Etiketler | "Eboue"

Vuvuzela sesi için son uyarı


Yarın başlayacak Afrika Uluslar Kupası’nda Spor Toto Süper Lig’de forma giyen 12 futbolcu yer alıyor. Kupanın ev sahipleri Gabon ve Ekvator Ginesi. (HaberVesaire/20.01.2012)

Kıtasal kupalar arasında gözümüzü her zaman Avrupa Futbol Şampiyonası’na dikeriz. Bunda hem orada yarışabileceğimiz ihtimali hem de coğrafya olarak kendimize yakın hissetmemiz etken olabilir. Ancak eski kıtanın yeni kupası bu yıl da güzellikler vaad ediyor.

İlki 1957 yılında Sudan’da düzenlenen kupanın bu yılki ev sahipleri 17 Ağustos 1960’da Fransa’ya karşı bağımsızlığını ilan eden Gabon ve 12 Ekim 1968’de İspanya’ya karşı bağımsızlığını ilan eden Ekvator Ginesi. Kıtasının batı sahilindeki bu iki ülkeden Ekvator Ginesi’nin bu turnuvaya daha önce katılmışlığı yok. Gabon ise daha önce altı kez turnuvaya katıldı. 16 takımla oynanan şampiyonanın diğer katılımcıları ise, Mali, Gine, Zambiya, Fas, Senegal, Burkina Faso, Nijer, Fildişi Sahili, Gana, Angola, Botswana, Tunus, Libya ve Sudan.

Büyük turnuvalara özgü “süprizlere gebe olma” durumu ilk sinyallerini Güney Afrika, Mısır, Cezayir, Kamerun ve Nijerya’nın elemeleri geçememesiyle verdi. Son üç kupanın sahibi, yedi kez şampiyonluk kazanan Mısır’ın ülkede yaşanan siyasi çalkantının da etkisiyle turnuvaya gelememesi uzun süre sonra yeni bir şampiyonun çıkacağını garantiliyor.

Kupanın favorileri

Afrika’nın büyükleri olarak diyebileceğimiz bu beş takımın yokluğunda öne dört takım çıkıyor: Kolo, Yaya Toure, Didier Drogba ve Zokora’lı altın jenerasyonuyla iki kez Dünya Kupası’na katılan Fildişi Sahili. 2009’da 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonu unvanlı oyunculardan oluşan kadrosuyla Gana. Mamadou Niang, Moussa Sow ve Demba Ba’lı forvet hattıyla Senegal. Ve Eric Gerets önderliğinde eski günlerine dönmeyi uman Fas.

Mali, Gine, Tunus ve Zambiya da Avrupa’nın önemli kulüplerinde mücadele eden yıldızlarıyla isimleriyle süpriz yapması muhtemel ekiplerden.

Turnuvaya bu yıl ilk kez katılan takımlar da futbolseverler için ayrı bir cazibe nedeni. Ev sahibi Ekvator Ginesi, Nijer ve Botswana’nın bulundukları gruplar itibariyle sonraki turlara devam etme şansları yüksek görünmese de, “sıfır kilometre” yıldızları keşfetme şansı verebilir.

Genç yıldızlar

Kıtasal turnuvaların her zaman kendi yıldızlarını yarattığını da unutmamak lazım. Brezilyalı Pele (1958 Dünya Kupası), İngiltereli Michael Owen (1998 Dünya Kupası) ve bir önceki Afrika Uluslar Kupası’nın son gol kralı Mısırlı Mohamed Gedo gibi örnekler verilebilir. Bu turnuvada ise otoritelerin patlama yapması muhtemel adayları arasında Fildişi Sahili’nden Vitesse Arnhem’in forvet oyuncusu Bony Wilfried, Gana’dan Udinese’nin orta saha oyuncusu Emmanuel Agyemang Badu, Fas’ın Queens Park Rangers’ta oynayan forvet arkası yıldızı Adel Taarabt var.

Yıllardır tribünlerinde barındırdığı müzikli ve danslı renkli görüntüleri ve süpriz sonuçlarıyla futbolu yakından takip edenlerin büyük eğlence kaynağı olan turnuvayı henüz izlemediyseniz bu yıl kaçırmayın. Muhtemel vuvuzela sesleri içinse bayiinizden kulak tıkacınızı istemeyi unutmayın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Afrika Kupası’nda Türkiye

Spor Toto Süper Lig’de forma giyen ve şampiyonada yer alacak futbolcular

Jacques Faty (Sivasspor): Senegal
Issiar Dia (Fenerbahçe): Senegal
Diomansy Kamara (Eskişehirspor): Senegal
Emmanuel Eboue (Galatasaray): Fildişi Sahilleri
Jean Jacques Gosso (Orduspor): Fildişi Sahilleri
Didier Zokora (Trabzonspor): Fildişi Sahilleri
Aristide Bance (Samsunspor): B.Faso Michael Basser (Bursaspor): Fas
Nordin Amrabat (Kayserispor): Fas Wissem Ben Yahia (M.İdmanyurdu): Tunus
Hocine Ragued (Karabükspor): Tunus
Kamil Zayatte (İstanbul BB): Gine

A Grubu: Ekvator Ginesi, Libya, Senegal, Zambiya
B Grubu: Fildişi Sahili, Sudan, Burkina Faso, Angola
C Grubu: Gabon, Nijer, Fas, Tunus
D Grubu: Gana, Botswana, Mali, Gine

Kategorisi 1-Futbol, Afrika Uluslar Kupası, Dünyadan Futbol, Gabon & Ekvator Ginesi - 2012, ManşetYorum (0)

Galatasaray ve göz boyamak


 

Tam zamanlı işe girdik, iki kelime yazamaz olduk şu sayfalara. Bir de radyo programında bazı şeyleri dile getirmenin getirdiği tembellikle iyice boşladık blogu. Neyse ki, Onur Seçkin gibi, güzel dostlarımız, takipçilerimiz var da yazı yazma motivasyonu yaratıp, gecenin bir saatinde uykuyu bir kenara bıraktırıyorlar.. Sağ olun, var olun şimdiden..

Galatasaraylılığımızdan ötürü iki maçını da tamamen izleme buldum Galatasaray’ın. İstanbul Büyükşehir Belediye Spor maçıyla bir girizgah yapalım.

İBB lige çıktığından bu yana, artan istikrarıyla ve kendinden daha yüksek maddi değere sahip takımları yenmesiyle başarılarını normalleştirmeyi başardı. Bunda en büyük pay tabi ki Abdullah Avcı’nın. Kendisiyle gıptayla takip edip, saygıla takdir ederken, sevgiyle öpüyorum.

Kimsenin elinde sihirli değnek yok

Fatih Terim’in her gelişi 96-2000 yılları arasındaki başarının geleceği beklentisini her zaman beraberinde getirdi. O kadar ki; o dönemdeki yetenekli jenerasyon ve Hagi’nin liderliği hep gözardı edilir oldu. Hatta o takımın yabancılarını çıkarıp yetenekli yerlilerle oluşturan A Milli Takım’ın başarıları da unutuldu. Ve Fatih Terim her gelişinde sanki elinde sihirli bir değnek varmış gibi karşılandı. İkinci gelişinde böyle bir yetisinin olmadığını kanıtlamasına karşın “Allah’ın hakkı üçtür” kontenjanından bir kez daha aynı beklentilere sahip çok Galatasaray’lı var. Bu Galatasaraylıları pohpohlayacak, gözlerini boyayacak, kimi köşe yazarları ve yorumcular hariç, medyamız da mevcudiyetini sürdürmekte. Fakat ne İBB ne de Samsunspor karşısında oynanan futbolun ahım şahım bir yanı yoktu.

Ligin ilk hafta mücadelesinde Fatih Terim bizi yine şaşırtmadı. Hazırlık döneminde mayasının tuttuğuna inandığı Sabri’li orta saha, Gökhan Zan’lı defans ilüzyonuna kendini kaptırınca İBB’nin galibiyetini kolaylaştırdı. Fiorentina, Hamburg ve Atletico Madrid serüveninde 100’den fazla, Çek Cumhuriyeti Milli Takımı’nda da 41 maçta Ujfalusi sağlamcı ve sert bir stoper profiliyle tanıttı kendisini. Tecrübesinin ve pozisyon bilgisinin getirisiyle zaman zaman da, hatta yokluk zamanlarında sağ bek oynayabilecek potansiyeli olan Çek oyuncuyu Gökhan Zan gibi facia bir stopere sahipken banko sağ bek başlatmanın çok büyük bir hata olduğunu geç de olsa maç içinde anlayabildi Terim. Zira ikinci yarı ideal defans dörtlüsüne geri dönüldü Yekta’nın ikinci yarıda orta sahaya monte edilmesiyle. Ama pahalıya patladı bu durum da.

“Galatasaray’a git. Fatih Terim’i tanırım. Çok iyi biriyle çalışacaksın” öğüdüyle Eboue’nin transferinde etkin bir rol oynayan Arsene Wenger’i bile şaşırtacak kararları vardı Fatih Terim’in. Kariyerini sağ bek olarak geliştirip, Bacary Sagna’nın gelmesiyle sağ kanat oynamaya başlayan ve daha önce sol açıkta oynadığına da şahitlik edenin kırmızı bültenle arandığı Eboue’den bir sol bek yaratma derdi kendini gösterdi İmparator’un. Malum hazırlık kampları ve maçları sayesinde. Eboue’nin ters ayaklı olmasından yaralanıp hazır Hasan Şaş da yardımcısıyken yeni bir Hasan Şaş yaratma çabasından mıdır bilinmez ama Eboue’nin sol açık oynaması nasıl bir etkisizlik yarattı takımda herkes gördü. Elinde o bölgede oynayabilecek genç yetenek Emre Çolak’ı değerlendirmekten neden korktu Fatih Terim şahsen anlam veremedim. Riere niye oynamadı gibi toplara girmeyeceğim. İlk maçta ilk 11’de oyanasa ve kötü performans gösterse bir de yenilgi gelince onu da asardık. (topa girdim topu kaptım kontradan golü de attım galiba..)

Muslera’nın hatasıyla gelen gole girip de laf ebeliği yapmayacağım. Taffarel’in de yan top zaafı vardı hatırlatalım. O Taffarel’in yeri doldurulamadı çoğu kişi için. Gelelim orta sahaya. Ne Melo, ne Selçuk , ne Ayhan ne de Yekta bu takımın beyni olacak oyun aklına sahip değil. Yetenekleri tartışılır, çünkü yetenek görecelidir bir yerde. O yeteneğe sahip tek isim Selçuk ve Yekta’da da biraz potansiyel var. Ama ikisi de Galatasaray’ı sırtlayıp götüremez. Felipe Melo bakkala bile götüremez. Hatta gözleri gören, cesur ve vicdanlı hakemlerin yönettiği maçlarda yarı yolda bırakır. Daha ilk maçında Mahmut Tekdemir’e arkadan attığı kafanın görül(e)memesi ve kırmızı kartın gösteril(e)memesi bir hafta sonra attığı golle iyice gözümüzü boyadı. O pozisyonu görebilece ve kartı gösterebilecek bir hakem olsaydı, Samsunspor maçında o golü atamayacaktı. Bu yüzden ben Melo’nun attığı gole sevinmiyorum Samsunspor maçında. Haksız bir goldü o..

 

Samsunspor maçının götürdükleri

Çaktırmadan Samsunspor maçına da geçiş yapmış oldum. İkinci maçta ideal defans dörtlüsüne dönüldü. Eboue ise ancak kıtlık zamanında oynatılıp verim alınabileceği orta sahada başladı maça. Solda Riera ilk kez göründü. Takımda Servet, Riera değişikliği vardı bir tek pozisyon değişiklerinin dışında. Elindeki kadronun ideale yakınıyla sahaya çıktı Galatasaray. Bir çok ismi olan ama benim Ali Sami Yen demeye devam edeceğim, kendi sahasında olmanın avantajıyla baskıyla başlanan oyunda başka türlü gelmesi zor olan bir golle öne geçildi. Melo’nun uzaktan denediğini bilmeyen. Yine de o gole sevinmedim ben. Sevimsiz de bir goldü zaten. Golün de rehavetiyle bal yapmayan arı vızıldamaya devam etti fakat Riera ve Kazım’ın kanat etkisizlikleri fazla bal toplamaya elverişli olmadı. Hadi Riera “takıma uyum” mavrasıyla es geçilebilir eleştirirken de Kazım’ın kanattaki etkisizliğini bir ben mi görüyorum. O kanatta oynaması gereken Pino iken, en azından Kazım’dan daha iyi bir alternatifken gönderilmesi çok anlamsızdı. Pino’nun yerine birinin alınmaması daha da kanıtladı 2 kere yazdığım Galatasaray’ın transfer politikasızlığını.

Samsun maçında ikinci yarının başlarında facia Gökhan Zan’ın 30 yaşından sonra aklına gelen defanstan topu oyuna sokma yeteneğini geliştirme çabası olumsuz sonuçlanınca “ilahi adalet”e inanan; Adnan Sezgin’le aralarında, Ziya Doğan-Ayman ilişkisi olduğuna inanmaya başladığım Mustafa Sarp’a hediye bir gol verildi. İşte bu dakikadan sonra Galatasaray’ın kadro vahameti daha da falza hortladı. Aynı ilk maçta olduğu gibi Engin Baytar ve Sercan’ın oyuna girerek takımın kurtarıcıları rolü üstlenmeleri beni hüzünlere sürükledi. Bu oyuncular madem kurtarıcılardı da Bursaspor ve Trabzonspor’da neden kadro dışı bırakıldı, üzerine düşünmek lazım.

 

Kapatmadan önceki paragrafımda biraz Elmander’i öveyim de yiğidin hakkı yiğide gitsin. Johan’ın attığı gole lafım yok. Lincoln’den beridir yaşanılan, Sabri’ninkilerle avunmak zorunda bırakıldığımız uzaktan şut eksiğimizi giderdi İsveçli. Bundan sonra ondan böyle daha çok gol görürüz. Ama Sercan verdiği pasa akıl dolu demek, genç oyuncunun topu ilk kontrol edemeyişini es geçmek olur. Sonrasında da elinde tek seçenek olarak kalan topuk pası opsiyonunu kullanması da şanslı olmasına verilebilir. Şansı Elmander gibi aç bir oyuncuyla oynaması. Elmander’e alkış gönderirken, Sercan’a bol çalışmalar diliyorum. Yoksa Bursaspor menşeili top kontrolü zayıf bir Hakan Şükür’e daha merhaba diyeceğiz.

Galatasaray’a öneriler

Samsunspor maçından alınan 3-1’lik galibiyet gereğinden fazla şişirildi. Şişirenler hem medya hem de taraftarlar oldu. “Vay Melo ne gol attı” , “vay Sercan’ın topuk pası neydi be” , “Riera gün geçtikçe oturur” , “bu takım şampiyon olur” gibi hülyalara dalmaya gerek yok. Fatih Terim ve Galatasaray yönetimi transferde ne kadar hatalı davrandıklarını, “Ocak’a kadar bu forvet üçlüsü bizi idare eder” ve “Liderimizin takım içinden çıkmasını bekliyorum” açıklamalarıyla kabul ettiler. Ocak’a kadar bu takımın en az 5 maçta daha, beraberlik ya da mağlubiyetle, puan kaybetmesi muhtemeldir. Ocak’tan sonra ise bana göre orta sahada takıma liderlik yapabilecek, takımın temposunu ayarlayabilecek ve atak özellikleri gelişmiş Rosicky, Nasri, van der Vaart gibi bir oyuncu lazım. Harry Kewell kalsaydı, belki Misimovic kalsaydı, bu işi layıkıyla yerine getirebilirdi. Bu ismi Galatasaray transfer komitesi bulabilir demek isterdim gönül rahatlığıyla ama gidip Engin Baytar gibi bir oyuncuyu da alabilirler. Ayrıca eğer 4-3-3’te ısrar ediliyorsa sağ ve sol açığa da birer oyuncu gerekmetedir. Ağustos’un ortasında takımdan ayrılan Arda’nın ardından gelen parayla bu oyuncunun yerini kapatamamış olmak , üstüne de gittiği için Arda’ya yüklenmek bir yönetim zaafıdır.

Yönetimin ve Fatih Terim’in eldeki malzemeyle ocak ayına kadar maksimum verimi almak için duacı olması ve ocak ayında da, şampiyonluk yolunda süper derin kadroya sahip Beşiktaş ve Trabzonspor ile baş edebilmek için 3 bilemedin 5 oyuncuyla anlaşılması gerekir. Ocak ayına kadar da takım 4-4-2 dizilişiyle oynamalıdır ki ileri top götüremeyen bu etkisiz kanat organizasyonlarının zaafı ileride kalabalık oyuncu sayısıyla telafi edilebilsin. Yoksa Meleke’nin de dediği gibi “bu takım nasıl gol atacak?”

Kategorisi 1-Futbol, Galatasaray, İnceleme, Spor Toto Süper Lig, Türkiyeden Futbol, YorumlarYorum (0)

Futbol bu işte!!


FBL-EUR-C1-CHELSEA-BARCELONADün akşam BilgiTog olarak Karanlığa Karşı Tepkiler Yardım Konserlerimizin dördüncüsünü de yaptık bitirdik. Çok eğlendik, çok coştuk Portecho’da! Oak grubunu da gelecekte daha fazla dinleyeceğimizin sinyallerini aldık. Post Dial grubunu ise dinleyemedim. Çünkü o sırada gecenin en heyecanlı yarım saatini geçirmekteydim Nevizade’deki bir barda, yanımda bir Chelsealiyle!.. Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Eylül 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler