Arşiv | Şubat 15th, 2009

Lazio-Torino: Talihsiz Hakem

Dün oynanan Lazio – Torino maçında ev sahibi ekibin sol beki Kolarov öyle bir şut attı ki topun gideceği yönde bulunan hakem Saccani top çarpar çarpmaz kendini yerde buldu. Ben geçici olarak hafıza kaybı yaşayabileceğini maça devam edemeyeceğini bile düşündüm. Benzer bir durum kuzenimin başına gelmişti. Maç sonu havaalanına gidip ağabeyimi almıştık. Hatırlamıyordu hiç bir şey… Video’yu aradığım için geç oldu blog’a eklemek. Maçı sunan Brezilyalı spikerlerin top çarpar çarpmaz “Hoppa” tepkisi de çok sıcak, çok bizden… Maç sonucu: Lazio-Torino: 1-1

[vodpod id=Groupvideo.2096539&w=425&h=350&fv=videolist%3Dhttp%3A%2F%2Fvideo.eksenim.mynet.com%2Fbatch%2Fvideo_xml_embed.php%3Fvideo_id%3D282287%26adxml%3D%26autoplay%3D0]

more about "Lazio-Torino: Talihsiz Hakem ", posted with vodpod

Kategorisi Genel0 Yorum

Tottenham’lı Coşkun

yaser_kasim_2008Çok tesadüfen buldum bu ismi. Acaba Robbie Keane ve Defoe uefa kupası maçları için bildirilen listede bulunuyorlar mı diye bakmak için uefa’nın sitesinden son 32 listesinde bulunan Tottenham’a tıkladım. Kadroya iki üç kez baktım gözden kaçırmayayım diye. O arada tanıdık isimler çarptı gözüme… Coşkun Ekim(sağdaki) ve Yaser Kasim(soldaki).  İsimlerinden dolayı heyecan  duydum hemen tıkladım baktım. İki tane türk asıllı oyunucu var diye sevinirken gördüm ki Yaser Baghdad doğumlu imiş. Olsun o da bizden sayılır. Komşudur en nihayetinde. Keşfedilip Londra’ya getirilmiş. 2007-08 sezonunda sadece iki tane akademi ligi maçı kaçırmış, 22 maça da ilk 11’de başlamış. Yetenekli orta-saha oyuncusu bu yıl Tottenham’ın Hollanda’da oynadığı Nijmegen maçının da kadrosunda yer almış. Rezerv kadroda sıkça yer bulan 10 Mayıs 1991 doğumlu oyuncu, ilk kez rezerv takıma 2006-07 de çıkmış.Akademi takımında ikinci yılı

Bir diğer isim Coskun Ekim’se bildiğin Türk asıllı futbolcu. Ama o Londra doğumlu. Park View Akademide okumuş genç oyuncu. Geçen sezon da Londra Gençlik Oyunları’nda 800 metre birincisi olmuş. Potansiyel bir Aaron Lennon yani.. Ama tip olarak daha bir Jamie O’Hara’ya benziyor. Tottenham akademisinde ilk yılı olan Coşkun takcoskun_ekim_2008ıma katılmadan önce, Pazar Ligi’nde mücadele eden  Broadwater Farm‘da top koşturuyormuş.Geçen sezon Tottenham’ın U-18 takımında forma giymiş. Bu yıl da Türkiye 17 Yaşaltı Ulusal Takımı’na çağırılmış. Ama oynamamış..

Naparsın Türk futbolu böyle.. Bu çocuğu çağırdığına göre beğendin. Eğer oynadığını hiç görmeden çağırdıysan neden çağırdın? Oynadığını hiç görmeden bir bakalım demek için çağırdıysan neden oynatmadın? En azından bir forma ver de çocuğı kendi gözlerinle gör. Kafandakileri yapabilecek düzeyde mi diye çıplak gözle bir test et… He tabi ki illa maça çağırmamış olabilir Abdullah Ercan Coşkun’u.. Neyse U-17’de parlayan gençlerini söndürmeyi çok iyi bildiğimiz için tepki doldum… (Bknz. Nuri Şahin, Özgürcan Özcan, Tevfik Köse, İlhan Parlak)

Benimle aynı gün, 17 Kasım’da doğduğu için ayrıca ısındığım Coşkun’u takipteyim…

Kategorisi Genel0 Yorum

Futboldaki Şiddet Neden Bitmiyor?

Ethem Özgüven 1962 yılında doğdu. Akademi İstanbul, Beykent Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Viyanaethem_ozguven Gazetecilik Enstitüsü, Yıldız Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi’nde ders verdi. Vega film, Antalya Altın Portakal vakfı, şizofreni dostları derneği, Vehbi koç vakfı, kas hastalıkları derneği, mayın karşıtı platform, barışa rock, şizofreni dostları derneği, gibi kurum ve derneklerle projeler gerçekleştirdi. kısa, deneysel, belgesel filmleri var. Contra diye tabir edilen sosyal reklamları var. İnsanların yüzleşmek istemediği konularda yaptığı bir çok sosyal reklam yapmış şimdiye dek. Ancak bu konular hakkında bir duyarlılığa sahip olduğundan değil. Bencil olduğundan. Genellikle sanatın, sanatçının bencil bir şey olduğunu, hatta hiç de duyarlı olmadığını söylüyor. Filmleri de duyarlılıkla yapmıyor. Çünkü duyarlılıkta bir problem vardır diyor. Çünkü duyarlılıktan yola çıkarsan bir işi yaparken o bir  göreve dönüşür ve bu da yapacağın işlerden alacağın zevki azaltır diyor. Portekiz’de, İspanya’da, Brezilya’daki film arşivlerinde çektiği bu sosyal reklamlar yer alıyormuş.

Şu anda da okulumda, Bilgi Üniversitesi’nde Televizyon Gazeteciliği bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Geçen yıl şu anda üyesi olduğum Bilgi Üniversitesi Toplum Gönüllülerinin organize ettiği yarım konserinde rastladım bu kendisinin adına. Studio Live‘da yapılan konser sırasında etraftaki televizyonlarda futbol üzerinde çektiği sosyal reklamlar dönüyordu. Sahnede Gevende ve Replikas vardı ama elbette ilk defa gördüğüm ve futboldaki şiddeti çok güzel eleştiren kısa filmlerden gözümü alamadım. -Sonradan öğrendim ki, aslında o ekranlarda Ethem Hoca’nın kadına karşı şiddeti eleştiren sosyal reklamların dönmesi gerekiyormuş.- O arada da şimdi habervesaire olan Medyakronik için haberler yazmaya başlamıştım ve işte yeni güzel bir haberdi bu tam benlik. Gittim ropörtaj yaptım hocayla tabi. Gerçi haber haline getirmedim ancak kaydımı da silmedim elbet bir gün çözücektim yani ropörtajı. O gün bugünmüş.

Ethem Hocanın 6 tane sosyal reklamı bulunuyor futboldaki şiddet üzerine. Rakipsiz olmuyor, hakemsiz olmuyor, taraftarsız olmuyor, bu sadece bir oyun, sadece işini yapıyor mesajları veriyor bu 6 kısa filmde de. Konuşma yok. Ünlü sima nerdeyse yok. Bir kaçında futbol topu, futbol sahası bile yok. Ancak 50 saniyede futboldaki şiddetin manasızlığını ve gündelik yaşamla içiçeliğini çok şahane bir şekilde anlatıyor. Peki diyorum nereden esti bu konu hakkında bir şeyler yapmak?

E.Ö.: Ben zaten eskiden futbolcuydum. Ve futbolda da çok büyük bir tribün terörü var. Aslında galiba bütün terörü de televizyonlardaki yorumcular yaratıyor. Büyük kulüplerin başkanları ve yönetimleri de buna dahil. Ama en başta da medya buılunuyor. Herkesi dolduruşa getiriyorlar. Bunla ilgili napabiliriz diye düşünürken bir kaç öykü yazdım ve sanki güzel geldi bana bunlar. Bu filmleri çekmek için dışarıdan destek gerekiyor illa ki . Sonra bu kısa filmleri çekebilmek için federasyona başvurdum. Ancak oralar dipsiz kuyular. Araştırdık ancak bulamadık derken, bir çok işimde destek olduğu gibi Bilgi Üniversitesi destek verdi. Bir kısmına okul destek oldu, bir kısmına da Filmakas diye bir reklam şiruykusuz-kapakketi var. Oğuz Peri adında çok sevdiğim bir arkadaşım var. 250bin dolarlık bir kaynak sağladı bana ve 1 hafta içinde 6 kısa filmi de çektik. Sonra bunları yayınlamak için medya kuruluşlarıyla iletişime geçtik. Bizim medyamızı nereden baktığınıza göre hem iyi hem de kötü olarak eleştirebilirsiniz. İyidir çünkü bir anda yayınlama imkanı bulabilirsiniz. Biri beğenir ve yayınlar. Bazen de çok az gösterilir ve rafa kaldırılır ama Brezilya’da 3-4 yıldır gösterilmeye devam ediyor. Bu arada FIFA ve UEFA ile iletişime geçtik. Oradan İtalyan bir görevliyle temas kurduk. Ancak çok pişman oldum. Şenes Erzik‘le iletişime geçtik ona da pişman oldum. Çünkü dönüp bakmadılar bile. İddialı konuşacağım ama dönüp bakılmayacak filmler değil bunlar. Biz maddi karşılık da istemiyoruz ancak Federasyon çok büyük bütçeler harcayıp, çok kötü filmler yapıyorlar. Bence bir pasta var. Ve eğer iyi bir şey yaparsan o pastaya zarar verebileceğini düşünerek kabul etmediklerini düşünüyorum. Bunları görünce futbol dünyasının korkulması gereken bir yer olduğunu düşünmeye başladım. Bir altı tane daha öykü yazdım futbolla alakalı. Eğer vaktim olursa bunları da çekmeye başlayacağım…

Kısa filmler gerçekten şahane. Ve Federasyonun, UEFA’nın, FIFA’nın bu konudaki tavrı gerçekten kabul edilemez. Belki de bu yüzden tribün teröründen, futbol oyununun içindeki şiddetten bir türlü kurtulamıyoruz…

ekşisözlük’te hakkında bir entry:

tonton, çok kral muhabbeti olan zat-ı şahane bir abimdir. şöyle bir ayarını almış (mübalağanın vebali boynumadır), baş köşeme koymuşumdur:

– baba, senin bu sosyal reklamcılık işlerin[*] muazzam işler olmuş. lakin bizim zanaatte 30 saniyede ne anlatacaksın? olmaz ki.
– yahu siz sosyal bilimciler bi sunuşta 35 dakka vır vır anlatıyorsunuz, kaç kişinin aklında ne kalıyor? uyuyor millet.
– ama ben 30 saniyede ne sosyolojiisi anlatayım baba?
– 30 saniyeye 7 cümle sığıyor. üstüne de görüntü. mahareti sanatı bu işin.
– 7 cümlede bourdieu?
– olur güzelim. anlatırsın.

bir ara istanbul’un avrupa’dan içeri muhalif lakırdı ithal etmeye bayılan sol-sosyetesi hakkında kısa film projesi var idi. gerçekleştirirse bilgi’den boğaziçi’ne taşlar yerinden oynar gerçi ya, keşkelerle beklemedeyiz.

Kategorisi Genel0 Yorum


Takip et // Follow

Açık Radyo – Efektifpas

15 günde bir her pazartesi 19.30'da, 94.9 Açık Radyo'dayız. Duyurularımızı takip etmek için Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz...

RadyoEfektifpas

Programlarımızın tüm podcast kayıtları online olarak bulunmasa da dinlemek isteyenler için bir kaç adet program mevcut

‘Salvador’ Guti

Johan Cruyff

Arşivler

Bülent Korkmaz – 3

Tottenham Hotspurs

Nazım Hikmet Ran

HaberVesaire Spor

Video Bug Report

Açılmayan bir video varsa resme tıkla, videonun linkini yolla Teşekkürler...

Facebook Hayran Sayfası

Şubat 2009
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728