Etiketler | "futbol"

Schenk: “Şikeye çelme takmamız gerek”


Uluslararası Şeffaflık Derneği Spor Hukuku danışmanı Sylvia Schenk, şikenin ABC’sini HaberVs’ye anlattı

Türk spor kamuoyu geçtiğimiz günlerde önemli bir ismi ağırladı. FİFA’da yaşanan rüşvet skandalının ardından yayınladığı “FİFA’da Şeffaflığın ve Hesapverebilirliğin İnşası” raporu ile dikkat çeken Sylvia Schenk, İstanbul Doğuş Üniversitesi’nin davetlisi olarak İstanbul’a geldi. Avrupa Spor Mahkemesi CAS’ta raportör olarak görev yapan Schenk, hem bir spor hukuku uzmanı hem de eski bir atlet; Almanya’yı 1972 olimpiyatlarında 800 metre koşusunda temsil eden bir isim. Uluslararası Şeffaflık Derneği’ne (UŞD) spor hukuku alanında danışmanlık veren Schenk, HaberVs’ye Türkiye’deki şike soruşturmasını da ilgilendiren önemli saptamalarda bulundu.

HaberVs: Öncelikle siz şikeyi nasıl tanımlıyorsunuz?
Sylvia Schenk: Şike, Uluslararası Şeffaflık Derneği için “özel bir müsabakanın güvenilmeyen güçler tarafından kötüye kullanılmasıdır”. Bu çok geniş bir tanım ama özellikle spor için çok önemli. Çünkü spor oyunun adil oynanmasıyla alakalıdır. Bu yüzden sadece ceza yasalarına bakamazsınız.

Şikeye bir örnek verebilir misiniz?

Futbol ve diğer spor dallarında sıkça görülen bir örnek vereyim. Bir sporcu olarak her zaman en iyi performansınızı sergilemek zorundasınızdır. Eğer para karşılığı sonucu etkilemek üzere daha iyi performans göstermişseniz ya da mücadeleyi provoke edip takımınızı sahada yalnız bırakmışsanız bu tabii ki şikedir. Ya da sizin oynayacağınız maçta kırmızı kart olacağına dair yüksek miktarlı bahis oynayan biri için kırmızı kart görmüşseniz bu da şikedir.

Saha içindeki şike nedir, saha dışındaki şike nedir?

Şikenin iki farklı türünü de sporda görebilmek daha kolaydır. Saha dışı şike olaylarına o spor dalıyla ilgili yönetimlerin yönetimsel olarak içinde bulunduğu çıkar ilişkileridir. Mesela kulüpte ya da federasyonlarda başkanlık seçimleri için yapılanlar da buna girer. Transfer süreçlerinde yapılan suistimaller de buna girer. Saha içindeki şike olaylarına ise genelde skoru etkilemek için yapılanlar girer. Buna saha içindeki şike dememizin nedeni direkt olarak sporu etkilemiş olmasıdır. Tabi ki yönetimsel süreçlerde yaşananlar da bunlarla bağlantılır. Her ne şekilde olursa olsun bunlarla mücadele etmek gerekir. Eğer kötü niyetli bir yönetim varsa sporculara şike yapmamalarını söyleyemez.

Ortada bir şike suçu tespit edilmişse, takımlar ve bireyler ayrı ayrı cezalandırılabilir mi?

Durumdan duruma değişir. Eğer bir kaç sporcu kulüpten bağımsız bir şekilde para karşılığı maçın sonucunu manipüle etmişlerse burada sadece sporcu suçlanır. Kulübün bir sorumluluğu yoktur. Ama Birleşik Krallık’ta alınan son karara göre bütün şirketler, dolayısıyla spor kulüpleri de çalışanlarını yani sporcularını şike ve manipülasyon konusunda eğitmek zorunda. Eğer bu eğitim, kurum tarafından verilmiyorsa biraz evvel verdiğim örnekte kulüp de ceza alacak artık. Eğer bu eğitimi verip de sporcular hala şike olaylarına karışıyorlarsa kulüp yine ceza almayacak.

O zaman örneğin şikeyi yapan kulüp başkanı olursa kulübe ceza verilmez mi?

Böyle düşünmüyorum. Çünkü, başkan kulübü temsil eder. Eğer takımının çıkarı için şikeyi o yapıyorsa bu ikiliyi birbirinden ayırmak çok zor. Başkan kulübünü şampiyon yapmak amacıyla şike yapmışsa her ikisi de cezalandırılabilir. Ama başkan tarafından yapılan bahis şikesi ise bu özel bir durumdur. Ama genelde bir firmanın en üstündeki yöneticisi (CEO) yanlış bir şey yapıyorsa bu firma için bir itibar sorunudur ve firma da cezalandırılabilir.

Spor mahkemeleri şike soruşturmalarının daha çabuk sonuçlanmasını sağlıyor mu?

Genellikle şike davaları spor mahkemelerinde, devlet mahkemelerinden daha çabuk çözümleniyor. Ama zaman zaman da süreçler uzayabiliyor. Mesela İspanyol bisiklet sporcusu Alberto Contador’un doping davası uzun sürmüştü. Konu sporsa ve sezon devam ediyorsa çabuk karar vermek gerekir. Yoksa 2 yıl sonra kimin ne yaptığını herkes unutur.

Sizce 2011 yılında özellikle Avrupa’da bir çok şike olayının ortaya çıkmasının nedeni nedir?

Bahis şikesi çok yeni bir gelişme. Geçmişte bu konuda çok az vaka vardı. Ama artık internet aracılığıyla Çin’den bile Almanya 3. Ligi’ne bahis oynanabiliyor. Başlarda spor federasyonları ve hükümetler bu tür dolandırıcılığı çözmek için fazla efor sarfetmedi ama son yıllarda şike nedeniyle sporun içinde bulunduğu tehdidin ciddiyetinin farkına varıldı. Politikacılar, federasyonlar, mahkemeler ve polis bu işleri çözmek için güç birliği oluşturdu. Bu yüzden son yıllarda bir çok şike olayına rastlanıyor. Bu çok iyi bir gelişme, çünkü bu soruna bir çelme takmamız gerek.

Peki bahis firmalarını ortadan kaldırmak şikeyi bitirebilir mi?

Bu gerçekçi bir düşünce değil. Çünkü çok büyük bir endüstriden bahsediyoruz. Ayrıca yasal olmayan bir sürü firma da var, özellikle de Çin’de. İnternetin de yaygınlaşmasıyla son 20 yılda spor üzerine oynanan bahislerde inanılmaz bir artış oldu. 20 yıl önce Almanya’da sadece TOTO (listede yer alan 10-12 maçın hepsine tahmin yapılarak oynanan spor bahis oyunu) vardı. Bir kişinin aynı anda 10-12 maçın sonucuna etki etmesi mümkün değildi. Ama artık penaltı olacak mı, olmayacak mı gibi basit ve tek hamlelik oyunlara da bahis yapılıyor.

Kulüpler artık şirketler tarafından yönetiliyor. Ya da sponsorlar tarafından yönetiliyor. İşin içine büyük para girmesi de büyük paralar kazanma arzusu getiriyor. Ve bunun için de kimi yasal olmayan yollara başvuruluyor. Acaba bu firmalar spordan ellerini çekseler sporda şike olayları azalır mı?

Sanmıyorum; Tüm spor alanlarında sponsorlar bulunmalı. Özellikle futbolda tüm sponsorları çıkarmak ve oynamaya amatör olarak devam etmek hiç de gerçekçi değil. Böyle devam etmesi sadece maç sonucu etkilemek üzere yapılacak şikenin riskini arttırıyor fakat bunlarla başa çıkılabilir. Mesela bir takımın bol sıfırlı bir sözleşme öneren sponsorla anlaşması için Şampiyonlar Ligi’nde yer alması gerekiyorsa bu durum, takımı şikeye yönlendirebilir. Ama bu, yine de sponsorlar nedeniyle gelişmiyor. Hatta son zamanlarda şike konularında kendi firmaları içinde de duyarlı olan firmalar daha dikkatli davranıyorlar ve bu konuda spor takımlarını da olumlu etkileyebilirler. Mesela küçük oluşumların bir araya gelip spordaki şike olgusuna nasıl engel olabilecekleri konusunda kafa kafaya verdiklerini de biliyorum.

Verdiğiniz konferansta bir şike ihbar sistemininden bahsettiniz; bu sistem nasıl işliyor?

Almanya Futbol Federasyonu ve UŞD bu konuda futbolda şeffaflık için ortak bir proje gerçekleştiriyor. Bu projede esas işi avukatlık olan bir “ombudsman” var. Bu kişi şu anda büyük firmalar için de profesyonel hizmet veriyor. Aslında bu bir ihbar sistemi. Bu sistemde şüpheli bir duruma şahit olan, birinden şüphelenen ya da kendisine şike yapması teklif edilen kişi, bir telefon açarak güvenebileceği bir kişiyle bunu paylaşabiliyor. Mesela bir futbolcu, hakem ya da yönetici ya da herhangi bir vatandaş bu kişiyle hemen iletişime geçebiliyor. Ombudsman ile önce durumu konuşuyorlar. Bir futbolcuya ya da hakeme bu şansı vermek çok önemli. Kendi kurumlarıın başındaki kişiyle konuşmaları sakıncalı olabilir. Çünkü başkanı da şikenin içinde olabilir. Ombudsman’a iletilen konu basına sızdırılmıyor ya da direkt olarak mahkemeye taşınmıyor. Ombudsman öncelikle konuyu araştırıyor.

Bu sistemi diğer federasyonlara da öneriyor musunuz?

Tabi ki. Gittiğimiz her sunumda, toplantıda bundan sözediyoruz. FIFA da bir ombudsman barındıracağını, sistemi uygulayacağını açıkladı.

Olympic Lyon’un Şampiyonlar Ligi’nde Dinamo Zagreb karşısında aldığı olağandışı bir sonuç var. Ayrıca Zagrebli oyuncu Vida’nın Lyonlu oyuncuya golden sonra göz kırpması da kameralara yansıdı. Lyon, Fransa temsilcisi ve UEFA Başkanı Michel Platini de bir Fransız olduğundan olayın üzerine fazla gidilmediği düşünülüyor. Bu durum hakkında ne diyeceksiniz?

Maç skorunu ayarlama olaylarına kanıt bulmak her zaman çok zordur. Özellikle bir ihbar edeni yoksa… Bu maç için de diyebileceğim şudur ki, futbol böyle bir oyun. İlginç skorlar alınabiliyor. UEFA kendisine kayıtlı olan, yani yasal tüm bahis şirketlerini takip edebiliyor. Eğer o maça yüklü bir bahis girilseydi fark edilir ve soruşturma açılırdı. Onlar da bu konuda yapılan incelemede böyle bir sonuca ulaşamadıklarını söylediler. Tabi bahis şirketlerini takip etmenin vereceği sonuç bir bahis şikesi olup olmadığını kanıtlar. Ama mesela sportif nedenlerle belki de iki kulüp arasında yasadışı yollarla bir anlaşma yapılmış olabilir. Bunu bilemeyiz, yeterli kanıt olmadığından sorgulama da yapılamaz.

Kategorisi RopörtajYorum (0)

Kaybederken de eğlenmek


İspanya’nın küçük bir kenti olan Margatania’nın minik takımı ligde hiç maç kazanamadı. Takımın hikayesinden kısa bir video yapıldı. Bu video futbol dünyasına hakim olan “her ne pahasına olursa olsun kazanma” anlayışına küçük bir başkaldırı hikayesi.

Geçtiğimiz yıl Barselona’nın güneyinde, bir saat uzaklıktaki küçük bir yerleşim olan Margatania’nın futbol takımı minikler liginde bütün yıl oynadı ama hiç kazanamadı. 271 gol yediler, ama futbol oynamayı çok sevdiler.

Pol şöyle diyor örneğin: “Gol atmamamız önemli değil çünkü eğleniyoruz”…

Margatania F.C. 7 yaş altı minikler takımının bu eğlenceli hikayesi dokuz dakikalık bir kısa filmle anlatıldı. Yönetmeni bunun bir kısa film olmadığını yalnıza çocukların aileleriyle ve yakın dostlarla paylaşmak için hazırlandığını söylüyor. Ama filmi yüz binlerce kişi izledi ve pek çok ödül aldı bile.

Kazandıkları için değil futbol oynandıkları için mutlu olan bir takım Margatania FC. Kuzeydeki Barcelonalı abileri gibi futbol oynamayı seviyorlar, dünyanın her yerinde hakim olan “her ne pahasına olursa olsun kazanma” anlayışına küçük bir başkaldırı onlarınki… (BK/HK)

Çev: Bülent Kale
kaynak: Bianet

—————————————

Yorum: Hiç gol atmadan futboldan zevk almanın, eğlenmenin, kız erkek karışık futbol oynayabilmenin, oyunun saflığının zirve yaptığı bir dönemdir çocukluk. 271 gol yemiş olmaya karşın hiç gol atamamış bir takımda ilk golü atıp o takımın ilk golü atanı olmak heyecanını yaşamak isteyen miniklerin dönemi. Altyapı sisteminin kazanmaya değil eğlenmeye yönelik olmasının gerektiğinin en güzel örneği. Futboldan zevk alan küçük çocuklar, daha sonra rakibe saygı gösteren ve mağlup duruma düştüğünde de, rakibine çift dalan değil oyundan zevk almaya bakan yetişkin futbolcular olurlar. Bundan sonra Margatania’lıyız…

 

Kategorisi 1-Futbol, 6-EfektifpasTVYorum (0)

Zararı gören hepimiziz


En sonunda spor gündemimiz değişti. Tabi ki gene olumlu yönde haberlerle değil. Olumsuz ve Türkiye futbolunu çok derinden sarsabilecek bir şike skandalıyla.

Bugün yaşananlar aslında uzun yıllardır herkesin dile getirdiği “Kesin şike var bu maçta. Yüzde yüz ama kanıtlayamazlar ki, kim yapmıyor ki şike?!” gibi laflarını duymaktan bıkan federasyon ve emniyetin “hadi lan elele verelim kanıtlayalım artık şu şike girişimini” hamlesidir bence. Futbolu takip eden etmeyen herkes adım gibi eminim ki olay kanıtlansa da kanıtlanmasa da şundan emin, yani emindir heralde,”Şike kesin vardır“. Aynı cümle içinde hem kesinlik, hem olasılık belirten bir cümleyle ifade edilen duygular yıllardır futbolu takip eden 7′ den 70’e herkes tarafından söylenegeldi.

“Kanıtlanana kadar suçlu masumdur” tezi malesef bizde pek geçerli değil. Bizde olayı gazete manşetlerine yansıdığında gören okuyucuların büyük bir kısmı, “Hamdi lan olum Fenerbahçe şike yapmış, Yıldırım da bütün şikecilerin başıymış. Ben demiştim zaten kesin şike vardır , bak varmış işte diye’’ gene kesinlik ve olasılık belirtilen cümlelerle tepkisini verir. Cümleyi de masallardaki efsane takısı olan “–miş,-mış” la bitirip mevzuya yeni bir anlam kazandırır.

Belki hakikaten ortada büyük bir şike organizasyonu ve bir çok maçın kaderini etkileyen teşvik pirimleri ve aklınıza gelebilecek her türlü pislik var. Yani neticeye ulaşmak için haticeyi bir güzel besleyen bir kaç adam, örgüt vs. Basından takip ettiğimiz kadarıyla da  olaylar bu sefer gerçekten çok ciddi. Fakat henüz daha kesin sonuçlar gelmeden, kimse kimseyi yargılamamalı. Çünkü eğer bu olay kesinleşirse sadece bahsi geçen kulüpler ve şahıslar değil, etkilenen gene Türkiye futbolu, yani biz, yani hepimiz olacağız.

konuk yazar: emre ünal

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, Konuk YazarYorum (0)

İran FIFA’yı protesto edecek


İran Futbol Federasyonu Başkanı Ali Kaffashian, FIFA Başkanı Sepp Blatter’e bir mektup göndererek İran Kadın Milli Futbol takımının Olimpiyat Oyunları’nın elemelerinden diskalifiye edilmesini protesto ettiklerini ve Ürdün’le oynanan maçın tekrarını talep ettiklerini iletti.

Blatter’in FIFA Başkanlığı’na yeniden seçilişini kutlayan Kaffashian m
İranlo Öğrenciler Haber Ajansı’nın haberine göre, Kaffashian mektubunda Kadın Milli takımının giydiği formaların FIFA tarafından onaylanmış olmasına karşın hakemin 3 Haziran günü Ürdün’le oynanan maçı iptal ettiğini ve bu yüzden mücadelenin tekrar oynanmasını istediklerini belirtti.

Mektubunda “Giydiğimiz forma ve başlıkların tehlike içerdiğini belirten bir kural yok. Dünyadaki tüm futbolcuların giydiği ekipmanlardan kullanıyoruz ” sözlerine yer veren Kaffashian alınan karardan dolayı çok üzüldüğünü ve bu konuyla ilgili özel olarak ilgilenip haklarını arayacaklarını ifade etti.

 

Kategorisi GenelYorum (0)

İranlı kadınlara FIFA engeli


Fotoğraf: Ali Jarekji/Reuters

İngiltere’nin Londra kentinde 2012 yılında gerçekleştirilecek Olimpiyat Oyunları’nda mücadele etmek için yarışan İran Kadın Milli Futbol Takımı Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği, FIFA’nın engeline takıldı.

Olimpiyat Oyunları’nda mücadele etmek için 3 Haziran’da Ürdün’le eleme maçında karşılaşacak olan İran, formalarının talimatlara uymadığı gerekçesiyle Bahreyn’li hakemin kararıyla mücadeleye çıkamadı. Maç ise Ürdün lehine 3-0 olarak tescil edildi ve İran Takımı Olimpiyat Oyunları’ndan diskalifiye edildi.

FIFA’nın Olimpiyat Oyunları’nda mücadele etmek için hazırladığı kural kitapçığının 28. sayfasında yer alan “Futbolcular ve resmi görevliler ekipmanlarında herhangi bir dilde herhangi bir politik, dini, reklam ve kişisel mesaj içerikli taşıyamaz” kararına dayanarak Bahreyn’li hakemin İran Kadın Milli Futbol takımının sahaya çıkmasına izin vermediği belirtildi.

İran Futbol Federasyonu’nda Kadın Futbolundan sorumlu olan Farideh Shojaei yaptığı açıklamada geçen yıl da aynı kural yüzünden aldıkları cezanın ardından gerekli değişiklikleri yaptıklarını ve FIFA’nın yapılan değişikliklere olumlu yanıt verdiğini ve bugüne dek de o formalarla maça çıktıklarını söyledi.

FIFA’nın resmi sitesinde bu konu hakkında henüz bir açıklama yer almazken Mart 2010’da yapılan bildiride, oyuncuların kulaklarını kapamayacak derecede saçlarının görünmesini engelleyecek başlıklar kullanabileceği ifadesi yer alıyordu.

Çin’de 2008 yılında gerçekleşen Beijing Olimpiyat Oyunları’nda Bahreyn’li atlet Rogoya Al-Ghazra 200 metre kadınlar koşusu birinci turunda 22,81 saniye’lik derecesiyle,  kendi grubunda yarışı en ön sırada tamamlamıştı.

 

Kategorisi GenelYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler