Etiketler | "Rüştü Reçber"

Delikanlı Kaleci Volkan


“Nasılı, masılı yok abi. Galatasaray golü attı. Herkes seyircisine koşuyor ve golün sevincini yaşıyordu. Ben de kaleden topu çıkarıyordum. Bir de baktım karşıma dikilmiş ve bana küfür savuruyor. Pis pis de gülerek tahrik ediyor. Ağır küfürler ediyor. Var mı böyle şey. Profesyonellik bir yere kadar. Ben ailem için varım. Adrenalinin yükseldiği dakikalar. Bir anda çıldırdım. Üzüntüden kahrolduğum anda, çileden çıkardı beni. Yaptıklarından dolayı asla pişman değilim. Bugün olsa yine aynısını yaparım. Türkiye’de örf ve adetlerimiz var. Deyin yerindeyse, bu hareket öldürme sebebidir. O yaptığı küfürler nedeniyle adam vurulur. Sıkıyorsa gelsin o küfürleri dışarıda yüzüme karşı söylesin. Sahada birşey yapamayacağımı çok iyi biliyor.

Bu sözler ulusal takımımızın kalecisine ait. Tamam, çok gergin bir maçtı. Son dakikada zorla atılan-yenen golle skor 2-1 olunca bir patlama yaşanması normaldir. Olması beklenen bir şey olsa da bu kavga, kesinlikle olması gereken değildi.

Maçtan sonra Volkan için yapılması gereken şey bence kadro dışı bırakılması iken, Fenerbahçe yönetimi ise “dışarıda dese öldürürdüm” mesajını veren futbolcusuna bir kuruş para cezası bile vermedi. Belli ki kulağını bile çekmemiş. Bir de PFDK’nın verdiği 6 maçlık ceza 4’e indirildi. Bu ne demektir; “Yaptın bi eşşeklik, suçlusun ama adam anana bacına küfretmiş kardeşim! Yerinde olsam ben de vururdum bi tane. O yüzden cezanı indirdik ağır tahrik var işin içinde. Delikanlı adammışsın be Volkan …..”

Fenerbahçe Yönetimi ve Federasyon’un bu tavrı göstermiştir kırmızı kartı Volkan’a, Çek Cumhuriyeti ve Hacettepe maçlarında. Çünkü iddialara göre Jan Koller de çok ağır sözler söylemişti Volkan’a. Volkan’ın da maşallahı varmış yabancı dilini çok geliştirmiş. Kim ne “küfür” ederse anlıyor. Acaba Türkiye hakkında sorular sorulsa güzel İngilizcesiyle anlatabilecek mi? Hacettepe maçında ne yaptı canım abartıyorsun diyenler olabilir. Ama Volkan kaçan penaltının ardından hakeme yönelip yine “bak işte penaltı değildi gördün mü yukarıda allah var” diyerek penaltı olmadığı konusunda itirazlarına devam etti. Hakeme itiraz kesinlikle sarı karttır. Bunu bilmiyorsa oynamasın.

Geçtiğimiz Şubat’ta oynanan Galatasaray maçından itibaren ben bu adamın Ulusal Takım kaleceliğini haketmediğini düşünüyorum söylüyorum. Zaten Çek maçında da ben bu kaleyi haketmiyorum Tuncay bile geçse olur demişti. Neyse ki son dakikada yemişti de kartı yine biz sırtını sıvazladık koskoca Koller’i de devirdin be koçum aslanım diyerek.

Kaleci Profili
Bir yanda Hamidou’nun yediği golden sonra yanına gidip onu teselli edip, maç sonu da bunlar futbolun içinde olan şeyler Hamidou’nun yerinde olmak istemezdim diyen Aykut… Bir yanda penaltı kurtarıp yarı finale çıkmaya hak kazanmasına karşın sevimek yerine ilk olarak Petric’in yanına yönelen Rüştü… Bir yanda da “pişman değilim bir daha olsa bir daha yaparım” diyen Volkan… Harbi adammışsın be Volkan!! Yine yaptın yapacağını…

Kategorisi GenelYorum (0)

Sadece “Kendimizi hatırlatmak” değil


Milli takımın yeni futbol çabası, Türk futbolu için Euro 2008’de başarılı olmanın ötesinde önemli. Bu turnuva bir “artık Hakan Şükür’ü tartışmama” fırsatı.  (MedyaKronik)

Sadece saatler kaldı. Sekiz yıl aradan sonra Türk Milli Takımı, Avrupa şampiyonluğu için mücadele verecek. “Bu değil de, şu olsaydı” gibi yorumların artık bir anlamı yok. (Milli takım başarılı olamazsa elbette kadro tercihi de tartışılacak. Başarılı olursak, elbette, bu konu hatırlanmayacak.) Bu noktada, mevcut kadrodaki oyunculardan beklentilerimizi, tek tek değerlendirmek istiyorum.

Kalede Rüştü Reçber ve Volkan Demirel’in tercih edilmesi, elbette bu ikilinin uluslararası maç tecrübesinin fazlalığına dayanıyor. Ancak yine her ikisinin ortak özelliği, umulmadık hatalar yapabilmesi. Bunların en aza inmesini ümit etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Rüştü, katıldığı ilk Dünya Kupası’nın bir çok yorumcuya göre en iyi kalecisi olmayı başarmış bir futbolcu. Volkan’ın Chelsea karşılaşmasındaki performansı da, kalede sorun yaşamayacağımız konusunda bizi umutlandıran bir başka neden. Trabzonspor’da iyi bir sezon geçiren Tolga Zengin’i büyük ihtimalle sahada göremeyeceğiz. Ancak bu isim de bizi olumsuz düşünmeye sevk etmiyor.

Endişe veren hat: Defans

Tartışmaya en müsait mevkiimiz defans. Sakatlığı ile korkutan ama 10 gün topa değmeden, sabırla tedavi olup geri dönen Servet Çetin, sadece azmiyle bile bu hatta en güvenilecek isim. Servet’e Çek Cumhuriyeti maçında çok iş düşecek. Forvet Jan Koller’i durdurabilecek bir oyuncu Servet. Kullandığımız korner atışlarında onun kafayla gol attığını görmek, eminim hiçbirimiz için sürpriz olmayacak.

Servet’in yanında ise Emre Güngör’ün oynaması taraftarıyım. Çünkü özellikle defansın göbeğindeki iki oyuncunun uyumu, savunma hattı için en önemli gereklilik. Bülent Korkmaz ve Alpay Özalan ikilisi, bu uyumun önemini bize gösteren en iyi örnek. Emre Galatasaray’da Servet’le kısa sürede harika bir ikili oluşturup Kamerunlu Song’u bile kesti. Milli takımdaki yerini de, Fenerbahçe maçlarında sergilediği oyunla hak etti.

Ama korkarım ki sahada Emre Güngör yerine, Gökhan Zan’ı göreceğiz. Sık sakatlanması nedeniyle “cam adam” lakabı takılan Zan, kulübü Beşiktaş’ta da endişeyle karşılanıyor. Nitekim Beşiktaş geçen onun mevkiine iki yabancı ve bir de Türk stoper transfer etti. Zan’ın, Uruguay maçında kaptırdığı topla kalemizde gole neden olması endişelerimi arttırıyor.

Savunmadaki dördüncü oyuncu Emre Aşık, mevkisinin en tecrübelisi. Euro 2000’de de Rüştü ile forma giyen iki oyuncudan biri. Nitekim onun sorunu da, çok iyi oynadığında bile kontrolsüz hareketlerle penaltıya ya da oyunda dışında kalmasına neden olabilmesi. Emre de Uruguay maçında bu tehlikeyi hissettirdi.

Hakan Balta sakatlanmamalı

Sol savunma kanadında Hakan Balta alternatifsiz görünüyor. Fatih Terim, üç hazırlık maçında da ilk 11’de onu oynattı. Hakan’ı Uğur Boral’a göre daha güçlü kılan tarafı, savunmada daha iyi olması. Slovakya maçındaki golleriyle atakta da verimli olabileceğini gösterdi. Sakatlanırsa, yerini doldurmak için en çok zorlanacağımız mevki.

Sağ tarafta ise Gökhan Gönül’ün sakatlığı, Süper Lig’in son düzlüğünde eski günlerine dönen Sabri Sarıoğlu’nu birinci tercih haline getirdi. Sabri, Slovakya maçındaki gol pasıyla kendisine güvenenleri selamladı. Hamit Altıntop’un daha çok orta sahaya destek vereceğini düşünürsek onun koridorunda da alternatif oyuncu sıkıntısına girebiliriz. Sabri sadece milli takım için değil, tribünde onu izleyen İtalyanları da düşünerek sinirlerine hakim olmalı.

Orta saha, iki yöne de hakim

Orta sahaya geldik. Burası en güvendiğimiz bölge. Mehmet Aurelio, Emre Belezoğlu ve Hamit Altıntop’tan oluşması beklenen orta üçlü, mevcutların en iyisi. Futbolda, iki yönlü ve efektif oynayabilen orta saha oyuncularının öneminin arttığı bu dönemde Emre ve Hamit bu ihtiyacı karşılıyor. Aurelio ise sağ ve sol kanat defans oyuncularının atağa çıktığı dakikalarda, defanstaki orta ikiliye vereceği destekle orta saha ve defans bloğunun kopmasını engellemeye çalışacak. Alternatifi Mehmet Topal da bu işin üstesinden gelebilecek kapasitede.

Çok tartışılan Emre, takım kaptanı olarak sahaya çıkacak. Kaptanlık bandı onu daha arzulu ve sakin oynamaya itiyor. Premier League’de kendine kattığı, çapraz uzun top atma özelliği ile takımı bir anda atağa kaldırabilir. Yine de bu bölgede Hamit, ataklarda en etkili olacak isim. Uzaktan şutları, ceza alanı çevresinde duvar pasları, ortaları, duran top becerisi ve sakinliği ile en güvenilen oyuncular arasında.

Ayhan Akman, son dönemlerdeki performansıyla iyi bir alternatif. Ama sadece alternatif. Çünkü topu yavaşlatıyor. Tümer Metin, 2006 Dünya Kupası elemelerindeki grup maçlarında ne kadar verimli olabileceğini gösterdi. Maçın gidişatına göre Emre Belezoğlu’yla değişebilir.

Nihat Kahveci ortada olmamalı

İleri üçlüdeki üç formanın yedi adayı var. Nihat Kahveci forması en garanti oyuncu. Onu bu üçlünün sağında oynatmak, ortada olmasından çok daha fazla şey katacaktır takıma. Ortada oynatılıp, verimli olamaması Nihat’ı kaybetmemize bile neden olabilir. Çünkü Nihat kaleye sırtı dönük oynamayı becerebilen bir oyuncu tipi değil. Önüne atılan hızlı toplarda adam eksiltip gol atabiliyor. Ayrıca serbest vuruşlarda gole en yakın oyuncumuz.

Üçlünün ortasında hedef adam olarak oynayabilecek tek isim Semih Şentürk. Büyük turnuva eksikliği ve sonradan oyuna girdiğinde daha verimli olması, onu bu bölgede ikinci sıraya itiyor. Solda Tuncay Şanlı’nın oynaması kesin. Sağın ise dört adayı var: Kazım Kazım, Mevlüt Erdinç, Arda Turan ve Gökdeniz Karadeniz. belirsizliği mevcut.

Hazırlık maçlarında forma şansını yeterince bulamayan Gökdeniz, hızlı oyunda takıma çok şeyler katabilecek bir oyuncu. Mevlüt ve Kazım, sadece bu mevkinin değil, tüm takımın en sürpriz isimleri. Hazırlık maçlarında bu formanın hakkını verebilecekleri gösterdiler. Neredeyse aynı tipteler: Hızlı, adam geçebilen ve sert şutları ile gol kovalayabilin. Rakiplerin bu ikiliyi daha az tanıyor olmaları bence avantaj. Belki de Fatih Terim iki oyuncuyu bu yüzden tercih etti.

Arda, öyle ya da böyle bu turnuvada oynayacak. Ona ne kadar güvensek de ilk 11’de girmesi kesin değil. Üst düzey bir turnuvaya ilk defa katılıyor olması ekliği olarak gözükebilir. Oysa Genç milli takımlarla Avrupa şampiyonluğu, dünya dördüncülüğü görmüş bir oyuncu. Yani aslında, hafife alınmayacak kadar tecrübeli.

Hakan Şükür “geleneği” sona erecek mi?

1990’dan beri, milli takımla ilgili hemen her tartışmanın Hakan Şükür’e çıktığı futbol vizyonumuz bu turnuvada genişleyecek mi? Ben öyle umuyorum. Kadro ve hazırlık maçları da beni doğruluyor. Ayağa, hızlı, alan daraltan, derinlemesine çapraz uzun paslarla kanat bindirmeleri bol, uzaktan şutları bol, havadan ileriye şişirmesi az, geride pas hatası az, defansif zaafı az, yan toplarda zaafı az bir milli takım var olmaya çalışıyor.

Bu anlaşışı, Manchester United ve Roma’nın oynadığı, yarım forvet özellikli üç ileri uç oyuncusuyla yapmaya çalışacak Fatih Terim. Bunları yapabilirsek Fatih Terim’in dediği gibi kendimizi hatırlatabiliriz. Ama bir de milli takım bu taktikle başarılı olamazsa, o zaman vay halimize! İşte o zaman takıma giremeyenler, hazırlık kampından döndürülenler, İsviçre maçında rakibi dövenler, basın tribününe yumruk kaldıranlar ve elbette Hakan Şükür hatırlanacak.

Kategorisi GenelYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Aralık 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler