Etiketler | "şike"

Schenk: “Şikeye çelme takmamız gerek”


Uluslararası Şeffaflık Derneği Spor Hukuku danışmanı Sylvia Schenk, şikenin ABC’sini HaberVs’ye anlattı

Türk spor kamuoyu geçtiğimiz günlerde önemli bir ismi ağırladı. FİFA’da yaşanan rüşvet skandalının ardından yayınladığı “FİFA’da Şeffaflığın ve Hesapverebilirliğin İnşası” raporu ile dikkat çeken Sylvia Schenk, İstanbul Doğuş Üniversitesi’nin davetlisi olarak İstanbul’a geldi. Avrupa Spor Mahkemesi CAS’ta raportör olarak görev yapan Schenk, hem bir spor hukuku uzmanı hem de eski bir atlet; Almanya’yı 1972 olimpiyatlarında 800 metre koşusunda temsil eden bir isim. Uluslararası Şeffaflık Derneği’ne (UŞD) spor hukuku alanında danışmanlık veren Schenk, HaberVs’ye Türkiye’deki şike soruşturmasını da ilgilendiren önemli saptamalarda bulundu.

HaberVs: Öncelikle siz şikeyi nasıl tanımlıyorsunuz?
Sylvia Schenk: Şike, Uluslararası Şeffaflık Derneği için “özel bir müsabakanın güvenilmeyen güçler tarafından kötüye kullanılmasıdır”. Bu çok geniş bir tanım ama özellikle spor için çok önemli. Çünkü spor oyunun adil oynanmasıyla alakalıdır. Bu yüzden sadece ceza yasalarına bakamazsınız.

Şikeye bir örnek verebilir misiniz?

Futbol ve diğer spor dallarında sıkça görülen bir örnek vereyim. Bir sporcu olarak her zaman en iyi performansınızı sergilemek zorundasınızdır. Eğer para karşılığı sonucu etkilemek üzere daha iyi performans göstermişseniz ya da mücadeleyi provoke edip takımınızı sahada yalnız bırakmışsanız bu tabii ki şikedir. Ya da sizin oynayacağınız maçta kırmızı kart olacağına dair yüksek miktarlı bahis oynayan biri için kırmızı kart görmüşseniz bu da şikedir.

Saha içindeki şike nedir, saha dışındaki şike nedir?

Şikenin iki farklı türünü de sporda görebilmek daha kolaydır. Saha dışı şike olaylarına o spor dalıyla ilgili yönetimlerin yönetimsel olarak içinde bulunduğu çıkar ilişkileridir. Mesela kulüpte ya da federasyonlarda başkanlık seçimleri için yapılanlar da buna girer. Transfer süreçlerinde yapılan suistimaller de buna girer. Saha içindeki şike olaylarına ise genelde skoru etkilemek için yapılanlar girer. Buna saha içindeki şike dememizin nedeni direkt olarak sporu etkilemiş olmasıdır. Tabi ki yönetimsel süreçlerde yaşananlar da bunlarla bağlantılır. Her ne şekilde olursa olsun bunlarla mücadele etmek gerekir. Eğer kötü niyetli bir yönetim varsa sporculara şike yapmamalarını söyleyemez.

Ortada bir şike suçu tespit edilmişse, takımlar ve bireyler ayrı ayrı cezalandırılabilir mi?

Durumdan duruma değişir. Eğer bir kaç sporcu kulüpten bağımsız bir şekilde para karşılığı maçın sonucunu manipüle etmişlerse burada sadece sporcu suçlanır. Kulübün bir sorumluluğu yoktur. Ama Birleşik Krallık’ta alınan son karara göre bütün şirketler, dolayısıyla spor kulüpleri de çalışanlarını yani sporcularını şike ve manipülasyon konusunda eğitmek zorunda. Eğer bu eğitim, kurum tarafından verilmiyorsa biraz evvel verdiğim örnekte kulüp de ceza alacak artık. Eğer bu eğitimi verip de sporcular hala şike olaylarına karışıyorlarsa kulüp yine ceza almayacak.

O zaman örneğin şikeyi yapan kulüp başkanı olursa kulübe ceza verilmez mi?

Böyle düşünmüyorum. Çünkü, başkan kulübü temsil eder. Eğer takımının çıkarı için şikeyi o yapıyorsa bu ikiliyi birbirinden ayırmak çok zor. Başkan kulübünü şampiyon yapmak amacıyla şike yapmışsa her ikisi de cezalandırılabilir. Ama başkan tarafından yapılan bahis şikesi ise bu özel bir durumdur. Ama genelde bir firmanın en üstündeki yöneticisi (CEO) yanlış bir şey yapıyorsa bu firma için bir itibar sorunudur ve firma da cezalandırılabilir.

Spor mahkemeleri şike soruşturmalarının daha çabuk sonuçlanmasını sağlıyor mu?

Genellikle şike davaları spor mahkemelerinde, devlet mahkemelerinden daha çabuk çözümleniyor. Ama zaman zaman da süreçler uzayabiliyor. Mesela İspanyol bisiklet sporcusu Alberto Contador’un doping davası uzun sürmüştü. Konu sporsa ve sezon devam ediyorsa çabuk karar vermek gerekir. Yoksa 2 yıl sonra kimin ne yaptığını herkes unutur.

Sizce 2011 yılında özellikle Avrupa’da bir çok şike olayının ortaya çıkmasının nedeni nedir?

Bahis şikesi çok yeni bir gelişme. Geçmişte bu konuda çok az vaka vardı. Ama artık internet aracılığıyla Çin’den bile Almanya 3. Ligi’ne bahis oynanabiliyor. Başlarda spor federasyonları ve hükümetler bu tür dolandırıcılığı çözmek için fazla efor sarfetmedi ama son yıllarda şike nedeniyle sporun içinde bulunduğu tehdidin ciddiyetinin farkına varıldı. Politikacılar, federasyonlar, mahkemeler ve polis bu işleri çözmek için güç birliği oluşturdu. Bu yüzden son yıllarda bir çok şike olayına rastlanıyor. Bu çok iyi bir gelişme, çünkü bu soruna bir çelme takmamız gerek.

Peki bahis firmalarını ortadan kaldırmak şikeyi bitirebilir mi?

Bu gerçekçi bir düşünce değil. Çünkü çok büyük bir endüstriden bahsediyoruz. Ayrıca yasal olmayan bir sürü firma da var, özellikle de Çin’de. İnternetin de yaygınlaşmasıyla son 20 yılda spor üzerine oynanan bahislerde inanılmaz bir artış oldu. 20 yıl önce Almanya’da sadece TOTO (listede yer alan 10-12 maçın hepsine tahmin yapılarak oynanan spor bahis oyunu) vardı. Bir kişinin aynı anda 10-12 maçın sonucuna etki etmesi mümkün değildi. Ama artık penaltı olacak mı, olmayacak mı gibi basit ve tek hamlelik oyunlara da bahis yapılıyor.

Kulüpler artık şirketler tarafından yönetiliyor. Ya da sponsorlar tarafından yönetiliyor. İşin içine büyük para girmesi de büyük paralar kazanma arzusu getiriyor. Ve bunun için de kimi yasal olmayan yollara başvuruluyor. Acaba bu firmalar spordan ellerini çekseler sporda şike olayları azalır mı?

Sanmıyorum; Tüm spor alanlarında sponsorlar bulunmalı. Özellikle futbolda tüm sponsorları çıkarmak ve oynamaya amatör olarak devam etmek hiç de gerçekçi değil. Böyle devam etmesi sadece maç sonucu etkilemek üzere yapılacak şikenin riskini arttırıyor fakat bunlarla başa çıkılabilir. Mesela bir takımın bol sıfırlı bir sözleşme öneren sponsorla anlaşması için Şampiyonlar Ligi’nde yer alması gerekiyorsa bu durum, takımı şikeye yönlendirebilir. Ama bu, yine de sponsorlar nedeniyle gelişmiyor. Hatta son zamanlarda şike konularında kendi firmaları içinde de duyarlı olan firmalar daha dikkatli davranıyorlar ve bu konuda spor takımlarını da olumlu etkileyebilirler. Mesela küçük oluşumların bir araya gelip spordaki şike olgusuna nasıl engel olabilecekleri konusunda kafa kafaya verdiklerini de biliyorum.

Verdiğiniz konferansta bir şike ihbar sistemininden bahsettiniz; bu sistem nasıl işliyor?

Almanya Futbol Federasyonu ve UŞD bu konuda futbolda şeffaflık için ortak bir proje gerçekleştiriyor. Bu projede esas işi avukatlık olan bir “ombudsman” var. Bu kişi şu anda büyük firmalar için de profesyonel hizmet veriyor. Aslında bu bir ihbar sistemi. Bu sistemde şüpheli bir duruma şahit olan, birinden şüphelenen ya da kendisine şike yapması teklif edilen kişi, bir telefon açarak güvenebileceği bir kişiyle bunu paylaşabiliyor. Mesela bir futbolcu, hakem ya da yönetici ya da herhangi bir vatandaş bu kişiyle hemen iletişime geçebiliyor. Ombudsman ile önce durumu konuşuyorlar. Bir futbolcuya ya da hakeme bu şansı vermek çok önemli. Kendi kurumlarıın başındaki kişiyle konuşmaları sakıncalı olabilir. Çünkü başkanı da şikenin içinde olabilir. Ombudsman’a iletilen konu basına sızdırılmıyor ya da direkt olarak mahkemeye taşınmıyor. Ombudsman öncelikle konuyu araştırıyor.

Bu sistemi diğer federasyonlara da öneriyor musunuz?

Tabi ki. Gittiğimiz her sunumda, toplantıda bundan sözediyoruz. FIFA da bir ombudsman barındıracağını, sistemi uygulayacağını açıkladı.

Olympic Lyon’un Şampiyonlar Ligi’nde Dinamo Zagreb karşısında aldığı olağandışı bir sonuç var. Ayrıca Zagrebli oyuncu Vida’nın Lyonlu oyuncuya golden sonra göz kırpması da kameralara yansıdı. Lyon, Fransa temsilcisi ve UEFA Başkanı Michel Platini de bir Fransız olduğundan olayın üzerine fazla gidilmediği düşünülüyor. Bu durum hakkında ne diyeceksiniz?

Maç skorunu ayarlama olaylarına kanıt bulmak her zaman çok zordur. Özellikle bir ihbar edeni yoksa… Bu maç için de diyebileceğim şudur ki, futbol böyle bir oyun. İlginç skorlar alınabiliyor. UEFA kendisine kayıtlı olan, yani yasal tüm bahis şirketlerini takip edebiliyor. Eğer o maça yüklü bir bahis girilseydi fark edilir ve soruşturma açılırdı. Onlar da bu konuda yapılan incelemede böyle bir sonuca ulaşamadıklarını söylediler. Tabi bahis şirketlerini takip etmenin vereceği sonuç bir bahis şikesi olup olmadığını kanıtlar. Ama mesela sportif nedenlerle belki de iki kulüp arasında yasadışı yollarla bir anlaşma yapılmış olabilir. Bunu bilemeyiz, yeterli kanıt olmadığından sorgulama da yapılamaz.

Kategorisi RopörtajYorum (0)

Fenerbahçe şike yaptığını kabul etmiştir


Herkes şike konusu hakkında bir şeyler atıp tutuyor, yazıp duruyor. Bende yaptım bu dediklerimi az buçuğundan.. Sonuçta ne olup bittiğini bilemiyoruz ne yazık ki. Elalem News of the World’u canlı yayında sorguluyor, bizimkiler içeriden yalan yanlış belgeler sızdırıyor.. Düpedüz bir saçmalığın içerisinde devam ediyor bu şike soruşturması.

Doğruluğundan emin değilim ama Fenerbahçe etrafında başlatılan ve devam eden soruşturmanın adımlarını takip ettikçe Fenerbahçe’nin şike yaptığına inanıyor insan. Ben adımları takip ediyorum sadece ve vardığım nokta bu..

Fenerbahçe maçı öncesi Emenike’nin transfer söylentileri çıktı. Sakat olduğu için oynatılmayacağı falan söylendi. Sonrasında sezon biter bitmez Emenike Fenerbahçe’ye transfer oldu. Şike operasyonu başlar başlamaz ifadesine başvurulan ilk isimlerden biriydi Emenike. Bugün ise Spartak Moskova’nın yolunu tutmak üzere. Pürüzler giderilince Moskova’ya gidebilir hem de 10 milyon Euro’ya. Emenike’nin 7+2 Milyon Euro edip etmediği tartışması bir yana dursun, Fenerbahçe’nin oynatmadan satmak “zorunda” kaldığı Emenike transferi hakkında yapılan yorumlara bir bakalım.

Kimi diyor ki; Fenerbahçe düşme ihtimaline karşın elinden yabancıları çıkarmaya başladı. Düşerse maddi yükü çok olan yerli oyuncularının parasını veremeyecek. Bu transfer bu yüzden gerçekleşti. Bir de Fenerbahçe’nin hisseleri çok düştü, nakit sıkıntısı da var, nasıl olduysa Fenerium para basıyordu?, hazır parayı buldu sattı.

Transferin para için yapıldığı çok net. Zaten bir transfer para için yapılmıyorsa neden yapılır? Ama nakit elde etme nedeni “ya düşersek maddi durumumuz ne olur?” refleksiyle yapılmış bir B planı ise Fenerbahçe yönetimi düşme ihtimalini göz önünde bulunduruyorsa, böyle bir şeye olanak tanıyorsa şike yaptığını kabul etmiş bile çoktan. Bu çok açık ve nettir. Eğer ki biri birine bir itham da bulunuyorsa ve bunun karşısında dimdik durup, “Bunların hepsi yalan”  diyemiyorsa, ki Fenerbahçe hiçbir zaman çıkıp da şike yapmadık demedi, diyemedi, şike yaptığını kabul etmektir bu. Operasyon başlar başlamaz taraftar grupları “bizler şike yapmadık” demesine karşın FB yönetimi bekleyip duruma göre açıklama yaptığına göre yaptığı açıklamalarda da “biz şike yapmadık” diyemediğine göre şu anda Fenerbahçe düştükten sonra neler yaşanacağının planlarını yapmakta. İsim değişikliği dedikoduları da bunu göstermiyor mu?

İlk günlerden bu yana Kulüpler Birliği’nin desteğini almaya çalışan, hatta Bank Asya Kulüplerini bile etki altına alan, hatta taraftarı galeyana getiren yönetim bunların hepsini zaman kazanmak için yaptı belli ki. Şu açıklamasını da hiç unutamam Fenerbahçe’nin. “Yapılanlar kişileri etkiler. Fenerbahçe camiasını bağlamaz” (bunun gibi bir şeydi.) Yani Aziz Yıldırım şike yapmış olabilir ama Fenerbahçe’ye bir şey yapamazsınız demektir bu.. Ama o kişi kulüp başkanıysa ve kulübü etkileyen bir şey yapmışsa kişi de kulüp de gider..

Bana kalırsa şu yaşananlardan verdiğim kısa kesitlere bakınca Fenerbahçe şike yaptığını kabul etmiştir.

Kategorisi 1-Futbol, Fenerbahçe, Manşet, Türkiyeden FutbolYorum (0)

Taraftarlık böyle mi olmalı?


Aradan günler geçmesine rağmen hala aynı şiddetle ve taraflılıkla şike olayını değerlendirmeye devam ediyoruz. Bir davanın aylar sürdüğü bir ülkede nedense(!) aylar, yıllar geçse de bu iş böyle sürüp gidecek gibime geliyor, umarım yanılıyorumdur. Bu işi günlerdir takip eden biri olarak kafam hakikaten çok karışık ve aslında bir çok yönden eleştirilerim var. Dalga geçmek ve eğlenmek adına Fenerbahçe taraftarını prim vermeden isyana teşvik eden diğer takım taraftarlarına, aynı şekilde ‘’Fenerlinin, Fenerliden başka dostu yoktur. Biz büyüğüz, tanrıyız,öyleyiz böyleyiz” diyen Fenerbahçe taraftarlarına, biz adaletimize güveniyoruz diye başlayıp ama şöyle böyleyle devam eden  adaleti, hukuğu aynı cümlede hem yüceltip hem aşağılayan yöneticilere ve fanatizme…

Söze Fenerbahçe’yle adı geçen şike olayının, aslında Fenerbahçe’yi yıpratma çalışması olarak yorumlayanlarla başlayalım. Bana göre, aynı şey Galatasaray ya da Beşiktaş’ın başına da gelseydi farklı şeyler olmayacaktı. Adnan Polat’ından, birçoğumuzun yeni tanıdığı Ünal Aysal’ına,  Beşiktaş’ta Yıldırım Demrören’ine  dek herkes şu anda Yıldırım konumunda olabilirdi. Bu basının Fenerbahçe’yi karalama kampanyası ya da Fenerbahçe üzerinden oynanan bir oyun değildir bana göre. Basın haber değeri zirvelerde olan herşeyi böyle sömürür. Aziz Yıldırım’ın, her türlü fotoğrafını haber diye insanların önüne koyar. Şu anda Aziz Yıldırım’ın tuvalette fotoğrafını bulsalar, Yıldırım 12.55’te Beşiktaş adliyesinde tuvalete girdi . Şok gelişmeler anbean yansımaya devam edecek” diye habercilik yapmaya devam edecekler. Bizde de sorun var. Takip etmeyelim kardeşim. Banane Aziz Yıldırım tuvalete gidiyorsa, terasta çay içiyorsa. Bu ve bunun gibi haberlerin şike operasyonuna ne gibi bir katkısı olabilir, ya da o malüm fotoğrafı (eşkal tespit fotoğrafını kastediyorum) görmekle benim elime geçen şey ne?  Amaçları kamuoyuna ‘’Vay be Aziz Yıldırım bile ne hallere düştü, onu bile böyle yaptılar ‘’ diyerek  insanlara gözdağı vermekse suçlu da olsa masum da olsa bence insan haklarına aykırı. Biz de o fotoğrafları gazetede görünce alıp okuyoruz.Güçlü konumdaki birinin güçsüz bir şekilde fotoğraflandığını görmekle mest oluyoruz. Mentalite değişmedikçe bugün bu konumda olan yarın herhangi bir takımın yöneticisi ya da başka bir takım olacaktır. (Henüz birkaç hafta Bursaspor başkanı İbrahim Yazıcı’nın ve Bursa yönetiminin ”Usulsüzlük ve zimmete para geçirme” iddiasıyla yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınması , olay basına yansıdıktan sonra, daha suç kesinleşmeden Bursaspor İbrahim Yazıcı’nın yaşadıkları iyi bir örnek olabilir. Yazıcı serbest bırakılınca da her şey birden normale döndü. Ama o dönemde yapılan haberleri bir araştırın dilerseniz. Zor durumda bulunan önceden güçlü konumdaki medyatik bir insanı yerden yere vurmaya, dalga geçmeye bayılıyoruz medyasından, taraftarına kadar .

Fanatik taraftarları zaten hiç anlamıyorum. Yıllardır futbol oynamış, altyapılarda krampon eskitmiş, yatırım yapılmadığı için toprak çamur sahalarda kendini defalarca sakatlamış sakatlanan onlarca arkadaşına tanık olmuş ve toplum baskısından futbolu bırakmak zorunda kalmış, belli bir yaşıma kadar futboldan başka bir gelecek düşünemeyen bir insan olarak ben bile hayatım boyunca fanatik bir taraftar olmadım, olamadım. Futbol oynadım çünkü oynamayı seviyordum. Takımımı tuttum çünkü o takımda futbol oynuyordum. Şimdi de o takımı destekliyorum. Çünkü yıllarca o takımda futbol oynadım ve futbol izlemek hoşuma gidiyor. Şampiyonluğun desteklediğim takıma gitmesini ister, onu destekler , maçlarını izler heyecanlanırım. Arada ’’ulan ben de şuan  orada olabilirdim’’ der, yenilirsek üzülür,  yenersek sevinirim. Belki bu üzüntüm ya da sevincim duruma göre 2-3 gün sürer ama sonra geçer gider. BU KADAR.

Anlayamadığım şey şu: Neden bir takımı hayatta her şeyin önüne bu kadar koyabiliyoruz? Nasıl oluyor da “Uğruna ölürüm” diye besteler yapıp hakikaten de stadlarda ve civarlarında bıçaklarla, baltalarla birbirimizi öldürüyoru?.. Rakip takım taraftarını nefretimizden dolayı şehre sokmadan olaylar çıkartıp (en son Bursa taraftarının Beşiktaş maçı öncesi Bursa’da çıkardığı olaylardan bahsediyorum), Fenerin Fenerli’den başka, Bursanın Bursalı’dan başka , Galatasaray’ın Galatasaraylı’dan başka dostu yok diyecek kadar taraftar milliyetçiliğine soyunmaya iten şey ne bizi? İstanbul’a geldiğim ilk sene üstümde sadece o gün giymek istediğim için giydiğim Bursaspor logolu yeşil bir tişört ile Beşiktaş’ta dolaşırken , üç-beş Beşiktaş taraftarı ne hakla ve neyi düşünerek ve hatta kimden güç alarak “üstündekini çıkar yoksa senin ağzını burnunu kırarız” diyor? Neden Fenerbahçe şampiyonluğunu kutlarken Beşiktaş ‘ta eli sopalı 50-60 kişi Fenerbahçe bayrağı ya da formasıyla kutlama yapan insanları durdurup saldırıyor, o meydandaki çocuğuyla Fenerbahçe forması giymiş bir anneyi üstündeki çıkart diye tehdit ediyor? NE GEREK VAR?

Gerçekten anlayamıyorum. Ortada bu kadar büyük paralar dönüyor, ben maça gitmek için cebimden bir dünya para veriyorum; futbolculara , yöneticilere ,başkanlara belki de hak etmedikleri ve hayal edemeyecekleri kadar yüksek bir itibar, konum, maddi olanak sağlıyorum, onları fanatikliğe varacak şekilde destekliyorum, onlarsa bu kadar para itibar kazanmalarına rağmen bir de haksız kazanç elde etmeye çalışıyorlar. Yıllardır kanıtlansa da kanıtlanmasa da ‘’bu maçta kesin şike vardır heralde’’ korkusuyla ben bir futbolsever olarak maçı izlerken,  daha önceden sonucu belli bir maçı heyecanla seyretmeme sebebiyet veriyorlar. Bunları yapıp, yapmadıklarını bilmiyorum ama daha önceki yazımda da belirttiğim gibi kanıtlanana kadar kimseyi suçlayamam ve savunmaya geçmeden önce de susmayı ve neticenin ortaya çıkmasını beklerim. Bana göre şu anda Fenerbahçe’ye “siz şöylesiniz , böylesiniz” diyenlere en iyi cevap, cevap vermemektir. Bir cevap verilmesi gerekiyorsa da daha kanıtlanmadı, kanıtlanırsa da düşsün diyebilmektir. Ama eğer “Biz Fenerbahçe Cumhuriyetiyiz, bizi yıkmaya çalışıyorlar. Kim yapmıyor ki şike” şeklinde burada en masum ve küfürsüz şekillerini yazdığım, bana göre anlamsız ve takım milliyetçiliği yaparak kendini savunmaya çalışmak, en az o yargısız infaz yapanlar kadar gereksiz. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi eski bir fubolcu ya da sıradan bir izleyici ,taraftar, sporu destekleyen sıradan birisi ya da futboldan anlamayan sadece tesadüfen maç izleyen biri bile olsam, isterse en çok kıymet verdiğim şey olsun kimsenin beni kandırmaya hakkı yok.  Şike kanıtlanırsa üzüntüm de, sevincim de tamamen objektif olabilecek. Çünkü fanatik değilim,taraflı tarafsız herkesin yorumunu kendimce tutarlı bir şekilde değerlendirebiliyorum. Üzüntüm safça, heyecanla izlediğim maçların sonuçlarının önceden belli olması  yüzünden Türk futbolu adına, sevincim de gene Türk futbolu adına olacak. Herkesten de öyle yapmasını beklemek de bu milliyetçi  ve fanatik ruha sahip taraftar kitlesiyle ne kadar mantıklı bilemiyorum.

konuk yazar: emre ünal

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, Konuk Yazar, ManşetYorum (0)

Fotospor FB taraftarının yanında


Mevzu hakkındaki yorumumu okumak için tıklayınız.

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 1-Futbol, Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig, Türkiyeden Futbol, YorumlarYorum (0)

Zararı gören hepimiziz


En sonunda spor gündemimiz değişti. Tabi ki gene olumlu yönde haberlerle değil. Olumsuz ve Türkiye futbolunu çok derinden sarsabilecek bir şike skandalıyla.

Bugün yaşananlar aslında uzun yıllardır herkesin dile getirdiği “Kesin şike var bu maçta. Yüzde yüz ama kanıtlayamazlar ki, kim yapmıyor ki şike?!” gibi laflarını duymaktan bıkan federasyon ve emniyetin “hadi lan elele verelim kanıtlayalım artık şu şike girişimini” hamlesidir bence. Futbolu takip eden etmeyen herkes adım gibi eminim ki olay kanıtlansa da kanıtlanmasa da şundan emin, yani emindir heralde,”Şike kesin vardır“. Aynı cümle içinde hem kesinlik, hem olasılık belirten bir cümleyle ifade edilen duygular yıllardır futbolu takip eden 7′ den 70’e herkes tarafından söylenegeldi.

“Kanıtlanana kadar suçlu masumdur” tezi malesef bizde pek geçerli değil. Bizde olayı gazete manşetlerine yansıdığında gören okuyucuların büyük bir kısmı, “Hamdi lan olum Fenerbahçe şike yapmış, Yıldırım da bütün şikecilerin başıymış. Ben demiştim zaten kesin şike vardır , bak varmış işte diye’’ gene kesinlik ve olasılık belirtilen cümlelerle tepkisini verir. Cümleyi de masallardaki efsane takısı olan “–miş,-mış” la bitirip mevzuya yeni bir anlam kazandırır.

Belki hakikaten ortada büyük bir şike organizasyonu ve bir çok maçın kaderini etkileyen teşvik pirimleri ve aklınıza gelebilecek her türlü pislik var. Yani neticeye ulaşmak için haticeyi bir güzel besleyen bir kaç adam, örgüt vs. Basından takip ettiğimiz kadarıyla da  olaylar bu sefer gerçekten çok ciddi. Fakat henüz daha kesin sonuçlar gelmeden, kimse kimseyi yargılamamalı. Çünkü eğer bu olay kesinleşirse sadece bahsi geçen kulüpler ve şahıslar değil, etkilenen gene Türkiye futbolu, yani biz, yani hepimiz olacağız.

konuk yazar: emre ünal

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, Konuk YazarYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler