Etiketler | "Portsmouth"

Real Madrid: 1 – Atletico Madrid: 1


Maçın ilk yarısında hafif kestirdim. Günün yorgunluğu kontrollü futbola yenik düştü.. Forlan da golünü o arada atmış.. İkinci yarı gerçekten enfesti diyebilirim. Çok hızlıydı. En az Rafael Nadal-Roger Federer tenis maçı kadar bir oraya bir buraya gitti top. Orta sahaların oyundan düşmesi olarak değil de, takımların hızlı oyunu tercih etmesi, bu yüzden topları direk ileriye atmaları oyunu hızlandırdı. Real Madrid’in defansını ileride kurmasıyla A.Madrid’de Agüero, Forlan, Maxi Rodriguez ile kontralara çıktı. Konuk takımın istediği de buydu zaten. İki takım da çok fırsat kaçırdı. Özellikle Sergio Agüero. 3-4 gol atıp İspanya’da yılın oyuncusu olabilirdi tek maçla… En azından Madrid derbilerinde yeri çok özel olurdu.

Bence ve sebepleriyle maçın “en”leri… (İzlediğim kadarıyla)

Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Tottenham “Hope”Spurs


Harry Redknapp yine takımıyla ilk önemli mücadelesini verdi. Teknik direktör değişikliğinin sonuca yansıdığı ilk maç Bolton’a karşı alınan 2-0 galibiyetti kuşkusuz. Ama yaşanan bunalımlı günlerde Kuzey Londra derbisinden alınacak her puan almak Bolton’a karşı alınan 3 puandan çok daha önemliydi.

Büyük bir kulübe geldiği için çok heyecanlı olduğunu söyleyen Redknapp, “61 yaşındayım ve emekli olmadan önce büyük bir takımı çalıştırmak için elime geçen bu önemli şansı görmezden gelemezdim” derken son duraklarından birinin burası olduğunu ima etti. Bolton’dan sonra sırada Arsenal ve Liverpool var ne düşünüyorsunuz diye yöneltilen bir soruya da “Sıradaki gelsin” şeklinde cevap vererek ne kadar iddialı bir teknik adam olduğunu gösterdi.

İlk yarısını sızmış olduğum için izleyemediğim karşılaşmada asıl heyecan neyse ki ikinci yarıda yaşandı. Yoksa bu yazının büyük bir kısmı olasılıklar üzerine yazılmış olacaktı. En azından izleyebildiğim bir şey üzerinden yazmak daha iyi … İlk yarı skoru 1-1 bitmiş öne geçen takım da Bentley’nin muhteşem golüyle Tottenham olmuş. Ama dengesiz kaleci Gomes kendine yakışır bi gol yiyip durumun 1-1 olmasına yol açmış. Kornerde yan topa çıkıyorsan alacaksın ya da o topa hiç girmeyeceksin çizgide bekleyeceksin. Bunu uygulamayan Gomes topu ağlardan çıkardı.

İkinci yarıya bir korner golüyle başladı Arsenal. Gallas durumu 2-1 yaparken devrenin hemen başında gelen gol sanki bir şeylerin habercisiydi. Tottenham fena oynamıyordu. Asıl önemli olan şey ise sahaya çıkan ilk 11’di. Orta saha beşlisini Jenas,Huddlestone,Lennon, Bentley ve Modric’ten oluşturmuştu Redknapp. Birbirini bilen 4 ingiliz oyuncunun önlerine serbest Modric onların önünde de “tek” forvet Pavlyuchenko. Defansta vazgeçilmez adam Woodgate,yanında Corluka solda Ekotto ve sağda da Alan Hutton vardı. Tam olması gerektiği gibi. Çünkü sahaya çıkan ilk 11de birbirini bilen oyuncu sayısı ne kadar fazla ise saha içindeki uyumda o kadar yüksek düzeyde olur. Bunun meyvelerini de almayı başardı Harry Redknapp.

Yenilen 3. golde Nasri’ye atılan ara pasın durdurulması güçtü. Van Persie derinlemesine inanılmaz bir pas attı ve sonuçta da Nasri’nin Gomes’in üstünden aşırttığı topu Adebayor’un dürtüklemesi yetti. Maç koptu derken Huddlestone sahneye çıktı ve öyle sert bir top gönderdi ki Almunia topu kontrol etmekte hayli zorlandı ve Nöbetçi golcü Darren Bent takipçiliğiyle topu ağlara gönderdi. Tottenham vazgeçmeyecek dedirten bu golden sonra Alan Hutton akıllara zarar bir pas hatasıyla topu Adebayor’a hediye etti. O da Hutton’ın nezaketi karşısında kayıtsız kalamadı ve Van Persie’ye asist yaptı.

60-70 arasında salgılanan adrenalin biraz olsun dindi ta ki 89. dakikaya kadar. Topu ayağında tutup rakibi kalesine fazla yaklaştırmamayı başaran Spurs, Jenas ile kaleyi yoklamıştı. Bu boşa giden şut gelecekten gelen mesajdı. Bu şutun üstünden çok fazla geçmeden Jenas sol ayağıyla Almunia’yı fena avladı ve tekrar her şey bitmedi diyen isim oldu. Takımı ve tribünleri ateşleyen bu gol Arsenal takımında da paniğe yol açtı. Maç boyu kaçak oynadığını ve bu takımda haksız yere bulunduğunu düşündüğüm Modric öyle bir vurdu ki.. Almunia’yı avlayamasa da direkten dönen topu iyi takip eden Lennon durumu 4-4 yaptı. Bu gol sonrası Tottenham’lı bir taraftarda sahaya girerek oyuncuların sevincine ortak oldu.

Yedikleri golü takımdaki “olgunluk eksikliğine” bağladı Arsene Wenger. Bu tabi ki doğru bir tespit. Ancak Tottenham’ın kazanma hırsı da bu sonucu ortaya çıkaran bir diğer faktör oldu. Atılan dört golün de takımın eskilerinin katkılarıyla olması, takımı yıkıp yeniden yapmaktansa , zaten başarılı olan bir yapının eksiklerini gidermenin daha mantıklı bir çözüm olduğunu destekliyor.

Redknapp iyi bir başlangıç yaptı. Portsmouth’taki bol gollü maçlarına Tottenham’da da devam etti. Sırada Liverpool var. Şampiyonluk yolunda emin adımlarla ilerleyen kırmızılara bir çelme takmak derbi maçta özgüvenini tazelemiş bir Tottenham’a yakışır.

Arsenal 4
  • Silvestre 37,
  • Gallas 46,
  • Adebayor 64,
  • van Persie 68
Tottenham Hotspur 4
  • Bentley 13,
  • Bent 67,
  • Jenas 89,
  • Lennon 90

Kategorisi GenelYorum (0)

Juande Ramos Neden Yapamadı?


Haftasonu “Juande Ramos yapabilir mi?” başlıklı bir yazı yazmayı planlamıştım. Sevilla’dayken nasıl başarılı olmuş, şimdi neden olamıyor gibi karşılaştırmalı araştırmalar yaptım. En azından bu sene düşmezler belki bir ihtimal bir iki yerel kupa kazanır seneye de her şey daha iyi olur diye düşünüyordum ki pazar günü Ramos’un kovulup yerine geçen yılki favori takımım Portsmouth’un hocası Harry Redknapp’ın getirildiğini öğrendim. Ramos gitti benim yazı yazılmadan çöpe mi gidicekti? “Neden yapamadı?” şeklinde dönüştürmeye karar verdim yazımı… Hem artık eleştirmek daha kolay ya…

Juande Ramos Neden Yapamadı?

İspanyol teknik adam Sevilla’nın başındayken UEFA’daki başarılarıyla adından bahsettirdi. Aynı başarıyı üstüste tekrarlayarak da adını tarihe yazdırdı.  Zira iki kere ardarda bu kupayı kazanma başarısını gösteren ikinci teknik direktör Juande Ramos. Bu başarıyı yakalayan ilk teknik direktörse Valdano’lu,Butragueno’lu,Hugo Sanchez’li Real Madrid’in başında bulunan bir başka İspanyol Luis Molowny.

Ramos Sevilla’nın başına geçtiğinde elinde hazır bir takım vardı. Ligi bilen ve kendini kanıtlamış birkaç tecrübeli ismi kadroya ekledi sadece. Altyapıdan gelen, İspanyol ligini bilen ve birbirini tanıyan oyuncuların motivasyonunu sağlamak çoğu zaman yeterlidir. Onu sürekli destekleyen Sportif direktör Ramón Rodríguez Monchi’nin etkisini unutmamak gerek. Kendisi zamanında Sevilla’da Simeone, Polster, Maradona, Suker, Zamorano ile oynamış. Ayrıca Sevilla 2000’de küme düştüğünden bu yana takımda Sportif Direktör görevini üstleniyor ve işini bilen biri. Takımı ve işini bilen biriyle çalışırken, teknik direktörün kendini takımın oyununa ve oyunculara verebilmesi daha kolaydı ve sonunda başarı da geldi.

Totttenham’dan teklif ilk geldiğinde böyle bir teklifi reddedemem diyip gitmişti. Londra’nın büyük kulüplerinden biriydi Spurs. Sezonun 10. haftası gibi takımın başına geçti ve Chelsea,Arsenal gibi devleri alt edip Lig kupasını müzesine götürdü. İlk sezon için iyi bir başarı sayılabilir. Ancak takımın başına geldiğinde yine hazır kurulu bir takım vardı ve o takım zaten iyi işler çıkarıyordu. Berbatov,Keane ve Lennon uzun süredir birbirlerine alışmış ve birbirlerini tamamlayan üç forvet oyuncusuyla başarıyı yakaladı.

Yeni sezona girilirken Keane ve Berbatov’un gitmesi hiç de iyi olmadı. Onların yerinde oynayabilecek bir tek adam Darren Bent vardı yanına transferin son günlerinde Pavlyuchenko alınabildi. Transferin son, sezonun ilk günlerinde yapılan transferlerle premier lige başlamak kolay olmadı. Daha birbirine uyum sağlamamış oyuncular topluluğu da zorunlu veya bilerek sürekli rotasyonla oynatılınca kaçınılmaz olan başarısızlık oldu ve buna da yönetim dayanamadı. Ramos ve yardımcıları ile Sportif Direktör Damien Comolli’ye yol verildi.

Ramos’un Comolli’yle iyi geçinemediği söyleniyor. Aynı şeyleri Ramos’tan bir önceki teknik direktör Martin Jol ile de yaşadığı ve Martin Jol’un da zaten bu yüzden takımdan ayrıldığı söyleniyor. O yüzden Comolli’nin gönderilmesi doğru bir karar. Yeni teknik direktör Harry Redknapp’a tam yetki verildiği açıklandı. Her şeyden sorumlu olan kişi o olacak diğer ingiliz takımlarda olduğu gibi. Peki Redknapp’a verilen yetki Ramos’a neden verilmedi? Muhtemelen uzun süredir kazanamama baskısı yaşayan Ramos’tan, Comolli gidince de yeterli verimin alınamayacağı düşünüldü.

Kıssadan hisse Ramos’ta pek fazla suçlanacak şey göremiyorum. Onu iyi gösteren de kötü gösteren de takımın yapıları. Biri hazır bir takımdı. Diğeri hazırlanma aşamasındaki bir takım. İyi hazırlayamadı o yüzden kötü bir hoca demenin de doğru olabileceğini zannetmiyorum. Transferler geç yapıldı ve bu da onun elinde olmayan bir durumdu. Sonuç olarak Ramos artık Londra’da değil. Daha kanıtlayacak çok şeyi olan bu adamı oynattığı futbol sebebiyle yedek kulübesinde tekrar görmek istiyorum…

Kategorisi GenelYorum (0)

Milan Baros – Galatasaray Gole Doyacak


G.Saray, Kewell ve Meira’dan sonra dünyaca ünlü Çek yıldız Milan Baros’u da renklerine bağlayarak ses getirdi. Daha 27 yaşında olan Baros, kariyeri başarılarla dolu bir futbolcu. Çek Cumhuriyeti Ulusal Takımı’nın da önemli oyuncularından olan Baros, ülkesinde ‘Ostrava’nın Maradona’sı’ lakabıyla anılıyor. (Volkan Ağır-Cumhuriyet Spor Eki Sayı:110 02.09.2008 )

Çek Cumhuriyeti’nin Vigantice bölgesinde 28 Ekim 1981’de dünyaya geldi Milan Baros… Roman kökenli futbolcu, 1998’de futbol hayatına Banik Ostarava’da (Çek Cum.) başladı. Formasını 3.5 yıl giydiği bu takımda 76 maçta 23 gol atan Baros, 2001’de 5 milyon 300 bin Avro karşılığında Liverpool’a transfer oldu. 5 numaralı formayı sırtına geçiren Milan Baros, 2002-03 sezonunda 12 gol kaydetti. 2003-04 sezonunda ise Blackburn Rovers’la deplasmanda yapılan maçta ayak bileği kırılınca yeşil sahalardan 6 ay uzak kaldı.

Portekiz’de düzenlenen Euro 2004, Milan Baros için adeta yeniden doğuş oldu. Geçirdiği ağır sakatlığa karşın ulusal formayla yeniden vitrine çıkan Baros, şampiyonada 5 gol atarak ‘altın ayakkabı’ ödülünü aldı.

Bir sonraki sezon Michael Owen ve Emile Heskey’nin satılıp Djibril Cisse de ağır bir sakatlık geçirince, Rafael Benitez’in en önemli kozu haline geldi ve sezonu 13 golle noktaladı. 2005’te İstanbul’daki Şampiyonlar Ligi finalinde maçın başlama vuruşunu Harry Kewell’la yapan Baros, kupanın kazanılmasında da önemli rol oynadı.

Takımda huzursuz olduğu İngiliz basını tarafından sıkça dile getirilen Milan Baros, 2005’in Ağustos’unda Aston Villa’ya transfer oldu. Bu takımdaki ilk sezonunda 25 lig maçında 8 gol atan Milan Baros; FA Cup’ta 3, Lig Kupası’nda da 1 gol kaydetti. Aston Villa’da 10 numaralı formayı giyen Baros, beklenileni veremeyince taraftarlarca ‘istenmeyen adam’ ilan edildi. 2005-06 sezonuna ‘mutsuz’ giren Çek yıldız, ocak ayı transfer döneminde bir ara Beşiktaş forması da giyen Norveçli yıldız John Carew’le takas edilerek O.Lyon’a geçti. Baros, Aston Villa kariyerini 51 maçtaki 14 golle tamamladı.

Milan Baros, O.Lyon’da oynadığı futboldan çok karıştığı ‘skandal’larla anıldı. O.Lyon’un Rennes’le 18 Nisan 2007’de yaptığı maçta Kamerun doğumlu Stephene Mbia’ya ‘ırkçı’ davranışlarda bulunmakla suçlanan Baros, uzun süre Fransız basınının gündemini işgal etti.

Hız tutkusu da olan Çek futbolcu, Ferrari F430’la Fransa’da hız limiti 130 km. olan otobanda 271 km.’yle (hız rekoru)polis radarına yakalandı. Fransız polisince gözaltına alınan Milan Baros, taksiyle Lyon’a geri gönderilirken arabasına ve ehliyetine de el konuldu.

Baros, 27 Ocak 2008’de ‘ sansasyonel’ O.Lyon kariyerine Premier Lig ekiplerinden Portsmouth’a kiralanarak ara verdi. Sezon sonuna dek Portsmouth formasıyla 16 maça çıkan Milan Baros, hiç gol atamamasına karşın bu takımın Nijeryalı oyuncusu Nwankwo Kanu’yla iyi bir ikili olmuştu. Sonuçta da 2008 İngiltere Federasyon Kupası (FA Cup), bu ikilinin katkısıyla Portsmouth’a geldi.

Çek oyuncunun oynadığı takımlarda 15 golü geçememiş olması akıllarda soru işaretleri yaratabilir. Ancak Baros daha 27 yaşında ve G.Saray’da uzun yıllar forma giyebilecek bir yıldız. Hızıyla rahatlıkla adam geçebiliyor ve savaşan bir yapısı var.

Baros, Liverpool’da 5, Aston Villa’da 10, Olympic Lyon’da 7, Portsmouth’ta da 9 numaralı formaları giymişti. Galatasaray’da gol kralı olduğu Euro 2004’te giydiği 15 numarayla mücadele edecek Baros, Kewell gibi forma numarasının uğruna inanıyor.

Kategorisi GenelYorum (0)

Bir Galler takımı İngilizler’i temsil edebilir mi?


İngiliz Futbol Federasyonu Cardiff’in UEFA Kupası’na katılma hakkını onayladı. Sonuç, UEFA’nın kararına kaldı. (MedyaKronik/HaberVesaire/25.04.2008)

İngiltere’nin en prestijli kupalarından Federasyon kupasında bu sezon bir çok süpriz yaşandı. Son dört takım arasına sadece bir tek Premier Lig ekibi girebilirken, diğer takımlar ise Premier Ligin bir alt ligi olan Championship’tendi.

Yarı final karşılaşmalarından galip gelen iki takımdan biri West Bromwich Albion’ı eleyen Premier Lig ekibi Portsmouth, diğeri de Liverpool ve Chelsea’yi eleyip büyük bir sürprize imza atan Barnsley takımını eleyen Cardiff City oldu.

Geçtiğimiz yıl Federasyon kupası finalini Manchester United ve Chelsea’nin oynamasının ardından bu seneki final, futbol açısından biraz sönük geçecek gibi görünüyor. Ancak bu yılki final de farklı yönleriyle öne çıkıyor.

Daha önce 1927 yılında kupayı kazabilen Cardiff’in, 81 yıl sonra finale çıkması taraftarlar arasında büyük bir sevince yol açsa da, İngiltere Futbol Federasyonu ve UEFA’yı çok farklı tartışmalara itti.

Kurallara göre kupayı kazanan takım gelecek sezon doğrudan UEFA kupası’nda oynama hakkını kazanıyor. Kupayı kazanamayan takım ise eğer kupayı kazanan takım Premier Lig’de bulunduğu sıralama sayesinde UEFA Kupasına katılmaya hak kazanmışsa, geçtiğimiz sezon Erciyesspor’da olduğu gibi kupaya katılma hakkını elde ediyor.

Kupayı kazanmaları durumunda Avrupa kupalarında oynamayı hak eden takım, Galler takımı olduğu için bu iki hakka da sahip olamıyor. Çünkü Galler takımları ancak kendi şampiyonalarında başarı elde etmeleri halinde Avrupa kupalarında mücadele etmeye hak kazanabiliyor. İngiltere Futbol Federasyonu’na kayıtlı olan Cardiff, UEFA Kupasında oynayabilmek için çoktan harekete geçip itirazlarını Federasyon’a ve UEFA’ya iletti.

İngiliz Federasyonu’ndan olumlu yanıt alan Kulüp, gelecek sezon Avrupa kupalarına katılabilme konusunda ümitli. Emsal oluşturan örnekleri ise çok tanıdık. Monako Prensliği’nin takımı olan Monaco Kulübü yıllardır Fransa Ligi’nden Avrupa kupalarına katılıp başarılar kazanıyor.

İngiliz Futbol Federasyonu UEFA kupalarında oynayabilme hakkını Cardiff’e verirken bunun karşılığında seremonide Galler milli marşının çalınması konusunda baskı yapmamasını istiyor. Galler Spor Bakanı Rhodri Glyn Futbol Federasyonu’nun kendi milli marşlarını çalmasını istese de Cardiff Teknik Direktörü, bu kupanın finalinde Wembley Stadyumu’nda olma onurunun yeterli olduğunu düşünüyor.

Cardiff City takımının UEFA Kupası’na katılması konusundaki kararını önümüzdeki günlerde verecek olan UEFA yetkilileri, Cardiff’in Federasyon Kupası’nı kazanmasına rağmen Avrupa kupalarına katılamamasının çok üzücü olacağını düşünüyor. Yani UEFA Başkanı Michel Platini de Cardiff City takımından yana…

Taraftar forumlarında ise konu farklı açılardan değerlendiriliyor. İngiliz taraftarlar Galler’in bir takımının Avrupa kupalarında bir İngiliz takımının yerini alıp İngiltere’yi temsil edecek olmasını kabul etmiyorlar. Galler’in bir takımına kendi liginde yer veren İngilizlerin böyle bir ihtimali hesaplamadığı da buradan anlaşılıyor.

Futbolun beşiği İngiltere’nin Futbol Federasyonu bu konuda biraz çuvallamış gibi görünüyor. Tek maçlı eleme sisteminin sürprizler yaratması için uygulandığı açık. Ama bu kadar da sürpriz olabileceğini kim bilebilirdi ki?

17 Mayıs’ta oynanacak finalde Cardiff’in kupayı alması durumunda futbol ve federasyonlar bundan nasıl etkilenecek izleyip göreceğiz.

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 1-Futbol, İnceleme, İngiltere LigleriYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Ocak 2018
P S Ç P C C P
« Eyl    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler