Arşiv | Şubat 14th, 2009

Galatarasaray’ın Final şansı

UEFA’dan gelenlerin şansı: %25
bulent-taffarelBu yıl ülkemizi avrupa kupalarında temsil edecek takım olarak sadece Galatasaray kaldı. Sarı – Kırmızılı ekibi 18 Şubat ve 26 Şubat’ta oldukça zorlu iki maç bekliyor. Hedef tabi ki İstanbul’da oynanacak finalde oynayıp kupayı kaldırmak. Tüm Galatasaraylıların UEFA Kupası’ndan beklentisi bu. Takım bu yüzden kadro yapısı olarak daha da güçlendirildi. Ve şanssız bir yenilgi dışında çok iyi sonuçlar alınarak UEFA Kupası’nda son 32’ye kalındı. Grupta ikinci olunarak Şampiyonlar Ligi’nden gelecek bir takımla eşleşmenin dünyanın sonu olarak görüldü. Ancak durum hiç de öyle değil. UEFA Kupası gruplu oynanmaya başlandığından 2004 yılından bugüne dek Şampiyonlar Ligi’nden gelip şampiyon olan tek takım CSKA Moskova olmuş. Diğer yıllarda şampiyon olan takımlardan Sevilla 2006’te kupaya uzandığında UEFA grubunu 7 puanla 1., 2007’de ise grubunu yine 7 puanla ancak 2. sırada bitirmişti. Geçen yılın şampiyonu Zenit St. Petersburg ise grubundan tek puan farkla ve neredeyse mucize ile çıkmayı başarmış. AZ Alkmaar son maçında 2-3 yenilmeyip, 3-3 berabere kalsaydı Zenit ve AZ’nin puanları, averajları, attığı ve yediği gol sayıları eşit olacaktı. Zenit’in şampiyonluğu ‘o’ derece bir mucize… Yine bu kupa gruplu oynanmaya başladığından bu yana, son 32’ye kalan 8 Şampiyonlar Ligi takımından 2005,2006 ve 2007 yıllarında sadece 3 takım son 16 ‘ya kalma başarısı gösterirken, geçen yıl şampiyonlar liginden gelen 5 takım son 16 ya kalabildi. Ancak yine sonuç değişmedi ve UEFA gruplarında mücadele eden takımlardan Zenit şampiyon oldu.

Kupalar Yerli Hocaların

Bu yıl 38.’si oynanan UEFA Kupası’nı bugüne dek 24 takım kazandı. Oynanan 37 finalden Juventus ve İnter 3’er kez kupayla ayrılırken takımın başında yerli hoca bulunuyordu. 1972’de oynanan ilk finalden bu yana istisna olan tek takım Liverpool, bu kupayı ilk kazandığında takımın başında İskoç Bill Shankly, ikincisinde İngiliz Bob Paisley, üçüncüsünde ise Fransız Gerard Houiller bulunuyordu. Takımın başında yabancı hoca bulunuyorken şampiyon olan diğer takımlar ise Hollandalı Dick Advocaat ile Rus takımı Zenit, Hollandalı Huub Stevens ile Alman Schalke 04. Yani toplamda oynanan 37 finalde sadece 4 kez takımlar yabancı çalıştırıcı ile şampiyonluğa uzanabilmiş. giovanni_trapattoni_634410

Hiç sevemedim Trapattoni’yi ama bu kupayı 3 defa kazanarak rekoru elinde bulunduruyor.

İkisi Juventus biri de İnterle kazanılmış 3 UEFA Kupası var. Yok 4 değil 3 ben saydım Gio…

Bu yıl ise son 32’ye kalan 20 takımın başında yerli çalıştırıcı bulunuyor. Yani yukarıdaki tezimize göre Lech Poznan, Metalist Kharkiv, Braga,St. Etienne, Nec Nijmegen gibi takımların şansı Galatasaray’a göre daha yüksek kewell-barosgözüküyor. Son şampiyon Zenit’in, daha bir kaç yıl önce kupaya uzanan CSKA Moskova’nın , bu yılın süpriz takımları Twente ve Standart Liege’in ve tabi ki Alman çalıştırıcısı olan Galatasaray’ın şanslarını oldukça düşürüyor. Ancak bu güne dek oynanan 37 finalden Alman hocaların 5 kez kupayla ayrıldığını bilmekte yarar var.
İstatistikler elbette sadece geçmişe ait verilerdir. Her zaman da yenilenmektedir.  Bu verilerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğidir önemli olan. Galatasaray’ın sadece bir sonraki tura çıkma şansını değerlendireceksek, sarı – kırmızılı ekibin son 16’ya kalma şansı: % 78…

Kategorisi Genel0 Yorum

20 Mayıs’ta Kadıköy’deyim

İstanbul’da Şampiyonlar Ligi finali düzenleneceğini duyduğumda gitmeliyim diye düşünüp hemen girişimlere başladım. Sonra baktım ki başvurmak için kredi kartı üzerindeki isimle stada gitmek gerekiyormuş. O dönemde 17 yaşında olduğumdan adıma bir kredi kartı yoktu. Babama çok yalvardım ama “o gün işim olur gidemeyiz boşuna almayalım bilet falan” demişti. O gün ne mi oldu! O salonda, ben odamda maçı izledik! İkinci yarıdaki her gol de salona koşup babama kızdım! En efsane finali kaçırdım çünkü. Ama bunu kaçıramazdım! Hem kredi kartım vardı, hem de az da olsa biletleri karşılayabilecek kadar param. Üstelik artık bu maçları takip etmek işim de olmuştu. Başvuru bitiminden bir gün önce iki bilet için başvurumu yaptım. Belki çıkar diye. Bu krizde kimsenin bu kadar masrafa girmeyeceğini de hesap ettim. Bir de futbol tutkumuzun sadece fanatizmden ibaret olduğunu hesap edince bilet çıkar dedim. Çıkmaz demeyin şansınızı deneyin…

Cevap 5 şubat’ta geldi.

Değerli Futbolsever,

20 Mayıs 2009 tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanacak olan UEFA Kupası Final maçı bilet kurası 29 Ocak 2009 tarihinde noter huzurunda gerçekleşmiştir.

Bu kura sonucunda final maçına bilet almaya hak kazanan talihlilerimiz arasında sizin de bulunduğunuzu belirtmek isteriz. Başvuru Formunuzda belirtmiş olduğunuz biletler için toplam tutar kredi kartınızdan başarıyla tahsil edilmiştir.

Biletleriniz, Başvuru Formunuzda beyan etmiş olduğunuz teslimat adresine 15 – 24 Nisan 2009 tarihleri arasında ekspres kurye servisi vasıtasıyla gönderilecektir.

Finalde görüşmek üzere,

Saygılarımızla,

Müşteri Hizmetleri

UEFA CUP Final İstanbul 2009
E tabi ki gerisayıma başladım! Tamam maddi olarak sarsıldım ancak buna fazlasıyla değer!! Heyecan dorukta… Hele bir de Galatasaray’ı sahada görürsem! Uf çok fena olur ama Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı kazanma şansını değerlendireceğim farklı bir bakışla…. İlk UEFA Kupasını kazanan Tottenham’ın 126 yıllık tarihini de yazacaktım ama olmadı… saatin kadranında sıkışmış hayallerim…

uefa2009_logoBilet gelsin onun da fotoğrafını koyacağım…

Kategorisi Genel0 Yorum

Küfürü önlemek için kadınları stada çekmeyelim!

Şu anda dinliyorum sadece Burcu Esmersoy’un Ntvspor’daki programını. Konuğu ise bilmemkaçıncı Kırkpınar ağası biri.. adını duyamadım. Stadlarda küfürü önlemek için kadınları stada çekelim diyorlar… Yıllardır kadınlar stada gidiyor ve küfür önlendi mi? Önlemedi. Galatasaray’ın yeni açık tribününde maç izlerken maça iki kız arkadaşıyla gelen genç kimse, takıma olan tepkisini, koltuğu tekmeleyip kırdıktan sonra küfürü savurabiliyor.. Ayrıca bir çok kadın da tribünü geçtim normal hayatlarında okkalı küfürler ediyorlar.. Birini tribüne çekecekseniz çocukları çekin.. Çocuğuyla maça gelecek kişiye promosyon yapılsın ve 50 TL olan biletin ikisini 30’a alsın.. misal tabi bu.. Herkes bunu yaparsa daha etkili bir çözüm olabilir bu.. Tabi bunun kontrolü nasıl yapılacak onu da düşünmek lazım.. He bi de şu var ki; okulumun  Kuştepe’deki kampüsüne giderken etrafta “.mına .odumun çocuğu” diye gezinen 3-5 yaşında çocuklar varken küfürü önlemek çok zor .. =) Bize böyle gençler gerek…trb_tribun_cocuk_kirmizi_kart

Kategorisi Genel0 Yorum

Biz mi yolladık Löw ve Hiddink’i?

Koç, sezon başında Aragones’in tarzı olan disiplin, ciddiyet, 7-24 çalışmasının kendilerini çok etkilediğini vurgulayarak, “Hocamız kısa vadede takımı arzu ettiği noktaya getiremedi. Hocamızın kariyeri Türkiye’de kısa zamanda başarılı olacağının garantisi değildir. Löw de Hiddink de kötü hocaydı. Teknik direktör çok iyi olduğu için burada muhakkak olacak diye bir garanti yok. Henüz kaybedilmiş bir şey yok. Sezon sonunda bakıp, gerekli değerlendirmeyi yapacağız” diye konuştu.

İyi de biz mi yolladık Löw’ü. Adam F.Bahçe’ye geldiğinde kupa galipleri kupası finali oynamıştı. Kazanamamış olabilir ama o yılın en gözde ve genç teknik adamlarından biriydi. Onu iki ayda yollarken yukarıda kalın yazılmış ikinci cümle neden düşünülmedi? Yanılmıyorsam 6 maçta kovuldu Löw… Gönderen de Aziz Yıldırım’da. Guus Hiddink’e de tek maçla yol gösterildi. Fenerbahçe’ye geldiğinde de 3 yılda 7 kupa kazanmıştı PSV ile. İstyen PSV’deki asistan koçluk süresini de eklesin yine de 6 yılda 7 kupa kazanmış oluyor. Gönderilme sebebi belli ki o yıl ligi 5. bitirmesi… Guus şimdi Chelsea’de o da ayrı mevzu… Neyse artık geçmiş geçmişte kalmıştır… Artık beni ilgilendiren eğer sezon sonu Aragones gönderilirse, gönderilme sebebi “ Hocamızın kariyeri Türkiye’de kısa zamanda başarılı olacağının garantisi değildir” lafının ardından aldığı başarısız sonuçlar mı olacak? Yani bu lafı söylüyorsan başarısız sonuçlarına sabır gösterebiliyor olman gerek diye düşünüyorum ben…

Aragones acaba ne düşünüyor onu da bilmek gerek…aragones4

Kategorisi Genel0 Yorum

Anamızı da alalım gidelim!

“YÖNETİMİ BEĞENMİYOR OLABİLİRSİNİZ AMA BU SİZE FENERBAHÇE’Yİ PROTESTO HAKKI VERMEZ”

fft4_mf180351Koç, “Hakemlerin Türkiye’de ulaştığı noktayı ve geride kaldıklarına şahit oluyoruz. Günümüz futboluna gelebilmesi için beklemedeyiz. Diğer bir konu ise kendilerini taraftar olarak adlandıran ama camiamıza zarar verecek ve şampiyonluğumuzu istemeyen zihiniyet ile de mücadele etmekteyiz. Takımın yenik durumda olduğu maçta bir gol daha yemesi için gayret göstermek Fenerbahçelilik değildir. Büyüklüğü milyonlarla ifade edilen camiamızda bu insanlar çok küçük bir grup oluşturmaktadır. Bu yanlışa düşen ve bu emellere alet olanlar yanlıştan dönmeliler. Teknik kadro ve yönetimi beğenmiyor olabilirsiniz ama bu size Fenerbahçe’yi protesto hakkı vermez. Bu kişiler camiamızdan süratle temizlenecektir. Kongre üyelerimizden aldığımız destekle buradayız. Başta Aziz Yıldırım olmak üzere üzerimize düşen görevi yapmak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Bugün evdeydim. Aylardır beklenen basın bilgilendirme toplantısını izledim.

Ali Koç ve Şekip Mosturoğlu konuştu Fenebahçe’yi temsilen. 1 saatten fazla sürdü sanırım toplantı. Ntvspor sağolsun uzun uzun yayınladı toplantıyı. Ne diyeyim ki Fenerbahçe’nin yönetiminden ve yönetiliş biçimden, zihniyetinden bir kez daha nefret ettim. Yukarıda ne diyor Ali Koç; Teknik kadro ve yönetimi beğenmiyor olabilirsiniz ama bu size Fenerbahçe’yi protesto hakkı vermez. YOK YA!!! İyice aptal sanıyorsunuz insanları. Köleniz değiliz, taraftarız biz. Senin, yeri geldiğinde  arkasına sığınabildiğin, 25 milyon F.Bahçeliyi uyutmaya çalışmayın! Onlar var diye siz oradasınız!

Eğer sen bu insanları artık taraftar değil de “müşteri” olarak nitelendiriyorsan unutma ki “Müşteri velinimettir!” Ne demek, “teknik kadro ve yönetimi beğenmiyor olabilirsin ama protesto hakkın yoktur” ne demek! Oldu olacak ananı da al git de! Acaba Koç şirketlerinde böyle bir şey diyebiliyor musunuz Sayın Koç!? Bilgisayarınızı beğenmedik diyenlere beğenmiyor olabilirsin ama protesto etme hakkın yok diyebiliyor musunuz? Deyin bakalım n’oluyor!?

Fenerbahçe diktatörlük yönetimi olma yönünde hızla ilerliyor. Bu açıklamanın bu bölümünü duyan Fenerbahçeli taraftarların buna bir tepki göstermesini diliyorum. Bu cümleyi kuran karşı görüşümüzü, eleştiri hakkımızı elimizden almaya çalışan bir yönetimi tamamen kınıyorum! Beğenmiyorsam protesto da ederim, takımımın aleyhine de bağırırım! Bu takım yönetimlerin değil taraftalarındır! Yeri geldiğinde arkasına sığındığı 25 milyonluk camianın eleştiri , protesto hakkını kimse elinden alamaz!

Ben sustum fotoğraflar konuşsun. Cevap içinde…

fb-taraftar

fb-taraftar2

Kategorisi Genel0 Yorum


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

Facebook Hayran Sayfası

Şubat 2009
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728