Etiketler | "penaltı"

Penaltı atan yapar da kaleci yapmaz mı?


Thayeb Awana’nın penaltısı üzerine bir arkadaşımla tartışıyorduk Facebook üzerinden. Topukla atılan penaltıyı hoş karşılamadığını belirtirken aynen şöyle bir cevap verdi. “penaltının ayrı bir olayı var. zaten kaleciyi avlamaya geliyorsun oraya. bir de kıçınla atmak iyice aşağılar adamı. sen kaleci olsan kıçını dönüp sana penaltı atsalar tutmak ister miydin? motivasyonun ne olurdu?” Valla gol olmaması için elimden geleni yapardım. Ve kaleci olsaydım “bu adam kimle dalga geçtiğini sanıyor?” diye düşünerek daha fazla motive olurdum. Penaltıyı kıçını dönerek atan var. Daha da değişiği penaltıyı önce kale direği kenarında bekleyip ardından da o penaltıyı tutan da var.. Bakınız Fabien Barthez.

ek olarak Barthez’in gördüğü karta anlam veremdim. Penaltı atılırken kaleci çizginin üstünde durmak zorunda. Kalenin tam ortasında değil. Zira çizgi üstünde hareket özgürlükleri varken tam ortasını tutturamadıkları da oluyor. Futbol bu; psikolojik bir oyun en nihayetinde.. Olur böyle şeyler..

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 6-EfektifpasTV, YorumlarYorum (0)

En iyi 10 Panenka penaltısı


Antonin Panenka o meşhur penaltısını atalı 35 yıl olmuş. Meksikalı yayın kurulusu Teleespectator da en iyi 10 panenka penaltisini secmis… Tabi ki Güney Amerika esintili olmuş biraz…

Kategorisi 1-Futbol, 6-EfektifpasTV, Dünyadan FutbolYorum (0)

Taraftarı, taraftardan korumanın yolu: Polis copu


Süper Lig’e yükselme karşılaşmasında çevik kuvvet eziyetine ve coplarına maruz kalan Sakaryaspor taraftarları arasındaydım.  (MedyaKronik/HaberVesaire/22.05.2008)

Futbol sezonuna son bir veda busesi kondurmak amacıyla, hazır ayağıma kadar bu fırsat gelmişken televizyondan bile izleme şansına erişemediğim Birinci Lig takımlarının büyük heyecanı görmek ve coşkulu taraftarlarının içinde olmak istedim. Bu amaçla Sakaryaspor – Boluspor arasında oynanan Birinci Lig Play- Off Yarı Finali’ni izlemek için 16 Mayıs’ta Ali Sami Yen Stadyumu’na gittim. Ve maç çıkışında polisin eziyet gören ve sonrasında da dövülen taraftarlardan biri oldum.

İlk yarıda iki gol kaydeden Sakaryaspor, ikinci yarıda kalesinde aynı sayıda gol gördü. Ve penaltılar sonunda karşılaşmayı kaybetti. “Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelen” takımlarının yıllar sonra Süper Lig’e dönmesini gözleyen taraftarın beklentisi, gerginliğe dönüştü doğal olarak. Maç sonrasında Sakarya tribünü “dokunsanız patlayacak” haldeydi. Görünen o ki, dokunmaya hazır “kuvvet” de hali hazırda mevcuttu.

Yenilginin üzerine, bekleme eziyeti

Sakaryalılar “Çıkışta kaçanın ………” tezahüratları eşliğinde çıkış kapılarına yöneldi. Yöneldi yönelmesine ama kapıların 15 dakika sonra açılacağından, arka taraflarda oturan taraftarların haberi yoktu. Çünkü maç sırasında yapılan anons o bölümlerde duyulmamıştı. Önde bulunanlar, arkadan gelen güruh tarafından sıkıştırıldı. Arkadakiler yükleniyor, öndekiler düşmemeye çalışıyor ve polis de emir kulu olarak işini yapmaya çalışıyordu.

Oğluyla, kızıyla maça gelmiş insanlar, çocuklarına zarar gelmemesi için çabalıyordu. Çocuklar kalabalık içinde kayboluyordu ister istemez. Birkaç taraftarın yakarışı polisleri insafa getirdi. Çocuklu taraftarları, arkalarındaki boş alana aldılar.

O kalabalık arasında “emir kullarına” sözlerini dinleteceklerine, ricalarına kulak vereceklerine inanarak ön taraflara gelmeye çalışan başkaları da vardı. Onların çabasıyla kalabalığı iyice karıştı ama hiç bir sonuca varamadılar.

15 dakika, yarım saati buldu. İnsanlar sıkışıklıktan, havasızlıktan, “ip üstünde” durmaktan sıkıldı. İki kişi de havasızlıktan bayıldı ve polisler tarafından ön tarafa alındı. Belki de numaraydı onların yaptığı. Ancak çıkmamıza izin vermeden önce, bayılmamızı bekleyen bir çevik kuvvetle karşı karşıya olduğumuz gerçekti. “Sabrımızı taşırma” tezahüratları, yuhalamalar, küfretmeler arttıkça arttı. Ön tarafta olanlardan biri de ben olduğum için, polislerin gözlerini, ağızlarını çok rahat görebiliyordum. İnsanlar küfrettikçe, polislerden biri işaret parmağını “Çok fena yapıcam seni” şeklinde sallayıp, bir yandan da küfürler savuruyordu. Resmen teker teker dövmeye bileniyorlardı. Onlar da sıkılmıştı. Üzerlerindeki elektriği bir an önce atmak istiyorlardı.

Copum olmadan asla!

Arkadan bir grubun ön tarafa yüklenmesiyle insanlar, domino taşı misali polislerin üstüne yıkıldı. Bu esnada çevik kuvvet üç işi aynı anda yapma becerisini gösterdi: Yerdekileri kaldırmak, daha fazla sayıda insanın yere düşmesini engellemeye çalışmak ve cop kullanmak. Dengemi sağlayıp düşmediğime şükrettim o an.

Otobüslerin geldiği duyuruluncaya kadar tam bir saat bekledik. Çevik kuvvete telsizle, taraftara yol vermesi bildirildi. Çevik kuvvet, sadece bir kişinin geçebileceği bir boşluk bıraktı. Bir kişilik bu geçit, kendini dışarı atmak için çırpınan kalabalık için yeterli değildi. Bu durum sanki, polisin bir saat boyunca “tribün ölçeğinde” karşısına aldığı kalabalığı tek tek görmek istemesiydi. Ve bu isteğine de ulaştı.

O tek kişilerden birkaçı, polislerin arasından geçerken tepki gösterdi ve küfür etti. Bardağı taşıran bu oldu. Taraftar ve çevik kuvvet bir anda birbirine girdi. Arkamdan ittirmelere karşı gelemedim ve coplardan nasibimi aldım. Kendimi eskiden bilet gişesi olarak kullanılan küçük odaya attım ve kalabalığın azalmasını bekledim. Ve mümkün olduğunca polisten uzaktan geçmeye çalışarak Ali Sami Yen’den ayrıldım.

Çözüm getirilebilirdi

Olayı bu kadar ayrıntılı anlatmamın nedeni, yüzlerce Sakarya taraftarının çektiği eziyet ve yediği dayak için hâlâ geçerli bir neden bulamamış olmam.

Çevik kuvvetin aldığı “önlem”in nedeni, iki takım Sakarya ve Bolu taraftarının stadyum dışında karşılaşıp olası bir şiddetin engellenmesiydi. Bu amaç için, stadyum içinde Sakarya taraftarına şiddet uygulamayı uygun gördü. Oysa bu iş, eziyet etmeden ve coplara başvurmadan da yapılabilirdi.

Her şeyden önce koca tribünü dar ve havasız bir alana hapsetmek, “önlem almak” gerekçesiyle açıklanamayacak bir şey. Dahası, madem taraftarın dışarı çıkması istenmiyor, gerek stadyum içinde ve gerek stadyum çevresinde, bunun için daha uygun, etrafı çevrili alanlar mevcut. Örneğin, kapalı tribüne giriş çıkış bölgesi bu amaca uygun. Bir tarafı Likör Fabrikası’nın duvarıyla, diğer yanı da stadyum duvarıyla çevrili. Üst üste beklemekten, havasızlıktan bayılan taraftarların bir bölümü dahi olsa bu bölüme alınabilirdi.

Ve bir soru daha: Sakaryaspor taraftarını taşıyacak otobüsler, neden bir saat boyunca stadyuma gelemedi?

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 1-Futbol, Bank Asya 1. Lig, İnceleme, Spor Toto Süper Lig, YorumlarYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Ağustos 2018
P S Ç P C C P
« Eyl    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler