Etiketler | "UEFA Kupası"

Galatasaray’ın menfaatleri için


adnan_polat“Biz bu sene UEFA kupası ve lig şampiyonluğu için yola çıktık. Ciddi hatalarımız oldu. Futbol şubesini, yöneticisinden teknik heyetine, futbolcusuna kadar yeniden oturup değerlendiremeye tabi tutacağız. Galatasaray menfaatleri için ne gerekirse yapacağız. Bundan emin olabilirsiniz.”

Hataları kabullenmek önemli bir erdem. Onlardan ders çıkarmak ve hataları tekrarlamamak gerek. Galatasaray’ın menfaati bahanesiyle 4 sene ne gerekirse yaptınız. Bir 4 sene daha aynı şeyleri yapacaksanız alın ceketinizi gidin. Galatasaray’ın menfaatleri için…

Kategorisi GenelYorum (0)

Metrobüs’le Kadıköy’e UEFA Finali’ne!


information-guideBaşvurduğumda 15-24 Nisan tarihleri arasında size ulaştırılacatır yazıyordu belgede. Tarihler muazzamdı çünkü bahar tatiline denk geliyordu ve ben hep evdeydim. Ama gel gör ki geçen hafta biletimi teslim etmek için kimse kapımı çalmadı. Ben de 24 Nisan cuma günü aradım Futbol Federasyonu’nu, nerede biletlerim diye sormak için, başka bir telefon verdiler. Onlara sordum. Pazartesi ya da Salı gelmezse bir daha arayın dedi telefondaki ses… Pazartesi oldu, e okul da açıldı. Eve geldim annem biletixten geldiler ama biletini vermediler kimliğin lazımmış dediler dedi… Salı günü gene geliceklermiş kimliğini bırak dedi. Bıraktım. Salı günü biletlerime kavuştum!!! Evet evet bir değil iki tane =) Tek başına gidilmez ki final maçına! Fiyatı da çok değil. Her sene oynanan bir derbinin maç bileti 300 liraya satılıyorken ben 350 liraya 2 kişilik UEFA Kupası bileti alıyorum… Neyse onu ben değil de 300 lirayı aynı kavga gürültüyü izlemek için verenler düşünsün… UEFA Finali’nde kimin oynayacağı benim için mühim değil ben gidiyorum finale metrobüsle güzergahım da belli, nasıl gideceğim de … Öncee Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

“Komşu”, Jimmy


jimmy-neighbour-profilDün heyecan katsayısı had safhada olan Tottenham Hotspurs-Newcastle United maçını izledim. Oyun çok hızlıydı. En önemli sebebi de hakemin her pozisyona düdük çalmamasıydı… Darren Bent’in golüne şaşırdım. Kalecinin büyük hatası vardı. Ben topu kucakladı diye gözümü ekrandan ayırırken gol sesi geldi White Hart Lane’den… Fakat maç öncesinde saygı dolu alkış sesleri vardı tüm statta. Saygı duruşu esnasında stattaki skorbordda bir resim, Jimmy Neighbour kalbimizdesin… –“hıhı evet neighbour ingilizcede komşu demek. hıhı evet”

Sezonun başından beri Tottenham özel ilgi alanımda olduğu için, belki de artık bir Spurs taraftarı olduğum için merak ettim 11 Nisan 2009’da geçirdiği kalça kemiği değiştirme operasyonuhip replacement operation–  sırasında futbol sahalarına 58 yaşında veda eden Tottenhamlıyı. Bu kadar saygı gösterilen bir futbolcuysa bilmem(k) gerekir… Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Yitirilen tek şey final değil!


gslogoAvrupa kupalarındaki son temsilcimiz Galatasaray, Hamburg’a dramatik bir şekilde yenildi ve UEFA Kupası’na beklenenden erken veda etti. Hedef büyüktü. İstanbul’da, ezeli rakibin stadında oynanacak final maçında UEFA kupasını ikinci kez kazanmak Galatasaray Spor Kulübü’nün 104 yıllık tarihindeki en önemli başarı olacaktı. Sarı-kırmızılı takım bu hedefini gerçekleştirebilseydi hem Avrupa, hem de Türk futbolunda ses getirecek bir başarıya imza atacaktı. Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

“Kimse Barış’tan söz etmiyor”


baris-ozbekBarış’ı Werder Bremen istiyormuş. Çok hoş! Etrafımdaki bir çok kişi de bu transferin gerçekleşmesi için can atıyordur. Çünkü “kimse Barış’tan söz etmiyor“… Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Blanc mı akıllı, Skibbe mi?


Cevaplanması o kadar basit bir soru değil. Ama bazen bu soruyu 95 kelimede cevaplandırıp bir tahmin yapmamız isteniyor. Ki bir çok parametrenin sonucu belirlediği futbol oyunu hakkında 95 kelimeyle maçı yorumlamak çok zor. Neyse ki gönlümüzce yazabileceğimiz -mahkemeler kapatmadıkça- böyle serbest kürsülerimiz mevcut.

gorcuffDaha önce de belirttiğim gibi Bordeaux’nun şampiyonlar liginden gelmiş olması turun çoktan kaybedildiğinin bir göstergesi değil kesinlikle. Bir kere futbolun en basit gerçeğine göre maç oynanmadan kaybedilmez. (klişelerin hastasıyız) Bu yüzden bu akşam şanslar eşit diyebilirim. Fakat iki takımın formu da iyi değil. Bordeaux en son Marsilya’ya kaybetti ki bu da şampiyonluk yolunda aldığı en büyük darbeydi. Üstelik mağlubiyet de bir harakiri de söz konusu. (Golü Bordeaux’lu Chamakh kendi kalesine atmıştı) Ardından da Grenoble gibi vasat düzeydeki bir takıma puan kaybettiler kendi evlerinde. Marsilya maçından önce de Lille deplasmanında öne geçtikleri maçta 1-2 geriye düşüp, akşamki maçta da en büyük kozları olacak Gourcuff’un golü ile beraberliği yakaladılar. Ligin ilk yarısında Lille ile oynadıkları maçta yine öne geçen taraf olmalarına karşın maçta 2-1 yenik ayrılmışlardı. Ligin ilk yarısında Nice ile oynadıkları maçta da son 15 dakikada yedikleri iki golle maçtan yine bir puanla dönmüşlerdi. Haftasonu Grenoble ile oynadıkları maçta da 1-0 öne geçen taraf yine Bordeaux olmuştu. Ancak yine yine 15 dakika kala yedikleri golle bir puana razı olmak zorunda kaldılar. Bordeaux’nun bu yıl dikkat çeken ve yarım yamalak izlediğin maçı ise deplasmanda oynadıkları ve 3-0 geriye düşüp 4-3 kazandıkları Monaco maçı. Yamulmuyorsam da bu maç tam UEFA’da son 32 cassiodesouzasoareslincolnkuraları çekildikten sonra oynanmıştı ve Bordeaux korkuttu başlıkları ile kendine yer bulmuştu gazetelerde. Fakat bu maç aslında Galatasaray için bir umut ışığı. Çünkü burada önemli olan Bordeaux’nun maçı 3-0’dan gelip 4-3 kazanması değil önemli olan. önemli olan bu takımın Monaco gibi son yıllarda oldukça vasat olan bir takımdan 3 gol birden yiyebiliyor olmaları.  Zaten kazanmaları gereken bir maçı geriden gelip kazanmış olmaları çok normal. Şampiyonluğun adaylarından biriler. Attıkları son iki gol de 88 ve 89’uncu dakikada ceza sahası içine gönderilen duran toplar sonrası gelen goller. Yani her takımın bulabilmesi mümkün türde olan goller. Burada irdelenmesi gereken şey bu takımın nasıl 3 gol yiyebildiği. Skibbe eğer bu maçı izlemişse Bordeaux’ya gol atmanın ne kadar kolay olduğunu çözmüştür. İleriye çıktıklarında defanslarında büyük boşluklar verdiklerini söylememiz mümkün ve savunma olarak da çok hamleli oynamıyorlar. Bu yüzden Lincoln, Kewell, Baros gibi oyuncular çok daha rahat oynayacaklardır.

Rakibi çok yerdik. Ama Galatasaray da gerçekten iyi bir durumda değil şu anda. Sarı – Kırmızılı takım ligde kötü bir performans sergiliyor ama rakip takımın teknik direktörü Laurent Blanc maç öncesi basın toplantısında “Benfica ve Berlin deplasmanlarında nasıl oynadıklarını biliyoruz” diyerek aslında Galatasaray’ın UEFA Kupası maçlarını dikkate aldığını bu yüzden de korkulacak bir takım olduğunu söylüyor. Evet Antalya’ya kaybettik, Kayseri maçında çok şanssız bir şekilde 3 puanı alamadık ancak bu takım UEFA’da farklı oynuyor. Benfica maçında rakibe bakınca Aimar, Nuno Gomes, Reyes göz korkutucu gol silahlarıydı fakat Galatasaray orada futbolun nası oynanacağını gösterdi. Attığımız gollerden belli! Tabi ki şans da bizim yanımızdaydı Benfica da oldukça gol kaçırmıştı. Berlin maçında ise yine atak nasıl yapılır bunun en iyi derslerini verdik. Fakat o maçta defans nasıl yapılmazın da örneklerini sergiledik. O 10 dakika benim için hiç geçmemişti.

Bu maç Skibbe’nin son şansı değil belki ama değerlendirmesi gereken en önemli şanslardan birisi. Bu akşamki maçtan olumsuz sonuçla dönülmesi halinde yönetimin -bence gereksiz olan- radikal kararlar alacağı çok açık. En azından Skibbe sene sonu gönderilme ihtimalinin farkında olacaktır. FBL-EUR-C1-FRA-ENG-CHELSEA-BORDEAUX

Galatasaray’ı bu maçta bir adım öne çıkaran en önemli şey ise yine rakip takım teknik direktörünün açıklamaları: Geçen yılki maçta Galatasaray’ın üstüne gidince gol yemiştik, sonra da çok pozisyon vermiştik. Şimdi geçen yıldan daha güçlüler. Hücum yönü kuvvetli bir takım. Defansın arkasında Servet ve Meira iyi bir ikili. Arda’yı da çok beğeniyorum. Ayrıca Kewell oynayacak mı oynamayacak mı merak ediyorum. Bizim için Fransa Ligi şampiyonluğu öncelikli hedefimiz. Daha sonra Şampiyonlar Ligi’ne katılmayı amaçlıyoruz. Şampiyonlar Ligi’ne katılmak, kulübe büyük bir ekonomik getiri demek. UEFA’da şampiyon bile olsanız kulübünüz iyi para kazanamaz. Öncelikle Fransa’da lig şampiyon olmak istiyoruz. UEFA’da da ilerleyebildiğimiz kadar ilerleyeceğiz…

GALATASARAY TEKNIK DIREKTORU MICHAEL SKIBBEBu açıklamaları takımının üzerindeki UEFA Kupası baskısını azaltmak için söyleyebilir fakat farkında mısınız bilmem ama o baskıyı alırken lig mücadelesinde bir baskı yaratmış oluyor Blanc bu durumda. Yani aslında bir yerden feragat edebiliriz derken şampiyonluk yarışında yarattığı baskıyla da şampiyonluğu tehlikeye atıyor. Hangi akıllı adam bunu yapar ki? Rakibini yanılgıya düşürmek isteyen akılıı bir adam bunu yapabilir.

Blanc’ın ne kadar akıllı olduğunu bu akşam göreceğiz. Aynen Skibbe’nin de öyle. Ancak eğer Bordeaux gerçekten UEFA’dan bir beklentisi olmayan konumda ise, maddi gelirdense Kadıköy’de kupa kaldırmanın yaratacağı gururu yaşamak isteyen ve bu yüzden UEFA’da final oynamayı daha çok hedefleyen Galatasaray daha çok baskın olan taraf bu akşam. Kaybededebiliriz ancak Benfica ve Berlin maçlarındaki gibi oynarsak en azından tur için avantajlı bir skorla döneceğimizi düşünüyorum…

Kategorisi GenelYorum (0)

Forman için oynat Skibbe..


“Her yerde beni sevdiğinizi söylüyorsunuz. Beni sevmeyin, size para kazandıran kulübünüzü sevin. Bundan sonra her maçımız final. Antalya’da beklediğim mücadeleyi hiç ortaya koymadınız. Oynamadığı zaman suratını asanlar, şans bulduğunda hiçbir şey yapmıyor. Ben bugüne kadar medyaya sizi hiç suçlamadım, ama siz bana destek vermiyorsunuz. Kulübün UEFA’da hedefleri var. Her şeyi unutup, hiç olmazsa Bordeaux maçında kendinize yakışır bir şekilde onur mücadelesi verin.”

Bu sözler Skibbe’ye ait. Çok eleştiriyoruz ki bu da çok normal. Son yılların en mükemmel kadrosuna sahip ve aldığı yenilgiler yenilir yutulur gibi değil. Teknik direktörlük konusunda yeni olduğunu söylemeli. Tamam 32 yaşındayken Borussia Dortmund gibi önemli bir takımın başına getirildi. Ancak kariyerinin en başında olduğundan pek başarılı olamamış. Alman Ulusal Takımı’nda da Rudi Völler’in antrenörlük belgesi olmadığından kağıt üzerinde teknik direktör o gözüküyordu. Ancak “Alman Takımı’nın hocası Skibbe’dir” diyen oldu mu hiç o dönemde… Hayır. Buraya kadar her şey kötü.skibbe-kewell

Bayer Leverkusen döneminde takımı hep 7.’lik ve 5.’likte tutturmayı başarmış. Yani çok beğendiğimiz öve öve bitiremediğimiz Ertuğrul Sağlam ve Tolunay Kafkas kalibresinde bir teknik direktör Skibbe. Ama bunların Alman versiyonu. Bu yüzden de geçen yıl da UEFA Kupası’nda son sekize kalabilmeyi başardı. -Çok iyi hatırlıyoruz!- Yani bu adam yükselmekte olan bir teknik direktör. Henüz 42 yaşında oldukça genç bir yaş teknik direktörlük için.  Yani beğenmeyip kovduğumuz Guus Hiddink ve Joachim Löw’ün Türkiye’ye adım attıkları yaşlarda. Yani bu yıl şampiyon olamasak da, UEFA’da Final oynayamasak da mutlaka takımda bir iki sene daha geçirmesi gerektiği inancındayım. Çünkü kendisinde çok büyük bir potansiyel var. Kadrosunu ve ligi de tanıdı. Bence bu artıları ileriki senelerde bu takımda daha başarılı olacağının göstergesi. En önemlisi de takımdaki oyuncular tarafından çokça seviliyor. Fakat söylediği gibi sevmek, sevilmek her zaman başarı getirmiyor. -Geçen sene de bu futbolcular Kalli’yi sevmiyorlardı… Ama çok zor geçen ligde çok başarılı bir sezon sonunda şampiyonluk kazanıldı. Bu yıl da kazanılabilir orası ayrı ihtimallerle dolu- Ne diyor Skibbe: “Beni sevmeyin. Kulübünüzü sevin. Sizi hiç yem olarak atmadım, ama siz oyununuzla desteğimin karşılığını vermediniz. Oynamayınca suratını asanlar -özellikle Ümit Karan, Nonda, Aydın- şans verdiğimde naptınız??… Çıkın ve Bordeaux maçında adam gibi oynayın beni de deli etmeyin” diye bitiriyor. Skibbe’nin takımın başında kalabilmesi için en önemli şansı. Bu fırsatı mutlaka iyi kullanmak zorunda. Skibbe’den sonra illa ki gelen teknik direktörle zorluk yaşayacak olan Lincoln futbol hayatının sonlarına doğru anlaşabildiği bir teknik adamla kariyerine devam etmek için adam gibi oynamalı. Nazlanmadan, sızlanmadan…

Böyle dürüst teknik direktörlere ihtiyacımız var. Yeni nesil de bu var. Aksa ak, karaysa kara… Bunun en güzel örneğini de Mourinho’dan duydum geçenlerde kaybedilen Atalanta maçı sonrası:  İlk şampiyonluğunuzu şike sayesinde kazandınız. İkincisinde ise rakipleriniz yoktu. Bu sene şampiyon olup ne kadar iyi olduğunuzu ispatlamak zorundasınız…

Kategorisi GenelYorum (0)

Galatarasaray’ın Final şansı


UEFA’dan gelenlerin şansı: %25
bulent-taffarelBu yıl ülkemizi avrupa kupalarında temsil edecek takım olarak sadece Galatasaray kaldı. Sarı – Kırmızılı ekibi 18 Şubat ve 26 Şubat’ta oldukça zorlu iki maç bekliyor. Hedef tabi ki İstanbul’da oynanacak finalde oynayıp kupayı kaldırmak. Tüm Galatasaraylıların UEFA Kupası’ndan beklentisi bu. Takım bu yüzden kadro yapısı olarak daha da güçlendirildi. Ve şanssız bir yenilgi dışında çok iyi sonuçlar alınarak UEFA Kupası’nda son 32’ye kalındı. Grupta ikinci olunarak Şampiyonlar Ligi’nden gelecek bir takımla eşleşmenin dünyanın sonu olarak görüldü. Ancak durum hiç de öyle değil. UEFA Kupası gruplu oynanmaya başlandığından 2004 yılından bugüne dek Şampiyonlar Ligi’nden gelip şampiyon olan tek takım CSKA Moskova olmuş. Diğer yıllarda şampiyon olan takımlardan Sevilla 2006’te kupaya uzandığında UEFA grubunu 7 puanla 1., 2007’de ise grubunu yine 7 puanla ancak 2. sırada bitirmişti. Geçen yılın şampiyonu Zenit St. Petersburg ise grubundan tek puan farkla ve neredeyse mucize ile çıkmayı başarmış. AZ Alkmaar son maçında 2-3 yenilmeyip, 3-3 berabere kalsaydı Zenit ve AZ’nin puanları, averajları, attığı ve yediği gol sayıları eşit olacaktı. Zenit’in şampiyonluğu ‘o’ derece bir mucize… Yine bu kupa gruplu oynanmaya başladığından bu yana, son 32’ye kalan 8 Şampiyonlar Ligi takımından 2005,2006 ve 2007 yıllarında sadece 3 takım son 16 ‘ya kalma başarısı gösterirken, geçen yıl şampiyonlar liginden gelen 5 takım son 16 ya kalabildi. Ancak yine sonuç değişmedi ve UEFA gruplarında mücadele eden takımlardan Zenit şampiyon oldu.

Kupalar Yerli Hocaların

Bu yıl 38.’si oynanan UEFA Kupası’nı bugüne dek 24 takım kazandı. Oynanan 37 finalden Juventus ve İnter 3’er kez kupayla ayrılırken takımın başında yerli hoca bulunuyordu. 1972’de oynanan ilk finalden bu yana istisna olan tek takım Liverpool, bu kupayı ilk kazandığında takımın başında İskoç Bill Shankly, ikincisinde İngiliz Bob Paisley, üçüncüsünde ise Fransız Gerard Houiller bulunuyordu. Takımın başında yabancı hoca bulunuyorken şampiyon olan diğer takımlar ise Hollandalı Dick Advocaat ile Rus takımı Zenit, Hollandalı Huub Stevens ile Alman Schalke 04. Yani toplamda oynanan 37 finalde sadece 4 kez takımlar yabancı çalıştırıcı ile şampiyonluğa uzanabilmiş. giovanni_trapattoni_634410

Hiç sevemedim Trapattoni’yi ama bu kupayı 3 defa kazanarak rekoru elinde bulunduruyor.

İkisi Juventus biri de İnterle kazanılmış 3 UEFA Kupası var. Yok 4 değil 3 ben saydım Gio…

Bu yıl ise son 32’ye kalan 20 takımın başında yerli çalıştırıcı bulunuyor. Yani yukarıdaki tezimize göre Lech Poznan, Metalist Kharkiv, Braga,St. Etienne, Nec Nijmegen gibi takımların şansı Galatasaray’a göre daha yüksek kewell-barosgözüküyor. Son şampiyon Zenit’in, daha bir kaç yıl önce kupaya uzanan CSKA Moskova’nın , bu yılın süpriz takımları Twente ve Standart Liege’in ve tabi ki Alman çalıştırıcısı olan Galatasaray’ın şanslarını oldukça düşürüyor. Ancak bu güne dek oynanan 37 finalden Alman hocaların 5 kez kupayla ayrıldığını bilmekte yarar var.
İstatistikler elbette sadece geçmişe ait verilerdir. Her zaman da yenilenmektedir.  Bu verilerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğidir önemli olan. Galatasaray’ın sadece bir sonraki tura çıkma şansını değerlendireceksek, sarı – kırmızılı ekibin son 16’ya kalma şansı: % 78…

Kategorisi GenelYorum (0)

Şifo’nun nefesi yetecek mi?


Sezon açılışını, Hikmet Karaman’ın görevine daha ilk maçına çıkamadan son vererek yapan Antalyaspor, ardından takımın başına getirdiği Joseph Jarabinsky ile de çok geçmeden yollarını ayırdı. Çek hoca, öne geçtiği Trabzonspor, G.Antep, İstabul B.Ş.B. ve Hacettepe maçlarından puan alamayarak kendi ipini çekmiş oldu.

Teknik kulübe bu kez Malatya ve Sarıyer’deki başarısız tecrübelerinden sonra Ulusal Takım kariyerine kendi isteğiyle son veren Mehmet Özdilek’e emanet edildi. Özdilek’in Antalya kariyeri tartışmaya açık başlasa da, iki puanla ligin dibinde aldığı takımı 16 hafta sonunda 13 puanla 16. sıraya yükseltti. Süper Lig’e ara verilen şu günlerde Antalyaspor, Fortis Türkiye Kupası grubunda son maçında G.Antep’i yenip son sekize kaldı.

Devamının gelip gelmeyeceği bilinmez. Ama Antalyaspor’un iki buçuk ayda geldiği nokta, Özdilek’in başarılı olduğunu söylemek için yeterli neden oluşturuyor. Özdilek bu başarıyı nasıl elde etti?

Antalyaspor’a gelme nedenini “Elimde sihirli değnek yok, ama bir şeyler değiştirebileceğimize inandığım için bu görevi kabul ettim” sözleriyle açıklayan genç teknik adam, ilk maçında (ligin 9. haftası) takımına sezonun ilk galibiyetini yaşattı. Ertesi hafta, Sivasspor’u 2-1 ile geçerek ekibine, şampiyonluğa oynayan bir takımdan puan almanın moralini aşıladı. Bu iki galibiyet bile ligin ilk sekiz haftasında eleştirilen oyuncuların özgüveninin yerine geldiğunu gösteriyordu. İlk sekiz haftada 18 gol yiyen takım Özdilek’le çıktığı lig maçlarında 6 gol yerken, kupada Trabzonspor’dan 3 gol yedi. Kırmızı – Beyazlılar savunma yapmayı ve kolay maç kaybetmemeyi Özdilek’le öğrendi. Tek yenilgisini, yedi hafta sonra F.Bahçe karşısında aldı.

ANTALYASPOR DA MEHMET OZDILEK ILK MACINA CIKTIAra transfer döneminde huzuru bozan oyuncuların gönderilip, ligi bilen oyuncuların kadroya dahil edilmesi Özdilek’in yaptığı en akılcı işlerden. Hazırlık kampında yeni oyuncuların takıma uyumunu hedefleyen teknik adamın bunda başarılı olduğunu Tita’nın performansından anlıyoruz. Brezilyalı, yeni takımıyla ilk resmi maçında (Gaziantep) gol atmakla kalmadı, sevincini yedek kulübesine kadar taşıdı. Özdilek’in o maça üç forvetle çıkarak takımın oyun yapısında gözle görülür bir değişimi başlattığı da gözden kaçmadı.

2006-07 sezonunda Bülent Korkmaz, Kayseri Erciyesspor’u 11 puanla -tıpkı Mehmet Özdilek gibi- ligin en dibinden teslim almıştı. Korkmaz yönetiminde Erciyes 26 puan toplayarak lige tutundu, ancak son haftalardaki Rize maçında, uzatmalarda gol yiyerek ligde kalma şansını yitirmişti. Erciyes o sezon Federasyon Kupası’nda Trabzonspor ve Galatasaray’ı eledi. Tartışmalı finalde Beşiktaş’a kaybetti. Ancak ligden düşmesine rağmen UEFA Kupası’na katılma şansı bulan belki de ilk kulüp oldu.

Süper Lig’de gelecek haftalarda ikinci bir Kayseri Erciyes-Bülent Korkmaz mücizesinin yaşanması muhtemel gözüküyor. Mehmet Özdilek’in takımın başına daha erken geçmiş olması bu hikayenin Erciyes’inkine göre “daha” mutlu sonlanacağını düşündürüyor.

Kategorisi GenelYorum (0)

Etikete bakıp Yanılgıya Düşmeyelim-UEFA’da Geri Sayım: Son 32


uefa_cup_logo13

Çarşamba ve Peşiembe yapılan 16 maç sonunda UEFA gruplarında son sıralamalar belli oldu. Gruplardan çıkmayı başaran takımlar gruptaki sıralamalarına göre aşağıdaki gibidir.
A Grubu: M.City, Twente, PSG
B Grubu: Metalist Kharkiv, Galatasaray, Olympiakos
C Grubu: Standard Liege, Stuttgart, Sampdoria
D Grubu: Udinese, Tottenham, NEC Nijmegen
E Grubu: Wolfsburg, Milan, Braga
F Grubu: Hamburg, Ajax, Aston Villa
G Grubu: St. Etienne, Valencia, Kopenhag
H Grubu: CSKA Moskova, Deportivo, Lech

Galatasaray’ın grubunu 1. bitirmesini elbette istiyorduk. Biraz prestij meselesi tabi ki ve ayrıca da son 32’de UEFA gruplarından 3. olan takımlarla eşleşmeyi, Şampiyonlar Ligi’nde takımlarla eşlemeye tercih ettiğimizdendi.. İstanbul’da Metalist’e yenilerek grup birinciliğini tehlikeye soktuk. En azından bir beraberlik bizi birinci yapıyordu. Son maçta hepimiz Benficalı olduk. Maçı pek izlemedim ama Benfica’nın direkten dönen iki topunu ve Nuno Gomes’in kaçırdığı golü gördüm. Metalist’in ise tek atağını gördüm. O da gerçekten güzeldi. Benfica yarı sahasında  çapraz toplar yaparak defansın dengesini bozdular ve Benfica’nın sol bekindeki kademe boşluğundan yararlanıp düzgün bir şutla golü buldular. Metalist’in şansıyla buraya geldiğini iddia edenler olabilir. Ama Beşiktaş maçları şans mıydı? Gruplarından hiç yenilmeden bir takım olmaları şans mıydı? Hala inatla şans olduğunu söyleyenlere hak verebilirim. Ama bu takımın şansını zorladığını iddia edemez miyiz? Şans onlardan yanaydı direkten dönen toplarda, Servet’in kaptırdığı topta… Ama Benfica maçında direkten dönen toplara vuran adamları rahatsız etmeleri yüzünden o adamlar toplara rahat vuramamış olamazlar mı? Servet’in geride tek olduğunu ve topu ıskalama ihtimalini ya da şansını düşünüp pres yapıp topu kapmaları şanslarını zorlamak değil midir ki? Metalist hakkıyla birinci oldu,şansıyla değil..

Grubumuzu ikinci bitirmenin çok büyük bir talihsizlik olduğunu düşünenler var. “Eyvah Şampiyonlar Ligi’nden gelenlerle eşleşeceğiz mahvolduk” diye düşünenler var. Etikete bakıp yanılgıya düşmeyelim. Bu konuda küçük bir araştırma yaptım.

Gruplu şekilde 2004’ten beri oynanmaya başladı UEFA Kupası.Bu statüyle oynanan kupanın ilk sahibi CSKA Moskova olmuştu. Şampiyonlar Ligi’ndeki grubunda 3. olan takım şanslı kurasıyla şampiyon olabilmiş diyebiliriz. İlk turda eledikleri Benfica bu yıl UEFA grubunda sonuncu old. Mesela Parma şimdilerde Serie B’de. Partizan hep figüran. Auxerre de dengesiz bir ekip. Bir var bir yok. Finali az çok hatırlıyorum. İkinci yarıda 1-0’dan 3-1 yaparak enfes bir maç çıkarmışlardı. Sanırım ardarda iki kontra atakla bitirmişti Sporting’i kendi evinde. Sporting ise o yıl grubunda sonuncu olmuş.. Feyenoord,M.Brough,Newcastle ve AZ’yi eleyip finale çıkmış. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.

Sonrasında Sevilla şampiyon oldu. Beşiktaş’ın da bulunduğu  grupta averajla ve sadece 7 puanla birinci olmuş. Yani Galatasaray’dan 2 puan az toplamışlar. Grubun ikincisi ise son şampiyon Zenit. Finalde karşılaştığı Middlesbrough da grubunu birinci bitirmiş.  Son dörde kalan Steaua da grubunu 8 puanla 1. bitirmiş. Son dörde Ş.L.’den sadece bir takım kalabilmiş o da Schalke 04. Alman takımı çok ilginç bir şekilde bu sene UEFA’ya veda etti.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.

Ertesi yıl yine kupaya uzanan Sevilla bu sefer grubunu 2. bitirmiş. Ş.L.’den gelen Steaua ve Shakhtar’ı ardarda elemişler. Ardından yine Beşiktaş’ın grubunda bulunan ve birinci olan Tottenhamımı elemişler. Sonra da grubunu ikinci bitiren Ossasuna’yı elemiş. Finalde de grubundan birinci çıkan Espanyol’u elemiş. Bu sene ise Sevilla gerçekten dramatik bir şekilde gruplara veda etti.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.

Son şampiyon Zenit ise grubundan tek puan farkla ve neredeyse mucize ile çıkmayı başarmış. AZ son maçında 3-3 berabere kalsa puanları, averajları, attığı ve yediği gol sayıları eşit olacaktı. Öyle olsaydı UEFA nası bir uygulama yapardı bilinmez.. O derece bir mucize.. Zorlu gruptan birinci çıkan geçen yılın flaş takımı Villareal’i elemişler ilk turda. Sonra Şampiyonlar Ligi’nden gelen Marsilya’yı, Skibbe’nin Leverkusen’ini ve Bayern’i eleyip finale çıkmışlar. Finalde ise Ş.L.’den gelen Rangers’ın Fatih Tekke’nin yıldızlaştığı maçta yenerek kupayı aldılar. Son şampiyon bu yıl Galatasaray’ın muhtemel rakibi.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan bu sefer 5’i son 16’ya kalabilmiş.

Yani istatistiki bir veri var yukarıda ve Ş.L.’den gelen sadece bir takım şampiyon olabilmiş gruplu statüye geçildiğinden beri. O da CSKA Moskova.. Daha önceki statüde sadece Şampiyonlar Ligi’nden gelip kupayı kazanan Galatasaray,Feyenoord’un şampiyonluğu var.. Yani bu kupayı kazanma şansı UEFA’dan gelen takımların daha yüksek..

Ayrıca Ş.L’den gelen Bordeaux, W.Bremen, Shaktar Donetsk, Marsilya, Aab Aalborg, Fiorentina, Dinamo Kiev, Zenit ile UEFA gruplarının 3.’leri PSG,Olympiakos,Sampdoria,NEC Nijmegen,Braga,Aston Villa,Kopenhag,Lech takımları arasında çok büyük farklar olduğunu iddia edebilir miyiz?

Galatasaray ‘ın grubunu ikinci bitirmesinin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bir kere “çok güçlü” olduğu iddia edilen takımlardan birini eleyecek ve “çok güçlü” rakiplerinden birini saf dışı edecek. 8’den biri gidecek. Galatasaray, son haftalarda sunduğu 10’ar dakikalık resitalleri tüm maça yaymayı başarabilirse “çok güçlü” rakiplerinden hangisini yenemez? Son haftalarda maçların son 10 dakikalarında oynadığı futbolu oynarsa hiç birini eleyemez orası ayrı bir yazı konusu..

Peki grubu birinci bitirip “Ş.L.’den geliyorlar yandık, çok güçlüler” dediğimiz takımlarla eşlememiş olduğumuzu düşünelim. Ve hepsinin de “çok güçlü” oldukları için son 16’ya kaldığımızı düşünelim. 8 tane “bela gibi, çok güçlü” takımın karşımıza çıkma ihtimali olacaktı. Öyle daha mı iyi mi olacaktı ki acaba?

Kuradan kim çıkarsa çıksın hiç bir şekilde şüpheniz olmasın Galatasaray Ş.L.’den gelen 8 takımı da yenebilecek güçte.. Takımın başında UEFA’da son sekize kalmayı başarmış Skibbe var. Ne çabuk unutuyoruz..

Kategorisi GenelYorum (0)

Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Eylül 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler