Etiketler | "Volkan Demirel"

Kavga etmek meşrudur! Yetenekliysen…


arda-semih2Derbinin son dakikalarında yaşananlar hakkında tuşlara fazla basmak içimden gelmedi. Aynı safsatalardı bir de benden duyacaktınız. Oyuna dair yorumlarımı ise oyun oynanırken tuşladığım için (ilk yarıikinci yarı) gerek duymadım oyunu da yorumlamaya…

Benim canımı en çok maç sonrası yapılan açıklamalar sıktı. Arda çıkıyor, “ilk o bana vurdu, sonra ben ona vurdum,sonra o bana , ben ona….” Volkan çıkıyor, Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (1)

Ali Sami Yen’de ikinci yarı


carlos-top-saklamaİkinci devre bu sefer Fenerbahçe’nin atak çabalarıyla başladı. Fakat sağ kanadın ‘Gönül’süz kalmış olması Fener’i daha da ileri taşıyamadı. Sonrasında topu kapan Arda soldan iyi bindirdi ama içeriye yine vasat ortalarından birini kesti. Lincoln’ün de 40’ıncı dakikadan itibaren ısındığını belirtelim. 60’ıncı dakika ve civarlarında oyuna girebilir. Tabi ki burada skor da önemli. 50’inci dakikada sağ kanattan etkili olabilecekmiş gibi gözüken bir atak geliştirmeye çalıştık ama Sabri sağolsun kötü bir orta kesti. Top R.Carlos’a çarpıp çıkmış olabilir ama bunun bir önemi yok. Kullandığımız korner de arka direğin yanından kimseye değmeden auta çıktı. Orta saha mücadelesi halinde devam eden oyunda Fenerbahçe sağdan tahlikeli bir atak geliştirdi. Önder’in altıpasa kestiği topa de Sanctis müdahale etti ama top Deniz’in önüne düştü. Semih’e doğru attı topu Deniz. Ben içimden aman topu Deivid’e açmasın diye ümit ederken benim istediğim oldu ve Semih şut atmayı tercih etti. Top da kornere çıktı. Deivid Semih’e çok kızdı ama kullandıkları korner en az o pozisyon kadar tehlikeliydi. Bu olaylar gelişirken ısınmaya devam eden Lincoln kenar yönetim tarafından oyuna alınmak üzere kulübeye çağrıldı. Taraftar ayaklanırken Ümit Karan’ın morali bozuldu ve pas hatasını yaptı. Aynı anda da bizim evden ulan aptal Ümit sesleri yükseldi. Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Ali Sami Yen’de ilk yarı


ikitakim-motiveMaçın hemen başında H.Baltanın getirdiği top çok iyiydi. Sol kanattan özlediğimiz bir atak organizasyonuydu. Kewell’ın ayağına o top otursaydı çok güzel bir gol olabilirdi. Kadıköy’deki gibi hızlı bir başlangıç yapıp Sami Yen’de olmanın avantajıyla bu sefer daha farklı bir skor çıkarabilirdik. Emre Aşık 4’üncü dakikada yine sert bir müdahalede bulundu. Rakibi yıldırmak adına bunları yapmak iyi olabilir ama kartlara dikkat etmeli. Bu faulden sonra R. Carlos’un kullandığı serbest vuruş hafif bir korku saldı içimizde ancak gol olmadı. Rahatladık. Bu dakikalarda Emre’nin şortunu değiştirmek için sahada olmaması komik olduğu kadar tehlikeli olabilirdi. Orta sahada yaşanan kıran kırana mücadele tat veriyor ancak bunu 90 dakika boyunca görmemiz zor. Fenerbahçe henüz tek paslarla rakip yarı alana geçemedi. İyi pres yapıyoruz. Sonucunda da Baros’un attığı nefis bir pasla Kewell çizgiye çok iyi indi ancak çizgiye çok inince topu 6 pasa çeviremedi. Heyecandandır… Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Fenerbahçe-Galatasaray:Derbi yorumu (maç sonrası)


o_1160eede37d92946ff944016116eebfc1Maç öncesi yorumumu mecburiyetten kısaca yazmıştım. Kısa zamanda yazdıklarımın kısmen maçda yaşananlarla örtüşmesi hem sevindirdi hem de üzdü. Deivid’in kilit oyuncu olması, Emre Aşık’ın ise defanstaki kilit adam rolünü başka bir sahnede yerine getirmiş olması, doğru tercih Josico’nun iyi performans sergilemesi, Volkan’ın devam eden Arsenal performansı, Sarı-Lacivertli takımın Alex ve Emresiz sahaya çıkacak olmasının sahada koşan 11 Fenerbahçeli olacağını söylemem, Galatasaray’ın ileri dörtlüsünün Benfica maçındaki presini maçın ilk yarısında devam ettirip rakibi zorlaması, “ben demiştim” bölümünde değerlendirilecek gerçekleşenler.

Maç nasıl geçer geyiklerine daha başlayamadan ofsayt mı değil mi tartışmaları arasında kısmen şans,kısmen de akıl dolu bir gol buldu Galatasaray. Ümit’in kafasıyla verdiği pas pek bilinçli durmuyor ama Arda’nın attığı pas ofsayt olma ihtimalini hesap etmeden verilmiş olsa da akıl doluydu. Lincoln’de bitiricilik dersi verdi. Hazır bulmuşken kasım maçlarının rövanşını alır mıyız diye düşünmeye başladık ama maçın bir diğer kilit adamı olacağını tahmin ettiğim Ayhan’ın kale ağzından çıkardığı top kendine gel tadında, enseye şaplak modundaydı. Ancak bu durumu algılamakta zorluk çeken Galatasaray defansı, maçın yıldızlarından Selçuk Şahin’in sağ ayak dış denemesinde topu ağlarında gördü. Kimsenin Selçuk’u takip etmemesi sezon başından beri kornerlerde adam paylaşımı sorunu yaşayan Galatasaray’ın bu durumu çözmeye yönelik bir adım atmadığının göstergesi oldu. Maçtan çıkacak sonucu takımların ilk 10 dakikadaki performansı belirleyecek diye düşünmeye devam ederken maçta çabucak biri sayılmayan 3 golün olması derbilerin en ilginçlerinden birine şahit olacağımızın habercisiydi. (klişemsi cümlelerin hastasıyız!..) İlk 10 dakikada yaşananların maçın genel özetini nasıl yansıttığını biraz derinlemeTurkey Soccersine değinelim.
Galatasaray’ın ilk dakikalarda bulduğu gol, maçı istediklerine ve ilk golü atarsak istatistiklere göre kazanırız düşüncesinde olduklarını gösteriyordu. Benfica maçından sonra alınan övgülerle de kazanılan özgüven ve rahatlık Arda’nın ceza yayı üstünde o hareketleri yapabilmesinin sebebiydi. Fenerbahçe’nin golünden önce kazandığı kornerlerde yarattığı tehlikeler kolay yem olmayacaklarının sinyallerini vermişti. Bu ataklardan birinde de Ayhan topu kale ağzından çıkararak maçtaki tek artısını gerçekleştirdi. Selçuk’un golünde ise adam paylaşımındaki hata aylardır çözülemeyen eksiğimiz. Belki bireysel bir hata ama rakibin Fenerbahçe olduğunu düşünerek hareket etmek gerekli. Kimi maçta rakibinı boş bırakman golle sonuçlanmayabilir ama topa vuran kim olursa olsun rakibin Fenerbahçe olduğunu unutulmamalı.
Bence maçın en kritik dakikası yine ilk 10 dakikada yaşanan ve Galatasaray’ın maçtaki genel ruh halinin bir yansıması olduğunu düşündüğüm Lincoln’ün frikiği idi. Derbilerde atılmış en güzel golü görmüş olmanın heyecanıyla herkesi ayağa kaldıran gol, çift vuruş olduğu gerekçesiyle sayılmadı. Burada suçu hakeme atmak da mümkün eğer kolaycıysanız. Fakat buradaki en büyük hata Lincoln’ün dikkatsizliğidir. Hakem topa vurabileceğin bir yerden faule hükmetmişse ve eğer sen kaleye vurmayı kafana koymuşsan verilen kararın çift vuruş mu, tek vuruş mu olduğuna dikkat etmek zorundasın. Çünkü gördüldüğü üzere maçın gidişatını, takımının kaderini etkileyen bir pozisyonun yaşanmasına sebep olabiliyorsun. Lincoln’ün bu dikkatsiz, konsantrasyon eksikliği hakim, laubali ruh halinin tüm takıma yansıdığının düşüncesindeyim. Yoksa Baros ve Nonda’nın topa kritik dakikalarda elle müdahale etmesinin, yenilen üçüncü golde Galatasaray’ın ceza alanında 6 Fenerbahçeli varken bir Galatasaraylı’nın olmasının başka bir açıklması yok! Bu adamları birileri çıkıp uyarmalı. Baros daha önce de topu önüne eliyle alarak sarı kart görmüştü. Şimdi de bu yüzden sarı kart sınırında!
Galatasaray’ın ilk yarıda Fenerbahçe’ye göre daha atak bir oyun sergilediğini söyleyebiliriz ama Fenerbahçe’nin Arsenal maçındaki defansif oyununu devam ettirmesi Galatasaray’ı zorladı. Galatasaray kanatlardan gelmeye çalışırken o bölgeye çok iyi toplanıp alanı daraltan Fenerbahçe’nin bu planını bozmanın en kolay yolu oyunun yönünü terse çevirmekti. Ancak bunu yapması beklenen Ayhan bu maçlık al gülüm ver gülüm (klişeleri seviyoruz!..) oyunu tercih edip, Lincoln de ceza alanına gömülünce topu diğer kanada taşıma şansını bulamadı Galatasaray. Böyle olunca da atak yolları tıkandı ve ikinci golü bulmak için teşebbüste bile bulunamadılar. Galatasaray da Fenerbahçe’nin alan daraltma planını uygulamak istese de, topu hızlıca ters kanada taşımayı başaran Sarı-Lacivertli ekip böylece daha kolay rahatsız etti rakip kaleyi. Kendi yarı alanının sol tarafından alıp sağ kanada aktarılan paslarla Fenerbahçe biraz da şansıyla ikinci golü bulunca çok rahatladı. İkinci gol için suçlanacak birini aramaya gerek yok. O top Emre’yi aşsa Güiza’nın önüne düşecekti. De Sanctis’in o topu çıkarma ihtimali veya “okçu”nun o golü kaçırma ihtimali elbette vardı. Ama olasılıklar üzerine konuşmak bir tek istatistikte işe yarar. Fenerbahçe maçlarının talihsiz adamı Emre Aşık bu golden sonra da belini doğrultamadı. Yenilen ikinci golden sonra Galatasaray’ın bir penaltısının verilmediğini belirtmeli. Selçuk’un altıpasta kafa topunda kambura yattığını söylemek gerek. Ümit Karan o pozisyondaki itirazında haklı. Ama yenilginin sebebi tabi ki bu değil. (Hakem hataları ile alakalı ayrıntılı yazı için durma tıkla!)
o_e63067a66d91bcbc6c5a6388d0e00c6e İkinci yarının başında gelen gol maçın bitiş düdüğünü çaldı. De Sanctis’in baraj yaptırmamasını eleştirenlere “Barthez baraj yaptırdı da ne oldu?” demek istiyorum. Böyle şutlarda topun nereye gideceğini topun vurulduğu 35. metreden görerek pozisyon almak isteyen kaleci sayısı çok. Yamulmuyorsam Van Hoijdonk’a da baraj yaptırmayan bir kaleci vardı. (Mondragon?) De Sanctis ile Roberto Carlos, o şutun ilk topta gol olup olmayacağına bahse girse kazanan İtalyan olacaktı. Çok da kolay olmayan bir topu çıkarmayı başardı. Asıl hatalı olduğu yer topu çeldiği bölge. O topu aldı direğin kenarından altıpasa doğru Lugano’nun önüne tokatladı. Hadi şutu atan Carlos olduğu için topu çeleceği yönü hesaplayamadığını varsayalım ama ceza alanına giren 6 Fenerbahçeli’yi takip etmemek nasıl bir rahatlıktır! nasıl bir koyvermişlik, umursamazlık, laubaliliktir!!! O dakikada bıraktı işte maçı Galatasaray.

İkinci yarıya bir gol daha yiyerek başlamak tüm planları suya düşürdü haliyle. İlk yarıdaki oyun umut vermişti. Ama derbilerin ruhunu çok iyi bilen Ümit Karan’ın oyundan çıkmasıyla Galatasaray’ın rakip derfansla dövüşen gücü yok oldu. Yine Ümit gibi savaşçı oyun yapısına sahip Baros’un çıkması aynı etkiyi yaratmadı çünkü sağ kanada hapsedildi. Bana kalırsa akıllı bir oyunla Baros, hızıyla o kanatta daha verimli kullanılabilirdi. Tottenham’daki Robbie Keane tadında bir oyun sergilettirilebilirdi. İkinci yarıya Baros-Kewell değişikliği ile başlamak yeterli olurdu. Ama Nonda, Lincoln, Kewell gibi sakatlanmama korkusuyla Ümit kadar boğuşmayan oyuncuların sayısı arttığı için ceza alanını zorlayamadı sarı-kırmızılı takım. Oyuna ikinci yarı giren Kewell da topla bu yüzden 60. dakikada buluşabildi. Onun da ne yazık ki tek hareketi kullandığı serbest vuruştu.

Skor farkı 2 olunca Galatasaraylı oyuncuların sinirleri hemen bozuldu. Arda’nın bazı pozisyonlarda gereksiz itirazları, Ayhan’ın Volkan’ın sakatlığından sonra Carlos’un önünde prese devam etmesi centilmenliğe sığmayan bir hareketti. Benfica’daki güzel oyunuyla kilit  bir rol oynamasını beklediğim Ayhan, tam tersi bir şekilde çirkef oyunuyla takımının sinirlerini gererek kilti bir rol üstlendi.

Skora bakarak Fenerbahçe’nin ezici bir oyun oynadığını ve bu galibiyetle artık bileğinin bükülmeyeceğini düşünmek yanıltıcı olur. Çünkü Fenerbahçe gollerini planlanmış veya atağın gidişatına göre harika organizasyonlarla bulmadı. Galatasaray’ın hatalarını çok iyi değerlendirdiler. Ve daha istekli, özgüvenli bir oyunla haklı bir galibiyet aldılar. Oyun olarak Arsenal maçındaki defansif dirençlerinin üstüne koyarak oynadılar. Josico ve Deivid’in ilk 11’de oyuna başlaması Londra’daki oyuna atak gücünün eklenmesini sağladı. Aragones’in bu değişikliği (Londra’da bir puanı kazanan bir takım vardı), Skibbe’nin “kazanan 11’i değiştirmeme tezini” çok iyi çürüttü. Akıllı, verimli, ne yaptığını bilerek oynayan Fenerbahçe’yi tebrik etmek gerek. Önlerinde zor bir dönemeç var. Eskiden Alexsiz varlık gösteremeyen Fenerbahçe onsuz da ezeli rakibini yenmeyi başarmış olması Aragones’i zorlu bir tercihe, Galatsaray yönetimini de Skibbe konusunda zor bir karar sürükleyecek…

Kategorisi GenelYorum (0)

Kararlı Fenerbahçe Arsenal’in planlarını bozdu… (UEFA)


(Bu yazı maç ıle eş zamanlı yazıyz dökülmüştür… )

Maçın birinci dakikasında Arsenal maç içinde yapacağı futbol resitalinin sinyalini verdi sanırım Van Persie’nin topuk pasıyla… Sonucunda verimli bir atak oluşmadı ama hareket güzeldi. Dakikalar 5’i gösterirken Sabri 1374_8207_1831_2179_6389_sondakika003Ugan Gökhan Gönül’ü övdü. Bu sırada Gökhansa sadece taç atıyordu. Fenerbahçe ardarda kullandığı taç atışlarıyla topu ceza sahasına kadar taşımayı başardı. Oluşan karambolde penaltı noktasının çevresinde gezinen topu kaleye gönderemedi sarı-lacivertli ekip. 10 dakika dayanamadınız kardeşim mi diyecektik ki Fabregas’ın arapasını Van Persie iyi değerlendiremedi. Volkan’ın da açıyı iyi kapattığını söylemek gerek. Son 2 dakikadır karşılıklı pas hataları var. Fenerbahçe için özgüven Arsenal’de ise tecrübe eksikliğinden kaynaklanıyor gibi bu hatalar. Fabregas takımını yine çok iyi yönetiyor. Harika paralel pasını ise Ramsey iyi değerlendiremedi ama kaleyi bulmasını bildi. Dakika 12 ve Fenerbahçe adamakıllı top yapmaya başlamıştı ki uzun atılan bir pasla yine topu kaybettiler. Yerden kısa paslarla oynamanın, topu kendi takımında tutmanın en güzel örneği idi bu dakikalar. Nitekim Arsenal’de topu kapınca yerden paslar yaparak topu kendisinde tuttu. Sağdan Van Persie’yi nefis kaçırdılar. Hızıyla ceza sahasına yönelip arka direğe yaptığı ortayı Volkan tokatlamayı başardı. Fakat top Fabregas’ın önüne düştü ancak top ayağına dolanınca Lugano topu uzaklaştırdı. Fenerbahçe ayağa paslarla yine ceza sahasına yaklaşmıştı ki Güiza topu bekleyince top rakibe geçti. Arsenal hızlı çıkınca Fenerbahçe’yi tuzağa düşürüyordu ki Volkan, Van Persie ve Fabregas’ın şutlarını iyi çıkardı. Selçuk topu eliyle kontrol edince hem serbest vuruşa sebep oluyor hem de sarı kart görerek takımını şimdiden gelecek maçta yalnız bırakıyor. Babamsa “Hakem Selçuk Dereli olsaydı çan çan konuşurdun ama … ” diyerek Türk’ün yabancı hakemlere karşı itiraz etmeye cesaret edemediklerine dem vuruyor. Bense yabancı dilleri olsa eminim 90 dakika boyunca itiraz ederler tezimi beğenilerinize sunarım. Dakika 18 ve Van Persie topun başında. Kaleye mi derken içeriye sert kesilen ortayı Carlos kendi kalesini topa tutacaktı kafasıyla topu uzaklaştırmak isterken. Fenerbahçe kontraatağa kalktı, ancak attığı depar sonrası genç Ramsey topu Uğur’dan çok rahat kaptı. Arsenal yine hızlı çıkmak isterken pas hataları sonucunda topu Fenerbahçe’ye verdiler yine… Fenerbahçe’den gerçekten acemice bir pas hatası direk rakibin ayağına. Güiza’yla çelimsiz o_d4639349c2c67a77627efa7e89e1c357ataklar geliştirmeye çabalasa da sonuca varamıyor. Roberto Carlos ise 23. dakika civarı Fenerbahçe’nin kazanması mucizelere kalmış diye düşündürten bir şut çıkarıyor yaklaşık 40 metreden. Topu Fabianski rahat tutuyor. Fenerbahçe ilk defa Arsenal yarı sahasında bu kadar fazla adamla bulunuyor. Serbest vuruşa şükrediyoruz bu durumda. Ancak Carlos’un içeri sert kestiği topu avuclarının arasına alan Fabianski hızlıca oyuna sokarak takımını atağa kaldırıyor. Ancak atak kornerle sonuçlanıyor. Semih takımın bal yapan tek arısı görünümünde üst düzey bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Güiza’ya da arapası verebilseydi 28. dakikada iyi olabilirdi ama topu soldaki Uğur’a aktarıyor o da adını uzun süredir duymadığımız Kazım’a iletiyor ama nafile… Bir iki çaresiz taç atışı sonrası Güiza’nın umutsuz vuruşu kaleyi bile bulmuyor. Maça sağbekte başlayan Toure, Guti’yi kıskandıran bir arapası atıyor ki Van Persie kalenin dibinde buluyor kendini. Hareketli topu öyle bir durduruyor ki Fenerbahçeli Lugano Uruguay’a tek gidişlik biletini alıyor. Harika gelişen atak ise Volkan’ın parmakları ucuna çarpıp direkten dönüyor. Van Persie üzgün! Fenerbahçeli taraftarlar Volkan’a duacı. Onun sayesinde dakika 36 iken sesleri hala çıkabiliyor. Fenerbahçe kaçan bu golden sonra yorulan Arsenal’in üzerinde sağdan ve soldan ataklar geliştirerek baskı yaratsa da daha kaleyi bulamadılar. Ancak Gökhan Gönül iyi bir şut çıkarıyor kaleye ulaşan ama o da yaklaşık 30 metreden. Sanırım kanaryalar cezasahasına kolay kolay giremeyeceklerini anlayıp uzaktan şut atarak rakibi önce korkutmayı planlıyorlar. Ardından gelişen Arsenal ataklarında son paslar yerini bulmuyor. Bunlardan birinin sebebi ise altıpasa iyi kesilen topu harika uzanarak taca doğru çelen Volkan.  Sanırım bir dakika sonra Nasri’nin attığı şutu yine aynı çeviklikle kurtarırken bu iki güzel hareketi Arsenal taraftarları alkışlamaktan kendilerini alamıyorlar. Semih takımını ayakta tutmaya bal yapmaya devam ediyor ama tüm kovana yetecek mahsül veremiyor “Genç Golcü”. Çünkü peteği tek başına yapamaz hiç bir arı. Arsenal son beş dakikayı Fenerbahçe ceza alanı çevresinde geçiriyor ama gole gidecek bitirici pasları atamıyor. “Topçular”ın yapamadığını Roberto Carlos yaptığı ters vuruşla başarıyor ancak Volkan yine iyi bir zamanlamayla topa rakibinden önce sahip oluyor. Dakika 45 Aragones’in başı yine öne eğik ve yine alnını kaşıyor. Belli ki düşünceli.


İkinci yarı Fenerbahçe’nin ortasahadan çıkarken yaptığı top kaybıyla başladı. Bendtner kaptığı topu uzaktan şut olarak değerlendirdi, fakat top dışarda. Arapasların usta isimlerinden Fabregas’ın Van Persie’nin koşuyoluna attığı topu geç sezen Lugano kötü pozisyon aldığından çareyi hollandalıyı düşürmekte bulunca hakem Rosetti Porto maçında Lugano’nun takımını yalnız bırakacağını söyledi. Paslaşarak kullanılan serbest vuruşu Toure sert bir şekilde kaleye gönderse de Volkan bu topa d770989_mediumsquarea müdahale etmeyi başardı. Kullanılan kornerde topu ceza alanından hızlıca çıkarmasını başarınca Uğurla maçta buldukları ilk ciddi pozisyonu harcadılar. Ardından Kazım’la atak hazırlığı yapan Fenerbahçe, Jamaika’lı Afro-Türk laubauliliğine yenik düştü ve topu rakibine tekrar verdi. Kazanılan topu Bendtner ile 6pasa gönderen kırmızı-beyazlı rakip, hollandalı golcüsünün önündeki Carlos’u itince hakem faule hükmetti. Dakika 52’de Carlos 1998 yılında Fransa’ya attığı golü tekrar etmek ister gibi topa yaklaşırken eliyle hafif ve naif bir hareket yapıp kaptan Semih ve Gökhan’ı topun başından gönderiyor. Ancak attığı şut rakip kalecinin ellerinde son buluyor. Dakikalar 60’ı gösterirken Aragones klasik oyuncu değişikliğini yapıyor. Afro-Türk, yerini Gurbetçi-Türk’e bırakıyor. Arsene Wenger ise bu değişikliğe karşılık ilk maçta kapanış golünü atan ’90 doğumlu Ramsey’in yerine Diaby’yi alırken UEFA oyuna genç kaleci Vito Mannone’yi alıyor. (Canlı yayında ekrana böyle yansıdı…) Bendtner’in yerine ise üç senedir Arsenal forması altında görmeyi beklediğim Vela oyuna girdi. Yedek kulübesinin kalitesi ortada sanırım. Ali Bilgin ilk topunda neredeyim ben şaşkınlığıyla topu rakibine teslim ediyor. Vela ve Diaby ise sol taraftan rakibini dağıtmaya başlıyor. Oyuncu değişiklikleri sonra oyun daha rolantide geçiyor. Arsenal’in kanatlardan yaptığı ortaları Fenerbahçe tam manasıyla “savuşturuyor”. Genç oyunculardan kurulu rakipse ceza sahası dışından şutlarla kaleyi bulmaya çalışıyor. Bu arada sakatlanan R.Carlos Aragones’in Deivid’i oyuna alma ihtimalini ortadan kaldırıyor ve bir mahalle maçında oyuncu değişikliği yapılıyormuş gibi yerini Vederson’a bırakıyor. Arsenal yorgun olmasına karşın hala aynı tarz ataklarını geliştirmeye devam ediyor ama Fenerbahçe gerçekten “Çanakkale geçilmez”i oynuyor. Lugano ve Edu 1. Dünya Savaşı’ndaki bu savunma zaferinden haberdar değiller muhtemelen ama yarınki gazeteler Londra’daki savunma zaferine bu benzetemeyi yapacak. Dakikalar tükeniyor! (klişeleri seviyoruz!..) İki takımda fazlasıyla yoruldu. Artık atılacak ya da yenilecek golün tek sebebi yorgunluk olacak. Wenger sıkıntılı. Tottenham beraberliğinden beri küçük çaplı bir buhran yaşıyorlar. Beklenmedik puan kayıpları yaşadığı için basın biraz üstüne geliyor haliyle. Maça çıkmadan önce de Fenerbahçe maçını mutlaka kazanmak istediklerini ve hırslı olduklarını söylemişti. Sonuç işe şimdilik nötr. Fenerbahçe direnmeye devam ederken yorgunluğun sonucununda sakatlıklar geliyor. Uğur sekiyor muhtemelen bir zorlanma oldu kasığında. Gökhan ise oyuna Uğur gibi sakat sakat devam ediyor. 4. üncü hakem maçı 4 dakika daha uzatıyor. Fenerbahçe topu taca atarak zaman geçirmeye devam ediyor. Dakikalar 92 oldu… Fenerbahçe Ali Bilgin ile atağa kalkıyor Londra’da şimdi top Güiza’da ama topu kaptırdı Clichy’ye. Gökhan da topu Vela’dan kaptı ancak topu rakip kaleciye teslim etti. Arsenal ise Toure ile sağdan geliştirdiği son atakla da sonuca ulaşamayınca maç 0-0’lık sonuçla sona eriyor…

Maç yorumu: Fenerbahçe gerçekten iyi direndi. Rakibin tesadüfi veya laubauliliğinden yaptığı kayıplarından sonra topa sahip oldular. Bunları da verimli değerlendirmeye yönelik bir oyun düşüncesiyle sahaya çıkmadıkları çok belli. Zaten topla oynama yüzdeleri %37…
Buradan alınan puan kimseyi yanıltmasın. Fenerbahçe bugün futbol oynamadı ki alınan bir puan için iyi futbolla oynandı yorumu yapılabilsin.  Oynatmadı da diyemiyorum ne yazık ki. Çünkü sadece altıpasa kesilen ortalara yerinde müdahalelerde bulunup topu kalelerinden savuşturdular. Oynatmadı diyebilmek için gerçekten rakibini ısırmalı, oyununu bozmalı, topu gerçekten ayağında tutup verimli bir şekilde paslaşarak rakibin topla ilişkiye girmesini engellemek gereklidir.

azizyildirim9“Tesadüf” müdür bilemem ancak geçen sene Şampiyonlar Ligi’nde son sekize kalmış bir ekip olarak aynı şehri ziyaret eden Fenerbahçe bu sene aynı şehre grubunda sonuncu olmamak için geldi. Bu takım bu kadar zirvedeyken bugün alınan puana şükrediliyorsa, bu takımı bu hale getirenlerin oturup gerçekten düşünmesi gerekir ki biz de sene başında yapılan “ben inşaattan anladığım kadar futboldan da anlarım…” açıklamalarında bir doğruluk bulalım…

Kategorisi GenelYorum (0)

Sadece bir tercüme…


Fenerbahçe’nin hakkında daha önce insidefutbol sayfası için yazdığım önizlenimimi tercüme edeceğim o kadar. (Ayrıca Bknz.)

Fenerbahçe

Dünya yıldızlarını transfer etme politikalarına devam ediyorlar. Ancak Ronaldinho 21 Milyon Avro ederken Güiza’ya 14 Milyon Avro vermek ne kadar mantıklı olabilir? Şampiyon İspanya’nın kadrosunda bulunan Güiza bu paraya değdiğini kanıtlaması için geçen sezonki 28 gollük La Liga performansına devam etmeli.

Geçtiğimiz yıl Galatasaray Kalli’yi teknik direktör yapınca yaşını eleştiren kesim şimdi 70 yaşındaki Aragones’i takımın başına getirdi. Fenerbahçe’ye en önemli başarılarını yaşatan Zico’yu göndermek garip bir seçim olarak gözükebilir anca Fenerbahçe’nin geleneği budur. Eğer sezon sonunda takımı lig şampiyonu yapamamışsan, ne yaparsan yap kapıyı gösterirler.

Aragones’in düşündüğü futbol yapısını İspanya Milli Takımı’nda uygulatması hiç de zor olmamıştı, çünkü çoğu futbolcu kulüp takımlarında aynı futbolu oynuyordu. Hızlı, ayağa ve rakip defansı delici ara paslarla oyunu oynamak zor olmadı bu yüzden. Ancak Fenerbahçe’nin son 5 senesi hep Alex De Souza’ya bağlı oldu. Takımdaki şüphesiz en iyi oyuncu olduğu için gelen her teknik direktör Alex’e göre taktiğini kurdu. Ama Aragones inatçı olarak bilinen bir kişi ve İspanya’da oynattığı oyunu Fenerbahçe’ye de oynatmaya çalışacak ki bu bence çok zor.

İspanya’nın en önemli bloğu orta sahası ve Marcos Senna’ydı. Aurelio kontratı yenilenmiş olsaydı Senna’nın görevini yapabilirdi. Ancak bonservis bedeli ödenmeden gitti ve hala da yerini doldurmaya çalışıyorlar. Senna’nın takıma katılma ihtimalı hala da varmış. Göreceğiz.

Eski Galatasaraylı Emre’yi transfer etmek bu yaz transfer döneminin en sansasyonel hareketi oldu. Çünkü Emre yurtdışında oynarken, dönerse sadece Galatsaray’da oynayacağını söylemişti ancak o da parayı seçti ki bu da Galatasaraylı hayranlarının tepkisini çekti.

İlk 11 olarak bakıldığında çok güçlü bir kadroları var ancak yedek kadrosu hiç de öyle gözükmüyor. Volkan’ın arkasında tecrübeli bir kaleci yok. Edu ve Lugano’nun da iyi alternatifleri yok. Bu oyunculardan biri sakatlansa veya kart cezalısı olsa Fenerbahçe büyük sorunlar yaşar.

Avrupa Şampiyonası’nın son dakika golcüsü Semih Şentürk takımın en önemli parçası olacak. Sarı Kanarya’nın şampiyonluğu onun performansına bağlı…

Kategorisi GenelYorum (0)

3 haftada 20 kırmızı, 127 sarı kart


Turkcell Süper Lig’de ilk üç haftada hakemler rekor kırdı: 20 kırmızı, 127 sarı kart. 3 haftada hakemlerin eli toplam 147 kez cebine giderken, en çok kart kullanan Fırat Aydınus oldu. Aydınus, futbolculara 7 kırmızı 19 sarı gösterirken, Cüneyt Çakır ise 5 Kırmızı 9 Sarı çıkardı. Kartlarını en az kullanan Serkan Çınar ise sadece 1 Sarı kart gösterdi.

Gerçekten rekor gibi bir şey bu sonuçlar. Diğer liglerde çıkan kart sayılarından bir haberim ama zaten onlarla bir kıyaslamaya girmek niyetinde değilim. Daha ziyade kendimize dönüp bakalım bu kadar kartın sebebi nedir diye. Yoksa karşılaştırmaya kalkarsak sonuç belli… Eee onlarda da bu kadar kart çıkmış ne var ki bunda…

Futbol sert oyundur. Hatta faul yapmak bile bence oyunun gereğidir, bir kuralıdır. Ancak bu fauller yapılırken yapan kişi karşısındakini sakatlayacak kasti hareketlerden uzak durmalı. Yani küt diye gelip adamın alnının ortasına dirseği bindirmek yerine, koşan adamı durdurmak için ufaktan ayağına dokunsa sonuç belli faul ve yapana sarı kart… İşte bu oyunun içinde bir harekettir ve bence de bu yüzden faul yapmak oyunun bir kuralıdır.

Oyunun kuralı olmayan şey ise hakeme itiraz etmek! Bugüne kadar benim izlediğim maç sayısının bir çok katı maç izlemiş insanlara sorsak hakeme itiraz edip kararı değiştiren kaç olay vardır diye, bir emsal göstereceklerini sanmıyorum. Ama bizim futbolcumuzda var bir inat bu konuda bir ilk olmak konusunda.

En son itirazdan kartı Volkan gördü aklımda kalan. Bir sarı kart da Ayhan görmüştü hakemden rakibe kart göstermesini isteyerek. Kim bilir bu 127 sarı kartın kaç tanesi itirazdan, hakeme işini öğretme çabasından çıkartıldı merak ediyorum.

Bu kadar kart gösterilmesinin başka sebepleri de olabilir tabi ki itiraz dışında.  Futbolcu sert girebilir, düdükten sonra topa vurmuş olabilir ve tabi ki hakem haksız yönetim göstermiş de olabilir… Her yol hakemlere çıkıyor ya böyle durumlarda!

Bence eğer bu kartların gösterilme sebebi de araştırılırıp yayınlanırsa H,akemlerimiz mi çok acımasız ya da haksız kullanıyor kartlarını, yoksa futbolcular mı çok sert oynuyorlar ya da mental açıdan bazı şeyleri aşamamışlar mı daha iyi anlayabiliriz… Yani bir kere de skora bakmasak diyorum!

Kategorisi GenelYorum (0)

Delikanlı Kaleci Volkan


“Nasılı, masılı yok abi. Galatasaray golü attı. Herkes seyircisine koşuyor ve golün sevincini yaşıyordu. Ben de kaleden topu çıkarıyordum. Bir de baktım karşıma dikilmiş ve bana küfür savuruyor. Pis pis de gülerek tahrik ediyor. Ağır küfürler ediyor. Var mı böyle şey. Profesyonellik bir yere kadar. Ben ailem için varım. Adrenalinin yükseldiği dakikalar. Bir anda çıldırdım. Üzüntüden kahrolduğum anda, çileden çıkardı beni. Yaptıklarından dolayı asla pişman değilim. Bugün olsa yine aynısını yaparım. Türkiye’de örf ve adetlerimiz var. Deyin yerindeyse, bu hareket öldürme sebebidir. O yaptığı küfürler nedeniyle adam vurulur. Sıkıyorsa gelsin o küfürleri dışarıda yüzüme karşı söylesin. Sahada birşey yapamayacağımı çok iyi biliyor.

Bu sözler ulusal takımımızın kalecisine ait. Tamam, çok gergin bir maçtı. Son dakikada zorla atılan-yenen golle skor 2-1 olunca bir patlama yaşanması normaldir. Olması beklenen bir şey olsa da bu kavga, kesinlikle olması gereken değildi.

Maçtan sonra Volkan için yapılması gereken şey bence kadro dışı bırakılması iken, Fenerbahçe yönetimi ise “dışarıda dese öldürürdüm” mesajını veren futbolcusuna bir kuruş para cezası bile vermedi. Belli ki kulağını bile çekmemiş. Bir de PFDK’nın verdiği 6 maçlık ceza 4’e indirildi. Bu ne demektir; “Yaptın bi eşşeklik, suçlusun ama adam anana bacına küfretmiş kardeşim! Yerinde olsam ben de vururdum bi tane. O yüzden cezanı indirdik ağır tahrik var işin içinde. Delikanlı adammışsın be Volkan …..”

Fenerbahçe Yönetimi ve Federasyon’un bu tavrı göstermiştir kırmızı kartı Volkan’a, Çek Cumhuriyeti ve Hacettepe maçlarında. Çünkü iddialara göre Jan Koller de çok ağır sözler söylemişti Volkan’a. Volkan’ın da maşallahı varmış yabancı dilini çok geliştirmiş. Kim ne “küfür” ederse anlıyor. Acaba Türkiye hakkında sorular sorulsa güzel İngilizcesiyle anlatabilecek mi? Hacettepe maçında ne yaptı canım abartıyorsun diyenler olabilir. Ama Volkan kaçan penaltının ardından hakeme yönelip yine “bak işte penaltı değildi gördün mü yukarıda allah var” diyerek penaltı olmadığı konusunda itirazlarına devam etti. Hakeme itiraz kesinlikle sarı karttır. Bunu bilmiyorsa oynamasın.

Geçtiğimiz Şubat’ta oynanan Galatasaray maçından itibaren ben bu adamın Ulusal Takım kaleceliğini haketmediğini düşünüyorum söylüyorum. Zaten Çek maçında da ben bu kaleyi haketmiyorum Tuncay bile geçse olur demişti. Neyse ki son dakikada yemişti de kartı yine biz sırtını sıvazladık koskoca Koller’i de devirdin be koçum aslanım diyerek.

Kaleci Profili
Bir yanda Hamidou’nun yediği golden sonra yanına gidip onu teselli edip, maç sonu da bunlar futbolun içinde olan şeyler Hamidou’nun yerinde olmak istemezdim diyen Aykut… Bir yanda penaltı kurtarıp yarı finale çıkmaya hak kazanmasına karşın sevimek yerine ilk olarak Petric’in yanına yönelen Rüştü… Bir yanda da “pişman değilim bir daha olsa bir daha yaparım” diyen Volkan… Harbi adammışsın be Volkan!! Yine yaptın yapacağını…

Kategorisi GenelYorum (0)

Sadece “Kendimizi hatırlatmak” değil


Milli takımın yeni futbol çabası, Türk futbolu için Euro 2008’de başarılı olmanın ötesinde önemli. Bu turnuva bir “artık Hakan Şükür’ü tartışmama” fırsatı.  (MedyaKronik)

Sadece saatler kaldı. Sekiz yıl aradan sonra Türk Milli Takımı, Avrupa şampiyonluğu için mücadele verecek. “Bu değil de, şu olsaydı” gibi yorumların artık bir anlamı yok. (Milli takım başarılı olamazsa elbette kadro tercihi de tartışılacak. Başarılı olursak, elbette, bu konu hatırlanmayacak.) Bu noktada, mevcut kadrodaki oyunculardan beklentilerimizi, tek tek değerlendirmek istiyorum.

Kalede Rüştü Reçber ve Volkan Demirel’in tercih edilmesi, elbette bu ikilinin uluslararası maç tecrübesinin fazlalığına dayanıyor. Ancak yine her ikisinin ortak özelliği, umulmadık hatalar yapabilmesi. Bunların en aza inmesini ümit etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Rüştü, katıldığı ilk Dünya Kupası’nın bir çok yorumcuya göre en iyi kalecisi olmayı başarmış bir futbolcu. Volkan’ın Chelsea karşılaşmasındaki performansı da, kalede sorun yaşamayacağımız konusunda bizi umutlandıran bir başka neden. Trabzonspor’da iyi bir sezon geçiren Tolga Zengin’i büyük ihtimalle sahada göremeyeceğiz. Ancak bu isim de bizi olumsuz düşünmeye sevk etmiyor.

Endişe veren hat: Defans

Tartışmaya en müsait mevkiimiz defans. Sakatlığı ile korkutan ama 10 gün topa değmeden, sabırla tedavi olup geri dönen Servet Çetin, sadece azmiyle bile bu hatta en güvenilecek isim. Servet’e Çek Cumhuriyeti maçında çok iş düşecek. Forvet Jan Koller’i durdurabilecek bir oyuncu Servet. Kullandığımız korner atışlarında onun kafayla gol attığını görmek, eminim hiçbirimiz için sürpriz olmayacak.

Servet’in yanında ise Emre Güngör’ün oynaması taraftarıyım. Çünkü özellikle defansın göbeğindeki iki oyuncunun uyumu, savunma hattı için en önemli gereklilik. Bülent Korkmaz ve Alpay Özalan ikilisi, bu uyumun önemini bize gösteren en iyi örnek. Emre Galatasaray’da Servet’le kısa sürede harika bir ikili oluşturup Kamerunlu Song’u bile kesti. Milli takımdaki yerini de, Fenerbahçe maçlarında sergilediği oyunla hak etti.

Ama korkarım ki sahada Emre Güngör yerine, Gökhan Zan’ı göreceğiz. Sık sakatlanması nedeniyle “cam adam” lakabı takılan Zan, kulübü Beşiktaş’ta da endişeyle karşılanıyor. Nitekim Beşiktaş geçen onun mevkiine iki yabancı ve bir de Türk stoper transfer etti. Zan’ın, Uruguay maçında kaptırdığı topla kalemizde gole neden olması endişelerimi arttırıyor.

Savunmadaki dördüncü oyuncu Emre Aşık, mevkisinin en tecrübelisi. Euro 2000’de de Rüştü ile forma giyen iki oyuncudan biri. Nitekim onun sorunu da, çok iyi oynadığında bile kontrolsüz hareketlerle penaltıya ya da oyunda dışında kalmasına neden olabilmesi. Emre de Uruguay maçında bu tehlikeyi hissettirdi.

Hakan Balta sakatlanmamalı

Sol savunma kanadında Hakan Balta alternatifsiz görünüyor. Fatih Terim, üç hazırlık maçında da ilk 11’de onu oynattı. Hakan’ı Uğur Boral’a göre daha güçlü kılan tarafı, savunmada daha iyi olması. Slovakya maçındaki golleriyle atakta da verimli olabileceğini gösterdi. Sakatlanırsa, yerini doldurmak için en çok zorlanacağımız mevki.

Sağ tarafta ise Gökhan Gönül’ün sakatlığı, Süper Lig’in son düzlüğünde eski günlerine dönen Sabri Sarıoğlu’nu birinci tercih haline getirdi. Sabri, Slovakya maçındaki gol pasıyla kendisine güvenenleri selamladı. Hamit Altıntop’un daha çok orta sahaya destek vereceğini düşünürsek onun koridorunda da alternatif oyuncu sıkıntısına girebiliriz. Sabri sadece milli takım için değil, tribünde onu izleyen İtalyanları da düşünerek sinirlerine hakim olmalı.

Orta saha, iki yöne de hakim

Orta sahaya geldik. Burası en güvendiğimiz bölge. Mehmet Aurelio, Emre Belezoğlu ve Hamit Altıntop’tan oluşması beklenen orta üçlü, mevcutların en iyisi. Futbolda, iki yönlü ve efektif oynayabilen orta saha oyuncularının öneminin arttığı bu dönemde Emre ve Hamit bu ihtiyacı karşılıyor. Aurelio ise sağ ve sol kanat defans oyuncularının atağa çıktığı dakikalarda, defanstaki orta ikiliye vereceği destekle orta saha ve defans bloğunun kopmasını engellemeye çalışacak. Alternatifi Mehmet Topal da bu işin üstesinden gelebilecek kapasitede.

Çok tartışılan Emre, takım kaptanı olarak sahaya çıkacak. Kaptanlık bandı onu daha arzulu ve sakin oynamaya itiyor. Premier League’de kendine kattığı, çapraz uzun top atma özelliği ile takımı bir anda atağa kaldırabilir. Yine de bu bölgede Hamit, ataklarda en etkili olacak isim. Uzaktan şutları, ceza alanı çevresinde duvar pasları, ortaları, duran top becerisi ve sakinliği ile en güvenilen oyuncular arasında.

Ayhan Akman, son dönemlerdeki performansıyla iyi bir alternatif. Ama sadece alternatif. Çünkü topu yavaşlatıyor. Tümer Metin, 2006 Dünya Kupası elemelerindeki grup maçlarında ne kadar verimli olabileceğini gösterdi. Maçın gidişatına göre Emre Belezoğlu’yla değişebilir.

Nihat Kahveci ortada olmamalı

İleri üçlüdeki üç formanın yedi adayı var. Nihat Kahveci forması en garanti oyuncu. Onu bu üçlünün sağında oynatmak, ortada olmasından çok daha fazla şey katacaktır takıma. Ortada oynatılıp, verimli olamaması Nihat’ı kaybetmemize bile neden olabilir. Çünkü Nihat kaleye sırtı dönük oynamayı becerebilen bir oyuncu tipi değil. Önüne atılan hızlı toplarda adam eksiltip gol atabiliyor. Ayrıca serbest vuruşlarda gole en yakın oyuncumuz.

Üçlünün ortasında hedef adam olarak oynayabilecek tek isim Semih Şentürk. Büyük turnuva eksikliği ve sonradan oyuna girdiğinde daha verimli olması, onu bu bölgede ikinci sıraya itiyor. Solda Tuncay Şanlı’nın oynaması kesin. Sağın ise dört adayı var: Kazım Kazım, Mevlüt Erdinç, Arda Turan ve Gökdeniz Karadeniz. belirsizliği mevcut.

Hazırlık maçlarında forma şansını yeterince bulamayan Gökdeniz, hızlı oyunda takıma çok şeyler katabilecek bir oyuncu. Mevlüt ve Kazım, sadece bu mevkinin değil, tüm takımın en sürpriz isimleri. Hazırlık maçlarında bu formanın hakkını verebilecekleri gösterdiler. Neredeyse aynı tipteler: Hızlı, adam geçebilen ve sert şutları ile gol kovalayabilin. Rakiplerin bu ikiliyi daha az tanıyor olmaları bence avantaj. Belki de Fatih Terim iki oyuncuyu bu yüzden tercih etti.

Arda, öyle ya da böyle bu turnuvada oynayacak. Ona ne kadar güvensek de ilk 11’de girmesi kesin değil. Üst düzey bir turnuvaya ilk defa katılıyor olması ekliği olarak gözükebilir. Oysa Genç milli takımlarla Avrupa şampiyonluğu, dünya dördüncülüğü görmüş bir oyuncu. Yani aslında, hafife alınmayacak kadar tecrübeli.

Hakan Şükür “geleneği” sona erecek mi?

1990’dan beri, milli takımla ilgili hemen her tartışmanın Hakan Şükür’e çıktığı futbol vizyonumuz bu turnuvada genişleyecek mi? Ben öyle umuyorum. Kadro ve hazırlık maçları da beni doğruluyor. Ayağa, hızlı, alan daraltan, derinlemesine çapraz uzun paslarla kanat bindirmeleri bol, uzaktan şutları bol, havadan ileriye şişirmesi az, geride pas hatası az, defansif zaafı az, yan toplarda zaafı az bir milli takım var olmaya çalışıyor.

Bu anlaşışı, Manchester United ve Roma’nın oynadığı, yarım forvet özellikli üç ileri uç oyuncusuyla yapmaya çalışacak Fatih Terim. Bunları yapabilirsek Fatih Terim’in dediği gibi kendimizi hatırlatabiliriz. Ama bir de milli takım bu taktikle başarılı olamazsa, o zaman vay halimize! İşte o zaman takıma giremeyenler, hazırlık kampından döndürülenler, İsviçre maçında rakibi dövenler, basın tribününe yumruk kaldıranlar ve elbette Hakan Şükür hatırlanacak.

Kategorisi GenelYorum (0)

Rakip Chelsea


Bu sezon tüm Avrupa’yı şaşırtan Fenerbahçe, bu maçlarda da şaşırtmaya aday. (MedyaKronik/HaberVesaire/14.03.2008)

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali’nde eşleştiği Chelsea ile bugüne kadar hiç karşılaşmadı. Kuruluşundan bu yana maçlarını 42,055 kapasiteli Stamford Bridge’de oynayan Chelsea, 2004-2005 sezonundan itibaren bu statta oynadığı 118 maçta -ikisi Liverpool, biri Barcelona’dan olmak üzere- sadece üç mağlubiyet aldı. Bu açıdan bakıldığında Fenerbahçe’nin Londra’daki maçta işi çok zor. Az gol yeme özelliğine de sahip takım, bu yıl Premier Lig’de bu statta oynadığı maçlarda dokuz yedi. Şampiyonlar Ligi’nde grup maçlarında kendi evinde oynadığı maçlarda yediği tek gol ise Norveç ekibi Rosenborg’dan geldi. Avrupa’nın güçlü ekipleri içinde ismi çok geçmeyen bir takımdan gol yiyebilmesi, Fenerbahçe için bir umut olabilir. Fenerbahçe’nin umudunu arttıran ikinci bir neden ise, Chelsea’ye grup maçlarında gol atamayan hemen tüm takımların, bu sezon istikrarsız performans göstermesi.

Hızlı oynamak şart

Kalesinde Avrupa’nın en iyilerinden Petr Cech bulunan Chelsea’nin defasında John Terry, Ricardo Carvalho, Alex, Ashley Cole, Juliano Belletti gibi çok önemli oyuncular yer alıyor. Özellikle Terry ve Carvalho’nun uyumu takımın yediği gol sayısındaki en önemli etken. Hızlı ve oyun görüşü çok iyi olan bu ikili, birebir mücadelelerde sert ve etkili defanslarıyla rakip forvetleri yıldırıyor. Bu ikilinin karşısında ayakta kalkmak gerekecektir. Ya da akıllıca davranıp, ceza sahasına yakın bölgelerde serbest vuruş kazanılmalı. Bunu yapabilmenin ilk şartı ise hızlı oynayabilmek. En son, Vestel Manisa maçında hızlı atak yapabileceğini gösteren Fenerbahçe’nin karşısında bu sefer, 24 milyon sterlin ettiğine kendisi bile inanmayan Ganalı yıldız Michael Essien, John Obi Mikel ve son maçta Derby County’ye karşı takımının altı golünün dördünü atıp, bu sezonki en yüksek performansına ulaşan Frank Lampard var. Aurelio, Selçuk, Uğur Boral’lı orta sahanın bu isimler karşısında hataya düşmeleri çok ağır cezalandırılabilir.

Destekçi forvetlere dikkat

Forvet hattında Fildişi Sahilli, “Kara İnci”’ Didier Drogba, Ukraynalı Shevchenko ve eski bir Fenerbahçeli olan Nicolas Anelka var. Oynaması durumunda Drogba’nın karşısında ayakta dimdik durabilmek gerekecek. Dünyanın, fizik kuvvetini en iyi kullanan golcülerden Drogba, uzaktan, sert ve beklenmedik şutlarıyla Volkan’ı avlayabilir. Sevilla maçından sonra bunu deneyeceklerinden şüpheniz olmasın. Topla hareketli ve hızlı olan diğer iki forvet iiçin büyük boşluklar bırakmak da golle cezalandırılacaktır. Anelka’nın bu konuda neler yapabileceğini çok iyi biliyoruz. Shevchenko’nun ise Fenerbahçe’ye karşı Milan’da oynadığı maçları hatırlamak yeterli. En tehlikeli atak organizasyonlarını kanatlardan, destekçi forvetleriyle geliştiren Chelsea’de Joe Cole, Salomon Kalou ve bu sezon iyi bir çıkış yakalayan Shaun Wright Phillips’e dikkat edilmeli. Gökhan Gönül ve Vederson’un Sevilla maçlarındaki performansları bu konuda bizi olumlu düşüncelere itiyor. Roberto Carlos oynarsa, sol kanatta daha güvenli durabilir Fenerbahçe. Ayrıca kanatlardan gelişecek hızlı ataklarda ön direğe kesilecek sert ortalarda, Edu’ya dikkat!Bu sezonki performansıyla tüm Avrupa’yı şaşırtan Fenerbahçe, bu maçlarda da şaşırtmaya aday. Ümitlenecek çok şeyleri var. Güzel ve ayağa top oynamaları takımın artısı iken yavaş oynamaları dezavantaj.

Beşiktaş’ın 2003’te Stamford Bridge’de Sergen’in attığı gollerle kazandığı maç, Chelsea’nin üzerinde hâlâ geçerli bir baskı oluşturma ihtimalini de göz ardı etmemek lazım. İlginç bir tesadüfle Chelsea de, tıpkı Sevilla gibi 1905’te kurulmuş. Fenerbahçe’nin bu yılda kurulup, Avrupa’da kupa kazanan ekiplere karşı bir üstünlük sağladığını düşünürsek, bu takımlarla aynı kadere sahip olan Chelsea’yi yenmek çok da uzakta görünmüyor. Bol şans Fenerbahçe.

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 1-Futbol, 2007/08, Chelsea, Dünyadan Futbol, Erkekler Şampiyonlar Ligi, Fenerbahçe, İnceleme, İngiltere Ligleri, Premier Lig, Şampiyonlar Ligi, Spor Toto Süper Lig, Türkiyeden FutbolYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler