Etiketler | "emre belözoglu"

Emre Belözoğlu’na tepki ve milliyetçi refleks


Şike operasyonu devam ederken Guus Hiddink “Türkiye’nin futbol imajı zedelendi. Bunu temizlememiz gerek” demişti. Dünkü radyo programımda da Utku’yla aramızda geçen milli takım sohbetinde bu konudaki görüşümü söyle açıklamıştım: “Eğer bu imajı Emre ile temizleyeceksek hiç samimi bir davranış değil bu”.

Şimdi demokrasi kültürü çok gelişmiş Türkiye insanı hemen atlayıp “Ama suçu kanıtlanana kadar herkes masumdur” diyecek. Bizim demokrasiden anladığımız şey de zaten bu kadar. Demokrasi hakkında çok fazla bir şey olduğumuz da yok Türkiye insanları olarak. Neyse. Hiddink’in açıklamalarının ardından bu seçimi yapması neden samimi gelmiyor. Üstüne bir de milli takım kaptanlığının verilmesi hiç samimi gelmiyor. Nedenleri ise çok basit ve apaçık.

Öncelikle şike operasyonu hakkında imaj tazelenecekse iddianamelerde adı yer alan birini takıma alıp kaptanlık vermek doğru bir hareket değil. Bu imajı yabancı ülkelere karşı temizlemeye çalışıyoruz ama yabancı basına da “şike soruşturmasında adı geçen oyuncu kaptan oldu” kozu veriyoruz. Şimdi şike operasyonları sonucunda Emre Belözoğlu suçlu falan bulunsa cezalar alsa, üzerine laf söyletmediğimiz bayrağımızın sahaya en önde çıkan kişisi şikeci, dolayısıyla onun arkasında duran takım ve federasyon da şikeci olacak. Olmayacak, olmaz demeyin. İkisi farklı hiç demeyin. Lütfen.

Yine Emre’nin Macaristan’la 2007 yılında oynadığımız maçta attığımız golden sonra kaptanlık pazu bandı taktığı maçta el-kol hareketi yaptıktan sonra kaptanlığı alınmamış mıydı? Milli dürtülerle milli formayı giyen, Türkiye’nin bayrağını göğsünde taşıyan kişinin böyle bir davranışta bulunamayacağı söylenmemiş miydi? İsviçre maçı muhabbetine girmeyeceğim fakat ek olarak da İsviçre maçı bireysel değil toplumsal bir ayıptır.

Bu hareketin ardından kaptanlık Nihat’a, Tuncay’a, Hamit’e geçmişti. Şimdi üçü de yok diye mi verildi bu kaptanlık bandı yoksa Emre’den başkası yok muydu kaptanlık yapacak? Selçuk, Arda, Servet olamaz mıydı kaptan? Hepsi Galatasaray’lı olabilir ama kendi takımlarının kaptanlıklarını yapmış-yapan isimler diye bu isimleri örnek verdim.

O gün kaptanlık bandı alınan, TSYD tarafından “Kendisi bizim gözümüzde bundan böyle sadece futbolcu Emre”dir. Çünkü sporcular, ancak sporcu davranış ve erdemleri ile o unvanı hak ederler. Emre Belozoğlu bu davranışları ile hayatının en büyük yanlışını yapmıştır. Bundan sonra dileyeceği özür de içimizdeki üzüntü ve acıyı asla dindirmeyecektir. Sportmentlik ve sporcu kavramlarını benliğinde yaşatamayan bu gibilerin insanlık sınavından başarıyla geçmesini beklemek hayalperestlikten başka bir şey değildir. Aferin Emre, bizlere gerçek yüzünü gösterdin. Artık gerçek yüzün ve davranışlarınla gerçek yerini bulursun.  Futbolcu Emre Belözoğlu”nu spor medyasına davranışlarından dolayı esefle kınıyor, bu kabul edilemez durumu, gereği için yetkili kurulların, bilgi için spor kamuoyunun takdirlerine saygı ile sunuyoruz” cümleleriyle kınanan, Profesyonel Futbolcular Derneği tarafından, “Emre Belözoğlu”nun Türkiye-Macaristan maçında tribünlere yaptığı çok çirkin hareketi profesyonel Türk futbolcusuna yakıştıramadık. Kendisini en ağır şekilde kınıyor ve aklını başına almasını diliyoruz” ayarı verilen ben değildim, Emre idi. Bugün aynı Emre’ye nedense ve nasılsa ‘manidar’ bir destek var.

Esasen Emre’ye verilen iki tepki de birbiriyle çok istikrarlı. İkisinin temelinde de milliyetçi refleksler öne çıkmış durumda. Nasıl mı? Macaristan maçında “milli bayrağı taşıyan kişi buna nasıl cüret eder?” cümlesi ile “milli bayrağı taşıyan kişiye böyle protesto yapılır mı?” cümlelerindeki aynı söz öbeklerini bulursanız her şey ortaya çıkıyor. Yardım ettim kalın kalın yazdım.

Mevzu kişiler, taraftarlar, protesto şekli falanda değil milliyetçi reflekslerden ibarettir. Kendi çıkarına göre her şeyi yapmaya hazır ve çelişkiler içindeki düşünce akımı milliyetçilik istikrarını korurken Türk spor basını da alt metinde bu istikrarı sürdürmekte. Benim tek arzum o gün Emre’yi yuhlayanlar, terbiyesiz diyenler, milli takıma yakışmıyor, milli takıma alınmasın diyenler, bugün Emre’ye sahip çıkan yazılarıyla ikisini yan yana alıp okusun.

Oktay Derelioğlu gibileri de faşistlik yapmasın. Dün Emre’yi yuhlayanları bugün NTVSPOR’daki programda “Yuhlayanlar Türk değildir” dedi.. En yakın maçta yuhlanması gerekenler listesinde 1 numaraya Oktay Derelioğlu’nu aldım ben..

Kategorisi 1-Futbol, Milli Takımlar, Türkiyeden FutbolYorum (0)

Oğlun seni çirkef bilecek


Fenerbahçe’nin şampiyonluğunda orta sahasının en önemli oyuncusu Emre Belözoğlu’ydu. Ligi birinci bitirince kulüplerin futbolcular üzerindeki basınla buluşma yasağı kaldırma dönemi başladı. Emre de bu yasağı kullanabilen oyunculardan oldu. Bir televizyon kanalına (NTVSpor) ve gazetelere  yaptığı açıklamalar ilgi çekiciydi.

Emre’nin önce şampiyonluk yarışında kendilerini yalnız bırakmayan Trabzonspor’u ve tüm Anadolu takımlarını ötelediği demecini duyduk: “Avrupa’da ancak bir İstanbul takımı başarılı olabilir. Bu yüzden şampiyon İstanbul’dan çıkmalı.” Emre Belözoğlu’na tarih dersi verelim. Bu ülkede ilk kez Avrupa’da çeyrek final gören takım Göztepe’dir. Trabzonspor’un altın çağındaki avrupa maçı zaferlerini unutmayalım. Denizlispor, Gençlerbirliği de 2000’lerin başlarında Avrupa’da Lyon, Blackburn gibi takımları elediler. Gençlerbirliği de çeyrek final oynamıştı sanırım. Bunlar da Fenerbahçe Chelsea ile çeyrek finale kaldığından önceydi.

Sonra da HaberVesaire’deki güzel ropörtajına denk geldim: “Sahadaki hırsının, hırçınlığa dönüşmesine geliyor konu. “Kendimi bir anda çok değerli, bir anda çok değersiz hissedecek kadar ortalama bir oyuncu olduğumu düşünüyorum. Hiçbir zaman yıldız oyuncu olduğumu düşünmedim. Bu nedenle, saha içinde yaptığım bir hatadan kendime kızabiliyorum. Hakeme vermiş olduğum bir tepki, bilinçaltımda yer edip ilerleyen dakikalarda karşıma farklı bir şekilde çıkabiliyor” diyor“. Ardından da samimi bir itiraf: “Açıkçası ben sahadaki sert davranışlarımı, eğitimsizliğime bağlıyorum.

Son bombası da NTVSpor’daki programda “Oğluma beni ileride çirkef olarak tanıtmasınlar. Oğlum beni çirkef bilmesin” sözleriydi. Emre oğlu dünyaya geldikten sonra biraz düzelme refleksi göstermiş belli ki. Fakat oğlun seni 29 yaşından sonra yaptıklarınla değil 29 yıl boyunca yaptıklarınla da hatıralayacak, tanıyacak. Bunun yanında iyi baba olup olmaman hakkında yorum yapamam ama ve ne yazık ki oğlun seni çirkef ve pis bir futbolcu olarak bilecek. Maç içinde hakeme dayılanmalarınla, ağzından okunan ettiğin ağır küfürlerle, gol attıktan sonra yaptığın kol hareketli sevincinle, kavgacı kimliğinle tanıyacak seni. Ama Türkiye’nin en yetenekli ve kariyerli orta saha oyuncularından biri olarak da bilecek. Inter’de, Galatasaray’da,Newcastle’da, Fenerbahçe’de attığın efsane gollerinli de izleyecek. En iyisi sen kötü yanlarınla barışmaya bak ki oğlun da seni olduğun gibi kabullensin ve sadece üzülerek de olsa “bir zamanlar çirkefmiş” diyebilsin artık öyle olmadığına da sevinerek.

Kategorisi GenelYorum (0)

Burada tek A-dam var!


7 Temmuz’da Sabah Gazetesi’nin haberi

kaptanları Alex ve Emre‘yi çok sert biçimde uyaran Yıldırım“Zico’yu istemediniz gönderdim, Aragones’i istemediniz gönderdim. Fransa gol kralı 1.4 milyon avroya oynarken siz burada 3 milyondan aşağı oynamıyorsunuz” dediği ve konuşamsı sırasından yumruğunu masaya vurduğu ve kapıları tekmelediği belirtildi.
Aziz Yıldırım‘ın bu futbolculara ayrıca; “Adam gibi oynamayacaksanız Galatasaray dâhil istediğiniz takıma gidebilirsiz. 2 sene sonra borçları bitirip bırakacağım görevi bu sürede şampiyonluk istiyorum” dediği öğrenildi.

Yıldırım‘ın sinirinden nasibini alan isimlerden birisi deLugano oldu. Başkan, Lugano‘ya; “Kafa karıştırma. İstiyorsan gidebilirsin. Kalacaksan da adam gibi kal ve yürekten oyna. Gitmek istersen seni tutmayız” dedi.–

8 Temmuz’da Habertürk Gazetesi’nin haberi

–Alex de Souza’nın 6 sezonluk F.Bahçe macerası bitiyor mu?

Şu anda Sarı-Lacivertli camia bu sorunun yanıtını arıyor. Önceki gün Aykut Kocaman’ın raporu sonrasında başkan Aziz Yıldırım’ın Brezilyalı yıldızı ve arkadaşlarını kulübe kadar çağırıp fırçalaması iplerin kopmasına neden oldu. Alex’in Fenerbahçe’yi kafasında bitirdiği, ayrılmasının an meselesi olduğu ve bunun için de yönetime, “Alacaklarımdan feragat edeyim. Bu sıkıntıyı kaldıramam. Bırakın ülkeme döneyim” dediği öğrenildi.

YÖNETİM ‘KAL’ DEMEYECEK
Bir anda yaşanan bu şok gelişmelerin ardından başkan Aziz Yıldırım ve yöneticilerde sessiz bir bekleyiş başladı. Özellikle Alex’in yaşanan bu gerilim sonrasında Fenerbahçe ile yollarını ayırma aşamasında olması sonrasında neler olacağı merak konusu.

Ancak Sarı-Lacivertli yönetimin Brezilyalı yıldızın ayrılma isteği karşısında sürpriz bir şekilde “Kal” demeyeceği öğrenildi. Başkan Aziz Yıldırım ve kurmaylarının kaptan Alex ile yolları ayırma konusunda fikir birliğine vardığı belirtildi.—

———————————————–

Diyor ki Aziz Yıldırım,”Alex, falan tanımam! Bu takımın her şeyi benim! Ya benim dediğim olur ya da gidersin!” Yıldırım baktı ki takım içinde ipler Alex’in eline geçmiş, iktidar el değiştirmiş, hemen el koymuş. Aslında ve zaten kendisi vermiş o ipleri “Zico’yu istemediniz gönderdim” cümlesinden anladığımızca… Alex suyunu çıkarmasın, kendini bir şey sanmasın diye fırçayı kaymış! Gözü dönmüş ve Aziz Yıldırım, çokça kez koltuğunu sağlama alan Alex’i bir anda silmeye hazır konuma gelmiş… Diyor ki burada tek A-dam var. O da A-Z-İ-Z… Alex falan değil. Basarım parayı yeni Alex’ler alırım kafasında Aziz Yıldırım. Yaşasın Totaliter rejim! Fenerbahçe taraftarı, pardon taraftar da kalmadı ki bu takımda… Fenerbahçe seyircisi siz uyuyun daha olur mu?

He bu arada Emre de fırçayı yemiş… ““Adam gibi oynamayacaksanız Galatasaray dâhil istediğiniz takıma gidebilirsiz.” lafı gelmiş Emre’ye… Emre’nin adam gibi oynadığı dönem Galatasaray’da oynadığı yıllardı… Hatırlatayım…

Kategorisi GenelYorum (0)

İki ileri, hep geri!


m sarpÇok önce demiştim “Mustafa Sarp gelmesin” diye… Geldiğinde de Gelecek yıl Avrupa Ligi’nde Galatasaray’la mücadele edebilecek çapta bir yeteneğe sahip değil. ” demiştim… Söylediklerimin doğru çıkmaya başlaması haklı olduğumun kanıtlanıp egomun okşanmasından çok, Galatasaray’ın kayıplarının çoğalması üzüyor beni.

Evet ileride uçta 6 tane birbirinden kariyerli ve yetenekli adamlarımız var. Fakat bu 6 adamın yükünü ne kadar kaldırabiliyor Mustafa Sarp? Ve Ayhan tabi ki… Deniyordu ya, “Galatasaray henüz üst düzey bir takımla oynamadı. Galibiyetler yanıltıcı olabilir”… Onlar da genel olarak değil ama orta ikilinin zayıflığı konusunda haklı çıktılar, ne yazık ki… Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Ali Sami Yen’de ikinci yarı


carlos-top-saklamaİkinci devre bu sefer Fenerbahçe’nin atak çabalarıyla başladı. Fakat sağ kanadın ‘Gönül’süz kalmış olması Fener’i daha da ileri taşıyamadı. Sonrasında topu kapan Arda soldan iyi bindirdi ama içeriye yine vasat ortalarından birini kesti. Lincoln’ün de 40’ıncı dakikadan itibaren ısındığını belirtelim. 60’ıncı dakika ve civarlarında oyuna girebilir. Tabi ki burada skor da önemli. 50’inci dakikada sağ kanattan etkili olabilecekmiş gibi gözüken bir atak geliştirmeye çalıştık ama Sabri sağolsun kötü bir orta kesti. Top R.Carlos’a çarpıp çıkmış olabilir ama bunun bir önemi yok. Kullandığımız korner de arka direğin yanından kimseye değmeden auta çıktı. Orta saha mücadelesi halinde devam eden oyunda Fenerbahçe sağdan tahlikeli bir atak geliştirdi. Önder’in altıpasa kestiği topa de Sanctis müdahale etti ama top Deniz’in önüne düştü. Semih’e doğru attı topu Deniz. Ben içimden aman topu Deivid’e açmasın diye ümit ederken benim istediğim oldu ve Semih şut atmayı tercih etti. Top da kornere çıktı. Deivid Semih’e çok kızdı ama kullandıkları korner en az o pozisyon kadar tehlikeliydi. Bu olaylar gelişirken ısınmaya devam eden Lincoln kenar yönetim tarafından oyuna alınmak üzere kulübeye çağrıldı. Taraftar ayaklanırken Ümit Karan’ın morali bozuldu ve pas hatasını yaptı. Aynı anda da bizim evden ulan aptal Ümit sesleri yükseldi. Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Ali Sami Yen’de ilk yarı


ikitakim-motiveMaçın hemen başında H.Baltanın getirdiği top çok iyiydi. Sol kanattan özlediğimiz bir atak organizasyonuydu. Kewell’ın ayağına o top otursaydı çok güzel bir gol olabilirdi. Kadıköy’deki gibi hızlı bir başlangıç yapıp Sami Yen’de olmanın avantajıyla bu sefer daha farklı bir skor çıkarabilirdik. Emre Aşık 4’üncü dakikada yine sert bir müdahalede bulundu. Rakibi yıldırmak adına bunları yapmak iyi olabilir ama kartlara dikkat etmeli. Bu faulden sonra R. Carlos’un kullandığı serbest vuruş hafif bir korku saldı içimizde ancak gol olmadı. Rahatladık. Bu dakikalarda Emre’nin şortunu değiştirmek için sahada olmaması komik olduğu kadar tehlikeli olabilirdi. Orta sahada yaşanan kıran kırana mücadele tat veriyor ancak bunu 90 dakika boyunca görmemiz zor. Fenerbahçe henüz tek paslarla rakip yarı alana geçemedi. İyi pres yapıyoruz. Sonucunda da Baros’un attığı nefis bir pasla Kewell çizgiye çok iyi indi ancak çizgiye çok inince topu 6 pasa çeviremedi. Heyecandandır… Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Tuncay’dan uzak dur ‘Aslan’ım!


tuncay_hull_sev09Middlesbrough’nun düşme ihtimali yükseldikçe transfer takımdaki önemli oyuncular hakkında transfer dedikoduları arttıkça artıyor. Takımın altyapısından çıkıp ulusal takıma kadar yükselen Stewart Downing’in Tottenham, Liverpool gibi takımlarla adı anılıyor geçen yaz transfer döneminden beri. Ara transferde de gitti gidiyordu Londra’ya. Henüz bir dedikodu duymadım ama Afonso Alves eminim Hollanda’ya geri dönecektir. İngiltere’de iş yapamayacağı belliydi. Kezman’ın Brezilyalısı çıktı o da. Southgate de nedense bu herif üzerinde çok durdu. Neler kaçırdı gördük! Ama Tuncay’ı yere göğe sığdıramayan Southgate’in ilk tercihi oldu. Tercih edilemeyecek bir oyuncu olduğunu hem Alves hem de Tuncay kanıtladı. Bu performansıyla da Tuncay’ın başka takımlara transferi konuşulmaya başlandı. Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

“Kimse Barış’tan söz etmiyor”


baris-ozbekBarış’ı Werder Bremen istiyormuş. Çok hoş! Etrafımdaki bir çok kişi de bu transferin gerçekleşmesi için can atıyordur. Çünkü “kimse Barış’tan söz etmiyor“… Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Bu durumdan hiç Mesut değilim!


Gündemimizi çok meşgul ediyor şu gurbetçi futbolcu meseleleri. Yine benim yetişebildiğim kadarıyla taa Erdal Keser’den başlayarak dışarda imal ettirdiğimiz yerli mallarına yaptığımız yurda dönüş çağrısı. Ama bu durum günümüzde ayyuka çıktı. Hakkaten abarttıkta abarttık. Bugün sporx spor haber portalı manşetine Kicker’ın haberini taşıdı. Haber’in haberciliğini yapmak da ayrı bir gazetecilik modası oldu. Neyse arada biz de yapıyoruz. Alışkanlık olmasın yeter ki… Alman Kicker dergisinin haberine göre Mesut Özil hala Türk Ulusal Takımı’nda oynayabilirmiş. Çünkü FIFA tüzüğünün 64. sayfasındaki 18. maddenin 1-a paragrafında, bir oyuncunun bir federasyon adına resmi bir müsabakada oynaması durumunda başka bir federasyonda oynayamayacağının yazılı olduğu, ancak Mesut’un Almanya adına Norveç’e karşı oynadığı karşılaşmanın bir hazırlık maçı olduğu ve bu kapsama girmediği belirtiliyormuş… Almanlar bu haberi muhtemelen hala Mesut’u kaybedebilecekleri ihtimalinin üzerlerinde yarattığı kaybetme korkusuyla yapmışlar. Kendileri açısından çok haklı bir durum. Böyle bir yeteneğe yıllardır Alman Ümit Takımı’nın formasını giydirdikten sonra gidip de Türkiye’nin formasını giymesini istemiyorlar. Ancak bu durum bizim ne kadar umrumuzda olmalı? Olmalı mı?  “Aha elimize fırsat geçti deyip Mesut’u ikna edebiliriz” mi demeli? Ya da Mesut hiç olmamalı mı? Veya da Mesut’un “Dünya kupasında Alman Milli Takımı’nda yer almak istiyorum. Bunun için çok çalışacağım. Benim arkadaşlarımın çoğu Alman. Türk Ulusal Takımı’nda oynamayı hiç düşünmedim” çok normal karşılanacak açıklamalarını “Mesut’tan şok sözler” başlığıyla verip, çocuğu gencecik yaşta vatan haini olarak mı yansıtılmalı? Bence hiç biri. Hem de hiç biri… Mesut’un bu takımda oynayıp oynamaması şu anda zerre alakadar etmiyor beni. Çünkü bizde Manchester United’da oynayan Anderson’dan daha yetenekli Nuri Şahin var!  En az Carlos Vela kadar golcülüğünden şüphe etmediğim Tevfik Köse var! Ama neredeler!? Tamam Tevfik’i eledim. Daha A Takıma almadık onu. Belli ki almayacağız da. Kayseri’de çürüyüp gidecek başka bir İlhan Parlak -F.Bahçe’deki hali- vakası olacak. Şu anda gurbetçi oyunculardan adam gibi her maçta oynayabilen bir tek Hamit bulunuyor kadromuzda. Halil tek-tük, Yıldıray’ı küstürdük, Ceyhun Gülselam’a ümit verdik, geri gönderdik. Mesut’tan daha çok iş yapacağına inandığım Nuri’yi ise Emre Belözoğlu’na tercih ediyoruz, “Hala!”. Mesut, Bremen’de Diego’nun -Brezilya Ulusal Takımı’nın 10 numarası- formasını alırken, Emre Belözoğlu’na tercih edileceği bir takımı neden seçsin ki?? Bizim önce Nuri’ye sahip çıkmamız gerek. Sonra emin olun daha çok mesut olacağız…nuri_odul_2006

2005 yılında yapılan Dünya U-17 Şampiyonası kadrosunda bulunan Nuri bronz top ödülüne layık görülmüştü. Brezilya’lı Anderson (Porto-Man Utd.) turnuvanın en değerli oyuncusu seçilerek Altın Top’u kazanırken Meksika’lı Dos Santos (Barcelona-Tottenham) Gümüş Top’u evine götürdü. Yani Nuri turnuvanın ilk üçündeydi. Gol krallığı ise çekişmeli geçti, Altın ayakkabı 5 gol ile gol kralı olan Meksikalı Vela‘ya (Arsenal), gümüş ayakkabı 4 gol ile Nuri Şahin’e, Bronz ayakkabı ise yine 4 golle Tevkik Köse’ye verildi.. Yani anlatabiliyor muyum derdimi?

Kategorisi GenelYorum (0)

Sadece bir tercüme…


Fenerbahçe’nin hakkında daha önce insidefutbol sayfası için yazdığım önizlenimimi tercüme edeceğim o kadar. (Ayrıca Bknz.)

Fenerbahçe

Dünya yıldızlarını transfer etme politikalarına devam ediyorlar. Ancak Ronaldinho 21 Milyon Avro ederken Güiza’ya 14 Milyon Avro vermek ne kadar mantıklı olabilir? Şampiyon İspanya’nın kadrosunda bulunan Güiza bu paraya değdiğini kanıtlaması için geçen sezonki 28 gollük La Liga performansına devam etmeli.

Geçtiğimiz yıl Galatasaray Kalli’yi teknik direktör yapınca yaşını eleştiren kesim şimdi 70 yaşındaki Aragones’i takımın başına getirdi. Fenerbahçe’ye en önemli başarılarını yaşatan Zico’yu göndermek garip bir seçim olarak gözükebilir anca Fenerbahçe’nin geleneği budur. Eğer sezon sonunda takımı lig şampiyonu yapamamışsan, ne yaparsan yap kapıyı gösterirler.

Aragones’in düşündüğü futbol yapısını İspanya Milli Takımı’nda uygulatması hiç de zor olmamıştı, çünkü çoğu futbolcu kulüp takımlarında aynı futbolu oynuyordu. Hızlı, ayağa ve rakip defansı delici ara paslarla oyunu oynamak zor olmadı bu yüzden. Ancak Fenerbahçe’nin son 5 senesi hep Alex De Souza’ya bağlı oldu. Takımdaki şüphesiz en iyi oyuncu olduğu için gelen her teknik direktör Alex’e göre taktiğini kurdu. Ama Aragones inatçı olarak bilinen bir kişi ve İspanya’da oynattığı oyunu Fenerbahçe’ye de oynatmaya çalışacak ki bu bence çok zor.

İspanya’nın en önemli bloğu orta sahası ve Marcos Senna’ydı. Aurelio kontratı yenilenmiş olsaydı Senna’nın görevini yapabilirdi. Ancak bonservis bedeli ödenmeden gitti ve hala da yerini doldurmaya çalışıyorlar. Senna’nın takıma katılma ihtimalı hala da varmış. Göreceğiz.

Eski Galatasaraylı Emre’yi transfer etmek bu yaz transfer döneminin en sansasyonel hareketi oldu. Çünkü Emre yurtdışında oynarken, dönerse sadece Galatsaray’da oynayacağını söylemişti ancak o da parayı seçti ki bu da Galatasaraylı hayranlarının tepkisini çekti.

İlk 11 olarak bakıldığında çok güçlü bir kadroları var ancak yedek kadrosu hiç de öyle gözükmüyor. Volkan’ın arkasında tecrübeli bir kaleci yok. Edu ve Lugano’nun da iyi alternatifleri yok. Bu oyunculardan biri sakatlansa veya kart cezalısı olsa Fenerbahçe büyük sorunlar yaşar.

Avrupa Şampiyonası’nın son dakika golcüsü Semih Şentürk takımın en önemli parçası olacak. Sarı Kanarya’nın şampiyonluğu onun performansına bağlı…

Kategorisi GenelYorum (0)

Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Eylül 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler