyundan ibaret olduğunu belirtiyordu. İdolü ve hemşehrisi efsane oyuncu Martina Navratilova’nın ardından Wimbledon’u kazanan ikinci solak tenisçi olurken, 1998’den bu yana Grand Slam kazanan ikinci Çek kadın oyuncu oldu ( Diğeri Wimbledon şampiyonu Jana Novotna.) Ayrıca 1990 doğumlular arasında Grand Slam kazanan ilk tenisçi unvanını kazandı.

İstanbul’daki turnuvaya aynı yıl içinde 5 şampiyonluk (Brisbane,Paris [Kapalı Salon], Madrid, Wimbledon, Linz) kazanarak gelen Kvitova 12 sette 2 set kaybederek sezon sonu turnuvasını da kupayla kapattı. Topladığı puanlarla da Sharapova’nın iki numaralı koltuğunun yeni sahibi. Sinan Erdem’deki turnuvada maçlarını tribünden takip etme şansı bulduğum Kvitova, sayı kazandıktan sonra attığı çığlıklarla ünlü Rus rakibinin tahtını bu konuda da sallıyor.

Ailesinin öğretmen olmasını beklediği , kadınların tenis pek de oynanmadığı bir yerde büyüyen ve yılın en büyük şampiyonası olarak nitelendirilen Wimbledon’u daha önce televizyonda takip etmemiş Kvitova kadınlar tenisinin artık en önemli ismi. Önümüzdeki yıl da İstanbul’da oynanacak WTA Sezon Sonu Turnuvası’na birinci sırada gelmeye artık hiç uzak değil.

Kategorisi Genel0 Yorum

En iyisi Trabzonspor

Şampiyonlar Ligi’ne ilk kez katılan en iyi Türkiye takımı Trabzonspor. Devler liginde 1999/2000 sezonundan itibaren ilk iki maçında 4 puan alan takımların ise yüzde 72’si bir sonraki tura çıktı.

Volkan Ağır (HaberVesaire-30/09/2011)

Şampiyonlar Ligi’nde bu sezon ülkemiz futbolunu temsil eden Trabzonspor önceki gece Lille karşısında elde ettiği bir puanla B grubunda liderliğini sürdürdü. Bordo-Mavili ekip, ilk defa katıldığı Şampiyonlar Ligi grup aşamasındaki ilk iki maçının sonunda topladığı 4 puan ile Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Bursaspor’un Şampiyonlar Ligi’ne katıldıkları ilk sezonlarındaki ilk iki maç performansını geride bıraktı.

Devler liginde Türkiye takımları

Eleme usulünde oynanan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda gruplara ayrılması, puan toplama esasına dayanan lig usulünün getirilmesi ve turnuvanın bugünkü ismini alması 1992’de olmuştu. Takımların yarıştığı dünya futbolunun bu en önemli ligine katılan ilk takımımız 1993/94 sezonunda Galatasaray’dı. Sarı-kırmızılı ekip katıldığı ilk turnuvada Barcelona, Monaco ve Spartak Moskova’nın bulunduğu grupta ilk iki maç sonunda 2 puan kazanıp üçüncü sırada yer almıştı.

Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne ilk kez 1996/97 sezonunda katıldı ve ilk iki maçının ardından 1 puanda kalıp üçüncü sırada yer edinebilmişti. Turnuvaya ilk kez 1997/98 sezonunda katılabilen Beşiktaş ilk iki maçının ardından 3 puan alsa da bu puan bir sonraki tur için yetersiz kalmıştı. Devler ligine ilk kez geçtiğimiz yıl giden Bursaspor ise ilk iki maçının ardından 0 puanla grubunun son sırasındaydı.

Ligdeki ilk sezonunda ilk iki maçında 4 puan toplayan Trabzonspor Türkiye takımları arasında “en iyi ilk sezon” performansını gösteren takım olmakla kalmadı, turnuva istatistikleri göz önüne alındığında bir sonraki tura çıkma şansını da oldukça arttırdı.

Kritik eşik aşıldı

Tarih, ilk iki maç sonunda alınan sonuçların Şampiyonlar Ligi’nde bir sonraki tura çıkma başarısını getirdiğini söylüyor. Grup maçları sonunda ilk iki sırada yer alan takımların bir üst tura yükselmesi kuralı 1999/2000 sezonunda getirilmişti. Ve o sezondan itibaren ilk iki maçında 4 puan toplayan 66 takımın 47’si (bir başka ifadeyle yüzde 72’si) bir sonraki tura çıktı. (İlk iki maçında 4 veya daha fazla puan kazanan takımların ikinci tura çıkma oranı ise yüzde 83.)

Galatasaray 2000/01 sezonunda ilk turu 3 puanla bitirse de bir sonraki tura çıkmıştı. Aynı yıl ikinci turda da ilk iki maçını 4 puanla bitirmiş ve çeyrek finalde Real Madrid ile mücadele etme hakkı elde etmişti. 2007/08 sezonuda ilk turu gruplu ikinci turu elemeli oynanan Şampiyonlar Ligi’nde yer alan Fenerbahçe ise Inter, CSKA Moskova ve PSV Eindhoven’ın bulunduğu grupta ilk iki hafta sonunda 4 puan kazanmış ve Chelsea ile karşılacağı çeyrek finale kadar yürümüştü.

Tecrübe değil matematik

Yıllarca Avrupa kupalarından her elendiğinde “Henüz yeterli tecrübemiz yok” ve benzeri avuntularla geçindi temsilcilerimiz. Takımın yeni kurulması, teknik direktörün takımı tanıma süreci, hatta ve hatta eylülde oynanan ilk şampiyonlar ligi maçının ardından “Henüz hazır değiliz” (ki “başka ne zaman hazır olacaklardı” diye sorası geliyor insanın) cümlelerini de sıkça duymuştuk. Fakat en tecrübeli zamanlarında katıldıklarında bile ilk iki maçlarında 4 puana ulaşamadıkları için, Galatasaray’ın 2001/02 sezonundaki istisnası dışında, bir sonraki tura geçemedi.

Turnuvanın “tecrübesiz” ekibi Trabzonspor’un ikinci tura çıkması değil, elenmesi sürpriz olarak değerlendirilmeli. (VA/GT)

 görsel: UEFA.com

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 1-Futbol, İnceleme, Manşet, Trabzonspor, Türkiyeden Futbol0 Yorum

Faik Işık ve puppet show

Türkiye’de futbolunda yaşananları tartışan adamlar bunlar işte.. Tamamen komedi. Sahnelenmek üzere 5 dakikalık bir oyun yaz deseler böylesini yazamam, yazaman, yazamazsın.. Zira doğaçlama sanatların atasıdır.. Faik Işık da, Ahmet Çakar da, Rasim Ozan da hakkını veriyor doğaçlamanın. Göktuğ Sevinçli’ye üzüldüm, üzülüyorum. Adam ekmeğinin peşinde ama yani konuk alırken de -eğer ki kendisi seçiyorsa- oturup bir kaç kere daha düşünsün o da artık..

Kategorisi 6-EfektifpasTV, Manşet0 Yorum

Fenerbahçe şike yaptığını kabul etmiştir

Herkes şike konusu hakkında bir şeyler atıp tutuyor, yazıp duruyor. Bende yaptım bu dediklerimi az buçuğundan.. Sonuçta ne olup bittiğini bilemiyoruz ne yazık ki. Elalem News of the World’u canlı yayında sorguluyor, bizimkiler içeriden yalan yanlış belgeler sızdırıyor.. Düpedüz bir saçmalığın içerisinde devam ediyor bu şike soruşturması.

Doğruluğundan emin değilim ama Fenerbahçe etrafında başlatılan ve devam eden soruşturmanın adımlarını takip ettikçe Fenerbahçe’nin şike yaptığına inanıyor insan. Ben adımları takip ediyorum sadece ve vardığım nokta bu..

Fenerbahçe maçı öncesi Emenike’nin transfer söylentileri çıktı. Sakat olduğu için oynatılmayacağı falan söylendi. Sonrasında sezon biter bitmez Emenike Fenerbahçe’ye transfer oldu. Şike operasyonu başlar başlamaz ifadesine başvurulan ilk isimlerden biriydi Emenike. Bugün ise Spartak Moskova’nın yolunu tutmak üzere. Pürüzler giderilince Moskova’ya gidebilir hem de 10 milyon Euro’ya. Emenike’nin 7+2 Milyon Euro edip etmediği tartışması bir yana dursun, Fenerbahçe’nin oynatmadan satmak “zorunda” kaldığı Emenike transferi hakkında yapılan yorumlara bir bakalım.

Kimi diyor ki; Fenerbahçe düşme ihtimaline karşın elinden yabancıları çıkarmaya başladı. Düşerse maddi yükü çok olan yerli oyuncularının parasını veremeyecek. Bu transfer bu yüzden gerçekleşti. Bir de Fenerbahçe’nin hisseleri çok düştü, nakit sıkıntısı da var, nasıl olduysa Fenerium para basıyordu?, hazır parayı buldu sattı.

Transferin para için yapıldığı çok net. Zaten bir transfer para için yapılmıyorsa neden yapılır? Ama nakit elde etme nedeni “ya düşersek maddi durumumuz ne olur?” refleksiyle yapılmış bir B planı ise Fenerbahçe yönetimi düşme ihtimalini göz önünde bulunduruyorsa, böyle bir şeye olanak tanıyorsa şike yaptığını kabul etmiş bile çoktan. Bu çok açık ve nettir. Eğer ki biri birine bir itham da bulunuyorsa ve bunun karşısında dimdik durup, “Bunların hepsi yalan”  diyemiyorsa, ki Fenerbahçe hiçbir zaman çıkıp da şike yapmadık demedi, diyemedi, şike yaptığını kabul etmektir bu. Operasyon başlar başlamaz taraftar grupları “bizler şike yapmadık” demesine karşın FB yönetimi bekleyip duruma göre açıklama yaptığına göre yaptığı açıklamalarda da “biz şike yapmadık” diyemediğine göre şu anda Fenerbahçe düştükten sonra neler yaşanacağının planlarını yapmakta. İsim değişikliği dedikoduları da bunu göstermiyor mu?

İlk günlerden bu yana Kulüpler Birliği’nin desteğini almaya çalışan, hatta Bank Asya Kulüplerini bile etki altına alan, hatta taraftarı galeyana getiren yönetim bunların hepsini zaman kazanmak için yaptı belli ki. Şu açıklamasını da hiç unutamam Fenerbahçe’nin. “Yapılanlar kişileri etkiler. Fenerbahçe camiasını bağlamaz” (bunun gibi bir şeydi.) Yani Aziz Yıldırım şike yapmış olabilir ama Fenerbahçe’ye bir şey yapamazsınız demektir bu.. Ama o kişi kulüp başkanıysa ve kulübü etkileyen bir şey yapmışsa kişi de kulüp de gider..

Bana kalırsa şu yaşananlardan verdiğim kısa kesitlere bakınca Fenerbahçe şike yaptığını kabul etmiştir.

Kategorisi 1-Futbol, Fenerbahçe, Manşet, Türkiyeden Futbol0 Yorum

Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

Facebook Hayran Sayfası

Ekim 2021
P S Ç P C C P
« Haz    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031