Eklendigi tarih 05 Ağustos 2011. Etiketler: Almanya, borussia, bundesliga, dortmund, Hamburg, kagawa, petric
Şike operasyonu falan olmasa Türkiye Ligleri de bugün açılacaktı. Neyse ki ve bence iyi ki de açılmadı.. Onun yerine Bundesliga ile dindireceğiz futbola açlığımızı. Güzel başlangıçlarla oturacağız bu yılki futbol sofrasına.
Genellikle Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri oynanan Bundesliga’da ilk maç bu akşam 21.30’da Borussia Dortmund ve Hamburg arasında oynanacak.
Son şampiyon Borussia Dortmund transfer sezonunda Nuri Şahin’i gönderdi Real Madrid’e. Bu sarı siyahlı takım için önemli bir eksik olarak nitelendirilebilir. Çünkü yerine alınan oyuncular Nuri kadar iyi olsalar da henüz takım için o potansiyellerini sergileyecek durumda değiller. Nuri yerine transfer edilen ne İlkay, ne de Perisic için de tüm sezonu Nuri gibi takıma tam katkıyla tamamlayabilir yorumunu yapmak zor. Ama belirttiğim gibi ikisi de çok iyi oyuncular. Dortmund Nuri dışında efsane oyuncusu Dede ile yolları ayırdı. Onun yerine olmasa da yine onun oynadığı bölgeye Chemnitzer FC’den Chris Löwe’yi alarak Schmelzer’e harika bir alternatif yarattılar ki bu akşam da Schmelzer’in yokluğunda Löwe’yi izleyeceğiz. En önemli eksikse Lucas Barrios tabi ki Dortmund adına. COPA America’da ülkesini temsil eden Barrios turnuvada sakatlandı ve 6 hafta sahalardan uzak. Uzun bir süre sonra Shinji Kagawa’yı sapasağlam ve hazır izleyecek olmak heyecanlandırıyor beni. Dortmunda adına en tehlikeli isim ise bence Mario Götze olur.
Ligde son yıllarda en çok hayalkırıklığı yaratan takım Hamburg geçen sezonu 8. bitirebildi. Bir önceki sezon da 7. sırada kaldığını düşününce Hamburg’da sağlam bir değişikliğe ihtiyaç olduğu görülüyor. Nitekim geçen sezonun ortasında Armin Veh’le yollar ayrılmış ve yerine Michael Oening getirilmişti. Oening de Nistelrooy, Ze Roberto, Mathijsen, Rozenhal, Rost ve Benjamin gibi 30 yaş üstü oyuncularla yolu ayırdı ve kadroda sadece 30-32 yaş aralığında 4 adet oyuncu bıraktı. Hepsinin farklı bölgenin oyuncuları olmaları da takımın bölgesel abilerinin kimler olacağını niteliyor gibi. Bu isimler kaleci Jaroslav Droby, defansta Guy Demel, orta sahada David Jarolim, forvette ise Mladen Petric. En önemli kayıplarının bonservissiz gönderilen Piotr Trochowski olduğunu söyleyelim. Tunay Torun ise Oening düşünmediği diğer isim oldu. Gidenlerin yerini ise potansiyeli yüksek genç oyuncularlda doldurdu Hamburg. Michael Mancienne, GökhanTöre (Chelsea), Per Cijen Skjelbred (Rosenborg), Marcus Berg (PSV) gibi isimler takımın transflerinde göze çarpan isimler. Altyapıdan gelen Daniel Nagy de dikkat çekiyor. Mavi-beyazlıların forvetteki önemli ismi Copa America yorgunu Paolo Guerrero muhtemelen bu akşamki maçta ilk 11’de olmayacak. Fakat turnuvadaki 5 maçta 5 gollük performansıyla sahada olması işleri değiştirebilirdi.. Petric, Jarolim ve Westermann bugün takımlarını ayakta tutmak konusunda sorumluluk alması gereken isimler arasında. Elia sen de yap patlamanı artık be abi..
Muhtemel kadro
Maç öncesi dikkat çeken istatistikler..
- Dortmunda daha önce şampiyon olduğu sezonların ardından sezon açılış maçlarını kazanamadı. (2 Beraberlik, 1 yenilgi)
- Son şampiyon Dortmund, geçen sezon sadece Bayer Leverkusen’i ağırladığı sezon açılış maçında iç saha mağlubiyeti (0-2) aldı.
- İki takım arasında oynanan maçlar Bundesliga tarihinde 309 golle en çok gol atılan mücadeleler oldu. 295 golle W.Bremen-Vfb Stuttgart karşılaşmaları takip ediyor.
- Dortmund’un ev sahipliğinde oynanan hiç bir mücadele golsüz geçmezken Hamburg son 3 Dortmund deplasmanında golle buluşamadı.
- Dortmund’un başarılı hocası Jürgen Klopp, Mainz 05 takımını çalıştırdığı dönemde ilk galibiyetini Hamburg’a karşı almıştı.
- Dortmundan tarihinde kendi sahasında oynadığı maçlarda en çok golü Hamburg’dan (62) yedi.
- Hamburg’un teknik direktörü Michael Oening Bundesliga tarihinde ilk 8 maçını kazanan tek çalıştırıcı.
Kategorisi 1. Bundesliga, Almanya Ligleri, B.V.B Dortmund, Dünyadan Futbol
Eklendigi tarih 19 Aralık 2008. Etiketler: Aab Aalborg, ajax, Aston Villa, Beşiktaş, Bordeaux, Braga, CSKA Moskova, Deportivo, Dinamo Kiev, Fiorentina, Galatasaray, Hamburg, Kopenhag, Lech, M.City, marsilya, Metalist Kharkiv, Milan, NEC Nijmegen, Olympiakos, PSG, Sampdoria, Shaktar Donetsk, skibbe, St. Etienne, Standard Liege, Stuttgart, Tottenham, Twente, Udinese, UEFA Kupası, UEFA Kupası 2008-09, UEFA Kupası gruplar, UEFA Kupası Şampiyonları, Valencia, W.Bremen, Wolfsburg, zenit
Çarşamba ve Peşiembe yapılan 16 maç sonunda UEFA gruplarında son sıralamalar belli oldu. Gruplardan çıkmayı başaran takımlar gruptaki sıralamalarına göre aşağıdaki gibidir.
A Grubu: M.City, Twente, PSG
B Grubu: Metalist Kharkiv, Galatasaray, Olympiakos
C Grubu: Standard Liege, Stuttgart, Sampdoria
D Grubu: Udinese, Tottenham, NEC Nijmegen
E Grubu: Wolfsburg, Milan, Braga
F Grubu: Hamburg, Ajax, Aston Villa
G Grubu: St. Etienne, Valencia, Kopenhag
H Grubu: CSKA Moskova, Deportivo, Lech
Galatasaray’ın grubunu 1. bitirmesini elbette istiyorduk. Biraz prestij meselesi tabi ki ve ayrıca da son 32’de UEFA gruplarından 3. olan takımlarla eşleşmeyi, Şampiyonlar Ligi’nde takımlarla eşlemeye tercih ettiğimizdendi.. İstanbul’da Metalist’e yenilerek grup birinciliğini tehlikeye soktuk. En azından bir beraberlik bizi birinci yapıyordu. Son maçta hepimiz Benficalı olduk. Maçı pek izlemedim ama Benfica’nın direkten dönen iki topunu ve Nuno Gomes’in kaçırdığı golü gördüm. Metalist’in ise tek atağını gördüm. O da gerçekten güzeldi. Benfica yarı sahasında çapraz toplar yaparak defansın dengesini bozdular ve Benfica’nın sol bekindeki kademe boşluğundan yararlanıp düzgün bir şutla golü buldular. Metalist’in şansıyla buraya geldiğini iddia edenler olabilir. Ama Beşiktaş maçları şans mıydı? Gruplarından hiç yenilmeden bir takım olmaları şans mıydı? Hala inatla şans olduğunu söyleyenlere hak verebilirim. Ama bu takımın şansını zorladığını iddia edemez miyiz? Şans onlardan yanaydı direkten dönen toplarda, Servet’in kaptırdığı topta… Ama Benfica maçında direkten dönen toplara vuran adamları rahatsız etmeleri yüzünden o adamlar toplara rahat vuramamış olamazlar mı? Servet’in geride tek olduğunu ve topu ıskalama ihtimalini ya da şansını düşünüp pres yapıp topu kapmaları şanslarını zorlamak değil midir ki? Metalist hakkıyla birinci oldu,şansıyla değil..
Grubumuzu ikinci bitirmenin çok büyük bir talihsizlik olduğunu düşünenler var. “Eyvah Şampiyonlar Ligi’nden gelenlerle eşleşeceğiz mahvolduk” diye düşünenler var. Etikete bakıp yanılgıya düşmeyelim. Bu konuda küçük bir araştırma yaptım.
Gruplu şekilde 2004’ten beri oynanmaya başladı UEFA Kupası.Bu statüyle oynanan kupanın ilk sahibi CSKA Moskova olmuştu. Şampiyonlar Ligi’ndeki grubunda 3. olan takım şanslı kurasıyla şampiyon olabilmiş diyebiliriz. İlk turda eledikleri Benfica bu yıl UEFA grubunda sonuncu old. Mesela Parma şimdilerde Serie B’de. Partizan hep figüran. Auxerre de dengesiz bir ekip. Bir var bir yok. Finali az çok hatırlıyorum. İkinci yarıda 1-0’dan 3-1 yaparak enfes bir maç çıkarmışlardı. Sanırım ardarda iki kontra atakla bitirmişti Sporting’i kendi evinde. Sporting ise o yıl grubunda sonuncu olmuş.. Feyenoord,M.Brough,Newcastle ve AZ’yi eleyip finale çıkmış. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.
Sonrasında Sevilla şampiyon oldu. Beşiktaş’ın da bulunduğu grupta averajla ve sadece 7 puanla birinci olmuş. Yani Galatasaray’dan 2 puan az toplamışlar. Grubun ikincisi ise son şampiyon Zenit. Finalde karşılaştığı Middlesbrough da grubunu birinci bitirmiş. Son dörde kalan Steaua da grubunu 8 puanla 1. bitirmiş. Son dörde Ş.L.’den sadece bir takım kalabilmiş o da Schalke 04. Alman takımı çok ilginç bir şekilde bu sene UEFA’ya veda etti.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.
Ertesi yıl yine kupaya uzanan Sevilla bu sefer grubunu 2. bitirmiş. Ş.L.’den gelen Steaua ve Shakhtar’ı ardarda elemişler. Ardından yine Beşiktaş’ın grubunda bulunan ve birinci olan Tottenhamımı elemişler. Sonra da grubunu ikinci bitiren Ossasuna’yı elemiş. Finalde de grubundan birinci çıkan Espanyol’u elemiş. Bu sene ise Sevilla gerçekten dramatik bir şekilde gruplara veda etti.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.
Son şampiyon Zenit ise grubundan tek puan farkla ve neredeyse mucize ile çıkmayı başarmış. AZ son maçında 3-3 berabere kalsa puanları, averajları, attığı ve yediği gol sayıları eşit olacaktı. Öyle olsaydı UEFA nası bir uygulama yapardı bilinmez.. O derece bir mucize.. Zorlu gruptan birinci çıkan geçen yılın flaş takımı Villareal’i elemişler ilk turda. Sonra Şampiyonlar Ligi’nden gelen Marsilya’yı, Skibbe’nin Leverkusen’ini ve Bayern’i eleyip finale çıkmışlar. Finalde ise Ş.L.’den gelen Rangers’ın Fatih Tekke’nin yıldızlaştığı maçta yenerek kupayı aldılar. Son şampiyon bu yıl Galatasaray’ın muhtemel rakibi.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan bu sefer 5’i son 16’ya kalabilmiş.
Yani istatistiki bir veri var yukarıda ve Ş.L.’den gelen sadece bir takım şampiyon olabilmiş gruplu statüye geçildiğinden beri. O da CSKA Moskova.. Daha önceki statüde sadece Şampiyonlar Ligi’nden gelip kupayı kazanan Galatasaray,Feyenoord’un şampiyonluğu var.. Yani bu kupayı kazanma şansı UEFA’dan gelen takımların daha yüksek..
Ayrıca Ş.L’den gelen Bordeaux, W.Bremen, Shaktar Donetsk, Marsilya, Aab Aalborg, Fiorentina, Dinamo Kiev, Zenit ile UEFA gruplarının 3.’leri PSG,Olympiakos,Sampdoria,NEC Nijmegen,Braga,Aston Villa,Kopenhag,Lech takımları arasında çok büyük farklar olduğunu iddia edebilir miyiz?
Galatasaray ‘ın grubunu ikinci bitirmesinin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bir kere “çok güçlü” olduğu iddia edilen takımlardan birini eleyecek ve “çok güçlü” rakiplerinden birini saf dışı edecek. 8’den biri gidecek. Galatasaray, son haftalarda sunduğu 10’ar dakikalık resitalleri tüm maça yaymayı başarabilirse “çok güçlü” rakiplerinden hangisini yenemez? Son haftalarda maçların son 10 dakikalarında oynadığı futbolu oynarsa hiç birini eleyemez orası ayrı bir yazı konusu..
Peki grubu birinci bitirip “Ş.L.’den geliyorlar yandık, çok güçlüler” dediğimiz takımlarla eşlememiş olduğumuzu düşünelim. Ve hepsinin de “çok güçlü” oldukları için son 16’ya kaldığımızı düşünelim. 8 tane “bela gibi, çok güçlü” takımın karşımıza çıkma ihtimali olacaktı. Öyle daha mı iyi mi olacaktı ki acaba?
Kuradan kim çıkarsa çıksın hiç bir şekilde şüpheniz olmasın Galatasaray Ş.L.’den gelen 8 takımı da yenebilecek güçte.. Takımın başında UEFA’da son sekize kalmayı başarmış Skibbe var. Ne çabuk unutuyoruz..
Kategorisi Genel