Archive | Konuk Yazar

Taraftarlık böyle mi olmalı?

Aradan günler geçmesine rağmen hala aynı şiddetle ve taraflılıkla şike olayını değerlendirmeye devam ediyoruz. Bir davanın aylar sürdüğü bir ülkede nedense(!) aylar, yıllar geçse de bu iş böyle sürüp gidecek gibime geliyor, umarım yanılıyorumdur. Bu işi günlerdir takip eden biri olarak kafam hakikaten çok karışık ve aslında bir çok yönden eleştirilerim var. Dalga geçmek ve eğlenmek adına Fenerbahçe taraftarını prim vermeden isyana teşvik eden diğer takım taraftarlarına, aynı şekilde ‘’Fenerlinin, Fenerliden başka dostu yoktur. Biz büyüğüz, tanrıyız,öyleyiz böyleyiz” diyen Fenerbahçe taraftarlarına, biz adaletimize güveniyoruz diye başlayıp ama şöyle böyleyle devam eden  adaleti, hukuğu aynı cümlede hem yüceltip hem aşağılayan yöneticilere ve fanatizme…

Söze Fenerbahçe’yle adı geçen şike olayının, aslında Fenerbahçe’yi yıpratma çalışması olarak yorumlayanlarla başlayalım. Bana göre, aynı şey Galatasaray ya da Beşiktaş’ın başına da gelseydi farklı şeyler olmayacaktı. Adnan Polat’ından, birçoğumuzun yeni tanıdığı Ünal Aysal’ına,  Beşiktaş’ta Yıldırım Demrören’ine  dek herkes şu anda Yıldırım konumunda olabilirdi. Bu basının Fenerbahçe’yi karalama kampanyası ya da Fenerbahçe üzerinden oynanan bir oyun değildir bana göre. Basın haber değeri zirvelerde olan herşeyi böyle sömürür. Aziz Yıldırım’ın, her türlü fotoğrafını haber diye insanların önüne koyar. Şu anda Aziz Yıldırım’ın tuvalette fotoğrafını bulsalar, Yıldırım 12.55’te Beşiktaş adliyesinde tuvalete girdi . Şok gelişmeler anbean yansımaya devam edecek” diye habercilik yapmaya devam edecekler. Bizde de sorun var. Takip etmeyelim kardeşim. Banane Aziz Yıldırım tuvalete gidiyorsa, terasta çay içiyorsa. Bu ve bunun gibi haberlerin şike operasyonuna ne gibi bir katkısı olabilir, ya da o malüm fotoğrafı (eşkal tespit fotoğrafını kastediyorum) görmekle benim elime geçen şey ne?  Amaçları kamuoyuna ‘’Vay be Aziz Yıldırım bile ne hallere düştü, onu bile böyle yaptılar ‘’ diyerek  insanlara gözdağı vermekse suçlu da olsa masum da olsa bence insan haklarına aykırı. Biz de o fotoğrafları gazetede görünce alıp okuyoruz.Güçlü konumdaki birinin güçsüz bir şekilde fotoğraflandığını görmekle mest oluyoruz. Mentalite değişmedikçe bugün bu konumda olan yarın herhangi bir takımın yöneticisi ya da başka bir takım olacaktır. (Henüz birkaç hafta Bursaspor başkanı İbrahim Yazıcı’nın ve Bursa yönetiminin ”Usulsüzlük ve zimmete para geçirme” iddiasıyla yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınması , olay basına yansıdıktan sonra, daha suç kesinleşmeden Bursaspor İbrahim Yazıcı’nın yaşadıkları iyi bir örnek olabilir. Yazıcı serbest bırakılınca da her şey birden normale döndü. Ama o dönemde yapılan haberleri bir araştırın dilerseniz. Zor durumda bulunan önceden güçlü konumdaki medyatik bir insanı yerden yere vurmaya, dalga geçmeye bayılıyoruz medyasından, taraftarına kadar .

Fanatik taraftarları zaten hiç anlamıyorum. Yıllardır futbol oynamış, altyapılarda krampon eskitmiş, yatırım yapılmadığı için toprak çamur sahalarda kendini defalarca sakatlamış sakatlanan onlarca arkadaşına tanık olmuş ve toplum baskısından futbolu bırakmak zorunda kalmış, belli bir yaşıma kadar futboldan başka bir gelecek düşünemeyen bir insan olarak ben bile hayatım boyunca fanatik bir taraftar olmadım, olamadım. Futbol oynadım çünkü oynamayı seviyordum. Takımımı tuttum çünkü o takımda futbol oynuyordum. Şimdi de o takımı destekliyorum. Çünkü yıllarca o takımda futbol oynadım ve futbol izlemek hoşuma gidiyor. Şampiyonluğun desteklediğim takıma gitmesini ister, onu destekler , maçlarını izler heyecanlanırım. Arada ’’ulan ben de şuan  orada olabilirdim’’ der, yenilirsek üzülür,  yenersek sevinirim. Belki bu üzüntüm ya da sevincim duruma göre 2-3 gün sürer ama sonra geçer gider. BU KADAR.

Anlayamadığım şey şu: Neden bir takımı hayatta her şeyin önüne bu kadar koyabiliyoruz? Nasıl oluyor da “Uğruna ölürüm” diye besteler yapıp hakikaten de stadlarda ve civarlarında bıçaklarla, baltalarla birbirimizi öldürüyoru?.. Rakip takım taraftarını nefretimizden dolayı şehre sokmadan olaylar çıkartıp (en son Bursa taraftarının Beşiktaş maçı öncesi Bursa’da çıkardığı olaylardan bahsediyorum), Fenerin Fenerli’den başka, Bursanın Bursalı’dan başka , Galatasaray’ın Galatasaraylı’dan başka dostu yok diyecek kadar taraftar milliyetçiliğine soyunmaya iten şey ne bizi? İstanbul’a geldiğim ilk sene üstümde sadece o gün giymek istediğim için giydiğim Bursaspor logolu yeşil bir tişört ile Beşiktaş’ta dolaşırken , üç-beş Beşiktaş taraftarı ne hakla ve neyi düşünerek ve hatta kimden güç alarak “üstündekini çıkar yoksa senin ağzını burnunu kırarız” diyor? Neden Fenerbahçe şampiyonluğunu kutlarken Beşiktaş ‘ta eli sopalı 50-60 kişi Fenerbahçe bayrağı ya da formasıyla kutlama yapan insanları durdurup saldırıyor, o meydandaki çocuğuyla Fenerbahçe forması giymiş bir anneyi üstündeki çıkart diye tehdit ediyor? NE GEREK VAR?

Gerçekten anlayamıyorum. Ortada bu kadar büyük paralar dönüyor, ben maça gitmek için cebimden bir dünya para veriyorum; futbolculara , yöneticilere ,başkanlara belki de hak etmedikleri ve hayal edemeyecekleri kadar yüksek bir itibar, konum, maddi olanak sağlıyorum, onları fanatikliğe varacak şekilde destekliyorum, onlarsa bu kadar para itibar kazanmalarına rağmen bir de haksız kazanç elde etmeye çalışıyorlar. Yıllardır kanıtlansa da kanıtlanmasa da ‘’bu maçta kesin şike vardır heralde’’ korkusuyla ben bir futbolsever olarak maçı izlerken,  daha önceden sonucu belli bir maçı heyecanla seyretmeme sebebiyet veriyorlar. Bunları yapıp, yapmadıklarını bilmiyorum ama daha önceki yazımda da belirttiğim gibi kanıtlanana kadar kimseyi suçlayamam ve savunmaya geçmeden önce de susmayı ve neticenin ortaya çıkmasını beklerim. Bana göre şu anda Fenerbahçe’ye “siz şöylesiniz , böylesiniz” diyenlere en iyi cevap, cevap vermemektir. Bir cevap verilmesi gerekiyorsa da daha kanıtlanmadı, kanıtlanırsa da düşsün diyebilmektir. Ama eğer “Biz Fenerbahçe Cumhuriyetiyiz, bizi yıkmaya çalışıyorlar. Kim yapmıyor ki şike” şeklinde burada en masum ve küfürsüz şekillerini yazdığım, bana göre anlamsız ve takım milliyetçiliği yaparak kendini savunmaya çalışmak, en az o yargısız infaz yapanlar kadar gereksiz. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi eski bir fubolcu ya da sıradan bir izleyici ,taraftar, sporu destekleyen sıradan birisi ya da futboldan anlamayan sadece tesadüfen maç izleyen biri bile olsam, isterse en çok kıymet verdiğim şey olsun kimsenin beni kandırmaya hakkı yok.  Şike kanıtlanırsa üzüntüm de, sevincim de tamamen objektif olabilecek. Çünkü fanatik değilim,taraflı tarafsız herkesin yorumunu kendimce tutarlı bir şekilde değerlendirebiliyorum. Üzüntüm safça, heyecanla izlediğim maçların sonuçlarının önceden belli olması  yüzünden Türk futbolu adına, sevincim de gene Türk futbolu adına olacak. Herkesten de öyle yapmasını beklemek de bu milliyetçi  ve fanatik ruha sahip taraftar kitlesiyle ne kadar mantıklı bilemiyorum.

konuk yazar: emre ünal

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, Konuk Yazar, Manşet0 Yorum

Zararı gören hepimiziz

En sonunda spor gündemimiz değişti. Tabi ki gene olumlu yönde haberlerle değil. Olumsuz ve Türkiye futbolunu çok derinden sarsabilecek bir şike skandalıyla.

Bugün yaşananlar aslında uzun yıllardır herkesin dile getirdiği “Kesin şike var bu maçta. Yüzde yüz ama kanıtlayamazlar ki, kim yapmıyor ki şike?!” gibi laflarını duymaktan bıkan federasyon ve emniyetin “hadi lan elele verelim kanıtlayalım artık şu şike girişimini” hamlesidir bence. Futbolu takip eden etmeyen herkes adım gibi eminim ki olay kanıtlansa da kanıtlanmasa da şundan emin, yani emindir heralde,”Şike kesin vardır“. Aynı cümle içinde hem kesinlik, hem olasılık belirten bir cümleyle ifade edilen duygular yıllardır futbolu takip eden 7′ den 70’e herkes tarafından söylenegeldi.

“Kanıtlanana kadar suçlu masumdur” tezi malesef bizde pek geçerli değil. Bizde olayı gazete manşetlerine yansıdığında gören okuyucuların büyük bir kısmı, “Hamdi lan olum Fenerbahçe şike yapmış, Yıldırım da bütün şikecilerin başıymış. Ben demiştim zaten kesin şike vardır , bak varmış işte diye’’ gene kesinlik ve olasılık belirtilen cümlelerle tepkisini verir. Cümleyi de masallardaki efsane takısı olan “–miş,-mış” la bitirip mevzuya yeni bir anlam kazandırır.

Belki hakikaten ortada büyük bir şike organizasyonu ve bir çok maçın kaderini etkileyen teşvik pirimleri ve aklınıza gelebilecek her türlü pislik var. Yani neticeye ulaşmak için haticeyi bir güzel besleyen bir kaç adam, örgüt vs. Basından takip ettiğimiz kadarıyla da  olaylar bu sefer gerçekten çok ciddi. Fakat henüz daha kesin sonuçlar gelmeden, kimse kimseyi yargılamamalı. Çünkü eğer bu olay kesinleşirse sadece bahsi geçen kulüpler ve şahıslar değil, etkilenen gene Türkiye futbolu, yani biz, yani hepimiz olacağız.

konuk yazar: emre ünal

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, Konuk Yazar0 Yorum

Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası

 

Türkiyenin ve Dünyanın spor gündemi bu aralar hayli dolu. Son haftalar da gazeteleri elinize aldığınızda(hangi gazete olursa olsun karşımıza çıkan haberler neredeyse aynı) Tabii ki Türkiye de gündem Galatasaray’ın yap(ama)dığı transferler.(son haftalarda ki gündemden bahsediyorum Fenerliler kızmayın) 1 aydır Forlan ve Reyes’le yatıp Urfalijiyle(namı değer spartacus) kalkıyoruz. Arda gidiyor mu kalıyormu ? Bu 1 aydır değil yıllardır gündem.
Ardından diğer büyük takımların transfer haberleri, arayada biraz anadolu kulüplerinden haberler , antreman günlükleri vesaire vesaire. Al sana spor.
Birazcık daha sporu sadece ‘futbol’ değil, spor olarak gören medya da futbol dışında kalan diğer başlıklar ise Wimbledon Tenis Turnuvası ve Almanya’ da düzenlenen Kadınlar Futbol Şampiyonası ve henüz geçtiğimiz günler de başlayan Copa America ve Arjantinin berabere kalmasıyla Messi futbolcu değil, Arjantin takım değil , messiyi oynatan Xavi-İniesta klişeleri…
Bunları neden yazıyorum çünkü 18 Haziran’ da Polonya’da başlayan Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonasından bahseden spor medyası yok denecek kadar az. Zaten Ntvspor olmasa ve kadın milli takımımız -nam-ı değer Potanın Perileri- finale çıkmasa böyle bir şampiyona dan haberdar dahi olmayacağız.Hoş milli takımımız turnuvaya katılmasa zaten hiç haberimiz olmazdı da…
Çünkü Bizim kadın basketbolundan hatta abartarak -futbol dışında kalan tüm  amatör sporlardan-anladığımız şey ve gündeme getirme sebebimiz Galatasaray – Fenerbahçe veya Bjk takımlarından herhangi ikisinin karşı karşıya gelmesi. Nitekim kadınlar basketbolu içinde durum farklı değil bkz. Gs- Fb kadın basketbol takımlarının geçtiğimiz aylarda finalde karşılaşması ve twitter ve facebook tan taraftarların birbirine şataşması. Bizim takım her alanda ultra süper, siz eziksiniz aman allah diye başlayan sonunda arkadaşlık bozan genelde küfürlü atışmalar..
(son oynanan erkek maçından bahsetmiyorum ki final maçına olan ilgi dışında erkek basketbolu da medya da minimal yer bulmakta)
Neyse dönelim konumuza, Dediğim gibi turnuva yaklaşık 2 hafta önce başladı ve Türk Kadın takımımız şuanda finalde ve Pazar günü Rusyayla karşılaşacak. Türk basketbol tarihinde yakalanmış en büyük başarı bu.
Tabii turnuva da tek maçı dahi izlediğinden şüpheli olduğum çoğu yazarımız hemen başarının adını koymuş.

12 DEV YÜREK
Türk milli takımının tecrübesi, yetenekli oyunculardan oluşan bir takım olması pek önemli değil basınımız için sadece yürekli olması finale kalması için yeter. Birçok gazete de ve internette okudugum haberler de şu şekilde
”Onlar bizden daha uzun,onlar bizden daha tecrübeli onlar böyle onlar şöyle ammmaaa bizim kadar yürekleri yok.” Kadınlar ve yürekliler, bu Avrupa Şampiyonası gibi kadın basketbolu için en önemli organizasyonlardan biri için yeterli galiba. Gerçi bizim spor tarihin de aldığımız çoğu başarı futbol olsun , basketbol olsun sırf yürekten. Hatta Marsel İlhan’ın Wimbledon’da ana tabloya girmeside sırf yürek. Mesela Galatasaray neden başarısız son yıllarda cevap çok basit. Yürekli futbolcu yok.
Baya uzattım farkındayım konu basketboldan nerelere geldi, dönelim tekrardan Potanın Perilerine. Yakaladığımız bu başarı sadece sportif açıdan değil, başka açılardan da çok önemli. Türkiye de kadın olmak bile hayli zorken, değil sporla sanatla uğraşmak, bazı bölgelerde
okumak bile kadına çok görülüyorken , 12 kadınımızın sporcu olarak şuanda olabilecek en üst düzey maçlardan birine çıkması çok çok önemli.
Umarım bu şampiyona ve kadınlarımızın başarası Türk medyasında hakettiği ilgiyi görür ve en merkez köşesinden en uç köşesine kadar tüm Türkiye’ de tüm kız çocuklarımıza sporun önemini aşılar, sporun ve basketbolun gelişmesini sağlar.
Bakalım yarın finalde Rusya’ ya karşı ne yapıcak kadın basketbolcularımız, gerçi niye düşünüyorsam kazanacağımız kesin çünkü anladığım kadarıyla finale kadar gelmiş bizden daha uzun, daha atletik , daha tecrübeli nebileyim daha iyi beslenen ,olabilecek bütün iyi özellikleri bizden daha ”en” olan  Rusya takımında pek yürek yok 🙂 Kaybedersek de çabaladık olmadı der geçer medyamız.

konuk yazar: Emre Ünal

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 2-Basketbol, Konuk Yazar, Türkiyeden Basketbol0 Yorum


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Aralık 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler