Etiketler | "yıldıray baştürk"

Bu durumdan hiç Mesut değilim!


Gündemimizi çok meşgul ediyor şu gurbetçi futbolcu meseleleri. Yine benim yetişebildiğim kadarıyla taa Erdal Keser’den başlayarak dışarda imal ettirdiğimiz yerli mallarına yaptığımız yurda dönüş çağrısı. Ama bu durum günümüzde ayyuka çıktı. Hakkaten abarttıkta abarttık. Bugün sporx spor haber portalı manşetine Kicker’ın haberini taşıdı. Haber’in haberciliğini yapmak da ayrı bir gazetecilik modası oldu. Neyse arada biz de yapıyoruz. Alışkanlık olmasın yeter ki… Alman Kicker dergisinin haberine göre Mesut Özil hala Türk Ulusal Takımı’nda oynayabilirmiş. Çünkü FIFA tüzüğünün 64. sayfasındaki 18. maddenin 1-a paragrafında, bir oyuncunun bir federasyon adına resmi bir müsabakada oynaması durumunda başka bir federasyonda oynayamayacağının yazılı olduğu, ancak Mesut’un Almanya adına Norveç’e karşı oynadığı karşılaşmanın bir hazırlık maçı olduğu ve bu kapsama girmediği belirtiliyormuş… Almanlar bu haberi muhtemelen hala Mesut’u kaybedebilecekleri ihtimalinin üzerlerinde yarattığı kaybetme korkusuyla yapmışlar. Kendileri açısından çok haklı bir durum. Böyle bir yeteneğe yıllardır Alman Ümit Takımı’nın formasını giydirdikten sonra gidip de Türkiye’nin formasını giymesini istemiyorlar. Ancak bu durum bizim ne kadar umrumuzda olmalı? Olmalı mı?  “Aha elimize fırsat geçti deyip Mesut’u ikna edebiliriz” mi demeli? Ya da Mesut hiç olmamalı mı? Veya da Mesut’un “Dünya kupasında Alman Milli Takımı’nda yer almak istiyorum. Bunun için çok çalışacağım. Benim arkadaşlarımın çoğu Alman. Türk Ulusal Takımı’nda oynamayı hiç düşünmedim” çok normal karşılanacak açıklamalarını “Mesut’tan şok sözler” başlığıyla verip, çocuğu gencecik yaşta vatan haini olarak mı yansıtılmalı? Bence hiç biri. Hem de hiç biri… Mesut’un bu takımda oynayıp oynamaması şu anda zerre alakadar etmiyor beni. Çünkü bizde Manchester United’da oynayan Anderson’dan daha yetenekli Nuri Şahin var!  En az Carlos Vela kadar golcülüğünden şüphe etmediğim Tevfik Köse var! Ama neredeler!? Tamam Tevfik’i eledim. Daha A Takıma almadık onu. Belli ki almayacağız da. Kayseri’de çürüyüp gidecek başka bir İlhan Parlak -F.Bahçe’deki hali- vakası olacak. Şu anda gurbetçi oyunculardan adam gibi her maçta oynayabilen bir tek Hamit bulunuyor kadromuzda. Halil tek-tük, Yıldıray’ı küstürdük, Ceyhun Gülselam’a ümit verdik, geri gönderdik. Mesut’tan daha çok iş yapacağına inandığım Nuri’yi ise Emre Belözoğlu’na tercih ediyoruz, “Hala!”. Mesut, Bremen’de Diego’nun -Brezilya Ulusal Takımı’nın 10 numarası- formasını alırken, Emre Belözoğlu’na tercih edileceği bir takımı neden seçsin ki?? Bizim önce Nuri’ye sahip çıkmamız gerek. Sonra emin olun daha çok mesut olacağız…nuri_odul_2006

2005 yılında yapılan Dünya U-17 Şampiyonası kadrosunda bulunan Nuri bronz top ödülüne layık görülmüştü. Brezilya’lı Anderson (Porto-Man Utd.) turnuvanın en değerli oyuncusu seçilerek Altın Top’u kazanırken Meksika’lı Dos Santos (Barcelona-Tottenham) Gümüş Top’u evine götürdü. Yani Nuri turnuvanın ilk üçündeydi. Gol krallığı ise çekişmeli geçti, Altın ayakkabı 5 gol ile gol kralı olan Meksikalı Vela‘ya (Arsenal), gümüş ayakkabı 4 gol ile Nuri Şahin’e, Bronz ayakkabı ise yine 4 golle Tevkik Köse’ye verildi.. Yani anlatabiliyor muyum derdimi?

Kategorisi GenelYorum (0)

Sporsevere Show TV kazığı


Günlerce reklamı yapılan UEFA Kupası Finali’nin canlı yayınlanmayacağı, karşılaşmaya dakikalar kala duyuruldu. Maç, Show TV’nin internet sayfasından ücretli izlenebildi. (MedyaKronik/HaberVesaire/15.05.2008)

Dün akşam Avrupa’nın en büyük ikinci kupası olarak nitelendirilen UEFA Kupası’nın finali, Rusya’nın Zenit ve İskoçya’nın Glasgow Rangers kulüpleri arasında oynandı. Karşılaşmanın Türkiye’deki yayın haklarını Show TV satın aldı ve günlerce bu maçın reklamını yaptı. Ancak karşılaşmanın başlamasına dakikalar kala, ekranda beliren altyazıyla, canlı yayın yapmayacağını ve maçın 23:25’te banttan yayınlanacağını duyurdu.

Maçın başladığı dakikalarda hâlâ, Show TV’nin internet sayfasındaki yayın akışında maçın 21:45’te canlı yayınlanacağı bilgisi yer alıyordu. Anasayfadaki “UEFA Kupası heyecanı Show TV’de” yazan linki tıklayınca gördüm ki, maçı internetten yayınlanıyor. Ama 5 avro karşılığında! Canlı yayından kast ettikleri, ceplerini canlandırmakmış demek ki.

İzleyiciden, kişi başı 5 avro kazanmak için yapılan bu uygulamanın ne kadar adil olduğuna siz karar verin. Ancak bir maçın (hele ki UEFA Kupası finalinin) canlı yayınlanmamasının çok önemli bir özrü olmalı. Çünkü bir futbol müsabakasını seyretmenin başlıca nedeni, sonucunu önceden bilememenizdir. Sonucunu bildiğimiz bir spor hadisesini hangimiz izlemek isteriz?

Gelgelelim, maç saatinde kanalda Acun Ilıcalı’nın sunduğu “Var Mısın Yok Musun” yarışması yayınlanıyordu. Televizyon izleyicisinin yoğun ilgi gösterdiği bilinen bu yarışma, banttan yayınlanıyor. Televizyon yayıncılığından hiç anlamam. Ama banttan olduğu yayın saati kaydırılabilecek bir yarışmanın, canlı verilmediği durumda “çöpe gidecek” bir UEFA finaline tercih edilmesini hiç anlayamıyorum.

Üstelik bu maçın, Türk izleyicisi için farklı bir anlamı da vardı. Çünkü Avrupa’nın zirvesindeki takımlardan birini belirleyecek olan bu karşılaşmada milli oyuncumuz Fatih Tekke de ter dökecekti. Fatih,
Yıldıray Baştürk’ün Bayer Leverkusen formasıyla 2001 yılında Real Madrid’e karşı oynadığı Şampiyonlar Ligi Finali’nden sonra, yabancı bir takımla Avrupa’da final oynayan ikinci futbolcumuz olacaktı. Sadece bu bile, bu maçı televizyondan izleme hakkını bize veriyordu. Ama yayınlanmadı. Kazık yedik. Yediğimiz kazık 5 avroyla ölçülebilecek bir kazık da değil üstelik.

Ben, vefalı bir arkadaşımın yardımıyla maçı internetten, hem de bedavaya seyrettim. Fatih Tekke 90 dakika boyunca oyunda kaldı ve iyi bir performans gösterdi. Uzatma dakikalarında, takımının ikinci golünün pasını da verdi. Zenit karşılaşmayı 2-0 kazandı. Fatih Tekke, Galatasaray’ın başarısından sonra UEFA Kupası’nı kaldıran ilk Türk futbolcu oldu.

Show TV, belki yarışma programının izlenirlik oranına ulaşamayacağı kaygısıyla, izleyicisine verdiği sözü tutmadı. Reyting denen şey bu kadar önemliyse eğer, gerektiğinde bu kaygıyı görmemezlikten gelmeyi başaran televizyon kanallarını kutlamak lazım. Sadece Tuncay Şanlı’nın takımı diye, Tuncay o gün oynamıyor olmasına rağmen, Premier League’deki Middlesbrough takımının, bu sezon İngiltere üçüncü liginden de düşen Mansfield ile “FA Cup” karşılaşmasını yayınlayan TV8’i… Ve “”Ah Tugay girse de birazcık topa dokunsa” diye heyecanla izlediğimiz Blackburn Rovers maçlarını yayınlayan FOX TV’yi.

Tekrar etmemde fayda var: Bir ulusal kanal, Show TV, dün akşam izleyicisine verdiği sözü tutmadı; kazık attı. UEFA Kupası Finali’nin heyacanını “gasp etti”. Ve Türk futbolu için yeterince tarihi bir hadise yaşanırken, Fatih Tekke’nin kutusundan bir şey çıkmayacağına inanmış olmalı ki Acun’un bayat kutularını açmayı tercih etti.

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 1-Futbol, İnceleme, YorumlarYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

Facebook Hayran Sayfası

Eylül 2023
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930