Etiketler | "Hagi"

Hagi gitti mi, kaldı mı? Ne oluyor?


Eve gelir gelmez yine şaşırtıcı bir haber okuduk. Okumasak da şaşardık. Okuyorum şaşıyorum, okumuyorum şaşıyorum. Hayatın bana öğrettiği bir şey varsa o da gelişmelere şaşırmamak diyorum. O halde bazen yazı yazarken klişelerden kopamıyor muyum?

Hagi gitti mi, kaldı mı derken kendimi sorgular oldum. Galatasaray yönetimini ve bu haberi sorgulamam gerekirken yaptığım işe bak. Fakat Galatasaray yönetimini ve yaptıklarını sorgulamayı bırakalı da uzun bir süre oldu. Adnan Polat’ın tek adam yönetimi olumlu sonuç vermiyor. Ve Polat da içinde bulunduğu akıl tutulmasından ötürü yapıyor bunu. İçinde bulunduğu akıl tutulması vesilesiyle de yaşadığı şeyin de, verdiği kararların hatalı olduğunun da farkında değil.  Ve bu yüzden de kendisi istifa etmeden Galatasaray’daki sorunların çözülmesini zor buluyorum.

Hagi’nin kesin gönderildiğini yazıyor Milliyet. Sporx de öyle. Güvendiğim iki basın kuruluşu da böyle haber yaptığına göre bir durum olmalı. Resmi açıklamanın da eli kulağındadır. Mühim olan Hagi’nin gitmesi mi? Öyle olmadığına hepimiz şahitlik yapacağız. Galatasaray’ın bir sezonda 3. çalıştırıcısıyla çalışacak olduğuna şahitlik ettiğimiz gibi.

Galatasaray’ın daha önce böyle bir sezonu olduğunu ben hatırlamıyorum. Olmasına da üzülüyorum. En azından sezonu bitirirdi. Fakat bu kadar da kötü bir sezon geçirdiğini de hatırlamıyorum. Neyse… Hagi’nin gittiği, gideceği varsayımından yola çıkarak aday ihtimallerini dizelim. İki aday var. Biri Ertuğrul Sağlam. Diğeri de artık Abdullah Avcı.

Ertuğrul Sağlam’ın gelme ihtimalini sevmedim. Sevemedim. Bursaspor’a iyi futbol oynattı ve şampiyon da yaptı. Fakat geçen yılki şampiyonluğun şans faktörünü göz ardı edemeyiz. Bu yılki Şampiyonlar Ligi kadrosu seçimlerini de beğenmediğimi eklemem gerek. Batalla’nın takıma uyumu çok iyiyken tecrübe düşüncesiyle Insua’yı oynatması hataydı. Neyse tek örnekten yola çıkarak birini beğenmediğini belirtmek pek dayanaklı değil. Fakat bence gelmese olur.

Benim adayım Abdullah Avcı. Artık gelmesinin vakti geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’da devam ettiği sürece 3-5 yıl sonra şampiyon bile olabilir. Bu öngörünün gerçekleşmesi onun elinde olan bir şey elbette ancak kariyeri açısından en iyisini o bilir tabi… Elindeki kısıtlı kadroyla neler başarabildiğini, takımına nasıl güzel ve üst düzey bir oyun oynatabildiğini biliyoruz. Galatasaraylı kültürünü biliyor olması da cabası. Son 5 yıldır adının Galatasaray’la anılması da tuzu biberi…

Gidenin gitmesinin bir şey değiştirmeyeceği gerçeğini unutmamamız gerektiği gibi getirilenden öte getirenin değişmesi gerektiğini hatırlatalım. Saygılar…

 

Kategorisi GenelYorum (0)

Misimovic: “Hagi’nin yeteneğini sorgulayanlar tabelaya baksın”


Galatasaray’a büyük umutlarla transfer edilişinin ardından beklentileri karşılayamayan Misimovic, Rusya’nın SovetskiSport gazetesi muhabiri arkadaşım Andrey Lyalin‘e verdiği ropörtajda Hagi’ye selamlarını iletmemizi istemiş. Galatasaray kulübünün kendisine yaptıklarının gülünç olduğunu söyleyen Misimovic, “Magath gibi disiplinli bir çalıştırıcının takımında başarılar kazandım. Bana nasıl disiplinsiz diyebiliyorlar?” açıklamalarında bulundu. (Efektifpas.com)

haberi kullanmak isteyen haber siteleri-gazeteler lütfen kaynak gösterip (Volkan Ağır/Efektifpas.com) yazınız. Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Özlemişim böyle takımı


Ali Sami Yen’deki son maçlardan biri daha geride kaldı. Lige iyi başlayamamıştık ancak son iki maçta oynanan futbol ve bir çok sakata karşın alınan 4 puan bir şeylerin yoluna girdiğini göstermekte sanki. Hele de orta sahada savaşan zaman zaman da dövüşen bir Galatasaray olduğunu görmek buna işaret gibi sanki.

Maçın başında Kadıköy’deki baskıyı yine gördük. Harika bir baskı kuruldu ileride ve Antalyaspor kitlendi bir şey yapamadı. İlk 10 dakika böyle geçtikten sonra biraz daha ortaya taşındı maç. Bu sırada maç öncesi dediğimiz gibi gelişmeler oldu ve Misimovic’in hızlı ara paslarına Pino ve Sabri müthiş hareketlendiler. Paslar golle sonuçlanmadı ama olsun. Pino’nun muhteşem deparlarını görmek bile heyecan kattı. Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Günün maçı: Galatasaray-M.P. Antalyaspor


Maça kısa bir süre kaldı. Kadroyu öğrendim. Yazmak için kadroyu öğrenmeyi beklediğimi söylersem yalan olur hacı. Tahmin edilemeyecek bir kadro da çıkarmamış Hagi. Ayhan yerine Barış, Elano yerine Serkan!

Geçen haftanın iyi isimlerinden Ayhan sonunda kart cezalısı oldu ve yedek kaldı. Yerine oynayacak kişinin ondan iyi olduğu için gerçekleşen bir sevincim yok. Bir şekilde ilk 11’de giyemeyecek ya Ayhan o yeter… Elano’nun hastalanıp oynamayacak olması da ne üzdü ne de sevindirdi. Bugüne dek bir şey yapmamıştı zaten. İlginç olan dizilişimizin nasıl olacağı… Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Ölsem de bir, kalsam da bir…


1245__154splash-gsfbHiç bir önemi yokmuş gibi bekliyorum akşamki derbiyi. Kazananın şampiyonluk ümitlerini yeşerteceği, Şampiyonlar Ligi’ne gitme ihtimalini arttıracağını söylüyor ya, kısmen doğru olsa da gülüyorum… Çünkü bu maç henüz hiç bir şeyi belli kesinleştirmeyecek. Öyle ki Fenerbahçe de Galatasaray da çok iyi oynayıp yendiği bir maçın ardından farklı yenilebiliyor. İkisi de birbirinden dengesiz iki takım. Ne kadar iki takımın kadrolarını bir çırpıda sayabiliyorsak da bu takımların oturmuş takım yapılarından değil, eldeki malzemelerden daha iyi oyuncuların olmamasındandır. Oturmuş takım olsalardı, kadro istikrarı skorlara da yansımış olurdu. Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Futbolcu Tartışmak ve Karşılaştırmak


Her zaman başkasını rakip görürüz kendimize , kendimizle rakip olduğumuzu düşünmek hep saçma gelir. Her zaman bakarız ki başkası ne yapmış, ne yapmamış sonra onu karşılaştırırız kendimizle. Kendimize rakip gördüğümüzü geçtiysek dururuz orada ‘tamam ben oldum’ deriz yayarız kendimizi, sonra bırakırız çalışmayı. ‘En iyisi benim’ kompleksi de bitirir yok eder. Bir de başkalarını karşılaştırırz , kimin daha iyi veya daha tecrübeli olduğunu anlamak, anlatmak, kanıtlamak için… Ama aynı olmayanlar karşılaştırılır mı hiç?!

Hiç şüphe yok ki Türkiye liglerinde oynamış , gelmiş geçmiş en büyük oyuncu olarak akla  gelen ilk isim Hagi’dir. Aslında Taffarel de denilebilir. Çünkü,Hagi’de olmayan Dünya Kupası’na sahiptir kendisi, ama kaleci olmasından dolayı adı pek anılmaz. Belki Hagi gibi eksikliğini hissettirmediğinden de olabilir. Hagi gitti gideli , Galatasaray bir Hagi kompleksine girdi. O gittikten sonra oyun kurucu olarak gelen her oyuncu onunla kıyaslandı. Aslında gerçekten iyi futbolculardı ama Hagi’yi görmüş kişileri tatmin edecek kalitede değillerdi. Hagi öyle unutulmaz bir futbolcuydu ki, yedek kalmaktan sıkılıp ayrıldığı Barcelona takımının taraftarları , onu ve gollerini unutamamış, 1994’te Celta Vigo’ya attığı golü Barcelona tarihinde atılan en güzel goller listesinde zirveye çıkarmış.

Hagi gitti , ondan sonra onun gibisi gerçekten gelmedi. Onun yetiştirdiği , onun gibi olanını da elimizden kaçırdık. Peki ya Hagi’den önce ‘Onun gibisi gelmez ‘ dediklerimiz olmadı mı? Oldu elbette. Hagi’den önce, gollerini ancak belgeselleşmiş Galatasaray filmlerinden izleyebildiğim Cevad Prekazi vardı. Hagi gibi miydi? Hayır. Daha mı kötüydü? Hayır. Aynı oyun tarzına da sahip değildiler. Ama yaşattıkları ile Galatasaray tarihinde kendilerine fazlasıyla yer edindiler. Prekazi’den önce de vardı 10‘un gibisi olmayan. Filmlerde oynadı, gollerine plaklar dolduruldu , ağları deldi , Palermo’da efsaneleşti. Ama Metin Oktay gibisi gelmedi.

Çok tartışmamız bile, onun iyi bir futbolcu olduğunu gösteren Alex için de dediklerim geçerli. Onun gibisi de gelmeyecek Fenerbahçe’ye ama istatistik olarak… “İki buçuk sezonda 57 gol, 69 asist… Bu rakamlar Anadolu Ajansı tarafından tutulmuş Alex de Souza istatistikleri…” Kaba bir hesapla 85 maçta 126 gole yataklık etmiş Alex. Bu kadar gol Fenerbahçe’ye kupa olarak sadece 2 lig şampiyonluğu getirmiş.

Alex’in takımına getirdikleri, transfer edilme amacından çok uzakta. Çünkü avrupada elle tutulur bir başarı getirmemiş. En yakın maçlarına bakalım Fenerbahçe’nin UEFA’da oynadığı. AZ Alkmaar’a iki maçta toplam 5 gol atılmış. Bir tanesini Alex atmış. Alex’in attığı golün pasını veren ve sadece Türk olduğu için , Alex’in gölgesinde kalan Tümer Metin 3, kanımca artık avrupada oynaması gereken Tuncay 1 gol atmış. Defansı Newcastle Utd. ve W.Bremen tarafından 8 gol ile darmadağın edilmiş takıma karşı, hiç bir varlık gösterememiş Alex. Ama bakıyoruz, B36 Torshavn Randers Freja, “eksik” Palermo karşısında sahada döktürmüş. Bu takımları Alex olmadan da rahatça yenebilirsin. Zaten elinde 2002 yılının ümit milli takımının bütün yıldızları var. Yarısı 2003 Konfederasyon Kupası 3.lüğü madalyalı.

Küçük maçlarda ortaya çıkıp yaptığı “futbol makyajıyla” , transfer edilme amacının göz ardı edilmesini sağlayıp, bütün Fenerbehçe taraftarlarının, Türkiye Ligi egosunu okşuyor. Gözü boyanmış, egosu okşanmış ve artık tek amacı Galatasary’ı yenmek olmuş Fenerbahçe taraftarları, yaratılan bu pembe körlükte “Bizim Alex’imiz var” diyerek çıktıkları avrupa maceralarından hüsranla dönüyorlar. Her sene aynı romantik trajikomediyi izlemekten de sıkılmıyorlar…

Karşılaştırarak hakaret edildiğini düşündüğüm Hagi için büyük, küçük ayrımı hiç olmadı. Vanspor’a da Monaco’ya da ortasahadan gol attı. Hemde ’94 Dünya Kupası’nda attığı golün aynısıydı Monaco’ya attığı… ’88 yılında Galatasaray’ını finalden etti, Milan maçında Hasan’ın kafasına topu da çarptırdı, hem Rapid Wien’i hem de Ercan Taner’in sesini darmadağın edip, Grasshoopers maçında attığıyla , attırdığıyla Türk Futbol Edebiyatı’na “Hacı Arif” olarak geçirildi Ümit Aktan tarafından.

Biraz da kariyerlerine göz atalım bu ikilinin. Kısa ve özünden başlayalım. Alex de Souza kendi ülkesinin istikrarsız takımlarında “istatistik” yapmış. Parma’da tutunamamış, ülkesine dönüp sonra Fenerbahçe’ye “makyör”lüğe gelmiş. İkinci sınıf Brezilyalıların oynadığı Copa America kupası ve Toulon Turnuvası dışında pek de kayda değer olmayan başarılarına Fenerbahçe’de pek de “beklenmeyen” iki lig şampiyonluğu daha eklemiş.

Hagi neler yapmış? 23 yaşında Şampiyon Kulüpler Kupası Finali’nde oynamış. Kendi ülkesi ve Galatasaray dışında , ikişer sene Real Madrid, Brescia , Barcelona ‘da top koşturmuş.  2’şer Dünya Kupası ve Avrupa Kupası görmüş. Biraz gariptir ki, kariyerinde kaldırdığı 15 kupaya kendi ülkesi ve Galatasaray’da ter döktüğü yıllarda kavuşabilmiş.

Oyun tarzları sadece “oyun kurmak” konusunda birleşen bu iki oyuncunun kariyerleri, her hangi bir maçta takımlarına kattıkları, Dünya futbolunda bilinilirlikleri, takımlarında bıraktığı izler göz önüne alındığında, aralarındaki dağlar kadar farkı görmemek, futbolu bilmemekle eş değerdir.

Aralarında bu kadar fark olan iki futbolcuyu aynı kefeye koyup tartışmak  hem Hagi’ye hem de Alex’e haksızlıktır, hakarettir. İkisi de farklı futbol terbiyesi almış, farklı futbol kültürlerinde olgunlaşmış iki futbolcudur. Her geleni gideniyle karşılaştırmaya kalkarsak , gelene haksızlık etmiş oluruz. Çünkü ne giden ne de gelen aynı kişilerdir. Geleni giden yapmaya çalışmak kadar , gideni gelenle bağdaşdırmak boş çabalardan öteye gitmez. Bırakın giden gitmeden yaşattıkları ile , gelen de yaşattıkları veya yaşatamadıkları ile kalsın…

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 1-Futbol, İnceleme, Türkiyeden FutbolYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Aralık 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler