Etiketler | "zenit st. petersburg"

Lincoln Zenit’e?


lincoln280diye diye diye yazılıyor, çiziliyor. Artık gönderilmesi gerekiyor orası kesin. Çünkü bir futbolcu çalıştığı takımın teknik adamlarından sıkılmışsa, ikide bir rest çekip duruyorsa takımdan soğur, takım ona soğur. Bu yüzden artık kendisinden cımbızla alınan verim de mumla aranacağından takıma bir faydası dokunmayacaktır. Gitsin de, nereye gidiyor? Zenit diyip duruyorlar. Merak ettim St. Petersburg’lu gazeteci Andrey Lyalin’le konuştum. Kendisi benden Meira hakkından bilgi istemişti. Münasebetimiz bu yüzden başladı. Bugün kendisini mail attım; dedim hacı ne iş Lincoln, Zenit’e falan gidiyor diyorlar. Nedir bu işin aslı astarı? Ne diyo lan bu lavuk…

Kategorisi GenelYorum (0)

Galatarasaray’ın Final şansı


UEFA’dan gelenlerin şansı: %25
bulent-taffarelBu yıl ülkemizi avrupa kupalarında temsil edecek takım olarak sadece Galatasaray kaldı. Sarı – Kırmızılı ekibi 18 Şubat ve 26 Şubat’ta oldukça zorlu iki maç bekliyor. Hedef tabi ki İstanbul’da oynanacak finalde oynayıp kupayı kaldırmak. Tüm Galatasaraylıların UEFA Kupası’ndan beklentisi bu. Takım bu yüzden kadro yapısı olarak daha da güçlendirildi. Ve şanssız bir yenilgi dışında çok iyi sonuçlar alınarak UEFA Kupası’nda son 32’ye kalındı. Grupta ikinci olunarak Şampiyonlar Ligi’nden gelecek bir takımla eşleşmenin dünyanın sonu olarak görüldü. Ancak durum hiç de öyle değil. UEFA Kupası gruplu oynanmaya başlandığından 2004 yılından bugüne dek Şampiyonlar Ligi’nden gelip şampiyon olan tek takım CSKA Moskova olmuş. Diğer yıllarda şampiyon olan takımlardan Sevilla 2006’te kupaya uzandığında UEFA grubunu 7 puanla 1., 2007’de ise grubunu yine 7 puanla ancak 2. sırada bitirmişti. Geçen yılın şampiyonu Zenit St. Petersburg ise grubundan tek puan farkla ve neredeyse mucize ile çıkmayı başarmış. AZ Alkmaar son maçında 2-3 yenilmeyip, 3-3 berabere kalsaydı Zenit ve AZ’nin puanları, averajları, attığı ve yediği gol sayıları eşit olacaktı. Zenit’in şampiyonluğu ‘o’ derece bir mucize… Yine bu kupa gruplu oynanmaya başladığından bu yana, son 32’ye kalan 8 Şampiyonlar Ligi takımından 2005,2006 ve 2007 yıllarında sadece 3 takım son 16 ‘ya kalma başarısı gösterirken, geçen yıl şampiyonlar liginden gelen 5 takım son 16 ya kalabildi. Ancak yine sonuç değişmedi ve UEFA gruplarında mücadele eden takımlardan Zenit şampiyon oldu.

Kupalar Yerli Hocaların

Bu yıl 38.’si oynanan UEFA Kupası’nı bugüne dek 24 takım kazandı. Oynanan 37 finalden Juventus ve İnter 3’er kez kupayla ayrılırken takımın başında yerli hoca bulunuyordu. 1972’de oynanan ilk finalden bu yana istisna olan tek takım Liverpool, bu kupayı ilk kazandığında takımın başında İskoç Bill Shankly, ikincisinde İngiliz Bob Paisley, üçüncüsünde ise Fransız Gerard Houiller bulunuyordu. Takımın başında yabancı hoca bulunuyorken şampiyon olan diğer takımlar ise Hollandalı Dick Advocaat ile Rus takımı Zenit, Hollandalı Huub Stevens ile Alman Schalke 04. Yani toplamda oynanan 37 finalde sadece 4 kez takımlar yabancı çalıştırıcı ile şampiyonluğa uzanabilmiş. giovanni_trapattoni_634410

Hiç sevemedim Trapattoni’yi ama bu kupayı 3 defa kazanarak rekoru elinde bulunduruyor.

İkisi Juventus biri de İnterle kazanılmış 3 UEFA Kupası var. Yok 4 değil 3 ben saydım Gio…

Bu yıl ise son 32’ye kalan 20 takımın başında yerli çalıştırıcı bulunuyor. Yani yukarıdaki tezimize göre Lech Poznan, Metalist Kharkiv, Braga,St. Etienne, Nec Nijmegen gibi takımların şansı Galatasaray’a göre daha yüksek kewell-barosgözüküyor. Son şampiyon Zenit’in, daha bir kaç yıl önce kupaya uzanan CSKA Moskova’nın , bu yılın süpriz takımları Twente ve Standart Liege’in ve tabi ki Alman çalıştırıcısı olan Galatasaray’ın şanslarını oldukça düşürüyor. Ancak bu güne dek oynanan 37 finalden Alman hocaların 5 kez kupayla ayrıldığını bilmekte yarar var.
İstatistikler elbette sadece geçmişe ait verilerdir. Her zaman da yenilenmektedir.  Bu verilerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğidir önemli olan. Galatasaray’ın sadece bir sonraki tura çıkma şansını değerlendireceksek, sarı – kırmızılı ekibin son 16’ya kalma şansı: % 78…

Kategorisi GenelYorum (0)

Lenin’in Takımı Rubin Kazan


Rus takımları 17 yaş altı milli takımımızın yıldızlarından Caner Erkin’in CSKA Moskova’ya transfer olmasıyla keşfetti Türk futbol pazarını. Ardından son şampiyon Zenit St. Petersburg Fatih Tekke’yi transfer edip, bu oyuncudan verim alınınca diğer takımlar da Türk futbolunu yakından incelemeye aldı. Rubin Kazan’ın Gökdeniz transferiyle bu durum doruğa ulaştı.

Türk Pazarı’nın Keşfi

2007 yılında Galatasaray’dan Stjepan Tomas’ı ve Hasan Kabze’yi kadrosuna katan Rubin Kazan takımı bir anda ülkemizde de adı anılır bir takım olmaya başladı. Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz’u transfer etme çabalarıyla bir dönem gündeme oturan takım, Hasan Kabze’nin golleriyle kazandıkça, kelime oyunlarını çok seven medyamız tarafından da “Rubin ‘Kazan’dı” cümleleriyle bir çok kez manşetlere taşındı.

Son manşetini de Trabzonspor’a bonservis bedeli için 8.7 Milyon Euro ödeyerek kadrosuna kattığı Milli oyuncumuz Gökdeniz’in transferiyle attı Rubin Kazan. Peki neyin nesidir bu takım, biraz daha yakından bakalım.

Lenin’in Mıntıkası

Gorbunov Farbrikası tarafından 1930’larda kurulan takım, hızlı bir çıkışla Kazan şehrinin güçlü takımlarından biri haline gelir. Lenin’in üniversite öğrenimi bitirdiği şehrin takımı, o dönemlerdeki siyasi durumlardan dolayı adını bir çok kez değiştirmek zorunda kalır. Önce “Lenin’in Mıntıka Takımı” ve “Krylia Sovetov”, olur. Sonra uzun bir süre “Iskra” olarak anılırlar ve sonunda bugünkü adı “Rubin” olarak anılır.

Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’ın takımı Rubin senelerce, ikinci lig ve birinci lig arasında mekik dokumuş bir takım. Yani bizim liglerimizdeki Kocaelispor, Sakaryaspor, Eskişehirspor gibi bir takım görüntüsünde. Tarihlerindeki en önemli ve ilgi çekici maç 1947 yılında, Spartak Moskova ile yapılan dostluk maçı. 2-6 mağlup durumdayken 6-6 biten maç sonrası inatçı karakteriyle anılmaya başlar. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse inatçılığı 1. lige çıkmak ve oradan düşmemekle sınırlı kalmıştır.

Lig Geçmişi

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılana kadar, Sovyet Şampiyonlar Ligi(Soviet Top League) olarak nitelendirebileceğimiz ligde hiç mücadele edemeyen ekip, uzun bir süre alt liglerde mücadele etti. 1993-1994 sezonunda Gençlerbirliği’ni de çalıştıran teknik adam Kurban Berdyev’in 2001 yılında takımın başına geçmesiyle yükselişe geçerler. Aynı anda takımın başkan yardımcılığını da yapan teknik adam, takımı 2003 sezonunda “Russia Premier” Ligi’ne çıkarır. Premier Lig’deki ilk sezonunda büyük bir sürpriz yapıp ligi 3. bitirip, UEFA Kupası’na katılmaya hak kazanırlar.

Bu başarılarını 2003 sezonunda kendi sahalarında oynadıkları 15 maçta, aldıkları tek mağlubiyet ve iki beraberliğe bağlamak mümkün. İlk defa katıldıkları UEFA Kupası serüvenleri kısa sürer ve ilk turda elenirler. 2004 sezonunda 10., 2005’te bu sefer kendi sahalasında oynadığı 15 maçtaki yenilmezliği ile 4. , 2006’da 5. ve geçtiğimiz sezonda da 11. olarak bitirirler ligi.

Sezon Hedefleri

Resmi olarak 1958 yılında bugünkü adını alan takım bu sezon 50. yaşını kutluyor. 2005 senesinden beri kulübün başkanlığını ve Tataristan’ın başkan yardımcılığını yapan Alexander Gusev, bu sezonki hedeflerini Avrupa Kupaları’na katılmak olarak belirlemiş.

Bunu başarabilmek için de daha önceki sezonlarda harcamadıkları kadar transfere para harcamışlar. Transfermarkt.de sitesine göre toplamda 19.45 Milyon Euro’ya yapılan transferlerde göze çarpan ilk isim Gökdeniz Karadeniz.

Bonservis bedeli ile kulübün en pahalı futbolcusu konumundaki oyuncuyu, Arjantinli genç stoper Cristian Daniel Ansaldi izliyor. Rusya Ligi’nin ve Milli Takım’ın en tecrübelilerinden Sergey Semak bu sıralamada üçüncü. Bir süre Fenerbahçe formasını da giyen Ukraynalı Sergev Rebrov da bu sezon Rubin Kazan’a gelen tecrübeli oyunculardan. Bu listeye tecrübeli golcü Savo Milosevic’i de eklemeden geçmeyelim.Stjepan Tomas ve Hasan Kabze de bu takımın avrupa kupaları tecrübesine sahip oyuncuları arasında göstermek gerekir.

İki Tane Stadyum

Ülkemizdeki takımlar futbol oynamak için bir tane bile stad bulamazken, Rubin Kazan’ın iki tane stadı bulunuyor. Biri Rubin-2 ve Rubin Rezerv takımlarının maçlarını oynadığı 10.000 kişilik kapasiteli “Rubin” stadı, diğeri Rubin Kazan takımının oynadığı 30.000 kişi kapasiteli, daha önceki adı “Lenin Stadı” olan “Central Stadium”.

Bu Sezon Ne Yapabilirler?

Tarihlerinde hiç şampiyonluk görememiş takım bu sezon bunu başarabilecek gibi gözüküyor. Bu konuda bir yorum getirmek için ne kadar erken olsa da şu ana kadarki performanslarına bakarsak en azından Avrupa Kupaları’na katılma amaçlarına ulaşacak gibi gözüküyorlar.

Bu sezon ligde oynanan 20 maçta12 galibiyetleri ve iki mağlubiyetleri var. Bu maçlarda 30 gol atıp 15 gol yediler. Uzun zamandır da birinci sıradalar. Geçen sezonun şampiyonu ve bu senenin UEFA Kupası finalisti Zenit St. Petersburg’u hem deplasamanda 3-1, hem de içeride 4-1 yenerek şampiyonluk konusunda inatçı olduklarını gösterdiler. Milli maçlar sebebiyle lige verilen araya birinci girmeleri üst sıralardaki yerlerini garantiledi denilebilir.

Rus Takımları’nın Türk Futbolu’na Katkısı

Türkiye’de ulaşamadığı şampiyonluk ve UEFA kupasına Zenit takımı ile Rusya’da ulaşan Fatih Tekke’den sonra Gökdeniz Karadeniz’in de aynı başarıyı Rubin Kazan’la gösterebilir. Türk futbolu ve futbolcuları için önemli bir gelişme olmaya aday bir durum.

Mesela Trabzonspor’da şampiyon olamayan oyuncuların şampiyonluk görebilmek için de iyi bir “kaçış” kapısı olabilir. Ayrıca Türk Futbolcusunun kalitesini gören Rus takımlarının ülkemizden yapacağı muhtemel transferlerle, ülkeye giren dövizdeki artışın ekonomiye önemli bir katkısı olabilir. Tabi bize ödedikleri parayı yayın haklarıyla geri almaları da mümkün.

Eğer Rus takımları, Türk oyuncuları tercih etmeye devam ederse, ülkemizde yurtdışına çıkan futbolcuların fazlalığı ile forma şansı bulamayan genç oyuncuların önü açılacak ve bu sayede oyuncuların gelişimesi mümkün olacak. Gelişebilmenin diğer bir yolu olan devinim, bu sayede gerçekleşebilir ve Türk futbolunun ve futbolcusunun gelişimi mümkün olur.

Kategorisi GenelYorum (0)

Sporsevere Show TV kazığı


Günlerce reklamı yapılan UEFA Kupası Finali’nin canlı yayınlanmayacağı, karşılaşmaya dakikalar kala duyuruldu. Maç, Show TV’nin internet sayfasından ücretli izlenebildi. (MedyaKronik/HaberVesaire/15.05.2008)

Dün akşam Avrupa’nın en büyük ikinci kupası olarak nitelendirilen UEFA Kupası’nın finali, Rusya’nın Zenit ve İskoçya’nın Glasgow Rangers kulüpleri arasında oynandı. Karşılaşmanın Türkiye’deki yayın haklarını Show TV satın aldı ve günlerce bu maçın reklamını yaptı. Ancak karşılaşmanın başlamasına dakikalar kala, ekranda beliren altyazıyla, canlı yayın yapmayacağını ve maçın 23:25’te banttan yayınlanacağını duyurdu.

Maçın başladığı dakikalarda hâlâ, Show TV’nin internet sayfasındaki yayın akışında maçın 21:45’te canlı yayınlanacağı bilgisi yer alıyordu. Anasayfadaki “UEFA Kupası heyecanı Show TV’de” yazan linki tıklayınca gördüm ki, maçı internetten yayınlanıyor. Ama 5 avro karşılığında! Canlı yayından kast ettikleri, ceplerini canlandırmakmış demek ki.

İzleyiciden, kişi başı 5 avro kazanmak için yapılan bu uygulamanın ne kadar adil olduğuna siz karar verin. Ancak bir maçın (hele ki UEFA Kupası finalinin) canlı yayınlanmamasının çok önemli bir özrü olmalı. Çünkü bir futbol müsabakasını seyretmenin başlıca nedeni, sonucunu önceden bilememenizdir. Sonucunu bildiğimiz bir spor hadisesini hangimiz izlemek isteriz?

Gelgelelim, maç saatinde kanalda Acun Ilıcalı’nın sunduğu “Var Mısın Yok Musun” yarışması yayınlanıyordu. Televizyon izleyicisinin yoğun ilgi gösterdiği bilinen bu yarışma, banttan yayınlanıyor. Televizyon yayıncılığından hiç anlamam. Ama banttan olduğu yayın saati kaydırılabilecek bir yarışmanın, canlı verilmediği durumda “çöpe gidecek” bir UEFA finaline tercih edilmesini hiç anlayamıyorum.

Üstelik bu maçın, Türk izleyicisi için farklı bir anlamı da vardı. Çünkü Avrupa’nın zirvesindeki takımlardan birini belirleyecek olan bu karşılaşmada milli oyuncumuz Fatih Tekke de ter dökecekti. Fatih,
Yıldıray Baştürk’ün Bayer Leverkusen formasıyla 2001 yılında Real Madrid’e karşı oynadığı Şampiyonlar Ligi Finali’nden sonra, yabancı bir takımla Avrupa’da final oynayan ikinci futbolcumuz olacaktı. Sadece bu bile, bu maçı televizyondan izleme hakkını bize veriyordu. Ama yayınlanmadı. Kazık yedik. Yediğimiz kazık 5 avroyla ölçülebilecek bir kazık da değil üstelik.

Ben, vefalı bir arkadaşımın yardımıyla maçı internetten, hem de bedavaya seyrettim. Fatih Tekke 90 dakika boyunca oyunda kaldı ve iyi bir performans gösterdi. Uzatma dakikalarında, takımının ikinci golünün pasını da verdi. Zenit karşılaşmayı 2-0 kazandı. Fatih Tekke, Galatasaray’ın başarısından sonra UEFA Kupası’nı kaldıran ilk Türk futbolcu oldu.

Show TV, belki yarışma programının izlenirlik oranına ulaşamayacağı kaygısıyla, izleyicisine verdiği sözü tutmadı. Reyting denen şey bu kadar önemliyse eğer, gerektiğinde bu kaygıyı görmemezlikten gelmeyi başaran televizyon kanallarını kutlamak lazım. Sadece Tuncay Şanlı’nın takımı diye, Tuncay o gün oynamıyor olmasına rağmen, Premier League’deki Middlesbrough takımının, bu sezon İngiltere üçüncü liginden de düşen Mansfield ile “FA Cup” karşılaşmasını yayınlayan TV8’i… Ve “”Ah Tugay girse de birazcık topa dokunsa” diye heyecanla izlediğimiz Blackburn Rovers maçlarını yayınlayan FOX TV’yi.

Tekrar etmemde fayda var: Bir ulusal kanal, Show TV, dün akşam izleyicisine verdiği sözü tutmadı; kazık attı. UEFA Kupası Finali’nin heyacanını “gasp etti”. Ve Türk futbolu için yeterince tarihi bir hadise yaşanırken, Fatih Tekke’nin kutusundan bir şey çıkmayacağına inanmış olmalı ki Acun’un bayat kutularını açmayı tercih etti.

Kategorisi 0-Özel Dosyalar, 1-Futbol, İnceleme, YorumlarYorum (0)


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

Facebook Hayran Sayfası

Ekim 2019
P S Ç P C C P
« Eyl    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler